Abant'ta Tartışılan Ateş Yüreğinizi Yakıyor mu? Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Abdülkadir Süphandağı, fgulen.com   
20.07.2006
"Nerde o yiğitler ki gür,
Sesi dünyayı bürür
Dur dese kalpler durur
Yürü dese dağlar yürür"

Son bir haftadır ülkemizde, güzel ülkemizin güzel insanlarının öncülüğünde yapılan Abant plotformu konuşuluyor, yazılıp çiziliyor. Bir avuç göz ve gönülleri hakikate kapalı basiretsiz nadanın dışında bütün âkil insanların üzerinde ittifakla durdukları husus şu: "Abant Platformu, Türkiye'nin entelektüel gücünün tamamına yakınını bir noktaya teksif etmeyi, buradan Türkiye'ye aşamalar kaydettirmeyi başaran bir organizasyon."

Bütün bu tür yüzde yüz ülke yararına olan bereketli iş ve organizasyonların arkasında bereketli bir elin varlığı hissediliyor. Ve o öpülesi elin işaret ettiği en kadük, en çorak ortamlar bile bir anda sanki bir mai nisana kavuşmuş gibi çemenzarlara dönüyor. Her taraf çemenzara dönüşse bile siz zannetmeyin ki o bütün ümmetin Kafdağı'ndan ağır dertlerini yüklenen mübarek insan gülüyor. Onun payına ağlamak düşmüş bir kere, o ağlayacak, cigergahi dağlayacak ki rahmete vesile olsun.

Taksim International Abant Palace Oteli'nde 11.si yapılan toplantı kendisine seçtiği konu itibariyle alabildiğine sıcak gündemle çıktı kamuoyunun karşısına. "Küresel Politikalar ve Ortadoğu'nun Geleceği" konulu toplantının açılışına yoğun bir ilginin olması hiç şüphesiz bu yüzdendi.

Vicdan sahibi herkesin yarım asırdır süren bu vahşet ve kavganın asıl sebebinin batının belki de genlerinden aldığı ilhamla doyma bilmez iştihası olduğu konusunda hemfikir. Osmanlı'nın 4-5 asır adeta bir barış havzası olarak idare ettiği bu acılı bölgede yıllardır akan kanın durmaması, sürekli bir vahşet ve dehşet senaryolarının sahneye konulmasının temelinde de yine batı mantık ve mantalitesi bulunuyor. Yine bir başka ifadeyle, günümüzde gücü elinde bulunduranların bizim yüksek medeniyetimizin çağlar boyunca o bölgede meydana getirdiği barış ve vicdan perspektifinden uzak olmaları, olayların çıkmasının altında yatan ana neden.

Peki neler yapılmalı?

Bu olaylar olurken dünya çapında ses getiren bazı tavır ve davranışlar içersinde bulunmak, bütün dünyanın dikkatini çekecek organizasyonlar düzenlemek yapılması gerekenlerin başında. Müslümanlar bütün işlerinde tepkisel değil, etkisel mümin olmak zorunda. Yani birisi bir iş yapacak, bir faaliyette bulunacak, sizden onun yanlışlığını ispat için nümayişlerde bulunacaksınız. Aslında olması gereken tam anlamıyla bunun tersi. Yani hareket kabiliyeti mutlaka müminde olmalı. Proje ve programlarını bir bir o devreye sokmalı, her hal ve şartta nefis heva ve hevesini ayaklar altına alıp büyük fedakarlıklar gerektirse bile bu müminler İslam'ın izzet ve şerefine yakışır organizasyonlarla, faaliyetlerle dünyanın her tarafında meyve vermeli. Zira insan iş yapmayınca elinde olmadan iş yapana gözü takılıyor. Hal böyle olunca da o işte az da olsa kendi düşüncesine uygun bir şey bulamayınca bu kez başlıyor kötülemeye. Bu ise tepkisel Müslümanlıktır. Oysa Allah Resulunun mübarek hayatına bakın bütün iş ve faaliyetlerde hep önden giden, sürekli bir faaliyet içersinde bulunan ve bu yüzden onu çekemeyen düşmanlarınca da sürekli takip edilen, sürülen, tenkid edilen O olmuştur. Onu eleştirmekle kalan, bağırıp çağıranlar ise heva ve hevesleri içersinde yanıp tutuşmuşlardır.

Abant Toplantısına katılan ve değerli fikirleriyle olayı net bir şekilde ortaya koyan akademisyenler, gazeteciler vardı. İşte onlardan birisi de Zaman Gazetesi'nin kıymetli yazarı Şahin Alpay idi. Olayın gerçek müsebbiplerini en anlamlı ve açık bir şekilde izah etmeye çalışırken Şahin Alpay şu ifadeleri kullanıyor: "Günümüz dünyasında barış ve güvenliğe en büyük tehdit militarist politikalarda ısrar eden, kaba kuvvetle barış ve güvenliğin sağlanabileceğini zanneden İsrail ve ona kayıtsız şartsız destek veren ABD yönetimleri olduğu sanırım giderek daha iyi görülüyor."

Sayın Alpay'ın daha iyi görülüyor diye tarihe not düştüğü olay aslında Abant Platformunun "Küresel Politikalar ve Ortadoğu'nun Geleceği" konulu toplantısının sonuç bildirgesinde yayınlanan "Ortadoğu halkları asırlardır huzur içinde yaşamışken, bölgenin geçtiğimiz yüz yıl içinde dünya gündemini en uzun süreli meşgul eden sorunlar yumağı haline gelmesinin nedenleri sorgulanmalıdır." İçerikli maddesinin sorgulanmasından sonra ortaya çıkan neticedir.

Yine Zaman Gazetesi Yazarlarından Prof. Dr. Mümtaz'er Türköne konu ile ilgili oldukça çarpıcı tespitlerde bulunuyor: "Ortalık yangın yeri. Bu yangının bizi de içine alarak yayılacağı ortada. Sıcaklığı yüzümüzde, elimizde hissetsek de kaçacak yerimiz yok. Çözüm bulmak, üstelik çözümü şimdi bulmak zorundayız.

Başka bir zeminde karşılaşma ve müşterek fikir yürütme imkanı olmayan akademisyenler, gazeteciler, entelektüeller, son zamanlarda sayısı artan stratejisyenler iki dar gün için bile olsa bir araya geliyorlar. Farklı disiplinler, farklı ilmî gelenekler, farklı meşrepler ve kimlikler aynı hedefe yöneliyor.

Abant Türkiye'nin dünyalı bir platformu bilinciyle ruhunu yitirmeme konusunda daha hassas olmalı."

Evet Abant konusunda son derece iddialı iş yapan başarılı bir organizasyon. Bunu yıllardır yaptıkları çalışmalar ile daha açık ve net gösterdiler. Bunun neticesinde bütün dünya basını tarafından takip ve takdir edilen bir platform haline geldiler. Şu ana kadar yabancı basında 70'in üzerinde haber çıktı son Abant toplantısıyla ilgili. Daha da çıkacak inşaallah. İşin bereketine bakın ki Ortadoğu'dan Abant'a seneye Kahire ve Lübnan'da toplanalım daveti de gelmiş.

Abant, sözü olanların olduğu gibi kendini göstermek isteyenlerin de amacına ulaştığı son derece önemli bir platform. "Oradan çıkış yapmak büyük bir ayrıcalık. Dünyanın körelmiş vicdanlarını ihtizaza getirebilmek için derinden bir çığlık koparmak ve çağrıda bulunmak mümkündü."

İslam Dünyasının her hangi bir yerinde meydana gelen en ufak bir üzücü olayda hafakanlar basan, tansiyonu yükselen, içinde bütün İslam aleminin dertlerini taşıdığı kalbinin atışları artan, 24 saat göz yaşı döken insan olmak ne kadar zor olmalı.

Bu zorluğun farkında olanlar bir şeyler yapmak için harekete geçtiler. Kimse Yok mu Derneği açtığı yardım kampanyası ile oradaki Müslüman kardeşlerimizin imdadına koşacak. Abant Platformu böylesine önemli bir gündem maddesi üzerine bütün dünyadan akademisyenleri çağırarak bütün dünyanın dikkatin bir kere daha bu kanayan yaraya çekti. Bu harekete geçişe rabbimizden hayırlı bereketler diliyoruz. Bu ateşin bütün müminlerin kalbini yakması gerektiğini ifade eden ve belki de şu an yer yüzünde bu ateşi en derinden hissedenlerden biri olan Hocaefendi bakınız ateş için neler söylüyor:

Ateş düştüğü yeri mi yakar?

"Âlem-i İslam'ın derdini içimizde hissetmiyoruz. Dünyanın bir yanı cayır cayır yanıyor. Sanki o yangın bizimle alakalı değilmiş gibi bencilce bir lafımız var. "Ateş düştüğü yeri yakar." Böyle düşünen zihinler yerin dibine batsın. Bir mü'min "ateş nereye düşerse düşsün, o beni yakar" demeli. Yakınıma düşerse, daha yakın yakar, uzağa düşerse de yakar. Pakistan'a düşen ateş de beni yakar, Açe'ye düşen ateş de beni yakar, Irak'a düşen ateş de beni yakar, Şam'a düşen ateş de beni yakar, Güneydoğu'ya düşen ateş de beni yakar, Batı Anadolu'ya düşen ateş de beni yakar. Nerede bir ateş varsa bilmelisiniz ki benim içimde bir kor gibi yanıyor. Bu mümince bir gönlün sesi soluğudur, nefesidir. Öbürü ise bencilce çıkan hırıltılardır."

Evet şimdi söz sırası şairde. Zira şairlerin bir iki mısrada ifade ettikleri büyük hakikatleri biz bazen ciltlerce kitap yazarak bile ifade etmekten aciz olabiliriz.

Sağda solda bencilce hırıltılarla dolaşan insanlara Nihal Atsız, dâvâ adamının erişilmez siluetini şöyle tarif ediyor:

"Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar.
Senin büyük derdinden başkaları ne anlar...
Vicdanını Paris'e Moskova'ya satanlar
Küfür diye bakarlar senin dualarına."

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İş yerlerini alışılagelenden her gün bir saat önce açıp bir saat sonra kapatanların, ayları otuz beş, seneleri de dörtyüz yirmi güne ulaşır. Tabiî, imkân elverdiği ölçüde aynı iş yerlerinde gerçek vazifenin de ihmale uğramaması şartıyla...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri