Müslüman: Elinden ve dilinden emin olunan insan

Müslüman: Elinden ve dilinden emin olunan insan

Çay Faslından Hakikat Damlaları… (00:45) Allah’la münasebette derinleşme konusunda hiç kimse Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Hasan, Hazreti Hüseyin (radiyall...

Hakka hizmete engel olan gaflet türleri

Hakka hizmete engel olan gaflet türleri

Soru: Hakka hizmet yolunda bulunan bir insanı, yapabileceği hizmetlerden alıkoyacak gaflet türleri nelerdir? İzah eder misiniz? Hak ve hakikati gönüllere duyurma, ruh-u revân-i Muhammedî’nin dört ...

Yaşatma İdeali

Yaşatma İdeali

Soğuk bir İstanbul akşamı... Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın "Yaşatma İdeali" toplantısı için yollardayım. Hava kar kokuyor. Sisler ve ışıklar arasındaki Boğaz Köprüsünü geçerken rüzg...

Gönüllere nasıl girdiler?

Gönüllere nasıl girdiler?

Türkiye'nin son 30 yılına damgasını vurup, günümüzde de farklı platformlarda sürekli gündeme gelen hareketi, şüphesiz gönüllüler hareketi. Hareketin en mümeyyiz vasıflarında birisi, halk taban...

Zinhar, Zinhar!

Zinhar, Zinhar!

Belli ki yine uykusuz geçen bir gecenin sabahındaydık. Derse geç çıkmasından zaten anlaşılmıştı bu ama simasındaki uykusuzluk emarelerini görünce kesinlik kazanmıştı. Her zaman olduğu gibi ha...

Acaba Hoca, toplumu nasıl mobilize ediyor?

Acaba Hoca, toplumu nasıl mobilize ediyor?

Türkiye en çok onu konuşuyor, onu tartışıyor. Öyle ki... Bir kesim, her şeyin arkasında onun olduğunu sanıyor. Bu yönde teoriler üretiyor. Nazlı Ilıcak kitabını bile yazdı: Her taşın altı...

Fethullah Hoca ile Bülent Ecevit ilişkisi ve 28 Şubat...

Fethullah Hoca ile Bülent Ecevit ilişkisi ve 28 Şubat...

Fethullah Gülen'le yaptığım canlı yayında yaşadığım olaylarla ilgili Samanyolu TV'den Akif Akyüz isimli bir muhabir kardeşim arayıp benle röportaj yapmak istediğini söyledi... Ona "yazıdan alsa...

Allah Resûlü'ne saygı ve bozulan dengeler

Allah Resûlü'ne saygı ve bozulan dengeler

Cenab-ı Hakk'ın ihsan buyurduğu değerleri bırakıp bunların yerine dışarıdan başka değerler ithal etme, dengeyi bozma demektir. Dengenin bu şekilde bozulması insanı da toplumu da başka dengesiz...

Fethullah Gülen’in dine dayalı bir devlet kurma gayesi ve hedefi var mıdır?

Fethullah Gülen’in dine dayalı bir devlet kurma gayesi ve hedefi var mıdır?

“Fethullah Gülen, İran’da gerçekleştirilen devrimin Türkiye’de de gerçekleştirilmesini arzulamakta olup, Türkiye’de İslami bir devrim için yurt sathında teşkilatlanmaya önem vermektedir.”...

Bizim Maarifimiz (1) Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.10.1979

Her ders yılına girerken, mektebi ve muallimi düşünmeden edemeyiz. Nasıl düşünmeyiz ki, mektep, hayatî bir laboratuar; derslerimiz hayat iksiri; muallim ise bu esrarlı şifahânenin kahraman üstadıdır.

Mektep bir öğrenme yeridir. Orada hayat ve ötesine ait her şey öğrenilir. Aslında hayatın kendisi de bir mekteptir. Ne var ki biz, hayatı da ancak mektep sayesinde öğreniriz.

Mektep, hayatî hâdiselerin üzerine irfan hüzmeleri göndererek onları aydınlatır, talebelerine çevrelerini kavrama imkânını hazırlar. Aynı zamanda gayet hızlı olarak eşya ve hâdiseleri keşfetme yolunu açar ve insanı düşünce bütünlüğüne; tefekkürde istikamete ve çokta, Tek'e götürür. Bu manâda mektep aynı ma'beddir ve o ma'bedin azizleri de muallimlerdir.

İyi bir mektep, ferdde fazilet duygularını inkişaf ettiren, müdâvimlerine ruh yüceliği kazandıran melekler otağıdır. Talebelerine hoyratlık aşılayıp onları canavarlaştıran bina görünümlü bir kısım harâbeler ise, birer çiyan yuvasıdır ve insanımız, asırlardan beri ters işleyen bu kabil irfan ocakları karşısında hep hacâletten iki büklümdür.

Gerçek muallim, saf ve temiz tohumun ekicisi ve koruyucusudur. İyisiyle, sağlamıyla meşgul olmak onun vazifesi olduğu gibi, hayat ve hâdiseler karşısında ona yön vermek ve hedef göstermek de ona aittir.

Bin koldan akıp giden hayatın, kendine has hüviyeti kazandığı yer mektep olduğu gibi, çocuğun gerçek şeklini aldığı ve benliğinin sırlarına erdiği yer de mekteptir. Dağınık bir ırmağın dar bir geçitte katlanıp kendine has ihtişamiyle görünmesi veya ağaçtaki saf hayatî sıvının billûrlaşıp güneş hüzmeleriyle münasebete geçmesi gibi, hayatın çokluk içinde akışı, mektep sayesinde vahdete ulaşır; tıpkı bir meyvenin, ağacın cihetü'l-vahdetini izhar etmesi gibi...

Mektebin, hayatın sadece bir parçasında insanı alâkadar ettiği zannedilir; aslında o, kâinat mektebindeki bütün dağınık şeyleri bir arada görme ve gösterme vazifesiyle, çıraklarına daimî okuma imkânını hazırlayan, susarken dahi konuşan bir yuvadır. Bu itibarladır ki o, hayatın sadece bir bölümünü işgal ediyor görünse bile, bütün zamanlara hükmeden ve hâdiselere sözünü dinleten hâkimiyetin remzi bir yuvadır. Bir çırak hüviyetiyle mektebe intisap eden her talebe, bütün bir ömür boyu oradan aldığı dersi tekrar eder durur. Oradan alınıp benliğe mâl edilen şeyler, birer tasavvur, birer hayal olabileceği gibi, birer hakikat, birer hüner de olabilir. Asıl mes'ele ise, elde edilen şeylerin fazilete giden yollarda, bir rehber ve kapalı kapıları açan sırlı bir anahtar olmasıdır.

Mektepte, ilim benliğe mâl edilir ve insan bu sayede yaşadığı katı ve madde dünyasının buudlarını aşar ve bir bakıma sonsuzluk sınırına ulaşır. Benliğe mâl edilememiş ilim ise, insanın sırtına vurulmuş bir yük, hem de mahcûp edici bir yükdür. Böyle bir bilgi, sahibinin omuzunda bir vebâl ve şuuru teşviş eden bir şeytandır. Evet, fikre bir aydınlık, ruha kanatlanma vâdetmeyen her türlü kaba belleme ve ezbercilik, benliği aşındıran bir törpü ve kalbe indirilmiş bir darbedir.

Mektebin vereceği en iyi ilim, dıştaki hâdiselerle içteki irfanın uç uca getirilmesinden ibarettir. Bu mektepte muallim ise, dışımızda yaşanan içimizde canlılık kazandıran mürşittir. Şurası muhakkak ki, hiçbir zaman değişmeyen ve durmadan derslerini tekrar eden en büyük mürşit ve en doğru üstat hayattır. Ne var ki, doğrudan doğruya ondan ders almasını bilmeyenler için aracılara ihtiyaç vardır ve bu güzide aracılar da, hayatla benlik arasında kürsü kuran ve hâdiselerin muğlak ifâdelerine tercüman olan muallimlerdir.

Gazeteler, kitaplar hatta radyo ve televizyon belki insanlara bir şeyler öğretebilirler. Ama, kat'iyyen gerçek hayatı ve onun insan içinde akıp gitmesini öğretemezler. her gün ayrı bir sancı ve ızdırapla talebenin gönlüne inen, ders ve davranışlarıyla onun dimağına silinmez renkli çizgiler bırakan muallim, yeri doldurulmaz bir öğreticidir. Onun içindir ki günümüzde her şeyi kolaylaştırma usulü sayılan batı metoduyla talebeye bir şeyler verilebilse bile, hiçbir zaman iyi örnekler verilemeyecek ve ilimlerin gayesi öğretilemeyecektir. Bu güzel şeyler, ancak, sîması hakikat gamz eden, bakışları alabildiğine derin ve çıraklarına vereceği her şeyi gönül menşurundan geçiren muallim tarafından verilebilecektir.

Havarî, Hazreti Mesih'in çarmıha gerilme tehdidine rağmen ders verdiğini görmeseydi, arslanların ağzına atılırken gülmesi lâzım geldiğini nereden öğrenecekti? İlk ve son yolun en büyük mürşidine bel bağlayanlar, onun kanlar içinde dahi gönüllere yumuşaklık dilemesini görmeselerdi, ateşte “berd ü selâm” olduğunu nereden bileceklerdi...?

İyi bir ders, mektepte ve muallim önünde öğrenilen derstir. Böyle bir ders insana sadece bir şey vermekle kalmaz; onu sonsuz bilinmeyenlerin huzuruna yükseltir ve ona sınırsızlık bahşeder. Bu dersin talebesi nazarında her hâdise, görünmeyen âlemler üzerinde bir kaneviçe, o da hareket eden levhalar arkasında hakikatların müşâhidi olur.

Böyle bir mektepte ne öğrenmeden ne de öğretmeden doymak düşünülemez. Nasıl düşünülür ki, kanatlanan muallimin himmeti, çırağını kâh yıldızlara yükseltir, kâh vicdanda soluk aldırır ve bu iki şey arasında duyulan hayret, hasıl olan düşünce, onları yaşadıkları buudların dışına çıkarır.

İşte bize göre gerçek muallim; teker teker eşya ve hâdiselerdeki nirengileri yakalayan, bir ahize ve nâkile kontaklaşması gibi, hayat ve vicdan arasında münasebet kuran, her şeyden gerçeği duymağa ve her dille ona tercüman olmağa çalışan, Yunus diliyle;

"Tur dağında Mûsâ ile,
Elindeki âsâ ile,
Deryalarda mâhî ile,
Sahralarda âhû ile..."

onu söyleyen insandır.

Rousseau'nun üstadı vicdan; Kant'ınki vicdan ve aklın iltisakı... Mevlâna ve Yunus mektebinde ise üstat Hz. Muhammed (sav)... Kur'ân, bu ilâhî dersten nâğmeler ve söyleyişler; ama bütün sözleri kesen, çokta biri gösteren, sırlı söyleyişler...

Mektep bu ışığın odaklaşacağı mukaddes yuva. Muallim bu esrarengiz laboratuarın sehhâr üstadıdır. İki büklüm belimizi sihirli elleriyle doğrultacak, ufkumuzu kaplayan karanlıkları temiz soluklarıyla giderecek mukaddes üstadı...

Sızıntı, Ekim 1979, Cilt 1, Sayı 9

Son Güncelleme ( 10.11.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Gaflet türleri

Kırık TestiFethullah Gülen: Kırık Testi: Hakka hizmete engel olan gaflet türleri

Allah Resûlü'ne saygı

Kürsü Fethullah Gülen: Kürsü: Allah Resûlü'ne saygı ve bozulan dengeler

Müslüman

BamteliFethullah Gülen: Bamteli: Müslüman: Elinden ve dilinden emin olunan insan

Kutlu Doğum

Fethullah Gülen: Kutlu Doğum

İnsanlığın iftihar Tablosu'nun doğumu, topyekûn insanlığın da yeniden doğumu sayılır. O'nun dünyayı şereflendireceği güne kadar akın karadan, gecenin gündüzden, gülün de dikenden farkı yoktu; dünya âdetâ umumî bir mâtemhâne, varlık da tıpkı bir kaostu.Okuyun...
Kutlu Doğum

İnsanlık O'nunla Yeniden Diriliyor

Fethullah gülen: İnsanlık O'nunla Yeniden Diriliyor

Topyekûn insanlığın medyûn bulunduğu Resûl-ü Ekrem'i, kendi kâmet-i kıymetine uygun bir vilâdet günü, vilâdet haftası, vilâdet ayı ile tes'îd edemedik.. tes'îd etmek bir yana, O'nun kapı kullarına gösterilen alâka ölçüsünde O'na karşı ta'zimde bulunamadık.Seyredin...

Sosyal Medyada fgulen.com

Fethullah Gülen Web Sitesi (YouTube - Twitter -RSS)
Medine'nin Gülü
İnsanlar arasında çok cüz’î şeylerle satın alınabilecek kadar ucuz olanları bulunduğu gibi, dünyalar dolusu altın ve elmaslarla satın alınamayacak kadar pahalı olanları da vardır. Milletleri yükselten de, işte bu ikinci kısımda olanlardır.
Fethullah Gülen Web Siteleri
M. Fethullah Gülen