| İlâhî Hukuk ve Bir Düstur |
|
|
| Fethullah Gülen | |
| 13.05.2006 | |
|
Hakiki bir Müslüman, ne zulmeden ne de zulme uğrayandır. İnsanlar arası münasebetlerde bu esas, çok önemli bir düsturdur. Yine mümin bir kişi, kendisine yapılan haksızlıklar karşısında her zaman, bu kardeşimin bana yaptığı şeyler karşısında, Allah ona azab edebilir ne kadar hakkım varsa, hepsi helâl olsun' duygu ve düşüncesi içinde olmalıdır. Ayrıca insanlara karşı yapılan zulümlerden, haksızlıklardan dolayı mutlaka helâllik dilenmesi de gerekir. Bu helâlliğin keyfiyeti de, mutlak bir helâllik olmayıp, yapılan şeylerin ayrı ayrı zikredilerek söylenmesi şeklinde olmasıdır. Ancak kul hakkıyla beraber, Allah hakkı da irtikap edilmiş O'na ait hak ve hukuka saygısızlık edilmişse, orada İlahî hukuk da devreye girer ki, onun 'hakkım helâl olsun' demesi, çok fazla bir şey ifade etmeyebilir. Mesela öğretmenlik olabildiğine sıkıntılı bir meslektir. Şahsen ben, ona katlanmanın çok zor olduğunu bildiğim hâlde, biraz da nostalji olarak o vazifeyi yapmayı çok arzu ederim. Benim için en güzel günler bir küçük kulübede kalıp, talebelerle meşgul olduğum günler olmuştur. Hatta insanlar arasında hep sorulan bir soru vardır 'tekrar dünyaya gelsen ne yapardın?' Şayet bu soru bana da sorulsa idi 'bütün sıkıntılarına rağmen öğretmenliği tercih ederim' derdim. Oysaki her zaman bazı yaramaz öğrenciler vardır. Birşeyler anlatırsınız, anlamaz.. anlamaması bir yana, bir de moral bozucu davranışlarda bulunur.. derken onun davranışları tahammül sınırlarını aşar ve siz de kalkar onu döversiniz. Ama sonra vicdanınız çok ciddi rahatsız olur, hakkını helâl ettirme yollarını araştırırsınız. Şahsen ben bütün bunlara karşı -bana düşen yönüyle- hakkımı helâl ediyorum ancak, Allah'ın hatırına dokunan konularda ise hüküm İlahî hukuka aittir ve onun hesabını da Allah'a vereceklerdir. |
|
| Son Güncelleme ( 20.11.2006 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







