| Fesad Zihniyeti Kanal Kanal Dolaşıyor |
|
|
| Abdülkadir Süphandağı, fgulen.com | |
| 06.07.2006 | |
|
Kutlu yolun bütün yolcularının en büyük kaderleridir sanki iftiraya maruz kalmak. Bir kısım nadanlar ellerindeki taşlarla, çamurlarla sanki en büyük görevleriymiş gibi köşe başlarını tutarak dünyanın öbür ucuna gitse de Allah dostlarını karalamak, ona kara çalmak için koşturup duracaklardır. Hani Bayrak Şairi'nin dediği gibi: "Diller, sayfalar, satırlar Ne yapsınlar? Görev icabı tabi. Herkes üzerine düşeni, verilen görevini bihakkın yerine getirmek için gayret gösterecektir. Bu anlamda bundan da gocunacak bir şey yoktur. Bu devran böyle gelmiş böyle gidecek. Kimine hak ve hakikati son nefesine kadar haykırmak düşerken, kimine de bu nefesi susturmak için dur durak bilmeden o gazete senin, bu televizyon benim diyerek Şeytan'ın da üflemesiyle ha bire koşturup durmak. Hayatları kin, gayz, nefs ve Şeytan odaklı olduğu için bu insanlar sanki bir uçurumun kenarında gibiler. Her an yıkılacakmış gibi duran bu evlerinde gaflet içerisinde bir hayat sürerken Takdiri Huda'dan da bigane oldukları için yıllardır küfrün Allah'ın nurunu söndürmek için kullandığı bütün eylem, söylem ve figüranları da arkalarına aldıklarından bunun mutlaka bu kitleye karşı büyük bir yıkıma sebep olacağı vehmini taşıyorlar. Bunu taşırken elbette ki şairin: "Takdiri Huda Kuvve-i Pazu ile dönmez mısralarında ifade buyurduğu hakikatin bir yandan mümin gönüllere ne akıl almaz sekineler taşıdığından da bi haberler. Tam yarım asırdır Allah dostlarını kötülemek ve karalamak için söylenen sözlerin neredeyse hepsi bir birinin tıpatıp aynısıdır. Hiçbir gerçek Allah dostu "yalancı, hortumcu, katil, zani" gibi karşı tarafın en büyük özelliklerinden olan alçaltıcı suçlarının hiç birisiyle suçlanmadı. Suçlayanların içersinde bulundukları bataklığa bakıldığında bunun onların en büyük şiarlarından birisi olduğunu anlıyor ve bu durumda herkes elinde olandan ve yanında bulunandan verebilir kaidesinden hareketle Allah'a havale ediyoruz. Bu ilahi sistem içersinde her köşe başında kan çanağına dönmüş gözlerle Şeytanî bir gayret, nefsanî bir azm, hırpanî bir eda, şehvanî bir iştah ve gulyabanî bir kılıkla yol kesmeye, iftira etmeye, jurnallemeye devam edecekler. Hep yakıp yıkmaya, tahrip etmeye ayarlı bu baş belalarından kurtulamayacak galiba Allah dostları. Neyse biz yolumuza bakalım, yapacak o kadar iş var ki varsın onlar da yıkmakla yükümlü oldukları hakikatleri ve o hakikatleri bütün dünyaya yaymaya görev bilmiş hasbi kahramanlara çamur atmaya devam etsinler. Bu tip insanlar her dönemde var olmuşlar ki Büyük şair Merhum Mehmet Akif Ersoy tahrip ehli ile tamir erlerinin bir olmayacağını ifadeye çalıştığı yerde şöyle muhteşem bir tespitle başlar işe. Mehmet Akif der ki: "Yıkmak, insanlara yapmak gibi kıymet mi verir? Bütün dünyaya Mehmet Akif'in ilim ve irfanını, Süleyman'ın Kudretini, Sinan'ın da sanat ve estetikte erişilmez seviyesini taşıma gayreti içersinde olanların karşısına elbette ki bir iki tane de Akif'in ifadesiyle "Çulpa Herif" çıkacaktır. Siz Süleyman olup ilayi kelimetullah için serhadlere çıkarsanız, Sinanlarınız bütün yer yüzüne diktikleri abidevi Süleymaniyelerle yeryüzünü bir mescide çevirecektir. Çulpa Heriflere gelince Mescidlerin sahibi Allah'tır (cc) Onlara Allah'ın izniyle hiç kimse dokunamayacaktır. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







