Fethullah Gülen Hocaefendi Artık Dönmelidir

Fethullah Gülen Hocaefendi Artık Dönmelidir

Gurbet acısının ne demek olduğunu, ancak; "Vatanına, milletine ve dinine bağlı olan insanlar bilir ve yaşar." Vatanına, milletine ve dinine bağlı olmayanların; "Ne vatan sevgisi, ne millet sevgisi, ne din sevgisi,...

Gülen, Foreign Policy'de...

Gülen, Foreign Policy'de...

Saygın uluslararası ilişkiler dergisi Foreign Policy'e konuşan Fethullah Gülen, vatan özlemini tekrarladı. Geçtiğimiz ay okurları arasında düzenlediği ankette 'dünyanın en büyük entelektüeli' seçilen Gülen...

Anayurttan Atayurda Gönül Köprüsü

Anayurttan Atayurda Gönül Köprüsü

Milli Eğitim Bakanlığı'mızın ülkemizin doğusu ile batısının kaynaşması ve asırlardır kardeşçe yaşamış milletimize dışarıdan ithal edilmiş önyargıların ortadan kaldırılması adına başlatmış old...

Gülen'in Dünyasında

Gülen'in Dünyasında "Derin Vefa"

İki hafta önce "Fethullah Gülen'e tanıklık etmek" başlığında yazmış ve bitmeyen o yazının devamını da vaat etmiştim. Bu gün de Gülen'e tanıklığı mekan ve eşya üzerinden, bir parça da "duvar okumaları...

"İnancın Gölgesinde" Kitabına Takriz

İrfan sahibi birinin çalışmalarının basında yer almaya başlaması gün doğumuna benzer. Okuyucu merak ve hayranlıkla onu seyreder. Güneşin ilk ışıkları zümrüt gibi çiğ damlalarını aydınlattığında da ...

Fethullah Gülen: Siyasi Bir Amacım Yok

Fethullah Gülen: Siyasi Bir Amacım Yok

Fethullah Gülen, dünyanın en seçkin dergilerden Foreign Policy'ye verdiği mülakatta hiçbir siyasi amacının olmadığını vurguladı.

Ne İdik Ne Olduk

Ne İdik Ne Olduk

Bir zamanlar bizim dünyamızda her şey çok renkli ve çok derindi; öyle ki, bu âlemde her zaman sağlam bir dünyevîliğin yanında engin bir uhrevîlik göze çarpardı. Onun atmosferine girenler, idrak seviyelerine g...

İstiğfar

İstiğfar

İstiğfar ne demektir? İstiğfarın belli bir vakti var mıdır; yoksa o, her zaman mülahazalara emanet bir nedamet ifadesi midir? İstiğfar için belli bir usûlden bahsedilebilir mi?

Dua ve Yakarıştaki Güç

Dua ve Yakarıştaki Güç

Geceler, o tertemiz siyah örtüsüyle bütün bir varlığı sarınca, bir kısım karanlık ruhlar kendilerini her şeyden kopmuş, yalnız ve garip hissederler. Oysa ki, en karanlık anlarda, en tenha yerlerde, en kimsesiz...

Yabancılaşma Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.07.1985

İnsan bir şeye kendini kaptırdığı ölçüde, yavaş yavaş o şeyin tesirine girer ve onda fâni olur. Asırlar var ki insanımız, kâh makine, kâh teknik ve teknoloji, kâh bütün eşya ve hadiselerin tesirinde, özünden uzaklaşa uzaklaşa kendi dünyasına karşı bütün bütün yabancılaştı. Günümüzde makine, insan düşüncesini öylesine baskı altına aldı ki, zavallı insanoğlu, onun çark ve dişlileri arasında sıkışıp kalarak; aşk, heyecan, insanî duygu ve düşünce, irâde ve vicdân gibi özüne ait bütün cevherleri birer birer yitirdi.

Bugünün modern insanı, duygu ve düşünceleri ile somun ve cıvata yivleri arasında ezilip gitmiştir. Onun bir fabrikadaki vazifesi, iki vida atlayıp üçüncüsünü veya üç vida atlayıp dördüncüsünü sıkıştırmaksa o, bu küçük işle öylesine bütünleşmiş, makine çarklarıyla o denli içli-dışlı olmuştur ki, bu hâliyle dönüp insanca düşünmesi, insanca konuşması, insan gibi hissedip insanca davranması âdeta imkânsızlaşmıştır.

Düşünmeyi öne alan mantıkçılar, insana: 'Düşünen hayvan'; konuşmayı ehemmiyetli görenler de ona: 'Konuşan hayvan' demişlerdi; eğer bugünün insanına bir ad vermek icap etseydi, zannediyorum en uygunu 'vida sıkıştıran hayvan' olacaktı. Bunun mânâsı ise, kâinatlar kadar değer taşıyan yüce varlık insanın, bir cıvata ve somun kadar küçülüp ehemmiyetsizleşmesinden başka bir şey değildi. Bu itibarla da ona, tek buutlu insan veya değeri düşmüş insan demek daha uygun olacaktır.

Günümüze kadar gelen bir inanışa göre; bir kısım kimseler, kötü ruhların tesirine girerek özlerini kaybettikleri, benliklerinden uzaklaştıkları ve onların kuklaları haline geldikleri kabul edilmektedir ki; batının teknik ve teknolojik üstünlüğü karşısında başı dönen, bakışı bulanan ve medeniyet adına gidip gırtlağına kadar onun erâcifine gömülen; özünü, şahsiyetini, benliğini yitirmiş günümüzün ruh hastası-müstağripleri için aynı şeyleri düşünebiliriz. Böyleleri, kat'iyen kendileri olarak duyamaz, kendileri olarak düşünemez ve kendileri olarak zevk alamazlar. Bu itibarla da, bütün bir tarih boyunca birikip gelişen örfler, âdetler, dînî duygu ve düşünceler, sanat ve edebiyat gibi hayâtî unsurlar onlara ters gelmeye başlar. Oysa ki, bütün zevk ve elemler, keyf ve kederler; hatta hayata ait bütün iniş ve çıkışlar yukarıda arz edilen hususların halitasından ibaret bir menşurdan geçirilip değerlendirildiği ölçüde duyulur, kavranır ve yaşanır. Aksine, bütün bir hayat ve ona ait şenler, rol icâbı, onları temsil eden bir insan üzerinde tesir icra ettiği kadar dahi duyulup hissedilmez.

Seneler var ki batı toplumu; kendi düşünce tarzını, hayat felsefesini, duyuş ve zevk alışlarını bizim insanımıza empoze ede ede, onu öylesine sersemleştirdi ki; artık o, kendi gibi düşünemez, kendi gibi inanamaz ve kendi gibi okuyup yazamaz oldu. Yirmi devletten derleyip toparladığı kültür kırıntılarıyla, meydana getirmeyi plânladığı mel'unlardan-mel'un bir anlayış içinde, hareketsizliği bir ızdırap, hamle ve aksiyonu ise bin hasret oldu..! O bu hâliyle, batının kültür ve medeniyetine sahip olduğunu ve olacağını hayâl ededursun; karşı dünya, asırlardan beri kurup durduğu emellerini tahakkuk ettirmeden başka bir şey düşünmüyordu: O her şeyiyle değişmeliydi; inancı, düşüncesi, kültürü, hayat felsefesi, istihsâl ve istihlâkı, giyim-kuşamı ve evinin döşemesine kadar her şeyiyle.. bir de bunlar (toplumu modernize etme ve medenileştirme) gibi aldatmacalarla ele alınınca, özden uzaklaşma ve yabancılaşma fevkalâde bir hızla ve çok kısa zamanda her tarafı sardı.

İsterseniz bu durumu, Sartre'ın 'Yeryüzünün Lânetleri' kitabının önsözünde beraberce gözden geçirelim: 'Amsterdam, Paris, Londra gibi ülkelere, birkaç aylığına, bir kısım Asyalı ve Avrupalı gençleri getirip gezdirecek; giyim-kuşamlarını değiştirecek; biraz lisan biraz da batı kültürü verdikten sonra kendi hars ve manevî değerlerinden uzaklaştırarak yeniden ülkelerine göndereceğiz. Artık bizim borazanlarımız haline gelen bu gençler, gittikleri ülkelerde bizim düşündüğümüz gibi düşünecek ve bizim söylediklerimizi haykıracaklardır...' Şecaat arz eden kıptînin sirkatini dinlemeye ne hâcet! Bu ülke insanının batı taklit ve takipçisi olduğu, üzerinde münâkaşa yapılmayacak kadar gün gibi meydanda... Nesillere dini, kültürü, tarihi unutturularak köksüzlüğe öylesine revaç verildi ki; genç kuşaklar, kendi kültürünü bilmez, ama; onu aşağılamada fevkalâde mahirdir.. dininden bütün bütün habersizdir, ama; onu yerden yere vurmada müsamahasız ve peşin hükümlüdür.. edebiyattan anlamaz, nesir ve nazım hususiyetlerine aklı ermez, ama; geçmişi karalamada alabildiğine merhametsiz ve cüretkârdır... Rica ederim, böyle tiplerin, toplumun kaderine hakim olduğunu düşündükçe ürpermemek mümkün müdür?. Böylelerinin el üstünde tutulduğu bir cemiyette, gençlerin serserileştiğine ve anarşinin boy atıp geliştiğine değil, bütün bunlara rağmen, hâlâ bu vatan ve bu milleti seven bu kadar insanın bulunduğuna şaşılmalıdır..! Kaderin tatlı cilvesine bak ki, milletçe bu kadar erozyonlara uğradıktan sonra, toprak hâlâ kuvve-i imbatiyesini korumakta ve millet ağacı yeni sürgünlerle geleceği selâmlamakta..!

Evet, 'her şeyin yitirildiği' düşüncesinin hakim olduğu ve milletçe tamamen tarihten silinip gitmemizin beklendiği bir dönemde, toparlanıp kendimize gelmemiz ve asırlardan beri devam edegelen kemikleşmiş yanlışlıkları sezmemiz; millî ruhun şahlanıp kendi özüyle bütünleşmeye geçmesi hem şaşılacak, hem de takdir ve şükranla yâd edilecek bir keyfiyettir.

Ne var ki, taklitçilik daha bir süre devam edecek; millî ruh bir müddet daha derbeder olacak ve millet bir miktar daha acı çekecektir. Ama, bütün bunlar kat'iyen uzun sürmeyecek; yerlerini milletçe özlenen şeylere bırakarak silinip gideceklerdir. Elverir ki millete bahar ve diriliş vadedenler, sözlerinde dursun; bu çetin yolda ümitsizlik ve yılgınlığa düşmesinler..!

Sızıntı, Temmuz 1985, Cilt 7, Sayı 78

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Kırık Testi

Gıpta, Haset ve Hayırda YarışGıpta,

Kur'an talebelerinin, haset ve gıpta karşısındaki tavırları nasıl olmalıdır? Ayrıca, hayır yarışında önde koşanların, başkalarının iyilik... Okuyun

Zihin Harmanı

Hikmetin MânâsıHelâke Götüren Sorular

Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet nasip edilmişse, doğrusu, büyük bir hayra mazhar olmuştur. Ancak tam akıllı olanlar... Okuyun

Bamteli

Ramazan SeferberliğiRamazan Seferberliği

Ülkemizin atlattığı büyük badirelerin ve huzursuzlukların ardından gelmekte olan, her seneki gelişiyle de gönülleri yumuşatan, eriten... Seyredin

Niyet İnsanı Kurtarabilir mi?



Neticede bir iş ve amele götüren niyet insanı kurtarabilir. Aksine, azim ve gayrete inkılâp etmeyen bir niyet ise asla... Okuyun...

Zamanı Bir Başka Duyuş



İçinde bulunduğumuz kutlu zaman dilimini tam duyabilmek için, evvelâ ruh ve vicdanların gökler ötesi böyle bir mûsıkîyi ve şiiri hissetmeye... Okuyun...

Lütfen Dikkat!

Fethullah Gülen web siteleri 20 Ağustos 2008 tarihinde saat 20:00'dan (GMT +2) itibaren 10 saat süreyle kapalı kalacaktır. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

Fethullah Gülen Web Siteleri