| Onbirinci Abant Platformu (14-15 Temmuz 2006) |
|
|
| fgulen.com | |
| 10.09.2006 | |
|
11. Abant Toplantısı "Küresel Politikalar ve Ortadoğu'nun Geleceği" Abant Platformu, 7 yurtiçi ve 3 yurtdışı toplantıyla gerçekten tarafsız, entelektüel ve demokrat bir seviye kazandı. Katılımcıların hiçbiri bu toplantılara peşin fikirle gelmiyor. Ortaya insanımızın, ya da insanlığın ortak bir problemi konuyor ve ortak akılla bir çözüm arayışına giriliyor. Bu yıl da seçilen konunun isabetliliğini görmemek mümkün değil. İşte İsrail yine masum kanları döküyor, bir-iki rehineyi bahane ederek Filistin'de ve son olarak Lübnan'da Müslümanlara dünyayı dar ediyor. Arap âlemi, İslam coğrafyası ve bütün dünya, olan bitene daha ne kadar seyirci kalacak? Başka bir soruyla, Ortadoğu meselesi nasıl çözülecek? Üç semavi dinin ortak anayurdu, günümüzde enerji kaynaklarının merkezi ve medeniyetler çatışmasının en tehlikeli potansiyel coğrafyası olarak Ortadoğu, dünyanın kalbi mesabesindedir. Ve dünya, kalbinden rahatsız. Kalbe giden ana damarlarda ciddi tıkanmalar var. Üstelik bölgede sürekli yüksek tansiyon hali söz konusu. Ortadoğu barışa ve sükûna kavuşmadıkça, dünya da huzur bulamaz. Dünyanın tek süper gücü Amerika Birleşik Devletleri, maalesef bölgede iki büyük yanlışlık yapıyor. Birincisi, sadece güce dayanan politikalar takip ediyor. Birleşmiş Milletler'i dinlemiyor, bölge ülkelerini dinlemiyor. Mesela Türkiye güya stratejik ortak olarak görülüyor; ama Türkiye'ye danışılmıyor. Ankara'dan istenen, ABD politikalarına monte olması. Ne deniliyorsa onu yapması. İkincisi, İsrail'i kayıtsız şartsız desteklemesi. Irak'ın nükleer gücünü, İran'ın nükleer gücünü sorgulayan, müdahalelerine bahane yapan Amerika, İsrail'in nükleer varlığını görmezden geliyor. Bu da ABD'ye duyulan güveni sarsıyor. Terör dalgası, İslam coğrafyasında önemli ölçüde bu sebepten, yani İsrail'in şiddete dayalı politikaları karşısında Arap ülkelerinin ve İslam âleminin çaresizliğinden besleniyor. Bir Müslüman, bir insan, terörü hiçbir zaman mazur göremez/görmemelidir. Ama kediyi bile köşeye sıkıştırırsanız üzerinize sıçrar. Türkiye'ye gelince. Türkiye bölgenin en önemli ülkesidir. Çünkü hem Amerika ve İsrail ile ilişkileri, hem de bölge ülkeleri ile iyi ilişkileri var. Üstelik demokrasi ve İslam'ın çatışmadan bir arada bulunabileceğini gösteriyor. Türkiye, Arap ülkeleri ve Ortadoğu ile ilişkilerini uzun bir süre askıya aldı. Yüzümüzü Batı'ya çevirmenin, Doğu'yu ihmal etme anlamına gelmediğini anladığımızda ise ne kadar zarar ettiğimizi de fark ettik. Hele hele âkil adamlar bize, bölge insanının şuuraltı müktesebatındaki önemimizin devam ettiğini hatırlattıklarında daha bir kendimize geldik. Son yıllardaki iyileşmelerin temelinde bu gerçekler yatıyor. Dayatmayla demokrasi olmaz. Hele bu dayatmanın arka planında, bölge zenginliklerinin üzerine oturma hesapları varsa kafalardaki soru işaretlerini kimse gideremez. Ortadoğu'nun giderek dünyayı daha iyi tanıyan yöneticileri ve entelektüelleri, Türkiye'nin demokrasi tecrübesini önemsiyorlar. Türkiye ile daha fazla kültürel köprüler kurulmasını, diyaloğun artırılmasını ve Türkiye'nin Arap ülkelerine daha fazla yatırım yapmasını istiyorlar. Bugün başlayacak Abant toplantısı çok iyi bir zamanlama ile inanıyoruz ki, Ortadoğu meselesinin çözümünde yeni bir sayfa açılmasına vesile olacaktır. Toplantıya yurtiçinden yüz, yurtdışından otuz müzakereci gelmesi, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ve İslam Kalkınma Örgütü Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun katılması da bunu gösteriyor. Abant Platformu, önemli bir misyon daha üstleniyor. 11. Abant Toplantısı Değerlendirme Metni Bu yıl 11'incisi düzenlenen Abant Platformu, 'Küresel Politikalar ve Ortadoğu'nun Geleceği' başlığıyla toplanmıştır.
|
| < Önceki |
|---|







