Ramazan Düşünceleri Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
13.05.2006
Aslında Allah'ın her günü mübarektir. Fakat insanların o mübarek günleri değerlendirmesiyle onlar ayrı bir bereket kazanır ve zamanın birer altın dilimi haline gelirler. Ancak Ramazan ayı, ekstradan Cenâb-ı Hakk tarafından altın haline getirilmiş bir zaman dilimidir. O, bütünüyle rahmet ve gufran ayıdır.

Ramazan, bütün Müslümanlar için ayrı ve hususî bir önem arzeder. Bundan dolayı her Müslüman Ramazanı farklı değerlendirmek ister. Bu vesileyle kimisi Mekke-Medine gibi kudsî mekanlara giderek, kimisi de bulunduğu yerde ibadet ü taatini artırarak ona ayrı bir derinlik katmaya çalışır.. çalışır ve niyetinin hulûsu ölçüsünde Cenâb-ı Hakk'ın lütfuna mazhar olur.

Çocukluk dönemi itibariyle ben, Ramazan günlerini çok iyi hatırlamıyorum. Ancak, 7-8 yaşlarında idim. Ramazan'ın ondokuzuncu günü, susuzluğa dayanamayıp başımı bir su çukuruna sokarak, kana kana su içtiğimi hiç unutamam. İftarlar ve sahurlar ayrı bir âlem olarak yaşanır; teravihler, ona yeniden başlamanın hâsıl ettiği bir orijinalite ile gürül gürül eda edilir ve etrafta yankı yapardı. Şimdilerde -bana göre- çok daha engince duyulan o teravihler, o günlerde, muhit hattında duyulabilecek bir teravih neşvesini hissettirirdi. Bütün bu farklı duymalar ve hassaten iftar vakitlerinde çocukların damlar üzerine çıkarak ezan, ezan' diye nida etmeleri, benim ruhumda büyük izler bırakmıştır.

Ramazan, insanın dünyada olduğu hâlde, yılda bir ay müddetince cennet yamaçlarında seyahat etmesi gibi gelir insana. Her gün cuma yamaçlarına koşup, Cenâb-ı Hakk'ın cemalini müşahede yarışı gibi, iftar beklentileri de, Cenâb-ı Hakk'ın cemalini müşahede beklentisi hissini uyarır. Bir ay boyunca sahurlara kalkış, haşr ü neşr kalkışı gibi duyulur vicdanlarda. Onun için de Ramazan Bayramları, birer sevinç günleri olmasına rağmen, bütün bu duyuş ve sezişler gidiyor diye o günleri ben, hüzün yumağı halinde yaşarım.. ve keşke Ramazan bitmeseydi derim.

Diğer taraftan Ramazan ayı, sadece bir ay gibi kısa bir müddet olmasına rağmen, onbir aylık alışkanlıklarımıza galebe çalar ve onları unutturuverir. Zamanın en değerli dilimi benim der ve üzerimizde onbir aydan daha fazla tesir icra eder. Zamana bütünüyle hükmeder. Onun bu kadar kıymet ve değeri, sadece bu aydaki oruç ve teravihlerden gelmemektedir. Aynı zamanda o bir Kur'ân ayıdır ve bu itibarla Ramazanda Cenâb-ı Hakk'ın farklı bir buudda bize yakınlığı da söz konusudur. O, gecenin belli bir vaktinde yeryüzü semasına iner ve 'Yok mu tevbe eden, tevbesini kabul edeyim! Yok mu bir şey isteyen, istediğini vereyim..' der der ve her gecesinde bize -tasavvufî ifadesiyle- bir kurbet yaşatır.

Bütün bu haller bizim vicdanımızı, lâtife-i Rabbaniyemizi, his ve şuurumuzu sarar, onları gerçek müşahedeye Rabb'le mülaki olmaya hazırlar.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
Ömer Faruk Akyavaş  - Teşekkür   |2008-09-15 17:44:27
Hocamdan Allah sizden razı olsun.Size hasretiz.Hayırlısı ile buraya Türkiye'ye gelirsiniz inşallah.Dualarınızı eksik etmeyiniz.Bu sene
ÖSS'ye gireceğim inşallah.Vesselam...

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 24.09.2008 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Küçük bir şey başarınca her şeyi başaracağını zannetmek şeytanî bir vehimdir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri