10:08:06

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Ana Sayfa arrow Haberler arrow 2006 Haberleri arrow Cumhuriyet Tarihinin En Çok Tartışılan Cemaat Lideri Fethullah Gülen
Cumhuriyet Tarihinin En Çok Tartışılan Cemaat Lideri Fethullah Gülen Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 65
Kötüİyi 
Haftalık   
18.08.2006

Fethullah Gülen'in doğum tarihi resmi nüfus kayıtlarında 27 Nisan 1941 olarak geçiyor. Ancak Gülen'in resmi kayıtlara geçmeyen asıl doğum tarihi, hayli ilginç bir takvim yaprağına denk düşüyor: 10 Kasım 1938.

Gülen, herkesin ezberinde olan bu tarihte, yani Mustafa Kemal Atatürk'ün öldüğü gün, Erzurum'un Pasinler ilçesinin Korucuk Köyü'nde Ramiz Hocaefendi ve Refia Hanım'ın oğlu olarak dünyaya geldi. Gülen, ilk dini bilgilerini annesinden aldı. Ona ilk Kur'an'ı öğreten de yine annesi Refia'ydı. Gülen, kendi sitesinde "Benim ilk hocam validemdir" diyor ve dört yaşında Kur'an'ı öğrenmeye başladığını, bir ayda da hatim indirdiğini anlatıyor. Bu olanaksız gibi görünen durum için ailenin bütün köy halkına bir yemek verdiğini bizzat Gülen söylüyor. Gülen bu dönemi şöyle anlatıyor:

"Benim ilk Kur'an hocam, validemdir. Kendi anlattığına göre bana dört yaşımda Kur'an okumayı öğretmiş. Bir ay içinde de hatmettiğimi söyler. Ben, hatmettiğimi hatırlamıyorum. Ancak bütün köylüye yemek verdiler. Birisi de bana "Senin düğünün oluyor" dedi. Utandım, ağladım."

İlkokul Mezunu Âlim

Fethullah Gülen, daha sonra verdiği vaazlarda çok gözyaşı dökecekti. Ama henüz bir çocuktu ve okula gitme vakti gelmişti. Köylerinde ilkokul yoktu. Bu yüzden gündüzleri çocuklara, geceleri de yetişkinlere eğitim verilen, okul niyetine kullanılan köy camiinin bitişiğindeki medreseye 1946 yılında gitmeye başladı. Yaklaşık üç yıl sonra babası Ramiz'in Alvar Köyü'ne imam olması nedeniyle aile köy değiştirdi. Gülen de ilkokulu bırakmak zorunda kaldı. Ve bir daha da okula gitmedi. Daha sonra Erzurum'da dışardan bitirdi. Yıllar sonra pek çok ülkede açtığı okullar düşünüldüğünde bu, hayli ilginç bir anekdot aslında. Gülen'in bir daha okula hiç gidemeyişi ve eğitimini dışardan tamamlaması belki de kaderin garip bir cilvesi.

Taşındıkları köyde Gülen'in eğitimini köyün imamlığını yapan babası üstlenmişti. Babası Ramiz Hocaefendi oğluna Arapça dersleri veriyordu. Latif Erdoğan'ın, Fethullah Gülen'in hayatını anlattığı "Küçük Dünyam" adlı kitabında Gülen, o günleri şöyle anıyor:

"Ev işlerinden ve hayvanları gütmekten vakit bulabildiğim ölçüde ezber yapabiliyordum. Buna rağmen iyi çalıştığım günler yarım cüz kadar ezberleyebiliyordum. Zaten yazın vakit bulmam mümkün değildi. O kış hıfzımı tamamladım."

Bediüzzaman'ın Talebesiyle İlk Tanışma

Gülen, köy işleri arasında hafızlığını tamamlamıştı. 1955 senesinde Erzurum'a gitti ve burada pek çok hocadan eğitim aldı. Erzurum'da din eğitimi aldığı yıllarda Bediüzzaman Said Nursi'nin yanından gelen Muzaffer Arslan, onda büyük bir heyecan yarattı. Çünkü Bediüzzaman'ın yanında bulunmuş biriyle ilk kez tanışacaktı. Erzurum'da 15 gün kalan Arslan'ın sohbetlerini pür dikkat dinleyen Gülen anlatılanlardan oldukça etkilenmişti.

Ayrıca Muzaffer Arslan'ın yoksul görüntüsü, sadeliği, Gülen'in duygularını hareketlendirmişti. Bediüzzaman Said Nursi'nin, Muzaffer Arslan'a "Şark'ı bir dolaş gel" demesinin vesile olduğu bu tanışıklık günlerine dair Gülen, duygularını şu sözlerle anlatıyor:

"Muzaffer Arslan'ın pantolonunun iki dizi de yamalıydı. Ceketi de işte ona göreydi. Tabii ki bu sadelik bana apayrı duygular ilham ediyordu. Ayrıca ibadette derinlik vardı. Namaz kılışları, dua edişleri bana bambaşka görünmüştü."

Askerdeyken Hapse Girdi

Fethullah Gülen 1959 senesine kadar Erzurum'da kaldı. Bu süre zarfında iyi bir eğitim aldı. Risale-i Nurlarla tanıştı. Gülen, daha sonra Edirne'ye gitti. Burada geniş bir çevre edindi. 6 Ağustos 1959'da Üçşerefeli Cami ikinci imamlığına tayin edildi. Üç seneye yakın bir zaman camide imamlık yaptı. Gülen'in askerlik yapma vakti gelmişti. 1962 yılında askere alındı. Acemi eğitimini Ankara Mamak'ta tamamladı.

Usta birliğinde İskenderun'a gitti. Ne var ki, İskenderun'da askerliğini sürdürürken verdiği vaazlardan birinde söylediklerinden dolayı hakkında dava açıldı. Mahkemede son bulan vaaz olayını, yeni İstiklal Gazetesi manşetten duyurmuştu. Gülen, mahkemece aklanmıştı, ama bu, 10 gün askeri hapishanede yatmasına engel olamamıştı. Gülen o sıra hastalandı. Hava değişimi ona yaramamıştı. Hava değişiminin sağlığını bozduğuna dair raporunu alarak dört sene önce ayrıldığı Erzurum'a geri döndü. Ve Gülen, askerliğinin bitmesine tam 34 gün kala terhis oldu.

Gülen, askerken döndüğü Erzurum'da bir sene kaldı. Bir senelik dilimler onun için bayağı bir belirleyiciydi o zamanlar. Çünkü bir sene sonra tekrar Edirne'ye dönen Gülen, 4 Temmuz 1964 tarihinde Dar'ül Hadis Camii'nde Kur'an Kursu öğretmeni ve fahri imam olarak göreve başlamıştı, ama yine bir sene sonra başka bir yere tayin istemişti. Gülen böylece, Kırklareli Merkez Vaizliği'ne atandı. Burada da bir yıl kaldı. Sonra yine, bir yıl sonra, bu kez İzmir Merkez Vaizliği'ne tayin edildi. Aynı zamanda Kestanepazarı Derneği Kur'an Kursu'nda gönüllü öğreticilik ve belletmenlik yapmaya başladı.

Babasının Öleceğini Rüyasında Gördü

Vaizlik ve kursta gönüllü öğreticilik yaptığı sıralarda Diyanet İşleri Başkan Vekili Lütfü Doğan kendisini telefonla aradı. Doğan, Gülen'e bu telefon konuşmasında Diyanet görevlisi olarak hacca gönderileceğini söylemişti. Böylece Gülen, 1968 yılında ilk kez hacca gitti. Hacdan döndü ve 1971'de, 12 Mart Muhtırası'ndan önce Kestanepazarı Kuran Kursu'ndaki görevinden ayrıldı. Aynı yılın Mayıs ayının ilk günlerinde evine gittiğinde siyasi polislerle karşılaştı. Bütün eşyaları orta yere konulmuş, ev dağıtılmıştı. Gülen, polislerce Tepecik İnzibat Merkezi'ne götürüldü. Gülen, defalarca mahkemeye çıkmış, ama tahliye edilmemişti. Ta ki 9 Kasım 1971 tarihinde savcının "Bırakın gitsinler" sözünü edişine kadar.

Gülen'i üç yıl sonra kötü bir haber bekliyordu. Kendisine Arapça dersler veren babası İmam Ramiz efendi 20 Eylül 1974 tarihinde vefat etti. Bu ölüm Gülen'i derinden etkiledi. Gülen babasının ölümünden kısa bir süre önce gördüğü rüyanın babasının ölümünü haber verdiğini ancak onu kaybedince anladı. Gülen o rüyayı şu sözlerle anlatıyor:

"Evet, o sene benim için bir hüzün senesi oldu. Babamın vefatından bir ay kadar önce Edremit'te Ceza Hakimi Necmeddin Güvenli gibi çok sevdiğim bir dostum vefat etmişti. Onun vefatından az önce bir rüya görmüştüm. Rüyamda benim bulunduğum yerde semanın derinliklerine doğru iki uçak batıp kayboluyordu. Bu hadise bir iki defa tekrarlandı zannediyorum. Ve babam ile hakim bey bir ay ara ile vefat ettiler. İnşallah ikisi de Cenabı Hakk'ın rıdvanına mazhar olmuşlardır."

Güçlü Hitabet ve Gözyaşı Dolu Vaazlar

Gülen, babasının ölümünden bir yıl sonra il il dolaşıp, konferanslar ve vaazlar verdi.

Gazeteci Ruşen Çakır NTV MAG dergisinin Ekim 2000 tarihli sayısında Gülen'in bu dönemi hakkında şu bilgileri veriyor:

"Fethullah Gülen'in adını ilk kez 1985'te, yani bir gazeteci olarak İslami hareketleri izlemeye başladığım tarihte duydum. Ne bir resmi vardı, ne de adıyla imzaladığı bir kitap ya da yazı. Etkileyici bir vaiz olduğu, vaaz kasetlerinin elden ele dolaştığı, Nurcu ekolden yetiştiği, 1970 ortalarında kendi grubunu kurduğu, faaliyetlerini İzmir merkezli yürüttüğü, 'Ağlayan çocuk' afişiyle ünlenen aylık Sızıntı dergisini çıkarttığı, hatta burada Abdülfettah Şahin' müstearıyla başyazılar yazdığı söyleniyordu. Avukatı Feti Ün aracılığıyla basında hakkında çıkan hemen hemen her haber ve yorumu tekzip ettiriyordu.

12 Eylül'ü de destekleyen Gülen, 1980'lerde yükselişe geçen İslami hareketle arasına mesafe koymaya hep özen gösterdi. Gözyaşları içinde verdiği vaazlarla taraftarlarını 'büyüleyen' Gülen, gücü büyüdükçe işadamlarından politikacılara geniş bir kesimle tanıştı. 'Hocaefendi'ye saygı duyanlar arasında Başbakan Ecevit de bulunuyordu. Gülen ABD'ye gittiğinde yakın koruması için bir başkomiser görevlendirildi. Gülen'in tedavisi uzayınca başkomiserin masrafları cemaat tarafından karşılandı. Koruma başkomiser Ahmet Akgün'ün ABD'de kalışını uzatan belgede İçişleri Bakanı Tantan'ın da imzası bulunuyor."

Çakır'ın da belirttiği gibi etkili vaazları Gülen sevenlerinin sayısını her geçen gün artırıyordu. Çünkü Gülen vaazlarında ağlıyordu, vurgulu, duygulu konuşuyordu. Hitabeti tartışmasız herkes tarafından kabul ediliyordu. Fethullah Gülen 1977'de İstanbul'a geldi ve bu kez İstanbul'da Yeni Camii'de ilk vaazını verdi. Gülen, daha sonra 1986 yılında Çamlıca Camii açılışında Miraç Kandili dolayısıyla vaaz verdi. Bu arada ilk sayısı 1979 yılının Şubat ayında çıkan Sızıntı Dergisi'nde yazılar yazmaya başladı. İlk yazısının adı "Bu ağlamayı dindirmek için yavru" idi. Gülen, 1988 yılının Temmuz ayında yayın hayatına başlayan, üç aylık Yeni Ümit Dergisi'nde yazmaya devam etti. Bu dergideki ilk yazısının başlığı ise "Yeni Ümit'in mütevazı ikliminde" idi.

İlk Hocası Annesi Ölüyor

Ölümünü rüyasında gören ve 1974 senesinde babasını kaybeden Fethullah Gülen, yaklaşık yirmi yıl sonra, 1993 senesinde annesi Refia Gülen'i kaybetti. İzmir Yamanlar Örnekköy Mezarlığı'na defnedilen annesinin cenaze namazını oğlu Fethullah Gülen kıldırdı. Gülen, daha önce Turgut Özal ile özellikle dış politika konusunda aynı düşünce ekseninde sözler söylemesiyle dikkat çekti. 29 Haziran 1994'te cemaate yakın bir kuruluş olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın Dedeman Otel'de gerçekleştirilen açılış törenine katılan Gülen, aynı yıl Başbakan Tansu Çiller ile görüştü. Refah Partisi karşısında güç oluşturmaya çalışan Çiller, "Terörle Mücadele Yasa Tasarısı" için Gülen'den destek beklediğini iletmişti. Gülen'in kapısı daha sonra da pek çok ünlü siyasetçi tarafından tıklatıldı. Çünkü Gülen büyük, güçlü bir cemaat lideriydi. Siyasetçiler de Gülen'in bu gücünden yararlanmak istiyordu. 1998'de Gülen, Katolik dünyasının lideri Papa 2. John Paul ile yarım saatlik bir görüşme de yaptı.

ABD'ye Yerleşiyor

Gülen, 1997 senesinde kalp, şeker ve yüksek tansiyon rahatsızlıkları yaşamaya başladı. Bu sağlık sorunları nedeniyle ABD'ye gitti ve Ohio eyaletinde Anjiyo oldu. Operasyon başarıyla gerçekleştirilmişti. Gülen'in sağlık problemleri nedeniyle ikinci kez ABD'ye gidişi 21 Mart 1999 tarihine denk geliyor.

Gülen, Amerika'dayken, 2000 yılında hakkında gıyabi tutuklama kararı verilince Türkiye'ye dönmedi.

Mahkeme süreci sonunda hakkında gıyabi tutuklama kararı kaldırılan Gülen'e bu kez dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından 31 Ağustos 2000 tarihinde, "Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup, bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu" iddiasıyla Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesine göre 5 yıldan 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Dava sürerken ABD'de olan Gülen, Reha Muhtar'ın sorularını telefonda yanıtlarken şöyle diyordu:

"Ölürsem Türkiye'de ölürüm. En büyük sıkıntım şu anda Türkiye'de olmamak. Hatta bu mevzuda, yapacağım bazı görüşmeler nedeniyle Türkiye'de olmamın daha yararlı olacağını düşünüyorum. Geleceğim. Devlet idam verirse verecek. Ahireti bin can ile arzu eden insanım. Öyle bir şey olursa, bayram sevinci gibi bağrıma basar rabbime yürürüm."

Yıllar Sonra Gelen Beraat

Gülen hakkındaki dava 2003 yılının 10 Mart günü hükme bağlandı. Gülen'in davası 4616 sayılı şartla salıverilmeye, dava ve cezaların ertelenmesine dair kanun uyarınca beş yıl ertelendi. 2 No'lu DGM, Gülen'in 5 yıl içinde aynı cins veya daha ağır hapis cezası gerektiren bir suç işlemesi halinde söz konusu davaya devam edilmesine karar vermişti. Gülen'in avukatları, müvekkillerinin 5 yıl boyunca dava tehdidi altında bırakıldığını belirtmiş, davanın beraatle sonuçlandırılması için itirazda bulunmuştu. Avukatların bu itirazı bir üst mahkeme tarafından reddedilmişti. Gülen'e 2004 yılının ocak ayı sonlarında sol koroner arter damarına stent takıldı. Gülen, ameliyattan bir gün sonra taburcu edildi.

Bu arada Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, geçtiğimiz aylarda Türk Ceza Kanunu'ndaki değişiklikleri dikkate alarak 2 No'lu DGM'nin 2003'te verdiği erteleme kararını bozdu. Gülen, oybirliğiyle beraat etti.

Dönecek mi Dönmeyecek mi

Bu beraat kararından sonra Fethullah Gülen'in Amerika'dan dönüp dönmeyeceği merak ediliyor. Yakın bir zamanda Gülen'in avukatı Orhan Erdemli yaptığı basın açıklamasında Gülen'in yedi yıldır ABD'de bulunduğunu vurgularken, Green Card başvurusunda bulunmadıklarını açıkladı:

"Müvekkilim, biri olağanüstü hal döneminde sıkıyönetim mahkemesinde olmak üzere sadece iki kez yargılanmıştır. Aleyhinde kesinleşmiş hiçbir yargı kararı bulunmamaktadır.

Üzerine atılan suçlardan beraat etmiş bulunmaktadır. Müvekkilimin Türkiye'ye gelmesinde hukuki hiçbir sorun bulunmamaktadır. Temmuz ayında Türkiye'ye gelmek için hazırlık yapmış, ancak doktorların verdiği yeni randevular nedeniyle bu yolculuk gerçekleşmemiştir."

O da İslami Kesimin Müzmin Bekârlarından

Fethullah Gülen, hiç evlenmedi. "Peki hiç mi evliliği düşünmedi?" diye soracak olursanız, evliliğe niyetlendiğini, fakat sonrasında bundan vazgeçtiğini söyleyebiliriz. "Küçük Dünyam" adlı kitapta yer alan bilgilere göre Gülen, Edirneli dindar ve zengin bir ailenin kızını görmeye gider, buram buram terler, utancından kaşını bile kaldırıp kıza bakamaz. Ve nihayetinde de evlenmekten vazgeçer. Aynı kitapta Gülen, "Hizmetin dışında gözlerimin içine başka bir hayalin girmesini istemedim" diyor ve aşırı hassasiyet ve olağanüstü titizliğiyle kimsenin hayatını zehir etmeme düşüncesinin evlenmemesinde etkili olduğunu belirtiyor. Gülen, "kendimi islami hizmetlere vakfedecek ve evlenmeyecektim" diyor.

Gülen kendisiyle yapılan bir röportajda, Hz. Muhammed'in evliliği teşvik ettiğini kabul etmekle birlikte geçim kaygısının kendisini dünyaya bağlayıp İslam'a hizmetten alıkoyma düşüncesinin evlenmemesinde etkili olduğunu belirtiyor.

Okulları ve Okullarının Amacı Çok Tartışıldı

Gülen, Türki Cumhuriyetler başta olmak üzere aralarında Almanya, Rusya, Macaristan, Bulgaristan, Danimarka, Doğu Sibirya, Fas, İngiltere, Avustralya gibi pek çok ülkede 1992 yılından bu yana üniversite, yüksekokul, lise, ilkokul, yabancı dil ve bilgisayar merkezi, üniversiteye hazırlık kursları, öğrenci yurtları açtırdı. Pek çok kişiye göre Gülen'in bu okulları, kendi cemaatini çoğaltma faaliyetlerinden başka bir amaca hizmet etmiyor, beyin yıkama merkezleri olarak görülüyor ve hayli tehlikeli bulunuyor. (Sevda Alkan)

 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri