Karanlık Günler, Beyaz Geceler Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
Mustafa Ünal, Zaman   
02.07.2006
'Hiç beyaz gece olur mu? O sadece ünlü Rus edebiyatçı Dostoyevski'nin uzun öyküsü' diyebilirsiniz. Doğru, Rus yazar bu isimle güzel bir hikaye yazmış, fakat 'beyaz gece' hayalî değil, gerçeğin ta kendisi; St. Petersburg'da birkaç saatliğine güneş batsa bile beyazlığın hafif loşluğa dönerek hiç kaybolmadığı günler yaşanıyor.

Gecenin koyu karanlığa teslim olması beklenen saatlerinde, ışığa ihtiyaç duymaksızın bir banka oturarak rahatlıkla kitabınızı okuyabilirsiniz. Geceler öylesine beyaz ve aydınlık... Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan Salih Yaylacı'dan 'Petersburg'da beyaz geceleri görmek ister misin?' daveti alınca tereddütsüz kabul ettim.

Moskova'da bir nebze tanık olduğum bu harikulade doğa olayının en iyi izlendiği şehir Petersburg'a kim hayır diyebilir ki? Bir grup gazeteciyle hafta sonu, siyasetin gerilimli ve boğucu atmosferinden gündüzlerin bile karanlığa gömüldüğü Ankara'dan Petersburg'un beyaz gecelerine hızlı geçiş yaptık.

Ufukta Finlandiya sahillerinin göründüğü Baltık Körfezi'nde saat 24.00 sularında güneşin muhteşem batışını izledik. Söylendiğine göre burası güneşin en keyifli battığı yer imiş. Güneş gözden kayboldu, üstelik epey zaman da geçti, ancak karanlıktan eser yok, aydınlığın egemenliği sürüyor.

Havada hafif loşluk seziliyor; ama güneşin batışından sonra çöken karaltı gibi değil, daha çok günün doğumunu hatırlatan alacalık veya grilik hakim şehre... Güneş doğdu doğacak gibi aydınlık... Nitekim güneşin doğuşu da uzun sürmüyor, birkaç saat içinde tekrar geri geliveriyor. Haziran ve temmuz aylarında beyaz geceleri yaşamak için dünyanın dört bir yanından Petersburg'a akın var, her yer turist kaynıyor.

Rusya'nın Moskova'dan sonra ikinci büyük şehri, eşsiz tarihî eserleriyle de cazibe merkezi. Bir kültür şehri... Kısa gezintiyle şehrin künhüne vakıf olmak mümkün değil elbette. Bir eseri hatırlatmak isterim. Mustafa Armağan, İlber Ortaylı'nın takdim yazısıyla başlayan, zamanlar ve mekanlar üzerinden Petersburg'u anlattığı kitabına 'Kuğunun Son Şarkısı' adını koymuş. Edebiyatta sıkça kullanılan bu deyim 'kuğuların son nefeslerinde en güzel şarkılarını söylediğine' dair inanıştan geliyor. Armağan, Petersburg'u 'Geleneksel şehirciliğin son büyük hamlesi.' diye niteliyor. 300 yıllık geçmişe sahip. Şehir tesadüfen, şartların zorlamasıyla oluşmuş değil, Rusların 'büyük', bizim 'deli' dediğimiz Petro tarafından özel tasarlanmış, en ince ayrıntısına kadar planlanmış. 350 köprüyle birbirine bağlı 42 adadan mürekkep. Petersburg tarihî akışı içinde Rusya'yı değişik maceralara sürükleyen büyük devrimlere ev sahipliği yaptı. Cengiz Çandar '20. yüzyılın asi savaşçısı' diyor. Buna rağmen her devir tüm canlılığıyla yaşıyor, tarihî doku aynen muhafaza edilmiş. Çarlara ait eserler, hatıralar özenle korunuyor.

Dünya müzeleri içinde özel yeri olduğu söylenen Hermitaj'ı gezdik. Çok büyük bir müze... Resimden heykele kadar her eseri tek tek görmek isterseniz kat edeceğiniz yol 20 kilometre... 'Bir esere yarım dakika harcarsanız yolculuğunuzu 5 yılda ancak bitirebilirsiniz' diyen de var. Ünlü ressam Leonardo da Vinci'nin 11 eserinden ikisi bu müzede sergileniyor. Kopyasını değil bizzat eserin kendisini görmeniz mümkün.

Petersburg'a gelip de Türk okulundan söz etmemek olur mu? Evet burada da Türk okulu var, üstelik yeni de açılmış değil, ta 1995'ten beri faaliyette. Şehrin en başarılı okullarından... İlk mezunlar üniversiteyi bitirmiş ve iş hayatına atılmışlar bile. Özel sektörde çalışan ilk mezunlardan Victor nefis Türkçesiyle 'Emekliliğim yaklaştı ya.' dedi. Rus öğrenciler okulda bize şarkılı, türkülü, şiirli olağanüstü bir gösteri sundular. Etkilenmemek, duygulanmamak elde değil. Bir öğrenci Âşık Veysel'in 'Toprak' şiirini, bir başkası 'Lambalar yanıyor hafif ve sarı' diye başlayan Sezai Karakoç'un Mona Rosa'sından uzun bir bölüm okudu. Türk iş dünyası da etkin... Rönesans İnşaat'ın sahibi Erman Ilıcak 'her yıl işlerini büyüttüğünü' söylüyor, bugüne kadar tamamladıkları işlerin cirosu 1 milyar doları aşmış.

Petersburg gezip görmeye değer; çünkü orada beyaz geceler gibi, Rus öğrencilerden en dokunaklı Türk şiiri dinlemek gibi olağanüstülük yaşarsınız...

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Mâyesi hikmetle yoğrulmuş hakîm, hücresinin daracık duvarları içinde kâinatları seyreder ve öyle ulaşılmaz noktalara ulaşır ki, dünyaları gezen seyyahlar, onların yüzde birini bile göremezler...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri