| Övgüde Ölçü ve Bazı Düşünceler |
|
|
| Fethullah Gülen | |
| 13.05.2006 | |
|
Basında lehimizde ve aleyhimizde çok yazılar çıktı. Bazıları takdirlerini gazete beyanları ile iletirken, bazıları da kin ve nefretlerini konuşturdu veya endişelerini dile getirdiler. Bu arada bazı dost ve arkadaşlar da şahsen benim kendilerinden beklemediğim bir üslup ile yapılan işleri ve o işleri yapanları değerlendirmelere tâbi tuttular. Evet, bazı dostlar Allah'ın izniyle gerçekleştirilen bu hizmet hareketini takdir ve tebcilde öyle ifadeler kullandılar ki, bundan bazı düşüncelerin bulandığını söyleyebilirim. Meselâ, bütün bu olup-bitenleri bazı şahıslara mâl ederek sanki bu ülkede yapılan faaliyetlerin hepsini biz yapıyormuşuz, biz düşünüyormuşuz gibi bir havaya girdiler. İşte bu işlerin arkasındaki devâsâ kametler' demeye başladılar. Bence bunlar kat'iyen doğru değildir. Çünkü her şeyden evvel bizleri bu işte cebr-i lütfî olarak istihdam eden Hz. Allah'tır (c.c). Eğer biz, biz olarak iradelerimizle bu işin içine girseydik, -zannediyorum- muhtemel sıkıntıları nazara alarak daha baştan kaçacak delik arayacaktık. Evet, dün bu ülkede Allah (c.c) Bediüzzaman'ı, Süleyman Efendi Hazretlerini, Es'ad Efendi, Sami Efendi ve emsali şahısları istihdam ettiği gibi, şimdilerde de başkalarını istihdam ediyor. İstihdam edilenler Allah'a ne kadar şükretseler azdır. Saniyen yapılan işlerin bütününü bazı kimselere mâl etmekle, bu eğitim hareketi içinde bulunan ve bu irfan ordusu içinde yerini alıp aşkla-şevkle bir yay gibi gerilmiş bulunan, tepeden tırnağa hizmet ruh ve mânâsına kilitli, hayat programını ona göre ayarlamış yüzlerce-binlerce arkadaşı görmezlikten gelmiş oluruz ki, bunun da tam bir nankörlük olmasa da körlük olduğunda şüphe yoktur. Salisen bu düşünce aynı zamanda bizden önce yaptıkları hizmetlerle efkârı yumuşatan ve zemini, bizim hizmet yapabileceğimiz hale getiren nice kahraman, nice fedakâr ve nice diğergam insanları da görmezlikten gelmek demektir. Hâlbuki bizden önceki nesillerin hizmetlerinin, bizim hizmetlerin bu seviyeye gelmesindeki yeri kat'iyen inkâr edilmemelidir. Onun için ben yıllardır bu düşünceleri ifade edenlere 'Estağfirullah, siz havayı yumuşattınız, insanları bu çizginin kenarına kadar getirdiniz ve artık onlara tek bir adım attırmak yetecekti.. işte bence yapılan da odur. Şimdi, Rabbimizin lütfettiği 'ile'l merkez' bir gayretle sizin hazırladığınız şehrahta bu insanlar, kendilerini birdenbire buluverdiler.' demişimdir. Ve bu sözler kat'iyen idare-i kelam da değil, bir hakikatin ifadesinden ibarettir. Rabian yolların ayrımında her şey olabilecekken, Rabbin lütfuyla bir topluluğun sağında, solunda yer almış veya önünde olma imtihanını paylaşan insan veya insanlara, tarih boyunca -büyük büyük veliler dahil- çoklarına nasip olmayan böyle çaplı bir hizmeti yüklemek, evet o şahıslara karşı zulümdür. O hâlde bizler de değişik değerlendirmelerde bulunurken, o şahıslara götürebileceklerinin çok çok üstünde yük yüklemekten sakınmalıyız. Hülasa, hangi meselede olursa olsun, düşüncelerimizi, ifadelerimizi İslâm'ın temel esasları içinde yoğurmak mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde farkında olmadan övgü televvünlü kınamalar içine girebiliriz.. |
|
| Son Güncelleme ( 20.11.2006 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







