00:17:11

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Ana Sayfa arrow Eserleri arrow Fasıldan Fasıla-4 arrow İslâm'da İnsan Hakları
İslâm'da İnsan Hakları Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
13.05.2006

Soru: İslâm'ın insan hakları konusundaki değer hükümlerini anlatır mısınız?

İslâm, insan hakları konusunda olabildiğince dengeli, engin ve evrensel bir dindir. O kadar ki, Kur'ân-ı Kerim, haksız yere bir insanı öldürmeyi, Bütün insanlara karşı cinayet işleme.' şeklinde değerlendirmiştir. (Mâide, 5/32) Bu değerlendirme, hiçbir din ve modern sistemde olmadığı gibi, insan haklarıyla alâkalı hiçbir komisyon ve kuruluşta da insana bu seviyede değer verilmemiştir.

Evet İslâm, bir insanın öldürülmesini bütün insanların öldürülmesi olarak kabul etmiştir. Zira bir insanın öldürülmesi, herhangi bir insanın öldürülebileceği fikrini vermektedir. Yeryüzünde ilk kan akıtan kişi, Hz. Âdem'in çocuklarından Kabil'dir. Kur'ân ve Sünnet kaynaklarında isimleri açıkça geçmese de, Kütüb-ü salifede isimlerinin Habil ve Kabil olduğunu öğrendiğimiz iki kardeş arasında bir meseleden dolayı anlaşmazlık çıkar ve neticede Kabil, kardeşi Habil'i kıskançlıkla, haksız yere öldürür.. ve kan dökme çığırını açar. Bundan dolayıdır ki, Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde:

'Yeryüzünde haksız yere öldürülen hiçbir insan yoktur ki, onun katilinin günahının bir misli de Hz. Âdem'in ilk oğluna (Kabil) yazılmış olmasın. Çünkü o, insanoğluna haksız öldürme yolunu açan ilk insandır.' (Buhârî, Diyât 2, Enbiya 1 Müslim, Kasâme 27) buyurmuşlardır.

Bu ibret verici hâdise, Kur'ân-ı Kerim'de şu ifadelerle anlatılır:

'Onlara, Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de, birisinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden), 'Andolsun seni öldüreceğim' dedi. Diğeri de 'Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.' dedi (ve ekledi:) 'Andolsun ki sen, öldürmek için bana elini uzatsan dahi, öldürmek için ben sana elimi uzatacak değilim. Ben, Âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.'

Kıssanın devamında şu hüküm getirilir:

'İşte bu yüzdendir ki, İsrailoğullarına şöyle yazmıştık: Kim, bir cana kıyma veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim de bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur...' (Mâide, 5/27-32)

Kur'ân-ı Kerim'de bir başka âyette ise şöyle buyurulur:

'Kim bir mü'mini kasden öldürürse cezası, içinde hâlidîn olarak kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.' (Nisa, 4/93)

Âyette geçen 'Hâlidîn' kelimesine dikkatleri bizzat çektim. Zira mânâ itibarıyla 'Hâlidîn', 'ebedî' demek değildir. Kur'ân'da 'ebedî' mânâsı, 'ebeden' kelimesiyle ifade edilirken, burada ise 'Hâlidîn' tabiri kullanılmıştır. Bununla birlikte, İbn Abbas ve Tabiîn imamlarından onun talebesi olanlar, bu âyeti, 'Allah'ı inkâr edenler ebedi bir azaba düçar olacakları gibi kasdî ve iradî olarak -ki, o mevzu da çok su götürür- insan öldüren kişi de, ebedî bir azaba müstahak olur.' şeklinde tefsir etmişlerdir ki, bence böyle bir tehdit insanı ürpertecek mahiyettedir.

Efendimiz (s.a.s), başka bir hadislerinde ise, 'Kim malını müdafaa sırasında öldürülürse şehittir. Kim kanını müdafaa sırasında öldürülürse şehittir. Kim dinini müdafaa sırasında öldürülürse şehittir. Kim ailesini müdafaa sırasında öldürülürse o da şehittir.' buyurmuşlardır ki, dünyadaki bütün hukuk sistemlerinde, hadiste geçen değerler birer esas olarak korunmaya alınmıştır. Bu hususlar, bizim hukuka esas teşkil eden usûl kitaplarımızda 'zaruriyat' diye önemle üzerlerinde durulur. Bu açıdan din, can, nesil, akıl ve mal, herkesin korumakla mükellef, yani yükümlü olduğu temel esaslardır. Evet bir diğer taraftan da İslâm, insan haklarına işte bu temel prensipler açısından yaklaşır.

Zaten insan, başka hiçbir sistem veya dinde değil, sadece İslâm dininde 'Allah'ın halifesi' unvanıyla payelendirilmiş ve yeryüzünün halifesi olduğu vurgulanmıştır. Bununla da kalınmamış, aynı zamanda ona eşyaya müdahale etme imkânı verilerek, çalışma ve teşebbüs hürriyeti gibi hürriyetlerle de serfiraz kılınmıştır. İnsana bu derece ehemmiyet veren bir dinin insan haklarını ihmal etmesi nasıl mümkün olur ki..?

Son Güncelleme ( 20.11.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri