Misafir Defteri

Misafir defterini imzalayın


Muharrem    23 Kasm 2007 11:38 | Sakarya
RatingRatingRatingRatingRating
Rabbim rızasından ayırmasın diyeyim...Mesaj gönderenlerin mektup adreslerinin görülmesi iyi değil düşüncesindeyim...Saygılarımla...

filiz    23 Kasm 2007 10:53 | malatya
RatingRatingRatingRatingRating
biz bu yangın ile yanacak değiliz tasalanma, kaygılanma GEL...

hacer    23 Kasm 2007 10:36 | ist
RatingRatingRatingRatingRating
BURASI TÜRKİYE CUMHURİYETİ.KÜRDİSTAN DİYE BİR DEVLETTE YOK.HOCAEFENDİNİNDE KÜRTLERE KARŞI OLDUĞUNU ZANNETMİYORUM .

filiz    23 Kasm 2007 09:52 | malatya
RatingRatingRatingRatingRating
S.A Hocam
Siz oralarda biz burada sizi çok özledik ne olur gelin artık.Sizi artık buralarda görmek istiyoruz bitsin artık bu hasret. Sizi bir kere olsun görsem, sesinizi duysam çok mutlu olurum.ALLAH sizi başımızdan hiç eksik etmesin.Belki yanımızda değilsiniz ama var olduğunuzu bilmek bile yetiyo.Sizin için söylenen kötü şetlere de üzülmeyin.Meyve verev ağaç taşlanır.Lütfen kendinizi üzmeyin.Bize dua edin.Sizin dualarınıza ihtiyacımız var.ALLAHA EMANET OLUN...

TUBA    22 Kasm 2007 11:28 | işstanbul
RatingRatingRatingRatingRating
allah(c.c.9muhterm hocamızı başımızdan eksik etmesin hayır dularımız ve gönlümüz hep onunla

said    22 Kasm 2007 11:17 | ahiret
Allahin selami ve bereketi bütün müminlerin üzerine olsun....,
benim bilmek ve sormak istedigim bir kac sorum olacakti,insaallah hocam buna zaman ayirir veya arkadaslar bana bu konuda yardimci olursaniz sevinirim.1998 yilina kadar türkiyede üniversite yillarina kadar hizmetin icinde bulunmus birisi olarak,allah rizasi icin bir cok görevde yer aldim.takdir-i ilahi hizmetten ayrilmama neden olan bir kac olay yasadim.su anda almanyada hizmete devam ediyoruz kardeslerimle.sormak istedigim soru;bir seyin özü,kaynagi veya menbai dururken insan neden bunun türevleriyle ilgilenir,acaba türevimi insana hos gösterilir yoksa kaynagimi bos gösterilir veya gösterilmez?Üstad hazretlerinin bugüne kadar yayinlamis oldugu hicbir mecmuayi neden nurcular tam manasiyla bilmezler?veya bildirilmezler?hocam,üstad hazratleri malumunuzdur,ne pahasina olursa olsun,ser güclere teslim olmamis ve ölümle tehdid edilmesine karsin "degil bir basim ,milyon basim olsa bu dava ugruna feda ederim" derken,bir cikar ugruna islami alet etmeyen bir üstadimiz,bir hocamiz,islam-i alemin menba-i varken,neden siz hep ön plana cikariliyorsunuz.ya yaptiginiz taklid-i veya tahkik-i sov,adini artik siz koyunuz.Üstad hazretleri risalelerinde söyle buyuruyor;risaleye dost olmak icin,ser dedigine ser demeli,hayr dediginede hayirli denmeli.aksi takdirde nasil olurda bizim kefer ile yapmis oldumuz mücadeleyi siz sergilemiyorsunuz,neden ondan gelecek serlerden korkupta tebdil-i kiyafete bürünüyorsunuz.nasil olurda üstad cepheyi ne pahasina olursa olsun terk etmezken,siz ve sizi sevenleri disaridan idare ediyorsunuz.bu zamana kadar sorunun saglik oldugunu savunurdum ama artik bir anlam icermediginden sadece terk-i diyar veya terk-i ümmet diyebiliriz.nerde risale dostlugu nerde barisci ve laik islam anlayisi?üstadin meclis konusmasindan bir örnek vermek istiyorum(en azindan üstadi tanimayanlar icin):üstad ilk meclise cagirilip,o zamanin mebusanlarina bir konusma yapmasi istenilmis (malum zatlar tarafindan),aynen sunu söylemistir:ey su saygideger milletin mebuslari,bilindigi gibi cok kisa bir zaman önce islam adina büyük bir zafer kazandiniz,umulurki bu zaferiniz ilelebet devam etmesidir,oda sadece bu milletin islam ile yönetilmesiyle,bu millet bastakileri islam olmasin diler,bu sözler tabiki ordaki bir kac mahlukatin hosuna gitmez ve azinlikta namaz kilan mebus sayisi,konusmanin ardindan tam 163 kisi olur,(tevafuk lütfen 163. yasayi inceleyiniz)bu durum birilerini rahatsiz eder ve ertesi gün o malum zat meclis önünde su konusmayi yapar;dün bize konusma yapan hocaefendi,kendisinden beklenen konusma yerine namazdan bahsetti,namaz kilmayan arkadaslari rencide eden bir konusma oldu diyerek üstadi asagilayan bir uslüp takinir,ardindan o kisi kürsüde;bu kanun mutlaka cikmali,korkarim bir cok kisini basi gidecek der ve üstad tek basina ayaga kalkarak ey pasa anlasiliyorki senin laiklik diye cikartmis oldugun yasa,islamin önünü kesip dinsizlik adina bir inkilaptir der ve meclisi terk eder.üstad bu nede olsa, her zulmü göze almis ama bir an olsun cepheden ayrilmamis,bildiniz üzere hayatinin sonuna kadar hep zulüm görmüs nerde üstad anlayisi nerde hocalarin anlayisi?ahir zamandan birisi hocasina derki;hocam sahabeler nasil bir insandi?hoca;eger sahabeler bugün cika gelse,onlar size kafir ,siz de onlara deli derdiniz buyurur.simdi gelelim bizi ilgilendiren konuya,üstad bugün kabrinden cika gelse acaba size ne derdi ,siz ona ne derdiniz?sizmi dava adamisiniz?yada üstadmi davanin ta kendisi?eee kusura bakmayin dost aci söyler,eger beni dost olarak görürseniz.kitabi olana tabi olunurmus,kitabi baskasindan alipta uydurana degil,bir cok yerde risalelerin üstlerine farkli bir cilt gecirerk benimmis gibi süs veren hizmetten abiler var.distan savunmasiz görünebilir ama icten allah yardimcimiz insaallah.iman meselesi bu kiminde olur iman yerine kömür,kimide iman ugrunda ölür.

halenur    21 Kasm 2007 19:37 | bolu
RatingRatingRatingRatingRating
selamun aleykum dedem nasılsın tek turkiyenin sitesi www.tekturkiyedizisi.com

mara    21 Kasm 2007 19:33 | kayseri
RatingRatingRatingRatingRating
İnsanların düşüncelerini zehirleyen ve farkındalıklarını emerek pörsüten sayın hocaefendiyi hiçbir şekilde onaylamıyorum.

konyalı_mahzun    20 Kasm 2007 17:20 | konya
s.a. gönül erleri,s.a hocam ..bitsin bu gurbet artık sizi aramızda görmek,sizin sohbetlerinize erişmek istiyoruz..dualarımızdasınız her zaman..sizde biz günahkarları dualarınızdan unutmayın inşş.
arkadaşlar sizden bir ricam olacaktı...şu anda konyada bulunan agabeylerimizden yardım istiyorum bir konu hakkında..siteyi sürekli takip edenler varsa şuan konyada bulunan bana ulaşırsanız çok sevinirim..msn adresim harmankaya_01@hotmail.com

Süleyman    20 Kasm 2007 12:30 | Antalya
RatingRatingRatingRatingRating
Sayın hocam sizi aramızda ne zaman göreceğizbu hasret artık bitmeli ülkemizin şu zor günlerinde dualarınızı eksiketmeyin.ALLAH sizi ve inananları korusun AMİN......

özer tek    20 Kasm 2007 11:33 | istanbul
RatingRatingRatingRatingRating
selamınalyküm...hocam sizi çok özledik....bu hasreti Yüce rabbimizden dindirmesini ve size kavuşmayı niysz ediyorum..

Rümeysa    19 Kasm 2007 19:14 | KONYA
NUR-U DİLARAY
Ey rayiha-i gül saçan sevgili, ey nurul envar.
Ey levlake mazhar olan mahbubu hüda
Sen ki onsekizbin aleme sultan,
Sen ki çöle düşenlere bir damla su,
Nasıl ki çöl akşamlarında yakar kırmızımsı bir güneş,

Ey sevgili hasretin bir kor gibi içimde misali bir ateş,
Ey düşlerimde görmek için hülyalara daldığım,
Ey gecelerce bir kerecik görsem diye ağayıp yandığım,
Hadi söyle bu hasret biter mi, geçer mi bu ızdırap söyle ne zaman,
Bu hüzün akşamında kuytu köşelerde andım adını,
Ne olur du cananım aldığın bir nefes de ben olsaydım,
Ey gönül bahçemin en güzel gülü ey en sevgili,
Gelsem kapına eşiğine yüzümü sürsem, kıtmirinim desem,
Çok zamandır hasretinle kavrulan yüreğime su serpermiydin söyle?
Yahut katre katre gönlüme dolarmıydın bu zavallı halime acıyıp?
Ey firakıyla kavrulduğum mahbubum, sevdalım,
Ben ki sana meftun, sana hayran, sana aşık , sana yangın
Ey firkatinin narıyla yandığım sevgili,
Sen gittin hazan düştü gönül bahçeme harab oldu,
En sevdiklerim gözümde tarumar oldu,
Daha nasıl anlatayım sana olan özlemimi söyle,
Sonu görünmez dipsiz kuyulara düştüm Ya Nebi,
Tükendim hasretinden bir lahzacık yüzünü göster ne olur sultanım,
Kalmadı gözlerimde fer, dizlerimde dermanım,
Sen ki cennet bahçerinde açan, enfes kokulu nadide bir gül,
Ben ise bu çöllerde seraba düşmüş bir bülbül,
Biçare gönlüm ah-u enin eder hasretinden sultanım,
Vuslat ne zaman, ne zaman bitecek bu uçsuz bucaksız hasret,
Ne zaman son bulacak uykusuz geceler,
Ey arştan ferşe inen Nur-u Dilaray,
Ya sen gel gönlüme, ey sevgili, en sevgili kırmızı bir gül ol,
Ya da al beni yanına aşkına yandığım bitir bu hasreti
Ebede dek sevgilim ol,

TOLGA    19 Kasm 2007 18:33 | izmir
Gül-i Muhammed-İ Olanlara Selam olsun
Selam diyarından geçenlere bahar olsun
Gönlü hazan olanların gönlü gülistan olsun
Tüm Hz.Muhammet(s.a.s)ümmetinin miracı, mağfiretlerine vesile olsun...

ercan sakınmaz    19 Kasm 2007 18:01 | samanpazarı/ ankara
RatingRatingRatingRatingRating
bu siteyi mükemmel buluyorum ALLAH yapmış olduğunuz hizmetleri dergahı uluhiyetinde kabule karin eylesin yolunuz açık olsun ALLAH a emanet olun

gokhan duman    19 Kasm 2007 17:49 | londra
Rabia isimli degerli kardesime....

Rabia haddim olmayarak kendi fikrimi yazmak istedim.Once o sekilde giyinmeyi hangi sebepten dolayi giyinmek istiyorsun onun sorusunu once kendine sormalisin.Bu istek senin isteginmi yoksa seytanin senden yapmani istedigi birsey olup senin ikilimde kaldigin bir olaymi.Cevap sende sakli aslinda ve sunu eklemek istiyorum ismin cok guzel ben o ismi onceden hristiyan sonra budist olan bir bayana vermistim ve suan o bayn o ismi layikiyla tasiyor elhamdulillah.Allah senin kiyafetinle degil kalbinle ilgilenir ama seytan kiyafetinle.... Sen kendini nasil iyi hissedecsen seytani Allah karsisinda nasil kucuk dusurebilirsen o sekilde yasa.Onemli olan Allah'in verdigi aklimizi ve kalbimizi dogru kullanabilmek baskasinin akli ve dusuncesi seni ve bizleri kurtarmaz canim kardesim.Allah seninle ve bizlerle olsun

Rümeysa    19 Kasm 2007 16:34 | KONYA
Tevekkül Böyle mi Olur?
Büyük velilerden Şakik Belhi (VIII. yyıl) bir kıtlık senesinde, herkesin kara kara düşündüğü bir ortamda, zengin bir adamın kölesinin şakır şakır oynadığına şahit oldu. Yanına yaklaştı ve sordu:

- Herkes kıtlıkla, açlıkla karşı karşıya olmaktan inler dururken sen neye güvenerek böyle oynayabiliyorsun?

Köle cevap verdi:

- Herkesten bana ne? Benim için bir tehlike söz konusu değil. Benim efendimin 7-8 tane köyü var, her ihtiyacımız o köylerden sağlanıyor.

Bu açıklama Şakik'i adeta bir şamar gibi sarstı. Çünkü kendisi de kıtlıktan dolayı endişe içindeydi. Ama köle onu uyandırdı ve kendi kendine şöyle dedi:


- Hey Şakik kendine gel! Şu köle nihayet bir insan olan efendisine bunca güveniyor, kendini emniyet içinde hissediyor. Sen ki bütün canlıların rızkını garanti eden Allah'a inanıyor, tevekkül ediyorsun, Bu nice tevekküldür ki rızık endişesi içindesin?

abdulkadir keleş    19 Kasm 2007 15:24 | ankara
RatingRatingRatingRatingRating
fethullah gülen efendim allah sizi öyle güzel bir zaman da gönderdi ki ona binlerce hamd olsun...
dünya islamı en iyi efendimizin zamanında yaşadı.Sonra osmanlı devleti dünyada grülmemiş adaleti yaşattı.islamiyetin ne oldğunu bilmeyenler osmanlının sayesinde müslüman oldular... ALLAH (cc)osmanlının yıkılması ile BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ hz. gönderdi...
en son sen geldin ve unutulmaya yüz tutmuş şeyleri bize yeniden yaşattın.ALLAH senden razı olsun...bunların hepsini siz fazlası ile biliyorsunuz ama anlatma isteği duydum.
ben şakird'im.
8.sınıf öğrencisiyim ...
sınavlarım var , bana dua ederseniz çok mutlu olurum...
ALLAH (cc) SİZDEN VE SİZİN GİBİLERDEN RAZI OLSUN... İSLAM İNŞALLAH BİZLERİN HİZMETİ İLE AYAKTA KALACAK...

su    19 Kasm 2007 12:17 |
RatingRatingRatingRatingRating
Rabbim bizi haram nazarlardan koru,hizmetinde daim eyle.gıybetten,makam sevdasından,suizandan koru...Allah'îm bizi SaNA layık bir kul eyle.hocamızın yüzünü kara çıkarmamıza izin verme ya Rab

ensar***    19 Kasm 2007 06:46 | istanbul
RatingRatingRatingRatingRating
'MEYVE VEREN AĞAÇ TAŞLANIR'' bu söz çok şey anlatmalı ..kötüleyenlere karşı ....

ensar***    19 Kasm 2007 06:32 | istanbul
hüzünlüyüm ,hasret ve özlem çok büyük ki buraya yazacak burayla alakalı bir kelime bulamadım .lisanım yetmez oldu dilim tutuldu sanki bir gün dönmeniz dileğiyle allaha emanet olun sevgili hocam.

erol    18 Kasm 2007 18:40 | usak
RatingRatingRatingRatingRating
selamlar

okan    18 Kasm 2007 12:47 | avusturya
RatingRatingRatingRatingRating
icimdengelenleri hep size dokmek istedim hocam ama burasi yani internet insanin gercek duygularini dokmeye yetersiz insallah bu dunyada burda olmassa ahirette sizi gormek mubarek ellerinizi opmek nasip olur sagliginiza ve size herzaman duaciyiz sizde dualarinizi bizden eksik etmeyin

sümeyye    18 Kasm 2007 11:58 |
rabbim bir an bile bizleri yolundar ayırmasın kalplerimizi mamur kılsın bizi affetsin

Afyoni    18 Kasm 2007 09:41 | ...
RatingRatingRatingRatingRating
Deselerdi, doğrusu ben “inanmazdım-inanmam” diyemedim. O mev’ûda “inanmam” demedim. Diyemezdim. Zira ben öyle gönüller olduğuna inandım. Öyle haller olduğuna dair sezişler almıştım. O’na öyle yakınlar tanıdım ki kitaplara sığmaz destanları… Ona öyle meftunlar taddım ki cihana sığmazdı cennet devletleri…

Öyle destanları vardı ki tarihin destanları saf bağlarlardı onların arkasında…. Evet … Öyle! Bakma buraya mal-mal! Ne mal idi onların sevdası nede melal… Onlar hepsinden geçipte Sibirya gecelerinde askerlik ettiler… Onlar “Rab Rab” orduvâri seslenirlerken kan ağlayan Afrika’ya devâ taşıdılar… Onlar suyun ötesindeki kıtalarda 10 atom şiddetinde şahlandılar…. Onlar güneşe inat tâ ötelerde dahi gönül çırağlarını yaktılar…. Zira Hz.MUhammed’in (s.a.v) bayrağı ve sancağı dalgalanmalıydı… Hz. Muhammed’in (s.a.v) nefesinden gelen gücün parıltısı onlarla parıl parıldayacaktı… Tecellî edeceklerdi en önde yürüyen O beyaz sarıklı gönlün (r.a) devletinde ….

Her biri bir meşâleydi… Bir M.Ali ağabey vardı… Bir İsmail ağabey vardı… Bir Vehbi ağabey vardı… Bir Latif ağabey vardı… Bir Gaffar ağabey vardı. Hangisini sayabilirdim ki… En ilkten başlayan O beyaz atlıları nasıl sayabilirim ki… Hepsi O beklenmiş olan şahısa yakın olamamış olsalar bile O Fetih gönle yakın olmuşlara yakın olmuşlar… O devletten gelen muştuyu birer birer meşalelendirerek gönüllere vermişler. Onlarda bir arkadan gelenlere…. O kitapta yazılanları bende merak ettim. İmkânım olmadığı için ulaşamadım o kitâba…. Ancak hayal ettim….

Okuyamadan zevk aldım…. Ben o cemaati tadamadan zevk aldım. Ancak birde hakk-al-yakîn görüpte tadsaydım. Vallâhi ben kapılarında ölürdüm… Keşke o cennet yolcularının ayakları altında çakıl taşı olsaydım ! Keşke beni o hucum ve hışımla gelen küfre fırlatsalardı…. Bâri bir işe yarardım… Bâri onlara bir taş olarak hizmetkâr olsaydım…. Bâri onları zırhlayan bir çilekeş olsaydım… Kâh onları sevindiren bir kalem olsaydım…..

Mısır’ı getirseler- Kudus’u seslendirseler ben yine de Şam’dan gelen O parıltı Arzurum’umu isterim. Ey Arz-ı Rumun yolcuları… Sâkinleri…. Uyanın! Uyanın bu gelen bir başka gelen…. Bu gelenin gelişinin eşi ve benzeri görülmedi asırlardır. Öyle bir gelişi var ki toprak ğubârını yere çeker. Öyle bir gelişi var ki gök buhârını semâya çeker. Her yer aydınlanır. Her taraf Mekke’nin Fethini hatırlatır. Herşey O dönemin Ashâbını andırır. Herşey O adı güzel Muhammed (s.a.v) Cânımızı yansıtır….

Doğrusu gördümde böylesini görmedim. Duydum ve okudum ama böylesini ilk defa canlı canlı gözlerimle gördüm. Bacağını bu yolda verenleri gördüm. Yetmişini aşkın cengâverlerin Asya hasretlerini gördüm. Hicreti vazife bilmiş nice yürekli adamlar gördüm. Nice Nur çehreli küheylanlar gördüm. Herbiri bir meşalede bin meşâleydi. 7 kıtaya hicret ederlerken Hz.Muhammed’in (s.a.v) ahirzaman düğününü gerçekleştiren O gariplere selam olsun…..

Ey yolcu

Gel sen, bir şey söyleyeyim… Benim yazmaya çârem kalmadı. Unut gitsin çâre arayışında idim. O yüzden ben bu şekilde konuştum. Ben kendi çaremi arıyorum. Yer yer katlanarak konuşuyorum. Sen buna de “3 katlı” ben sana diyeyim “9 katlı”. Nasıl dersen de… Bende bilmiyorum…. Benim bilmediğimi sen nereden bileceksin ki?

Bilen Hz.Muhammed (s.a.v) Efendimiz ve Allah’tır (c.c) ! Onlarında bildirdiklerini en birinci makamdan bildiren (bildirdiğine kalbim ve ruhumla inandığım) Fethi canımın bildiğine inandım… Keşke onun katında olamasada onun gönül devletine yakın bir yerde saf bağlayanlardan olsaydım… Ah keşke….

Ey harpten önce ki …

Huda bize Merhamet ola…

11/11/2007
Afyoni

hanif    18 Kasm 2007 09:26 |
sevgili hocam,fazla üzülmeyin kendinizi üzmeyin artık gözlerinizin içi gülsün biraz, sonuçta buda bir türlü israf

Afyoni    18 Kasm 2007 08:51 | ...
Temeli ezelden atılmış bu kelimâtın pazara sürülmesini açıkça istemedim. Gizliden gizliye, elden ele, dilden dile dolaşsın dedim. ‘Yadım bilinmesin’ dedim. Gizlenirken ben köşe bucak, ‘Ahirzaman Sultanımı’ unutamazdım. Zira Onun önünden gidebilecek birisini tanımadım ben…

Karşımda parıldayan hep O’nun siliueti idi. Diyar diyar gezerken hep O’nuda taşıdım yanımda. Kah ağladım. Kah yandım. Kah kahkaha attım onun siliueti-hayali yanıbaşımda iken. Günaha girdiğim anlarda… Sevap işlediğimi zannettiğim zamanlarda hep ama hep O (da) vardı. O’nun yolunda ki Hub iken , O sanki her seferinde aşkıyla bana tecelli ediverendi. Parıl parıl parıldayandı… Karanlığımda Hubumu göremezken hep onu gördüm. Dedim ‘O aşktan da yüce olmalı ahir zaman çileme…’

O zahmetli yolda hep Rahmetle dolu Fetih devletini seyrettim.

Ah fuâdım… Ah fuâdım… Ya fuâdii ! Lâ tes-el eynel hevâ… Ah alınyazım… ‘Gönül nerede ?’ diye sorma… Nolursun… Seni nasıl seyrettim ah bilsen. Seyri yer yer kendime çevirmek istedim. Dolu dolu yağdım. Ancak senin kapında yazılanlar gibi yağamadım. Yağamazdım. Ah yağmazdım. Kendimden ilk defa o zaman utanırdım da bastığın yerlere dahi yaklaşamazdım. Kalbim orada dururdu… Ooofff dururdu…. Yıkılırdım oraya… Yıkılmasaydım çekilirdim oradan…. Oooff çekilirdim….

Yaklaşamazdım senin O nur cemâlinin ilahi ateşine. Yaklaşamazdım senin o huzur bahçenin ilhami sesine. Yaklaşamazdım. Ben ve benim gibiler utanmalıydı ! Yıkılmalıydılar karşında ! O yüzden gelir gibi yaptım satırların bazılarında. Ancak ben gelemiyordum. Gelemezdim. Ve gelmek istemiyordum. Lakin bir şeye inandım ki sen bizim gibi küfürlerin Hidayet elisin-sesisin. Sen Öylesin ki Roma seni seziyor. Kudus seni gözlüyor. İstanbul seni bekliyor. Medine seni ilel-ebet destekliyor…. Öylesin ki…..

Kulağım ahraz olsada, gözlerim â’mâ olsada, ruhum talan olsada ben hep Seni selamladım. Aşkımla seni bir tuttum. Sana tutulurken onu sende unuttum. Sadece sen kaldın ıssız hazanımda. Aşk-ı afşânım… Ey âlemdar Kerbelâ yürekli devletimiz …. Ey can fethimiz….

‘İzâ câe nasrullâhi vel-fetih …’ diye çınlar ruhumun zerresi. Ruhumu ben susturamadım ki bir başkası onu hor görüp susturabilsin ! Bildim ki her yiğidin yoğurt yeyişi vardır. Her okurunda kendine göre geviş getirişi vardır. Diliyen o gevişini tükürsün yüzüme ! Ancak Huda’mın (c.c) Izzetini-Himmeti-Rahmetini-Merhametini istedimde sakladım sözlerimin ikinci dirilişini.

Hayal ettiğim huzurunda… Sen hakikatsın. Ben hep hayalde kaldım. Lakin ‘Fetih gönlün’ diye hayal ettiğimi senin devletine sakladım. İşte o devletinde sakladığımı zannettiğim aşkımı ben buradan yaşatmaya çaılştım… Ah, her seferinde ağlasamda ben hep sana ve yoldaşlarına baktım. Hem nasıl baktım ! Resimsiz baktım. Kitapsız baktım. Hudutsuz baktım. Gözlüksüz baktım… Ancak baktım-bakabildim. Sanki bakarken o sır perdesini yerlere çaldım… Yokluk içinde baktım… Varlık içinde baktım…Sen her bakışımda vardın. Ağabeylerimin gözü her lahza aydın iken baktım sana ve onlara….

Diyecekti ki bir üçüncü şahıs… Ben susturulacaktım. Şimdi o konuşturulacaktı…Bende izleyecektim…

Ey Ahirzaman Sultanım….

Sana yakın gözükenleri(e) ne kıskandım nede gıpta ettim. Senden bir şekilde uzaklaşmış veya uzak kalmışları da asla hor görmedim. ‘Zahire göre hüküm verenler adalet meclisinde tecelli ededursunlar’ dedim. Ben bâtına göre hüküm almayayım diye nice ateşlere alev alev kan damlattım. Zahirdeki kana göre sînezenleri zincirlemedim. Bahtına düştüm ! Ben bâtındaki âna göre yazmak istedim. Sadece yazmak….

İntizarım… Eğer yer merhamet etmezse gök merhamet etsinde gönül devletine yaklaşayım. Halimden… dilimden… kalimden… kurtulupta sukut kesileyim.

“Ben ettim sen etme’’ diye kalbiyle-ruhuyla kapında ulûfe bekleyen nice derbeder-sürgün-çılgın yürekler adına güzellerini sana, çirkinlerinide kendime yüklenerek geldim Ey Ahirzaman Sultanımız. Hem çok uzaklardan. 8 senedir yerlerde sürünerek geldim sana… Kimselere gözükmeden geldim sana… Ağyara duyulmadan geldim… Dosta farkedilmeden geldim….

Gelirken sana söylemek istediklerimi kendi kendime söylendim. Acep ? Acep… “Gök kubbesini kaldırırda bana da merhamet yağar mı?” zannıyla geldim. Zan dediğim hakikat olabilir. Hakikat dediğim zan olabilir. Hepsini geçtim ! Ancak bir şey bildim ki Sen hakkın ve zannın şah damarı devletine sahipsin. Evet … Evet Sen “O” sun! Herşeyin “O”. “O” seni andırıyor. Sen Onu andırıyorsun. Beklenen Seni… Sen bekleneni… Zira Sen “O”sun !

Bana göre yemin olsun ki Sen “O” sun … Ahirzaman Hidayetini kim inkar ederse etsin ben sana inanmış ama taabii olamamışlardanım. Lanet olsun nefsime! Seni kim inkar ederse etsin ben seni öyle bildiğimi inkar etmedim hiç bir zaman. Zira Sen ‘’O’’ sun. Seni nasıl inkar edebilirdim ki ? Ahirzamanın Fethini bize gösteren Rabbimize (c.c) olan imanımını senin Hidâyet elinden aldığımı (aldığımızı)-alacağımı(alacağımızı) nasıl inkar edebilirim ki ? Herkes çapına göre alır O hidâyeti. Ben en arkada olsam dahi senin hidâyetinden kendi çapıma düşeni alabilseydim keşke… Ah keşke Sultânım… Ah Fethi cânım…

Hanînim… Hanînim senden yoksunluğumdan ve yokluğumdan dolayı. Ben sana kurbanım Fethi canım…Keşke iddia ettiğim gibi kurban olabilseydim sana!! Sen ki ölülerin “ahirzaman” duası oldun. Sen dirilerin “elest ânı” sadası oldun. Sen oldun o Muhammmed (s.a.v) yadı ordularla yedi cihana taşıyan …. “Sen oldun “O” kutlu” diyemem. Zira sen “O” kutlu idin ve de “O” kutlusun….


“Ey ahâli !!!!

Size ve bize ne mutlu ki “O” aramızda!” diye bağırsam beni yedi cihan kovacağını bilirim… Lakin, ben söylemek istediklerimi söylemek istedim. İçimden geldiği gibi…. Ruhumun sanki sezdiği gibi âl-i cenab huzurunda söylendim. Söylenirken benim sesimde binler-yüzbinler seslendiler sana. Herbiri her birinden çaresiz senin Himmetini ve oradan hurucunu beklediler…

Sözlerimi öyle yaydım ki….

Seneler olmuştu ağlayamayalı. Ancak seninle yine ağladım ben. Sen gerçek gerçek ağladın. Ben ise senden uzaklığıma ağladım. Sen Allah’a (c.c) yakınlık adına ağladın. Ben ise senden uzaklığıma ağladım. Hakk’ın (c.c) kapısında ağlamaya adeta hiç yüzüm kalmamıştı. Fakat yer yer senin kapında ‘mev’ûd’ tellallığı yaptım ki merhamet edesin bana ve benim gibi nice ‘selam’ düşmanlarına ve saftan dönmüşlere, diye .

Bana da…. Bizlerede himmet olsun ki bizlerde birgün senin gibi sadece Hak (c.c) için ağlayalım. Bırak müsaade et Ey Ağlayan Sultanım. Şimdi sadece seninle ağlayalım. Senden ağlamayı öğrenelim. Senden ağlamayı hakkıyla öğrenenler Hakk’a (c.c) döndüler yüzlerini. Senden uzak kalmışlar ise benim gibi hakk’a haksızlık edenlerdir ! Ağlamayı bilmeyenlerdir. Timsah göz yaşını ağlamakla karıştıranlardır…


Ey Pâdişâhım…. Ey beyaz atlı ebyad çehreli Ahirzaman Sultânım(ız)

‘Derdin nedir ?’ diye beni çileden çıkartan nâdanlar olsada ben derdimi değilde sana olan aşkımı-mehabbetimi çıkarttım yollara. Küfürümü geriye bırakarak hakkım olan mehabbetimi getirmeye çalıştım. Kendimce getirdim. Alemce mâlum olana aldırış etmeden getirdim. Gelirken riyâsız geldim. Sum’âsız geldim. Zira inandım ki Hakk’ın (c.c) eliyle herşeyi bilensin. Bil(e)meyene riya yaparım ben. Arif olduklarını zannettiklerime asla riya yapamam…

‘Hadi …. Hadi geri gel sultanımız !’ diye Arz-ı Rûm’u inleten çilekeşler seni beklerler. Dönüşün Ne zaman ey Sultan ? Herkes bunu sorar kendine. Ey fedâimiz… Ne zaman feda edeceksin ayrılığı ? Ne zaman ayrılık ağlayacak uzaklığınla ? Ne zaman vuslat gülecek yakınlığınla ? Ne zaman ey Pâdişâhım ? Tâcın ve tahtın dün bırakıpta gittiğin ülkende halen seni bekliyor. Cebren sürgüne gönderildiğin devlette sen ağladıkça geride kalan tahtında senin hasretinden dolayı ağladı.

Seni bekler o tahtının garipleri… Seni bekler O şehid diyârı topraklar… Seni bekler O izzet ve keremi bol olan salonlar… sahalar… sahralar… Seni bekler…. Çölde ki kum dahi… Gökteki bulut dahi seni bekler… Sıralar… saflar… sahifeler… salası okunmuş meyyitler… şehitler seni bekler. Seni bekler acılara belenmiş yetimler… yürekler… kimsesizler…. çilekeşler. Hatta benim gibi yitikler dahi seni bekler Ahirzaman Sultânım…

Ne zaman dönüş ? Beyânâtını yakından takip edenler ‘aceb geri gelirmi ? Gelirse ne zaman gelir ?’ diye diye kendilerine cevap arayışında bulundukları vakit bakmıştım o kışlalaşmış pencereden. Yalancı ağalar sıraya dizilmiş fis-kos fis-kos çekiştirirlerken, seni yeneceklerini mi zannettiler ? Tüh ! Yazıklar olsun onlara ! Sen Allah’ın (c.c) inâyetiyle yenilmezsin. Hiçbir küfre boyun eğemezsin. Eğmezsin… Sen küfre Hak’kınla galip gelirsin… Zira Sen ‘O’ sun

Gelişini (geri dönüşünü) bekleyenlerin cevâbı hâl-i hazırdaki mücadelede saklı. Huda’mızın (c.c) Aşkına devletin O savaşta mağlub olmasın. Mağlup olmayacak… Senin tahtına ve tâcına dönüşünü uzaktanda olsa görmeyi bana Allah (c.c) nasib etsin. Ya bir avize başında yada bir micro başında iken… Bende intizar ettim senin o ezgilerle geri dönüşünü … Bende hayal ettim o sıralar seni görmeyi…

Bende bekledim o ânı. Anlıkta olsa zamanı bende fikrettim… zikrettim… Kendimce zikrettim. Kendimce fikrettim. Alemce bildim ki Senin geri gelişin Şeytanın ödünü var oluştan koparacak ! ‘’Yaklaştı !!!! Yaklaştı !!!!!’’diyecek ! Hesap zamanı yer yerinden edilecek ! Gök göğünden çıkarılacak ! O şeytan öyle yıkılacak ki kıyamet ondan sonra kopacak. O zaman ebed anının yaklaştğını ….

Ey ‘ney’ gönlümüz…. Ey ‘tambur’ yüreğimiz… Ey ‘keman’ gözlerimiz…. Ey can Fethimiz…. Ey can… Ey biricik sevincimiz… İyi ki sen varsın bu asırda. İyi ki allı-pullu yolculuğa çıkan hicretkeş sarhoşların var. iyi ki Hz.Huhammed’imizin (c.c) yâdını seninle birlikte bayraklaştıran sancaktarların var… Hamd olsun ki ‘Dâvan’… ‘Dâvamız’…var…

Ey Dâvâ…. Ey Dâvâ! Nolursun bana da bir defa olsun devâ ol. Ey devâ dâvâ… Bahtına düştüm bana da bir kez olsun selam ol… Ey … Eyyy… Eyyyy Mânâ… Bana da n’olursun bir kez olsun izin ver hele. Bende diz çökmek isterim arada mesafeler olsada O Hidayet mayalı ve mânâlı huzurunda… En kemtâlihi… en kemteri … en delisi… en çirkini… en günahkârı… en cehennemisi olarak olsada bende çökseydim o devletinde yere… Bende… Oooofff bende… Bende! Ben, de!

Ne dersen de Ey Sultan… Ancak bende istedim… Bende konuşmak istedim… Bende duymak… sezmek… bilmek… Devletinin meşâlesini bende saymak istedim… Bende tutmak… Bende bulmak… Bende… Ah ben bende… Senin izinde… Bende duymak istedim o içten yakarışını… duanı… hayanı… Hudân’ı… Hudâmızı… Bende hidâyet ânımı bekledim ….

Sen gittin gideli güller açılmaz oldu gökyüzü bahçelerinde… Gittin gideli bir türlü bir araya gelemedi 5.kat müjdelileri… Sen gittin gideli kimseler yaklaşamadı tahtına… Sen gittin gideli Seni görmeye gelmek isteyen erenlerin yüzleri hiç gülmedi. Gülemezdi zaten… Sen gittin gideli o 5.ci kata tırmanan o yolluklar bile ağladı…

Sen oralardan giderken bende buralardan uzaklaşırken yazdım sana olan hasretimi… Ben O yolcularının en kemteri… en beteri…en talihsizi olayım…Yeter ki o Cennet Aleminde bir yer edineyim. Benimle beraber yer edinmeye azmetmişlerin cebriyle yazıyorum sana Ey Sultanım… Ellerimde kelepçeler olsada, gönlümde zincirler olasada sana yazmak istedim. Bana cebredenler gözük(e)meselerde onların gönlüyle konuşmaya cüretlendim….

Geri gel… Geri geleceksin bir gün Ey Pâdişâhım…. Geri gelipte ileriye götüreceksin gariplerini… Daha ileriye… Bucsuz ve bucaksız yere… La zamana… Ve La mekana…. En önde sen… Senin önünde O (s.a.v) ve O’nun Önünde olan Hudâ’mıza (c.c) vasl olacaklar, sınırsız ve buudsuz…

Ben buna inandım… “İnandım-inanmadım’’ diyenlere hiç aldırış etmeden inandım. Ben sadece yarım-yamalakta olsa imanıma (!) inandım.

Uzaktan. Ama yakînden olan duana hasret olan benim ve benim gibilerdir… Buna inandım ey eli-yüzü-gönlü nur olan Fethi Pâdişâhım….

O halde beni elden ele yaksınlar… İsterlerse pazar yerinde assınlar… Hiç birisine aldırış etmedim… Sadece

Duanız olsun…

“Edeb ve adab içinde dileyen istediğini söylesin” denmişti… Hiç bir anlaşmaya uyamadım…

Kemter kullara devanız-duanız yüce olsun ki Rabbimiz benide onlarla beraber affetsin…

Yüce olsun ki yer yer o yücelere yükselmek nasip olsun bendeniz cücelere…

Hudâ (c.c) sizi yetimlerin-öksüzlerin- ve hele hele gariblerin sevincinden ayırmasın…

Tûbâ! Tûbâa! Tûbâ lil ğurebaaaaaaaaa!

Selam olsun onlara ki sen başlarındasın…


13/11/2007
Afyonii

AYŞEGÜL    18 Kasm 2007 07:39 | MERSİN
RatingRatingRatingRatingRating
S.A Hocam uzun zaman oldu size birşeyler yazamadım. 10 kasım zatınızın dünyaya teşrifi idi.. Allah bugünde sizin gibi bir kutluyu gönderdi. Rabbim hayırlı ve sıhhatli ömürler nasip etsin. Sizi çok seviyorum. Size laik talebe nasıl olunursa bende o şekilde olmak istiyorum. Bir kısım nadanlar sohbeti cananla telezzüz ediyor hem onlara hemde benim gini bi çareye dua ederseniz beni bahtiyar edersiniz. Allah sizden ebeden razı olsun..Selametle.

kamil kankılıç    17 Kasm 2007 23:32 | BİRECİK/şanlıurfa
RatingRatingRatingRatingRating
edremit te yedek subay olarak 1972_73 yıllarında askerlik yaptım.kampa malzemeleri anadol arabamla taşırdım. Cumartesi günleri hocamı alır İzmir e Mustafa Birlik abilere giderdik.Edremit kampında o hassas günlerde bazen olacak olumsuzlukları önceden Hocama haber verir tedbir alınmasını saglardık. Hürmetle ellerinden öper dualarını beklerim.

SEVGÜL AKYÜREK    17 Kasm 2007 21:11 | İZMİR
RatingRatingRatingRatingRating
S.A HOCAM İNŞ SAĞLIĞINIZ SIHHATİNİZ YERİNDEDİR HOCAM EĞER MESAJIMI ALIRSANIZ BİRKEREDE OLSA SİZİNLE KONUŞMAYI ÇOK İSTERİM EMİNİM BUNU BİÇOK KİŞİ İSTİYORDUR...EĞER MAHSURU YOKSA...BU BENİ İNANIN ÇOK MUTLU EDER SİZİNLE KONUŞMA AYNI SOHBET ORTAMINDA BULUNMA ŞANSINI ELDE EDEN İNSANLARI DUYDUKÇA ONLARIN ADINA ÇOK MUTLU OLUYORUM...SİZİN SOHBETLERİNİZİ İNTERNET ORTAMINDA YADA CDLERİNİZDEN DİNLİYORUM FAKAT BU ÇOK FARKLI BİŞEY SADECE BİRKERE SİZİN SESİNİZİ DUYMAK VE DUARINIZI ALMAK İSTİYORUM İNANIN BUNA ÇOK İHTİYACIM VAR..ALLAHA EMANET OLUN İNŞ ...TÜM ÜMMETİ MÜSLÜMANIN ALLAH YAR VE YARDIMCISI OLSUN İNŞ ALLAHA EMANET OLUN DUA İLE...

TUNCAY    17 Kasm 2007 18:21 | balıkesır
RatingRatingRatingRatingRating
allahu ekber


2824
misafir girişi

Multimedya

Temsil Öncelikli Tebliğ

Seyredin

Sahâbe Efendilerimizin Hizmet Düşüncesi

Seyredin

Hizmet Mâzeret Değil!..

Dinleyin

Kalb Kasveti ve İnşirah Vesileleri

Dinleyin

Altunizade Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

İnsan, Allah'a yürekten ihtiyaç hissetmeli, acz u fakrıyla Allah'a yönelmeli ki, Cenâb-ı Hak da ona icabet etsin. Cenâb-ı Allah, Zâtına karşı müstağni davrananlara teveccühte bulunmaz.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri