| Herkes, Kendisine Yakışanı Yapar |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 07.07.2006 | |
|
Dâvâ insanları, aynı zamanda karakter insanlarıdır. Merhamet, affedici olma, şefkat, sekinet, paniklememe onların tabiatı haline gelmiştir. Karakter, zor zamanlarda sergilenir. Nedir zor zamanlar? Büyük bir oyunda, bazı küçük zavallılara rol dağıtılır. Karaktersizlikleri o role uygundur. Kibirleri, hırsları, yalancılıkları, kalleşlikleri, aldatmaları, dolandırıcılıkları vardır. Görünmek isterler. Çirkeftirler. Seviyelerine inmek mümkün değildir. Ve rolü kaparlar. Profesyonellerden, psikolojik harp desteği, istihbarat desteği alır ve sahneye çıkarlar. Onlar karşısında güzel ahlâklı olmak, karakterinizi korumak çok zorlaşır. Gelir size arkadan bir tekme savururlar. La havle çekersiniz. Yetmez yüzünüze tükürürler. Tükürüğü siler, "git işine" dersiniz. Yetmez karnınıza vururlar, midenize vururlar. Dayanırsınız. Pişkindirler, siz mukabele etmiyorsunuz ya, bu defa "burada adam dövüyorlar" diye çığırtkanlık yaparlar. Seyredenlerin karşısında bir mafya babası gibi pozlar verirler. Sizi sevenler, "yeter artık, şunlara bir karşılık verin" diye inler. Halbuki rol yapanların ve onlara rol verenlerin istediği tam da budur. Sizi bir horoz dövüşünün parçası yapmak, tuzağa çekmek. Çirkin saldırıya karşı, sizin mukabele ruhsatınız da vardır. İmkânlarınız da vardır. Misliyle karşılık verebilirsiniz. Ama bu bir karakter meselesidir. Kur'an-ı Kerim'de buyuruluyor ki: "Herkes kendisine yakışanı yapar..." Kimi, karaktersizliğini sergiler, kimi de karakterinin gereğini yapar. Aslolan oyuna gelmemektir. Konjonktür, kalıcı değildir. Öyle zamanlar vardır ki, söz gümüş ise sükût pırlantadır. Bilirsiniz ki, sabrederseniz, siz kazanırsınız. Evet, geçici de olsa meseleleri bilmeyen bazı insanlar sizi yanlış anlayabilir. Ama yine bilirsiniz ki güneş balçıkla sıvanmaz. Kin ve nefretle oturup kalkanlar, kendilerince "malzeme bulduk" diye sevinir ve iftiracıların ve ona çanak tutanların alkışlayıcısı olabilirler. Bir müddet, ama kısa bir müddet sevinebilirler. Efendimiz'in (sas) boynuna pis deve işkembesini geçiren zavallıların sevinci gibi bir şeydir bu. Saldırıların sebebini de bilirsiniz aslında. Muhteşem bir Türkçe Olimpiyatı gerçekleşmiştir. 84 ülkeden yüzlerce masum şahit gelmiştir. Bu aziz milletin himmetleriyle, fedakârlığıyla. Milli mücadelenin suyu kadar temiz kaynaklarla kurulan okullarda, kendi değerlerimizin güzellikleriyle bezenmiş dünya çocukları; Türkçe konuşarak, bizim şiirlerimizi okuyarak, bizim şarkılarımızı söyleyerek bütün bir toplumu ağlatarak, umutlandırarak, heyecanlandırarak bir destan yazmışlar. Öyle ki, bütün Anadolu ayağa kalkmış. İşte gerçek yüzlerini gizleyenleri, suret-i haktan görünenleri rahatsız eden budur. Çünkü bunu, bu kadarını beklemiyorlardı. Onlara şöyle seslenmek gerekiyor: Beyhude vuruyorsunuz. Kin ve nefretinizden neredeyse insanlıktan çıkıyorsunuz. Yaptığınız bütün kötülüklere karşılık, milletimiz için, devletimiz için, insanlık için daha fazla iyilik, daha fazla hayır yapılacaktır. Düşmanlıklara vakit ayrılmayacak, seviyenize asla inilmeyecek, asla muhatap alınmayacaksınız. Ancak iftiralarınız ve karalamalarınız için elbet hukuk karşısında hesap vermekten kurtulamayacaksınız. İçinden geçtiğimiz dönem, evet sıkıntılı bir dönem; ama geçici bir dönem. Bu ülkede yapılan iyi işleri kötüleyenlerin yanıldığı nokta, elde ettikleri konumları hiç kaybetmeyeceklerini sanmalarıdır. Diriliş hamlesini başlatan milletimizin yükselmesini durdurmaya çalışanlar eninde sonunda unutulup gideceklerdir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







