Misafir Defteri
Misafir defterini imzalayın 





























































































2824
misafir girişi
gülden
06 Ekim 2007 13:28 | istanbul
İçimd e tarifi mümkün olmayan bi duygu..Hasret de desek olur...
Kod adı DAUS_sıla bilinsin....
yÜREĞİMDE KOCA BİR BOŞLUK keşke senin dizlerinde ağlasamda sana içimdeki seni dillendirsem...
Kelimeler yetmese gözyaşlarımı şahit etsem....
Kod adı DAUS_sıla bilinsin....
yÜREĞİMDE KOCA BİR BOŞLUK keşke senin dizlerinde ağlasamda sana içimdeki seni dillendirsem...
Kelimeler yetmese gözyaşlarımı şahit etsem....
gülizar
06 Ekim 2007 07:47 | ağrı
ALLAH RAZI OLSUN .DUALARINIZA MUHTAÇ KARDEŞİNİZ GÜLİZAR
f.zehra
05 Ekim 2007 23:07 | denizli\acıpayam
selamün aleyküm.öncelikle Allah sizlerden razı olsun. dualarınızda bizi unutmayın hocam.inşallah bende sizler gibi kendini bu yola adamış birer hizmet insanı olmak istiyorum. dua&muhabbetle Allah a emanet olun.
Remzi Boz
05 Ekim 2007 17:46 | MANİSA \ TURGUTLU
HOCAM SELAMÜ ALEYKÜM BEN ALVAR KÖYÜNDEN ÖNCE YÜCE ALLAHTAN SAGLIK VE AFİYET DİLERİM HOCAM CANIM SİZLERE KURBAN OLSUN SİZİ ÇOK ÖZLÜYORUM BEN TURGUTLUDA OTURUYORUM KARDEŞİNİZ HATİCEDE BURDA İMİŞ GERÇEK Mİ BUNU BİLMEM BENİ MUTLU EDER MEHMET EFENDİ EFEMİN SEYFETTİN EFEMİN SEDİ EFENDİ EFEMİN DUALARI SİZLERLE OLSUN YÜCE ALLAHA EMANET OLUN ESSALAMÜ ALEYKÜM
musa
05 Ekim 2007 17:35 | manisa Turgutlu
sayın hocam ben alvarlıyım sizi canı gönülden dinliyorum babam sizin sohbetlerinizi çok içten dinliyor
filiz
05 Ekim 2007 14:56 | bursa
Kur anı okuyan ve geregınce amel eden bır mumın,tadı ve kokusu guzel olan turunca benzer.Kur anı okumayıp yalnız geregını yapan mumın,tadı guzel fakat kokusu olmayan hurmaya benzer.Kur anı okuyan (geregını yapmayan )munafık,kokusu guzel fakat acı reyhane otuna benzer.Kur anı okumayan munafık da tadı acı kokusu kotu olan Ebu Cehıl karpuzu gıbıdır.sevgı ve dua ıle...
filiz
05 Ekim 2007 14:49 | bursa
Mezara konan bır kısıye aılesı yastık uzatabılır mı?Hayır,onun yastıgı amellerıdır artık..selametle,hayırlı ıftarlar.
sedat aydemir
05 Ekim 2007 09:54 | istanbul
selamun aleykum efendim...
tüm müslümanların cuması mübarek olsun.selam ve dua ile kalın...
tüm müslümanların cuması mübarek olsun.selam ve dua ile kalın...
zeynep
04 Ekim 2007 15:09 | izmir
selam hocam.sadece selam vermek için yazıyorum.ALLAH sizi ve sizin gibi gönlünü hizmete adamiş insanlardan razı olsun.selametle.
sedat aydemir
04 Ekim 2007 14:37 | istanbul
Efendim,
Biraz önce hiç bitmese dediğim bir sahur programı izledim.Zaten başından beri bu kanala aboneyim dekoruyla, mizansenleriyle, yapımcılarıyla . Ne güzel insanlar var Yarabbi! diyorum, ne güzel bilgiler sunuyorlar. Çok şükür.Sundukları yelpazenin içinden bir bölüm ki o da şu düşüncenin açılımıydı " her nimetin şükrü kendi cinsinden yapılır" Bu konuşmalardan da bir cümle yazmak istiyorıum " güzelliğin şükrü de iffet li olmakla yapılır".
Efendim,
Ben, şükür konusunda sizinle bilinçlendim. Malumu vechile her ilmin terminolojisi vardır. Sizin ilminizin terminolojisi arasında da şükür çok geçer.Kitaplarınızda çeşitli örneklerle ne kadar güzel anlatırsınız şükrün önemini,güzelliğini.
Efendim,
Ben buradan ifetli olmak kavramını çekerek zatıalinizin görüşlerinizi rica ediyorum. Rahmetli babam "bir insan önce iffetli olmalıdır " diye çok sık vurgulardı.Bizden de en çok bunu isterdi. Ben bu kavramı uzun süre namuslu olmak diye algıladım.Ama hayatta yol aldıkça insanları gözlemledikçe sadece bundan ibaret değil diye de düşünüyorum şimdi. Ve bir kavram açıklama üstadı olarak size başvurmak ihtiyacı duydum. Biliyorum ki sizden inciler gelecek ve ben bunları da tesbih yapacağım inşallah.
Efendim,
İffet nedir? Kişi ve insanlık için ne anlam taşımalıdır?Lütfedermisiniz?
Sonsuz hürmetlerimle..........
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Sayın Hatice Hakeri,
24.9.2007 tarihli mailinizi aldım.
Efendim, şükür kavramı üzerinde ne kadar dursak azdır. Bence çağımızın en önemli sorunudur. İnsanların bu kadar mutsuz oluşları sigaranın, alkolün, uyuşturucunun bu kadar yaygın oluşu, kumarda ve fuhuşta, sapıklıkta bu kadar büyük yol alış, müsekkinlerin bu kadar çok kullanılması, herkesin herşeyden mütemadiyen şikayet etmesi, kimsenin hayatından memnun olmayışı şükürsüzlükten başka neyle izah edilebilir. Boşanmalar her gün rekora doğru gidiyor. Küskünlükler, kırgınlıklar, dargınlıklar mütemadiyen artıyor. Bütün bu negatif olayların arkasında yatan şükürsüzlük değil de nedir? Kesinlikle şuna inanıyorum. Şükretmeyen insanlar sağlıklı, mutlu, huzurlu olamazlar.
“İffet” kavramına gelince toplum içinde yanlış anlaşılmış, üzerinde yeteri kadar düşünülmemiş kavramlardan biridir iffet. Bize çocukluğumuzdan beri şunlar aşılandı. İffet denince akla önce kadınlar getirildi. Ve sadece “namus” o da “cinsel namus” anlamına getirildi. Oysa iffet kavramı çok daha geniş anlamları içerir. İffette kadın, erkek ayrımı olamaz. Kadının da iffetsizi vardır, erkeğin de. Bazan kadınlar iffetini kaybeder, bazan erkekler. Öyle erkekler var ki genç kızlara “seviyor” havalarında yaklaşıyorlar. Zımmen veya açıkça evlilikten dem vuruyorlar. Amaçları sadece istifade etmek. Şimdi böyle bir erkek iffetsiz değil midir? Seçim meydanlarında yapamayacağı, yapmasına gücü yetmeyeceği hususları seçmenine vaad eden bir erkek iffetsiz değil midir? Günümüzde iffet kavramı ne yazık ki temiz, nezih, asli değerinden çok şeyler kaybediyor. Yılışıklık, sırnaşıklık, laubali davranışlar, açıklığın da ötesinde alenen, çirkin, tiksindirici giyimler iffetsizlik değil midir? Bazı yerlerde vücutlarının en mahrem yerlerini teşhir edenler ve bu tür tiksindirici olayları gazetelerinin en muteber köşelerinde yayınlayanlar iffetsiz değil midir? Geçen yıl sitemize bir mail gelmişti. Bir genç hanım, şöyle yazıyordu: çalıştığı işyerinde aralarında epey yaş farkı olan bir adam çirkin bir teklif getiriyor. Bir süre diyor beraber yaşayalım. Nasıl bir insan pazarda mal alırken tadına bakarsa aynı şeyi ben yapmak istiyorum. Bu hanım durumu sitemize sordu. Öyle bir ifadesi vardı ki adama hak verir gibiydi. Şiddetle itiraz ettim. Bu durumun kadın için de erkek için de çok adi, çok aşağılık, iffetsiz bir durum olacağını söyledim. Hanım kızdı, bir daha sitemizle ilgilenmedi. Bizi bu şekilde protesto etti. Neden iffet kavramını yalnız kadınlarda arıyoruz? Kadın, erkek her inanmış insanın her medeni insanın iffetli olması gerekmez mi? Bugün piyasada doğru dürüst bir zeytin, bir bal almanın imkanı kalmadı. Zeytini çürütüp, iğrenç hale getirip öyle satıyorlar. Şöyle adam gibi yıllardır bir zeytin yiyemiyorum. Bir zeytin ekmek yemeğe hasretim. Bu iffetsizlik değil midir? Allah’ın nimetine saygısızlık değil midir? Birtakım şerefsizler zeytin milyoneri olacaklar diye bizi mahrum bırakıyorlar. Haram olsun inşallah. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, “Arıya vahyettik” diyor. Vahiy kelimesi bir de Resulullah Efendimiz için kullanılıyor. Demek ki arı bu kadar önemli bir varlık. Arının binbir çiçek dolaşarak ürettiği bal aslında ufacık bebekten en yaşlı insana kadar en güzel gıda, en şifalı ilaç. Ama paragöz insanlar Allah’a da karşı geliyorlar. Arının ürettiği balı insana yedirmiyorlar. Kendi şekerli üretimlerini bal diye yutturuyorlar. Bu bir iffetsizlik değil midir? Bu alçaklık değil midir? Arı bal üretiyor, üretici bu balın dörtte üçünü alacak, dörtte birini arıya bırakacak. Arı onu kışın yiyecek. Bu muhteris insanlar balın tümünü alıyorlar. Gıda olarak şekerli su bırakıyorlar. Bugün Türkiye’de hiç kimse Allah’ın arıya vahyettiği balı yiyemiyor. Allah da onlara iffetsizce kazandıkları paraları ağız tadıyla yedirmiyor.
Efendim, bu şekilde daha binlerce örnek verebiliriz. Özet olarak söylemek gerekirse bizim fıtratımıza aykırı olan herşey iffetsizliktir. Çünkü insan bir emaneti yüklenerek dünyaya geldi. Hepimizin özel bir misyonumuz var. Şu veya bu bahaneyle o misyondan uzaklaştığımız zaman iffetsiz insan oluyoruz. Söyleyeceklerim bu kadar.
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Emekli Danıştay Üyesi
Biraz önce hiç bitmese dediğim bir sahur programı izledim.Zaten başından beri bu kanala aboneyim dekoruyla, mizansenleriyle, yapımcılarıyla . Ne güzel insanlar var Yarabbi! diyorum, ne güzel bilgiler sunuyorlar. Çok şükür.Sundukları yelpazenin içinden bir bölüm ki o da şu düşüncenin açılımıydı " her nimetin şükrü kendi cinsinden yapılır" Bu konuşmalardan da bir cümle yazmak istiyorıum " güzelliğin şükrü de iffet li olmakla yapılır".
Efendim,
Ben, şükür konusunda sizinle bilinçlendim. Malumu vechile her ilmin terminolojisi vardır. Sizin ilminizin terminolojisi arasında da şükür çok geçer.Kitaplarınızda çeşitli örneklerle ne kadar güzel anlatırsınız şükrün önemini,güzelliğini.
Efendim,
Ben buradan ifetli olmak kavramını çekerek zatıalinizin görüşlerinizi rica ediyorum. Rahmetli babam "bir insan önce iffetli olmalıdır " diye çok sık vurgulardı.Bizden de en çok bunu isterdi. Ben bu kavramı uzun süre namuslu olmak diye algıladım.Ama hayatta yol aldıkça insanları gözlemledikçe sadece bundan ibaret değil diye de düşünüyorum şimdi. Ve bir kavram açıklama üstadı olarak size başvurmak ihtiyacı duydum. Biliyorum ki sizden inciler gelecek ve ben bunları da tesbih yapacağım inşallah.
Efendim,
İffet nedir? Kişi ve insanlık için ne anlam taşımalıdır?Lütfedermisiniz?
Sonsuz hürmetlerimle..........
Sayın Sabri Tandoğan'ın cevaben yazdıkları :
Sayın Hatice Hakeri,
24.9.2007 tarihli mailinizi aldım.
Efendim, şükür kavramı üzerinde ne kadar dursak azdır. Bence çağımızın en önemli sorunudur. İnsanların bu kadar mutsuz oluşları sigaranın, alkolün, uyuşturucunun bu kadar yaygın oluşu, kumarda ve fuhuşta, sapıklıkta bu kadar büyük yol alış, müsekkinlerin bu kadar çok kullanılması, herkesin herşeyden mütemadiyen şikayet etmesi, kimsenin hayatından memnun olmayışı şükürsüzlükten başka neyle izah edilebilir. Boşanmalar her gün rekora doğru gidiyor. Küskünlükler, kırgınlıklar, dargınlıklar mütemadiyen artıyor. Bütün bu negatif olayların arkasında yatan şükürsüzlük değil de nedir? Kesinlikle şuna inanıyorum. Şükretmeyen insanlar sağlıklı, mutlu, huzurlu olamazlar.
“İffet” kavramına gelince toplum içinde yanlış anlaşılmış, üzerinde yeteri kadar düşünülmemiş kavramlardan biridir iffet. Bize çocukluğumuzdan beri şunlar aşılandı. İffet denince akla önce kadınlar getirildi. Ve sadece “namus” o da “cinsel namus” anlamına getirildi. Oysa iffet kavramı çok daha geniş anlamları içerir. İffette kadın, erkek ayrımı olamaz. Kadının da iffetsizi vardır, erkeğin de. Bazan kadınlar iffetini kaybeder, bazan erkekler. Öyle erkekler var ki genç kızlara “seviyor” havalarında yaklaşıyorlar. Zımmen veya açıkça evlilikten dem vuruyorlar. Amaçları sadece istifade etmek. Şimdi böyle bir erkek iffetsiz değil midir? Seçim meydanlarında yapamayacağı, yapmasına gücü yetmeyeceği hususları seçmenine vaad eden bir erkek iffetsiz değil midir? Günümüzde iffet kavramı ne yazık ki temiz, nezih, asli değerinden çok şeyler kaybediyor. Yılışıklık, sırnaşıklık, laubali davranışlar, açıklığın da ötesinde alenen, çirkin, tiksindirici giyimler iffetsizlik değil midir? Bazı yerlerde vücutlarının en mahrem yerlerini teşhir edenler ve bu tür tiksindirici olayları gazetelerinin en muteber köşelerinde yayınlayanlar iffetsiz değil midir? Geçen yıl sitemize bir mail gelmişti. Bir genç hanım, şöyle yazıyordu: çalıştığı işyerinde aralarında epey yaş farkı olan bir adam çirkin bir teklif getiriyor. Bir süre diyor beraber yaşayalım. Nasıl bir insan pazarda mal alırken tadına bakarsa aynı şeyi ben yapmak istiyorum. Bu hanım durumu sitemize sordu. Öyle bir ifadesi vardı ki adama hak verir gibiydi. Şiddetle itiraz ettim. Bu durumun kadın için de erkek için de çok adi, çok aşağılık, iffetsiz bir durum olacağını söyledim. Hanım kızdı, bir daha sitemizle ilgilenmedi. Bizi bu şekilde protesto etti. Neden iffet kavramını yalnız kadınlarda arıyoruz? Kadın, erkek her inanmış insanın her medeni insanın iffetli olması gerekmez mi? Bugün piyasada doğru dürüst bir zeytin, bir bal almanın imkanı kalmadı. Zeytini çürütüp, iğrenç hale getirip öyle satıyorlar. Şöyle adam gibi yıllardır bir zeytin yiyemiyorum. Bir zeytin ekmek yemeğe hasretim. Bu iffetsizlik değil midir? Allah’ın nimetine saygısızlık değil midir? Birtakım şerefsizler zeytin milyoneri olacaklar diye bizi mahrum bırakıyorlar. Haram olsun inşallah. Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, “Arıya vahyettik” diyor. Vahiy kelimesi bir de Resulullah Efendimiz için kullanılıyor. Demek ki arı bu kadar önemli bir varlık. Arının binbir çiçek dolaşarak ürettiği bal aslında ufacık bebekten en yaşlı insana kadar en güzel gıda, en şifalı ilaç. Ama paragöz insanlar Allah’a da karşı geliyorlar. Arının ürettiği balı insana yedirmiyorlar. Kendi şekerli üretimlerini bal diye yutturuyorlar. Bu bir iffetsizlik değil midir? Bu alçaklık değil midir? Arı bal üretiyor, üretici bu balın dörtte üçünü alacak, dörtte birini arıya bırakacak. Arı onu kışın yiyecek. Bu muhteris insanlar balın tümünü alıyorlar. Gıda olarak şekerli su bırakıyorlar. Bugün Türkiye’de hiç kimse Allah’ın arıya vahyettiği balı yiyemiyor. Allah da onlara iffetsizce kazandıkları paraları ağız tadıyla yedirmiyor.
Efendim, bu şekilde daha binlerce örnek verebiliriz. Özet olarak söylemek gerekirse bizim fıtratımıza aykırı olan herşey iffetsizliktir. Çünkü insan bir emaneti yüklenerek dünyaya geldi. Hepimizin özel bir misyonumuz var. Şu veya bu bahaneyle o misyondan uzaklaştığımız zaman iffetsiz insan oluyoruz. Söyleyeceklerim bu kadar.
Selam, sevgi ve saygı ile.
Sabri Tandoğan
Emekli Danıştay Üyesi
sedat aydemir
04 Ekim 2007 14:03 | istanbul
selamun aleykum ey mubarek zat...
seni cok ozledim inşallah kavustuk bundan sonra tekrar yazmaya devam edecegim...allah selamet versin selam ve dua ile kalın...
seni cok ozledim inşallah kavustuk bundan sonra tekrar yazmaya devam edecegim...allah selamet versin selam ve dua ile kalın...
zeren
03 Ekim 2007 13:08 | turkey
sa...bir şey sormak istiyorum 5.türkçe yarışmasında almanyadan şeyma çakır kardeşimiz vardı..ve ey ıstanbul isimli bi şiir okumuştu..acaba ey ıstanbul adlı eser kime ait..yardımcı olursanız çok sevinirim...şimdiden rabbim sizden razı olsun
MELTEM
03 Ekim 2007 09:46 | bursa
hocam ben bıseyı merak edıyorum herkes ramazan boyunca arapcadan kuranı kerım okuyo.ben arapca bılmıyorum ve duz yazıdan okusam kuranı kerımı kabul olurmu yanı hatim edebılrmıyım. hayırlı gunler.
hayriye
02 Ekim 2007 12:13 | istanbul
s.a hocam burayı o kadar çok seviyorum ki gerçek olmasa da sizinle konuşuyor gibiyim buraya yazı yazarken bile heyecanlanıyorum... sizi rüyamda gördüm hala etkisindeyim ve çoookk mutluyum hocam ... keşke Peygamber efendimiz (s.a.v)'i de görseydim bir kerecik :(.. inş ona komşu olanlardan olurruz inş. elinden kevser suyu içenlerden oluruzda karşı karşıya görürüz.....hocam bize dua edin lütfen biz öss ye girecek öğrencilerin sizin gösterdiğiniz yolda ilerlemek için hizmet için okumak istiyoruz hocam ... dularınız da olalım inş...sizi çok seviyorum... ellerinizden öpüyorum hocam Rabbime emanet olun...
ayşe
02 Ekim 2007 08:07 | antalya
allah razı olsun hocam
aydin
02 Ekim 2007 06:47 | gurbet
hocaefendinin resmine gözlerim her ilistiginde kontrolüm disinda gözyaslari akitiyor:*((((
Hayati
02 Ekim 2007 01:11 | Almanya
selamun aleyküm.Fethullah hocama sanaldanda olsa selam verebilmek,onunla irtibat kurabilmek benim icin bir mutluluk kaynagi.Egitime ve islama verdigi hizmeti yakindan takip ediyorum,yaptiklarini ayakta alkisliyorum,Allah Hocamdan razi olsun bizede islama hizmet etmeyi nasip etisn insaLLAH..
saygilarimla
saygilarimla
Cahid
01 Ekim 2007 22:26 | Amerika
Selamun aleykum,
Fethullah Gulen hocaya selamlarimi iletmek istiyorum. Alah sizi ve sizin gibilerini Muslumanlik dunyasinin basindan eksik etmesin hocam. Gercekten bu dunyanin sizin gibilere ihtiyaci var.
*Fethullah Gulen sitesinden bir istegim var, ben bir senelige Amerika'dayim. Fethullah hocanin kaldigi adresi bana gonderebilir misiniz lutfen? Bakarsiniz allah nasib eder yolum Pennsylvani'ya duser, hocamizi ziyaret etmek isterim. Allah hepimize sahip ciksin.
Fethullah Gulen hocaya selamlarimi iletmek istiyorum. Alah sizi ve sizin gibilerini Muslumanlik dunyasinin basindan eksik etmesin hocam. Gercekten bu dunyanin sizin gibilere ihtiyaci var.
*Fethullah Gulen sitesinden bir istegim var, ben bir senelige Amerika'dayim. Fethullah hocanin kaldigi adresi bana gonderebilir misiniz lutfen? Bakarsiniz allah nasib eder yolum Pennsylvani'ya duser, hocamizi ziyaret etmek isterim. Allah hepimize sahip ciksin.
Afyoni
01 Ekim 2007 21:35 |
Dîli âşık …
Dünya güzergahından gelipte geçen devlet-i aşk sultânım…. Musul gülecekse seninle gülecek. Kerbela sevinecekse seninle sevinecek. Şam görünecekse seninle görünecek. Dünya özeli olan ukba güzelim… güzelimiz… elimiz…dilimiz…dîlimiz… herşeyimiz….
İfrata girdiğime dair dedi kodu edenleri seninle iftiharıma davet ederim. Ben senin ahirzaman gönlüne iftiharımı ilel ebet etmeye cesaretlendim de geldim. Kalem düşmanı ve hem dahi gönül yalanı kimler olursa olsun ! Onlara aldırış etmeden geldim. Geldiğimi hayal ettim….
O hayaller esnasında olacaktı ki “bî-vefâ yarem, her yerim dert cefâ’ diye ağıt yakanı dinlemenin heyecanından olmalı ki senin gönüllerde ki ahir zaman tecelliyatın beliriverdi ufkumda… ‘Yâr’ dedim de geldim gar benliğimle. Vefasız olsamda geldim vefa cennetine. Karanlıklarda kalsamda geldim kandil kapına. Derde deva yoksa senin vefan olsun. Varlıksız varlığım senin o nâzenin devletine fedâ olsun. Senin cennetin kerâmet-azamet-alâmet cenneti değildide ben imanımdan mı dönecektim ? Öyle mi sanmış ağyar ? Hem dahi yâren-i yâr … Ben âhirzaman hidayetine îman ettim de geldim. Azamet olsa da Merhameti yanında taşıyan cennetine inandımda geldim. Alâmet olsa da ben senin beşâret-hidâyet- ferâset devletine gelmiştim… Geldiğimi zannetmiştim…
Gelirken, sanki niceleri vardı ki, cehennemin içinde cayır cayır yanıyorlardı. Çığlık atanından tutunda ıslık çalanlarına kadar. Ancak aşkın ve merhametin o bazılarına olmasaydı onlar o ateşli yollardan, acılı sofralardan, hafakanlı ayrılıklardan, özlemle dolu hasretlerinden kalkıpta huzurunda dilen(e)mezseler tâ ebetlere kadar kavrulacaklar(dı)…. Keşke o merhamet ettiklerinin içinden birisi de ben olsaydım….
Sağımdaki konuşurken, solumda ki çığırtkanlık yaparken dediler ki ‘O’nun gibisi yoktur’ ahir cihanda. Eğer o yok olan sizde tecelli ediyorsa….
Hem eğer sana etmiş olduğum hatalardan dolayı yüce dîvan beni ihrâca-idâma mahkum ederlerse ben cellatın o an ki felsefesine şaşarım ! Hem dahi alkışlarım ! ‘Fethi cânımı sevmek böyle olur işte !’ derim . Ve ihvânı alkışlarım. Ancak onlar Fethi efendimi bu denli sevdiklerini gösterebiliyorlarsa ki öyle, bende onların göremeyeceği şekilde belkide bilemeyeceği derinlikte gelmek istemiştim. Herşeye rağmen ben Fetih hidâyetine ve rahmetine inandım….
Bugün ‘Afgan toprağı ağlıyor’ demiştim. Ancak benim kıyamet efgânım vîrâneme yağıyor. Hasret bağında bir kandilde mi olamayacaktım duanı alsaydım ? Samandağı makamında ateşlenerek geldim izzetli devletine ey âhir zaman pâdişahım… Ben yanıp kül olayım gönül kapında ama sen asya bâ sâfâ gönüllerin hem ağabeyi- hem müderrisi- hem imâmı- hem âzâmı… Sendin o hey gidi günleri gittiğin günden beri ağlatan. Sen hergün o günler için ağlarken Anadolu toprakları da gittiğin günden beri ‘hey gidi günler’ dediğin günlere ağladılar. O ‘hey gidi günler’ gelmezse gelmesin ! Yeter ki sen geri gel …
Gelişini alaylarla karşılamak isteyeninden, yollarına güller serpmek isteyenine kadar cemaatlar vardı…. Nefesinden değişik değişik can alan canlar vardı. Cananlar…. Herkes o anı bekliyordu. Ancak ! Araya hep bir mülahaza giriyordu. Alem ne bilsin ki ne dolaplar dönüyordu ! İşte onu senin Fetih kalbin biliyordu. Lâkin yegâne dâvan adına susuyordun. Her alemi bildiğini düşmanda biliyordu. O yüzden değilmidir ki türlü türlü iftiralara başvurup senin Fetih devletini yerden yere vurduklarını zannediyorlardı. ‘Kahirle yok olmak’ buna derler. Senin yıkılmaz bir Fetih olduğunu gördükçe bozguna dönüyorlardı. Güç ellerinden çıkalı hayli zaman oldu ! Hâlâ ‘geri verin’ diye çığırtkanlık edeceklerdi. Hem bazen o laf alıp- ‘Veren’i yanlarına aldıklarından dolayı çalım atacaklardı…. Kime ne oldu ? Hal ortada ! Senin gönlün Hakiki Dinin Nurunda tecelli ediyordu. Kim onu narıyla söndürebilirdi ki ? İt ürmüştü ! Kervan geriye bakmadan yoluna yürümüştü. Elest kanunlu hikâye bundan ibaret….
Senin o ahirzaman müjdeli devletin gökyüzünde… İlâhî beşâretin gönüllerde… Sarsılmaz ve yıkılmazsın (Allah’ın (c.c) inâyetiyle-hidâyetiyle-izzeti ve hem dahi bereketiyle). Zira kalbin-ruhun Allah’a (c.c) ve Habibi Muhammed’imize (s.a.v) en yakın zamanı yaşıyor. O zamana ve mekana sekîne olmuş-olacak halini yaşıyor ,Hidayet! Kerâmet sâhibimiz bizim… Sideret-‘il- müntehâ’dan mülhemlendi Kâbe…. Senin kalbin-ruhun Hz.Muhammed’den (s.a.v) ilhamlandı… Ondan dolayı O seninle herandı…Yanındaydı…Yâdındaydı…Dünyandaydı…Hi mmetinde…. İzzetinde….Örfünde…. Adaletinde…
Merhametinde… Kerametinde…. Fethinde…. Herşeyinde… Hem dahi adında…. O ihvânında- irfanında – göz yaşlarında… İlâhi hafakanlarında… Her zaman O İlâhi aşk vardı…. Sen O’ndaydın… O senden … Sen O’ndan …
Ve hep olacak… Yeryüzü seni bağrında barındırdığından dolayı kimbilir ne kadar mutludur. Her acıya-depreme-fırtınaya- salgına rağmen tebessüm etmeye yeltenmiş dünyanın senin ümidine her zaman ihtiyâcı var. Senin Hidâyet elinin alımlandığı lahza zamansız ve mekansızdı…
O yüzden ağyar yıkıldılar ve geri kalanlarıda yıkılıp gidecekler. Yeryüzü bunu Anadolu gözüyle izleyecek! Dolu dolu gözler-gönüller bunu bilecek, şahit olacak. Korktuklarından değil! Utançlarından ve kahirlerinden dolayı o zapt ettikleri kalemleri ve dahi şifreleri terk edip huruc edecekler! Bu fasılayı daha önceki asır yaşadı zaten… Bunların yüzüne tükürmek bile israftır!
Buna inandım…
Ben kendimi ne sandım ki?!
Affedin Efendim… Ahirzaman şânınız yücedir…
Duanız olsaydı keşke….
30/9/2007
Afyoni
Dünya güzergahından gelipte geçen devlet-i aşk sultânım…. Musul gülecekse seninle gülecek. Kerbela sevinecekse seninle sevinecek. Şam görünecekse seninle görünecek. Dünya özeli olan ukba güzelim… güzelimiz… elimiz…dilimiz…dîlimiz… herşeyimiz….
İfrata girdiğime dair dedi kodu edenleri seninle iftiharıma davet ederim. Ben senin ahirzaman gönlüne iftiharımı ilel ebet etmeye cesaretlendim de geldim. Kalem düşmanı ve hem dahi gönül yalanı kimler olursa olsun ! Onlara aldırış etmeden geldim. Geldiğimi hayal ettim….
O hayaller esnasında olacaktı ki “bî-vefâ yarem, her yerim dert cefâ’ diye ağıt yakanı dinlemenin heyecanından olmalı ki senin gönüllerde ki ahir zaman tecelliyatın beliriverdi ufkumda… ‘Yâr’ dedim de geldim gar benliğimle. Vefasız olsamda geldim vefa cennetine. Karanlıklarda kalsamda geldim kandil kapına. Derde deva yoksa senin vefan olsun. Varlıksız varlığım senin o nâzenin devletine fedâ olsun. Senin cennetin kerâmet-azamet-alâmet cenneti değildide ben imanımdan mı dönecektim ? Öyle mi sanmış ağyar ? Hem dahi yâren-i yâr … Ben âhirzaman hidayetine îman ettim de geldim. Azamet olsa da Merhameti yanında taşıyan cennetine inandımda geldim. Alâmet olsa da ben senin beşâret-hidâyet- ferâset devletine gelmiştim… Geldiğimi zannetmiştim…
Gelirken, sanki niceleri vardı ki, cehennemin içinde cayır cayır yanıyorlardı. Çığlık atanından tutunda ıslık çalanlarına kadar. Ancak aşkın ve merhametin o bazılarına olmasaydı onlar o ateşli yollardan, acılı sofralardan, hafakanlı ayrılıklardan, özlemle dolu hasretlerinden kalkıpta huzurunda dilen(e)mezseler tâ ebetlere kadar kavrulacaklar(dı)…. Keşke o merhamet ettiklerinin içinden birisi de ben olsaydım….
Sağımdaki konuşurken, solumda ki çığırtkanlık yaparken dediler ki ‘O’nun gibisi yoktur’ ahir cihanda. Eğer o yok olan sizde tecelli ediyorsa….
Hem eğer sana etmiş olduğum hatalardan dolayı yüce dîvan beni ihrâca-idâma mahkum ederlerse ben cellatın o an ki felsefesine şaşarım ! Hem dahi alkışlarım ! ‘Fethi cânımı sevmek böyle olur işte !’ derim . Ve ihvânı alkışlarım. Ancak onlar Fethi efendimi bu denli sevdiklerini gösterebiliyorlarsa ki öyle, bende onların göremeyeceği şekilde belkide bilemeyeceği derinlikte gelmek istemiştim. Herşeye rağmen ben Fetih hidâyetine ve rahmetine inandım….
Bugün ‘Afgan toprağı ağlıyor’ demiştim. Ancak benim kıyamet efgânım vîrâneme yağıyor. Hasret bağında bir kandilde mi olamayacaktım duanı alsaydım ? Samandağı makamında ateşlenerek geldim izzetli devletine ey âhir zaman pâdişahım… Ben yanıp kül olayım gönül kapında ama sen asya bâ sâfâ gönüllerin hem ağabeyi- hem müderrisi- hem imâmı- hem âzâmı… Sendin o hey gidi günleri gittiğin günden beri ağlatan. Sen hergün o günler için ağlarken Anadolu toprakları da gittiğin günden beri ‘hey gidi günler’ dediğin günlere ağladılar. O ‘hey gidi günler’ gelmezse gelmesin ! Yeter ki sen geri gel …
Gelişini alaylarla karşılamak isteyeninden, yollarına güller serpmek isteyenine kadar cemaatlar vardı…. Nefesinden değişik değişik can alan canlar vardı. Cananlar…. Herkes o anı bekliyordu. Ancak ! Araya hep bir mülahaza giriyordu. Alem ne bilsin ki ne dolaplar dönüyordu ! İşte onu senin Fetih kalbin biliyordu. Lâkin yegâne dâvan adına susuyordun. Her alemi bildiğini düşmanda biliyordu. O yüzden değilmidir ki türlü türlü iftiralara başvurup senin Fetih devletini yerden yere vurduklarını zannediyorlardı. ‘Kahirle yok olmak’ buna derler. Senin yıkılmaz bir Fetih olduğunu gördükçe bozguna dönüyorlardı. Güç ellerinden çıkalı hayli zaman oldu ! Hâlâ ‘geri verin’ diye çığırtkanlık edeceklerdi. Hem bazen o laf alıp- ‘Veren’i yanlarına aldıklarından dolayı çalım atacaklardı…. Kime ne oldu ? Hal ortada ! Senin gönlün Hakiki Dinin Nurunda tecelli ediyordu. Kim onu narıyla söndürebilirdi ki ? İt ürmüştü ! Kervan geriye bakmadan yoluna yürümüştü. Elest kanunlu hikâye bundan ibaret….
Senin o ahirzaman müjdeli devletin gökyüzünde… İlâhî beşâretin gönüllerde… Sarsılmaz ve yıkılmazsın (Allah’ın (c.c) inâyetiyle-hidâyetiyle-izzeti ve hem dahi bereketiyle). Zira kalbin-ruhun Allah’a (c.c) ve Habibi Muhammed’imize (s.a.v) en yakın zamanı yaşıyor. O zamana ve mekana sekîne olmuş-olacak halini yaşıyor ,Hidayet! Kerâmet sâhibimiz bizim… Sideret-‘il- müntehâ’dan mülhemlendi Kâbe…. Senin kalbin-ruhun Hz.Muhammed’den (s.a.v) ilhamlandı… Ondan dolayı O seninle herandı…Yanındaydı…Yâdındaydı…Dünyandaydı…Hi mmetinde…. İzzetinde….Örfünde…. Adaletinde…
Merhametinde… Kerametinde…. Fethinde…. Herşeyinde… Hem dahi adında…. O ihvânında- irfanında – göz yaşlarında… İlâhi hafakanlarında… Her zaman O İlâhi aşk vardı…. Sen O’ndaydın… O senden … Sen O’ndan …
Ve hep olacak… Yeryüzü seni bağrında barındırdığından dolayı kimbilir ne kadar mutludur. Her acıya-depreme-fırtınaya- salgına rağmen tebessüm etmeye yeltenmiş dünyanın senin ümidine her zaman ihtiyâcı var. Senin Hidâyet elinin alımlandığı lahza zamansız ve mekansızdı…
O yüzden ağyar yıkıldılar ve geri kalanlarıda yıkılıp gidecekler. Yeryüzü bunu Anadolu gözüyle izleyecek! Dolu dolu gözler-gönüller bunu bilecek, şahit olacak. Korktuklarından değil! Utançlarından ve kahirlerinden dolayı o zapt ettikleri kalemleri ve dahi şifreleri terk edip huruc edecekler! Bu fasılayı daha önceki asır yaşadı zaten… Bunların yüzüne tükürmek bile israftır!
Buna inandım…
Ben kendimi ne sandım ki?!
Affedin Efendim… Ahirzaman şânınız yücedir…
Duanız olsaydı keşke….
30/9/2007
Afyoni
tezcan
01 Ekim 2007 18:32 | bergama
selamun aleyküm hocam allah yar ve yardımcınız olsun türkiyedeki ve dünyadaki okul larımız bilim olimpimpiyatlarında madalyaya doymuyor öncük etiginiz icin allah sizden razı olsun
alp cenk
01 Ekim 2007 15:00 | bursa
Hocam sizi birkaç kere rüyamda gördüm. Bunlardan 2 tanesi anlamlıydı. Upuzun bir koridor var. Siz ve ben sohbet ede ede yürüyoruz. Siz gerçekten anlamlı şeyler söylüyordunuz. Neyse aslında ilk başlarda (çık konuşayım) yalnızca size bağlı kalıyordum. Yani yalnızca sizi seviyordum. Öyleki sizin sevginiz Peygamber Efendimiz (a.s.m.)'ın kini bile geçiyordu. Daha sonra sizin dediklerinize iyice kulak verince anladım ki size ifrat derecesinde bağlı kalmakta yanlış. Şimdi en büyük isteklerimden biri sizinle cennette buluşmak. Ve dua ediyorumki bu dünyada sizin çizginizdeki kardeşlerimiz, hepimiz cennette komşu oluruz. Bize pekçok kişi vesvese veriyor, "Bu Hizmet yakında dağılır" diye sizin bu hizmeti bir arada tutan tek etmen olduğunuzu söylüyorlar. Ben biliyorum ki İslam'a Hizmetin tek sahibi BAKİ olan ALLAH'tır! Onu bir arada tutanda ALLAH (c.c) ve onu dağıtmayacak olan da ALLAH'tır. Lütfen bu yazımı bizzat siz okuyun. Eğer mail adresime cevap atarsanızda mutlu olurum. Kalbimin sizin hakkınızda uydurduğu vesveseler toz olur gider. ALLAH'A EMANET OLUN!!!
yusuf
01 Ekim 2007 14:27 | istanbul
Hocam hasret çok büyük... sizi çok özledik,dilerim Rabbimden tez zamanda bu ayrılığa bir son verir...
filiz
01 Ekim 2007 14:24 | bursa
Genıslıgı gokler ve yerler kadar olan cennnete kosunuz!Rabbınızın magfıretıne ve takva sahıplerı ıcın hazırlanmıs olan cennete kosunuz!hayırlı ıftarlar.
filiz
01 Ekim 2007 14:20 | bursa
Bes sey gelmeden kıymetını onceden bılmelı!Bes seyden once bes seyı fırsat ve ganımet bıl.Ihtıyarlık gelmeden genclıgı,hastalık gelmeden sıhhatı,yoksulluk gelmeden zengınlıgı,mesgulıyet gelmeden rahatlıgı,olum gelmeden hayatın kıymetını bıl...
filiz
01 Ekim 2007 14:15 | bursa
Selamunaleykum.Seytan,ıckı ve kumar yoluyla ancak aranıza kın ve dusmanlık sokmak;sızı, Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ıster.Artık bunlardan vazgectınız degıl mı?
*****
01 Ekim 2007 13:44 | ..
SELAMUN ALYKUM HOCAM ALLAH SİZE UZUN ÖMÜRLER VERSİN CENNETTE İSTEDİĞİNİZ YERİ NASİP ETSİN BİZEDE İNŞALLAH
nurumsun
01 Ekim 2007 12:09 | yozgat
hayırlı ramazanlar hocam ve gönül dostlarım hepinizden dualar bekliyorum ne olur GÜL HOCAM NE OLUR DUA EDİN
Okan
01 Ekim 2007 11:34 | avustralya/sydney
Bu sayfaya her harfine gozyasi dokulmemis bir yazi gondermekten haya ederim,YA-RABBI senin rizani istiyor ve seni ariyoruz,ALLAH'a sonsuz hamd u sena olsun ki bu hizmetle tanistik , sen hocamiza benim canimdan can ver onu basimizdan eksit etme YARABBI AMIN
Ismail Yunusoglu
01 Ekim 2007 11:16 | Turkmenistan
Hocam,oncellikle sini demek isterim,ben liseyi bu sene bitirdim ve sizi daha yeni tanidim,liseyi bitirer bitirmez okulda(turmen-turk oklulu)belletmen olarak kaldim.Simdi bir sey vardir bizde,disarinin ortami belli,ayakta durmak zor ama
ben cokca sizin vaazlarinizi dinleyerek biraz kendime geldim,oncellikle Allah siz den sonsuz kere razi olsun(sebep cok) ve sunu bellemek istiyorum duaniza cok ihtiyacimiz var.
ben cokca sizin vaazlarinizi dinleyerek biraz kendime geldim,oncellikle Allah siz den sonsuz kere razi olsun(sebep cok) ve sunu bellemek istiyorum duaniza cok ihtiyacimiz var.
ugur ktas
30 Eyll 2007 14:16 | almanya
selam aleyküm sayin hocam zamaninda bütün müslümanlar islami söylemi olmayan baska baska partileri vede parti liderlerini ziyaret etmeselerdide islami söylem lerle mücadele eden insalar birlik beraberlik icinde olsaydi daha iyi olmazmiydi bakiniz birisi hüküm giyip ev hapsine maruz kaliyor bazilari yurt disinda bazilarda sindirilmis durumda beraberlik icinde olsalardi tüm müslümalar parca parca olurmuydu biz müslümalar ne zaman akillanacagiz ne zaman birlik beraberlik icinde olacagiz yüce rabbim sizin gibi islama hizmeti gecen bütün islam alimlerinin yar yardimcisi olsun selam aleykü. özelestiride bulundugum icin özür dilerim
2824
misafir girişi





