Misafir Defteri
Misafir defterini imzalayın 
















































































2824
misafir girişi
HESNA
13 ubat 2008 13:21 | konya
Kum ve Taş
Bir hikâyede iki arkadaşın çölde yürüdüğü anlatılır.
Yolculuğun bir noktasında bir tartışma olur ve biri diğerine bir tokat atar. Tokadı yiyenin canı acır, ama bir şey söylemeden kuma şöyle yazar:
"Bugün en iyi arkadaşım, beni tokatladı!.."
Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve suya girmeye karar verirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmak üzereyken, arkadaşı kurtarır. Boğulmadan kurtulup karaya çıktıktan sonra bir taşın üstüne şöyle yazar:
"Bugün en iyi arkadaşım, hayatımı kurtardı."
Tokadı atan, sonra da hayatını kurtaran arkadaşı şaşırır:
"-Canını acıttığımda kuma yazdın, şimdi neden taşa yazdın?"
Diğeri cevaplar:
"-Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki, bağışlama rüzgarı onu silebilsin. Fakat birisi iyilik yaparsa onu da taşa kazımalıyız ki, hiçbir rüzgar silemesin!.."
***
Dost kazanmak ve dostluklarınızı devam ettirebilmek istiyorsanız; acılarınızı kuma, mutluluklarınızı da taşlara yazmayı öğrenmelisiniz.
Bir hikâyede iki arkadaşın çölde yürüdüğü anlatılır.
Yolculuğun bir noktasında bir tartışma olur ve biri diğerine bir tokat atar. Tokadı yiyenin canı acır, ama bir şey söylemeden kuma şöyle yazar:
"Bugün en iyi arkadaşım, beni tokatladı!.."
Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve suya girmeye karar verirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmak üzereyken, arkadaşı kurtarır. Boğulmadan kurtulup karaya çıktıktan sonra bir taşın üstüne şöyle yazar:
"Bugün en iyi arkadaşım, hayatımı kurtardı."
Tokadı atan, sonra da hayatını kurtaran arkadaşı şaşırır:
"-Canını acıttığımda kuma yazdın, şimdi neden taşa yazdın?"
Diğeri cevaplar:
"-Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki, bağışlama rüzgarı onu silebilsin. Fakat birisi iyilik yaparsa onu da taşa kazımalıyız ki, hiçbir rüzgar silemesin!.."
***
Dost kazanmak ve dostluklarınızı devam ettirebilmek istiyorsanız; acılarınızı kuma, mutluluklarınızı da taşlara yazmayı öğrenmelisiniz.
HESNA
13 ubat 2008 13:18 | konya
O ses
Hava bugün biraz bozuk galiba
Tonlarca yük var göz kapaklarımda
Açılmıyor gözlerim ulaşamadığım ışığa
Dedim uyuyayım biraz daha
Ne kadar uyudum, kaç zaman geçti
Kulağıma gelen ilk o sesti
Aşinayım bu sese daha doğarken ben
Hiç unutamadım ki aynıydı bestesi
Yankılanırken o ses kulaklarımda
Bir el dolaştı göz kapaklarımda
Açayım ha gayret, hadi derken
Beyazlara boyandı birden dünya
Üzerine yattığım yatağım
Yüzüme atılan duvağım
Hoş geldin dedi ak dünyaya
Ama ben hayatımdan memnunum
Biri bana şaka yapıyor galiba
Yine birden o sesi duydum
İmam okuyordu minârede salâ
Çekin yüzüme attığınız duvağı
Nefes alamıyorum, çekin ne olur
Ben üşümüyorum ki, annem neden örtüyor
Yanımda bir hıçkırık
Neler oluyor kim ağlıyor
Tabi ya, kalkamayınca beni
Annem hasta sanıyor
Annem, ben iyiyim. Hem de çok iyi
Birazcık uzattım, rüya görmeyi
Bismillah şimdi kalkarım derken
Allâh Allâh kolumu oynatamıyorum ki
Yüzümdeki perdeyi şimdi biri kaldırdı
Anne bu kalabalık niye buraya toplandı
Hey ne yapıyorsun çeker misin elini
Neden bağlıyorsun ayak ile çenemi
Bugün var bir tuhaflık bizde
Size sesleniyorum duymadınız mı sesimi
Yine o ses minarede salâ
Göçtü birisi galiba
Sonu gelse de duysam
Ölen kim acaba
Of! Amma sıkıldım, ne kadar kalabalık
Kalkayım ben, çıkın odadan artık
Niye herkes ağlıyor, ablam-abim de gelmiş
Gözleri de yaşlı eyvah bizden mi yoksa
Duyacağım ismi, sâlanın sonunda
Gözyaşı her yan, baktığım her yer
Döküldü üzerime o sağnak, yer yer
Hiç kimse odamdan çıkmıyor
Kimse sesimi duyamıyor
Neler oluyor bana
Kalbim de atmıyor
Hayır olamaz yoksa
Ben mi öldüm acaba
Kime sorsam ki
Korkuyorum, ya ölen bensem
Allâh'tan geldim, yine O'na döneceğim
Biliyorum kesin dönüş var, ama
O yolun sonu ya Cennet, ya Cehennem
Ya benim yolum hangisine
Yok yok, ben rüyadayım galiba
Gel anne, beni uyandırsana
Her zaman aşinası olduğum o ses
Minarede okunuyor salâ
İnanamıyorum, ölen benmişim
İşte o ses, bunu ilan ediyor dünyaya.
Hava bugün biraz bozuk galiba
Tonlarca yük var göz kapaklarımda
Açılmıyor gözlerim ulaşamadığım ışığa
Dedim uyuyayım biraz daha
Ne kadar uyudum, kaç zaman geçti
Kulağıma gelen ilk o sesti
Aşinayım bu sese daha doğarken ben
Hiç unutamadım ki aynıydı bestesi
Yankılanırken o ses kulaklarımda
Bir el dolaştı göz kapaklarımda
Açayım ha gayret, hadi derken
Beyazlara boyandı birden dünya
Üzerine yattığım yatağım
Yüzüme atılan duvağım
Hoş geldin dedi ak dünyaya
Ama ben hayatımdan memnunum
Biri bana şaka yapıyor galiba
Yine birden o sesi duydum
İmam okuyordu minârede salâ
Çekin yüzüme attığınız duvağı
Nefes alamıyorum, çekin ne olur
Ben üşümüyorum ki, annem neden örtüyor
Yanımda bir hıçkırık
Neler oluyor kim ağlıyor
Tabi ya, kalkamayınca beni
Annem hasta sanıyor
Annem, ben iyiyim. Hem de çok iyi
Birazcık uzattım, rüya görmeyi
Bismillah şimdi kalkarım derken
Allâh Allâh kolumu oynatamıyorum ki
Yüzümdeki perdeyi şimdi biri kaldırdı
Anne bu kalabalık niye buraya toplandı
Hey ne yapıyorsun çeker misin elini
Neden bağlıyorsun ayak ile çenemi
Bugün var bir tuhaflık bizde
Size sesleniyorum duymadınız mı sesimi
Yine o ses minarede salâ
Göçtü birisi galiba
Sonu gelse de duysam
Ölen kim acaba
Of! Amma sıkıldım, ne kadar kalabalık
Kalkayım ben, çıkın odadan artık
Niye herkes ağlıyor, ablam-abim de gelmiş
Gözleri de yaşlı eyvah bizden mi yoksa
Duyacağım ismi, sâlanın sonunda
Gözyaşı her yan, baktığım her yer
Döküldü üzerime o sağnak, yer yer
Hiç kimse odamdan çıkmıyor
Kimse sesimi duyamıyor
Neler oluyor bana
Kalbim de atmıyor
Hayır olamaz yoksa
Ben mi öldüm acaba
Kime sorsam ki
Korkuyorum, ya ölen bensem
Allâh'tan geldim, yine O'na döneceğim
Biliyorum kesin dönüş var, ama
O yolun sonu ya Cennet, ya Cehennem
Ya benim yolum hangisine
Yok yok, ben rüyadayım galiba
Gel anne, beni uyandırsana
Her zaman aşinası olduğum o ses
Minarede okunuyor salâ
İnanamıyorum, ölen benmişim
İşte o ses, bunu ilan ediyor dünyaya.
kahraman
13 ubat 2008 05:51 | SİVAS
Hocam sivas ta seni hasretle bekliyoruz bir an evvel gelmenizi bekliyoruz bizler hergün seninle yaşıyoruz zaten ama elini öpmek hayır duanı almak seninle aynı ortamdaki oksijenden nefes almak ve tavsiyelerini dinlemek umudum duam inşallah nasip olur.saygılarımla bizlerde burada çalışmaya çalışıyoruz hizmet için ama nekadar duruma müdahiliz bilemiyorum.
MUKADDES
13 ubat 2008 05:35 | türkiye
sizi çork seviyorum hocam ALLAH sizden razı olsn.kitaplarınızın bir kısmını okudum.okadar aydınlattıki beni doğru yolmu bulmama vesile oludunuz.Rabbim yardımını üzerinizden eksik etmesin.dua edin bana.ALLAH a emanet olun.
GARİP
12 ubat 2008 22:24 | İST
NE DESEMKİ EFENDİM İLMİM İRFANIM YOKTUR AMA.EYER RABBİM O BÜYÜK GÜNDE SORARSA. YARABBİM DİYECEYİM AMELİM YOKTUR FAKAT BİR ŞEYİM VAR BEN SENİ DELİLER GİBİ SEVENLERİ. SENİN İÇİN YURDUNU YUVASINI TERKEDENLERİ.SEVDİM.BEN ASRIN GARİPLERİNİ SEVMEYİ KENDİME FARZ BELLEDİM.EFENDİM FAZLA SÖZÜ SÖZ SULTANINA EDEPSİZLİK SAYARIM.ZİRA SULTANA SULTANLIK GEDAYA GEDALIK YARAŞIR.MOLLA CAMİNİN DEDİYİ GİBİ DERİM İNŞALLAH.
hasan
12 ubat 2008 19:17 | manisa
türban konusuyla ilgili olarak konuşacaktım her kafadan bir ses çıkıyor acaba_? bu gidişimiz ne yi gösteriyor bi taraftan laiklik deniliyor bi taraftan da müslümanız elhamdurullah bence çok geç kaldık bu yasayı çıkarmak için ben böyle düşünüyorum ama siz dende bilgi almak istiyorum bu konuda türkiye ikiye bölün me durumunda şuan da beni aydınlata bilirmisiniz sayın hocam
sewda
12 ubat 2008 12:01 | izmir
selamü aleyküm hocam allah sizden razı olsun.Ne sakıntınız varsa gidersiz yar ve yardımcınız olsun dua we muhappetle aeo
ahmet
12 ubat 2008 11:11 | diyarbakır
selaymün aleyküm hocam benim sizden bir isteğim olacak arakdaşım var derslerinde çok başarılı maddi imkansızlıklardan dolayı dershaneye gidemiyor eğer yardımcı olursanız sevinirim kendi adıma değil arkadaşım adına
Mahmut
12 ubat 2008 08:56 | Belçika
Degerli Allah dostu Hocaefendim, sizin yazilarinizi nekadar çok okursam okadar çok içimde huzur büyüyor.. Sizin bazi ülkelerde açtirdiginiz okullari gördüm. Okullari çoookk begendim ve gösterdigi derslerin kalitesini Avrupada ya$iyan biri olarak burdaki okullarda görmedim. Hocam ben sizi gerçekten çok seviyorum ve Allah nasip ederse bir gün mutlaka elinizi öpmek isterim. Dualarini Müslümanlardan eksik etmeyin. Kendine çok iyi bak hocaefendim, bu hasta zamaninizda Allah yardimciniz olur InsAllah. Ellerinizden öperim
sedat
11 ubat 2008 16:30 | konya
selamun aleykum efendim...
duamdasınız,duanızda bizede yer ayırın...
duamdasınız,duanızda bizede yer ayırın...
HESNA
11 ubat 2008 13:55 | konya
Doğum ve ölüm tarihleri arasında var olan bir hayatın yorgunlarıyız. Yaşadığımız, bir garip yalnızlık hikayesi. Etrafımızdaki yüzlerce insana rağmen yine kendimizi yalnız, çaresiz, kifayetsiz hissediyoruz. Bunca sınırlı arasında sınırsız olanı özledikçe büyüyor yalnızlığımız. Ruhumuzun vadilerinde gezinen yüzlerce insan dahi unutturmuyor ‘hesabı yalnız verilen imtihanımızı.’ Aksine; her hikaye altını çiziyor yarımlığımızın.
Yalnızlık, yarım oluşumuzdur. Yalnızlık, ‘yalnızlığın mahsus olduğu varlığa’ duyulan özlemdir. Mecburiyettir. Alnımızda insan olmanın imzasıdır. Yalnızlık, şaire
“ Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge.
Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı.”
satırlarını yazdıran o müstearsız histir. O his ki; kalabalıklarda yaşanan bir tenhalıktır. Tenhalığımız, bize güç verebilir, gücümüzü de alabilir. Melankolik hisler içinde arabesk bir yalnızlığı tercih edersek ruhumuz günden güne zayıflayacaktır. Ama mezarların neden tek kişilik kazıldığını düşünüp ‘yegane’ olana inancımız artarsa yalnızlığımız bizi güçlü kılacaktır.
Sevdiklerimiz oldu, sevenlerimiz de oldu. Gidenler, dönenler oldu; gidip de dönmeyenler oldu. Doğanlar, ölenler oldu. Güneş bir görünüp bir kayboldu. Kayan yıldızlar dileklerimize umut oldu. En büyük hatamız, geçici olana “her şeyim” demek oldu. Bir insan, bir eşya, bir mekana “her şeyim” dediğimizde, onu yitirmekle elimizde “hiçbirşey” kalmamış oldu. Yürek coğrafyamızda yaşanmış onca devasa sevgi dahi hissettirmedi mi bize yalnızlığı? ‘Bitimsiz bir tat aramadık mı savruluşlarda’? Kalbimizde dost yoğunluğunu en çok hissettiğimiz anda bile o anın geçici olduğunu bir an olsun çıkardık mı aklımızdan? Güzel anlar hiç bitmesin diye fotoğraf karelerine sığınmadık mı? Günde beş kez yalnızlığımızı itiraf etmedik mi? Avucumuzu açıp ‘tek olana’ dua ederken , küçüklüğümüzden büyüklüğüne köprüler kurmadık mı?
Düştüğünde “acımadı ki” diyen çocuklar gibi gizlemek istiyoruz acılarımızı. Düşlerimiz ipinden kopmuş balonlar gibi kaybolduğunda, bir kez daha anlıyoruz yalnızlık imtihanımızı. Kalbimizin özgül ağırlığını bir başka kalp taşıyamazken ve ancak gölgemiz kadar var olabilirken bir başka kalpte nasıl beka bulabiliriz? Ve nasıl anlatabiliriz kendimizi, kendini dahi anlamamışlara? Bizi anlamayan insanlar arasında bir hayatın ardına düşerken, onlara kızmak, sınırlı oluşlarını yüzlerine vurmakta değil hüner. Asıl hüner, bizim çaresizliğimizle onların çaresizliklerini birleştirip bir ‘çare’ bulabilmekte. Hiçbirimizin ‘yağmur’u sözcük biçiminde uymuyorken birbirine, hepimizinkinin uyduğu bir üçüncü yağmuru bulmalı. Etrafımızdaki insan yoğunluğuna rağmen, ruhumuzun pergelini ‘tek’ olanda sabit tutup, insanlar arasında bir ‘sınırlı’ gibi yaşamalı.
İnsanların bizi anlamadığı anlar olur. Hatta bizi tamamen yanlış anladıkları zamanlar da olur. En çok emeğimizin geçtiği, fedakarlık kapılarını sonuna kadar araladığımız insanlar, küçük bir noktaya takılıp bizi unutabilir. En çok ihtiyacımız olduğu anlarda en sevdiklerimizi bile yanımızda bulamayabiliriz. Ya da en güvendiklerimiz bizi şaşırtıp, kalbimizde çizikler olmasına sebep olabilir. Her kim, ‘sürekli değişen’ anlamına gelen ‘kalb’e sahipse, sürekli değişecek ve hiçbir zaman tamamiyle ‘güvenli’ olmayacaktır. Hasılı bu dünyada insana dair ne varsa hep bir yanı yarım, bir yanı eksik kalacaktır. İnsan insana yetemez, ancak hayatına anlama katabilir, muhtaçlığını azaltabilir. Hayatın bütün karmaşası ve kalabalığı arasında hepimiz kişisel menkıbemizi yaşarız. Küçük hayatlarımız ve yalnızlıklarımız birbirine eklendiğinde kaneviçe misali, hal diliyle ‘herkesin herşeyi’ olan varlığı ifade ederiz.
“Sıcaktan kaçan ve bir ağaç gölgesine sığınan adam, ne gariptir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever.” diyor Molla Cami.
Öyle ki, soru sorup cevap verme yeri olan aklımıza ve hissedip duyma yeri olan kalbimize ‘yegane’ olanı işaret ediyor. ‘Alaka-i kalbe layık olmayanlara’ haddinden fazla bağlanırken, yenilgi üstüne yenilgi yaşadığımızı anlatıyor. Ne nefis sadık bir yar, ne de dünya kalıcı bir diyarken tutundukça kavileşen bir bağa dikkat çekiyor. Bu şiir de o bağı ne güzel özetliyor:
“Kimsesiz hiç kimse yok, herkesin var kimsesi.
Kimsesiz kaldım medet, ey kimsesizler kimsesi.”
Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikayesi. Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla içiçe… Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli. Kendi yalnızlığının farkındalığıyla birlikte “tek ve bir” olan varlığa ışık tutuyor. Gandhi’nin Hindistan’daki, Hz. Muhammed’in Hira’daki ve Bediüzzaman’ın Barla’daki yalnızlığı gibi… İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışardaki seslerden uzaklaşarak ‘yalnız’lığın bilincine varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak. Issız yerlerde kendisi için bir evren olabilmek…Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek…
Yalnızlık, yarım oluşumuzdur. Yalnızlık, ‘yalnızlığın mahsus olduğu varlığa’ duyulan özlemdir. Mecburiyettir. Alnımızda insan olmanın imzasıdır. Yalnızlık, şaire
“ Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge.
Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı.”
satırlarını yazdıran o müstearsız histir. O his ki; kalabalıklarda yaşanan bir tenhalıktır. Tenhalığımız, bize güç verebilir, gücümüzü de alabilir. Melankolik hisler içinde arabesk bir yalnızlığı tercih edersek ruhumuz günden güne zayıflayacaktır. Ama mezarların neden tek kişilik kazıldığını düşünüp ‘yegane’ olana inancımız artarsa yalnızlığımız bizi güçlü kılacaktır.
Sevdiklerimiz oldu, sevenlerimiz de oldu. Gidenler, dönenler oldu; gidip de dönmeyenler oldu. Doğanlar, ölenler oldu. Güneş bir görünüp bir kayboldu. Kayan yıldızlar dileklerimize umut oldu. En büyük hatamız, geçici olana “her şeyim” demek oldu. Bir insan, bir eşya, bir mekana “her şeyim” dediğimizde, onu yitirmekle elimizde “hiçbirşey” kalmamış oldu. Yürek coğrafyamızda yaşanmış onca devasa sevgi dahi hissettirmedi mi bize yalnızlığı? ‘Bitimsiz bir tat aramadık mı savruluşlarda’? Kalbimizde dost yoğunluğunu en çok hissettiğimiz anda bile o anın geçici olduğunu bir an olsun çıkardık mı aklımızdan? Güzel anlar hiç bitmesin diye fotoğraf karelerine sığınmadık mı? Günde beş kez yalnızlığımızı itiraf etmedik mi? Avucumuzu açıp ‘tek olana’ dua ederken , küçüklüğümüzden büyüklüğüne köprüler kurmadık mı?
Düştüğünde “acımadı ki” diyen çocuklar gibi gizlemek istiyoruz acılarımızı. Düşlerimiz ipinden kopmuş balonlar gibi kaybolduğunda, bir kez daha anlıyoruz yalnızlık imtihanımızı. Kalbimizin özgül ağırlığını bir başka kalp taşıyamazken ve ancak gölgemiz kadar var olabilirken bir başka kalpte nasıl beka bulabiliriz? Ve nasıl anlatabiliriz kendimizi, kendini dahi anlamamışlara? Bizi anlamayan insanlar arasında bir hayatın ardına düşerken, onlara kızmak, sınırlı oluşlarını yüzlerine vurmakta değil hüner. Asıl hüner, bizim çaresizliğimizle onların çaresizliklerini birleştirip bir ‘çare’ bulabilmekte. Hiçbirimizin ‘yağmur’u sözcük biçiminde uymuyorken birbirine, hepimizinkinin uyduğu bir üçüncü yağmuru bulmalı. Etrafımızdaki insan yoğunluğuna rağmen, ruhumuzun pergelini ‘tek’ olanda sabit tutup, insanlar arasında bir ‘sınırlı’ gibi yaşamalı.
İnsanların bizi anlamadığı anlar olur. Hatta bizi tamamen yanlış anladıkları zamanlar da olur. En çok emeğimizin geçtiği, fedakarlık kapılarını sonuna kadar araladığımız insanlar, küçük bir noktaya takılıp bizi unutabilir. En çok ihtiyacımız olduğu anlarda en sevdiklerimizi bile yanımızda bulamayabiliriz. Ya da en güvendiklerimiz bizi şaşırtıp, kalbimizde çizikler olmasına sebep olabilir. Her kim, ‘sürekli değişen’ anlamına gelen ‘kalb’e sahipse, sürekli değişecek ve hiçbir zaman tamamiyle ‘güvenli’ olmayacaktır. Hasılı bu dünyada insana dair ne varsa hep bir yanı yarım, bir yanı eksik kalacaktır. İnsan insana yetemez, ancak hayatına anlama katabilir, muhtaçlığını azaltabilir. Hayatın bütün karmaşası ve kalabalığı arasında hepimiz kişisel menkıbemizi yaşarız. Küçük hayatlarımız ve yalnızlıklarımız birbirine eklendiğinde kaneviçe misali, hal diliyle ‘herkesin herşeyi’ olan varlığı ifade ederiz.
“Sıcaktan kaçan ve bir ağaç gölgesine sığınan adam, ne gariptir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever.” diyor Molla Cami.
Öyle ki, soru sorup cevap verme yeri olan aklımıza ve hissedip duyma yeri olan kalbimize ‘yegane’ olanı işaret ediyor. ‘Alaka-i kalbe layık olmayanlara’ haddinden fazla bağlanırken, yenilgi üstüne yenilgi yaşadığımızı anlatıyor. Ne nefis sadık bir yar, ne de dünya kalıcı bir diyarken tutundukça kavileşen bir bağa dikkat çekiyor. Bu şiir de o bağı ne güzel özetliyor:
“Kimsesiz hiç kimse yok, herkesin var kimsesi.
Kimsesiz kaldım medet, ey kimsesizler kimsesi.”
Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikayesi. Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla içiçe… Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli. Kendi yalnızlığının farkındalığıyla birlikte “tek ve bir” olan varlığa ışık tutuyor. Gandhi’nin Hindistan’daki, Hz. Muhammed’in Hira’daki ve Bediüzzaman’ın Barla’daki yalnızlığı gibi… İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışardaki seslerden uzaklaşarak ‘yalnız’lığın bilincine varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak. Issız yerlerde kendisi için bir evren olabilmek…Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek…
emet
11 ubat 2008 10:34 | istanbul
hocam ben çok zor durumdayım neyapacağımı bilmiyorum bende görümcemin oğlu kalıyor ama o inançsız bu gün haşa dünyayı kimse yaratmadı diye bağırdı ben napıyım tevazu gösteremiyorum bana yardımcı olsun Allahıma dua ediyorum evden gitsin diye başa çıkamıyorum ne olur bana yardım edin evimde kalması itibariyle bana zararı dokunurmu beniö için dua edin ne olur
Hüseyin Güler
11 ubat 2008 08:34 | aydın
Hocamızı çok seviyorum. Ona bütün dularımda mutlaka yer ayırıyorum.İnanıyorum ki o da mutlaka bizlere dua ediyordur. Allah (c.c.) dan tek dileğim beni de hocamın dua ettiği kişilerin içerisine dahil etmesidir.
AHMET
11 ubat 2008 07:29 | istaNbul
BURCU BURCU KOKUYORSUNUZ .EFENDİMİZİN GÜL KOKUSU GELİYOR SİZDEN HOCAM..
muhammed saki
11 ubat 2008 07:19 | bayrampaşa istanbul
ne denebilrki böyle devasa bir hizmetin gayretinin karşısında ancak ve ancak allah daim etsi,n diye dua edilir ve inş. bizimde de katkımız olur allah hizmetinizi sağlam ve daim eylesin HER ŞEYİMİZİ HİZMETE FEDA OLSUN tereki bir kişiye ve bir bölgeye nuru muhammedi ulaşsın
aylın
10 ubat 2008 22:41 | antalya
sızı çok seven gonul ınsanlarından kucak dolusu sevgıler
sedat
10 ubat 2008 19:47 | konya
selamun aleykum efendim...
bu sancılı dönemlerde fikirlerinizle belli kitleleri aydınlattıgınız için size minnettarım,hocam içim yanıyor;başörtüsüne dil uzatanlara başörtüsünden rant kazananlara ve islami adaleti hiç tatmayanlara yazıklar olsun diyorum...hocam başörtüsü ile ilgili vaazınızı dinledim,bir müslüman için nede güzel anlatmışsınız, eminim ki bir gayrimüslim bile dinlediğinde vaazınızı çok etkilenecektir...hocam bu sancılı dönemde sizi dinleme imkanı bulamayanlarada ulaştıralabilirse bu vaaz ve vaazlarınız,eminim çok şey değişecek...şimdi ben bütün bu siteye giren kardeşlerimden isteyeceğim şey,lütfen hocamızın vaazlarının linklerini gondrebiliyosak tanıdıklarımıza arkadaslarımıza gonderelim gonderemiyosak HİZMETi tavsiye edelim...bir el bir bir vücut bir dünya bir islam adına istiyorum sizden...hepiniz rabbe emanet olun...
es selamun aleykum...
bu sancılı dönemlerde fikirlerinizle belli kitleleri aydınlattıgınız için size minnettarım,hocam içim yanıyor;başörtüsüne dil uzatanlara başörtüsünden rant kazananlara ve islami adaleti hiç tatmayanlara yazıklar olsun diyorum...hocam başörtüsü ile ilgili vaazınızı dinledim,bir müslüman için nede güzel anlatmışsınız, eminim ki bir gayrimüslim bile dinlediğinde vaazınızı çok etkilenecektir...hocam bu sancılı dönemde sizi dinleme imkanı bulamayanlarada ulaştıralabilirse bu vaaz ve vaazlarınız,eminim çok şey değişecek...şimdi ben bütün bu siteye giren kardeşlerimden isteyeceğim şey,lütfen hocamızın vaazlarının linklerini gondrebiliyosak tanıdıklarımıza arkadaslarımıza gonderelim gonderemiyosak HİZMETi tavsiye edelim...bir el bir bir vücut bir dünya bir islam adına istiyorum sizden...hepiniz rabbe emanet olun...
es selamun aleykum...
Yüksel balıkcı
10 ubat 2008 18:19 | istanbul
sizden ALLAH razı olsun bu kadar derinden ışık sacmanız takdire şayan yazınızdan sonra farklı düşünüyorum artık.
aynur
09 ubat 2008 19:38 | bosna hersek
teşekkür ederim
hasan dinçoğlu
08 ubat 2008 23:53 | samsun
bakın hocam ben kuran ın türkçesini okudum neden çünkü içim sıkılmıştı senin yazdığın kırık testi varya onu okudum neden sana atılan sıkıntılardan kurtulmak için allaha emanet ol kim ne derse desin ben senin maneviyatına çok inanıyorum seni partiyle falan özdeştiriyolar ama sen müslümanlar için en iyisini düşünüyorsun kimse bunu dile getirmiyor
funda altay
08 ubat 2008 18:54 | burdur
sayın hocam hayırlı akşamlar sizden dua istemeye utanıyorum am bu yıl öss ye gireceğiz arkadaşlarımı ve dersanedeki arkadaşlarımın adına hayır dualarınızı eksik etmezseniz sevinirim Allah hepimizin Yar ve yardımcısı olsun
funda
08 ubat 2008 18:47 | burdur
herşey için Allah razı olsun hocam hayır dualarınızı eksik etmeyin nolur hocam
ümmü gülsüm
08 ubat 2008 17:36 | türkiye
SELAMUN ALEYKÜM....SÖZLERİM BU SAYFAYI YANLIŞ VE UYGUNSUZ ARKADAŞLIK EDİNMEK İÇİN KULLANAN ZAVALLI İNSANLARA... LÜTFEN NE OLUR BÜYÜĞÜĞÜMÜZE AİT OLAN BU TEMİZ VE GÜZEL SAYFAYI O KİRLİ EMELLERİNİZLE KİRLETMEYİN... BU SAYFA ARKADAŞ BULMA ADRESİ DEĞİL HOCAMIZA SELAM GÖNDERMEK İÇİN AÇILMIŞ BİR YERDİR
abd_i aciz
08 ubat 2008 17:05 | bolu
Allah davayı hizmet yolunda tüm yoldaşlarımıza yardımcı olsun
sevgili hoca efendi
peki dava yolunda bulunupda neden bu hizmetin başında bulunupta anadolu da bulunmayı iştiyak etmiyorsunuz çok merak ediyorum imanı billahı gelin hakka vasıl olmadan burada cemiyetin başında bulunun temenni ederim.Allaha emnet olun abd_i acizden selamlar. dualarım sizinle...
sevgili hoca efendi
peki dava yolunda bulunupda neden bu hizmetin başında bulunupta anadolu da bulunmayı iştiyak etmiyorsunuz çok merak ediyorum imanı billahı gelin hakka vasıl olmadan burada cemiyetin başında bulunun temenni ederim.Allaha emnet olun abd_i acizden selamlar. dualarım sizinle...
nurullah
08 ubat 2008 14:22 | iscehisar
hocam zalimlere karsı verd
iiniz mücadeleden kutluyorum
iiniz mücadeleden kutluyorum
adnan
08 ubat 2008 14:10 | ısparta
sayın hocamıza burdan saygı ve sevgilerimi sunuyorum.inşallah hepimizin dualarıyla güzel türkiyemiz dünyanın incisi olacak allah hepimizin dualarını kabul buyursun.tüm arkadaşlarımdan ricam hayır dualarıdır.allaha ement olun.
RAMAZAN TOPAL
08 ubat 2008 13:04 | istanbul
ne denilebilir ki? asır kendisini en okuyan insana şahit. eşya hadiseler Efendisinden sonra sanki hiç bu kadar anlamlı olmamıştı insanlığın nazarında. ve asrın geriplerine düşen asrın Garibini dinlemek. dinleyebilmek dileğiyle
esra
08 ubat 2008 01:58 | kayseri
ii geceler hocam 5 yıldır tüm gayretlerime rağmen yaşadığım sorunlardan kurtulamıyorum artık gercekten yoruldum büyük bi rahatsızlığım olmamasına rağmen mezarın altında yaşıyorum sanki her zaman hastayım ve dünyanın hiç bir nimetinden zevk alamıyorum sıkıntıların altında boğuldum ALLAH rızası için ulaşın bana sizinle konuşmaya ihtiyacım var
yolcu
07 ubat 2008 20:30 | ş.urfa/akçakale
selam ben sizn şanlıurfanın akçakale ilçesindeki dersanenizde ögrenciyim o kadar güzel insanları saygı deer insanları aramıza yollamışsınızki allah sizden razı olsun yani hocalarımız bizlerim topluma ailemize yaralı bir vatandaş olmamız için elinden geleni yapıyorlar sizi tanıyordum ama sizin hakkınızda hiç bir şey bilmiyordum sakıp sabancı gibi hayır yapmayı seven bir insan diyordum ama siz onunda ötesindesiniz sizi öyle tanıdımki yani biri üzüntülü aglıyorken sizde onunla birlikte aglıyormuşsunuz yani o kadar fevkalade anlattılarki sizi bana hocam kelimelerimi burda bitiriyorum allah sizden ve sizin gibilerden razı olsun inşallah bir gun yolunuz düşerde bizim
ufak ama sevimli dersanemizi ziyaret edersiniz daima bunu ümit edicem ümit etmek güzeldir hocam birinin asla gelmiycegini bilsenizde içinizdeki o ümidi yaşatırsak
bugun yada yarın mutlaka yarım saatliginede olsa geleceginizi düşünmek hayal etmek çok güzel allaha emanet olsun hocam
ufak ama sevimli dersanemizi ziyaret edersiniz daima bunu ümit edicem ümit etmek güzeldir hocam birinin asla gelmiycegini bilsenizde içinizdeki o ümidi yaşatırsak
bugun yada yarın mutlaka yarım saatliginede olsa geleceginizi düşünmek hayal etmek çok güzel allaha emanet olsun hocam
Mustafa Baysoy
07 ubat 2008 18:28 |
Hocam Sizi daha yeni keşfetmeye, Düşüncelerinizi yeni anlamaya başladım,Sizinle tanışmayı,konuşmayı çok isterdim,sizin dualarınıza çok ihtiyacımız var, Allaha emanet olun.
2824
misafir girişi





