İdeal-Realite Dengesi Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
27.09.2001

Ferdî ve içtimaî alanda mazi-hal ve istikbal adına düşüncelerimizi nasıl dengeleyebiliriz?

İnsanlık var olduğu günden beri, sübjektif bir ruh haletiyle hep içinde bulunduğu zamandan şikâyet etmiştir. O, bazen gelecek mülâhazasıyla daha iyi dönemlerin hülyaları ile mesut yaşamış, bazen de kötülüklere gözünü kapayıp, onun içindeki iyilikleri toplayarak tek bir noktada birleştirmiş ve bunlarla teselli olmaya çalışmıştır.

Bir ölçüde bizim de, her türlü problemler karşısında maziye sığınıp, âtiye ümitle bakmamızın altında bu mülâhazanın var olduğu söylenebilir. Burada bana, Siz de farklı bir şey söylemiyor ve düşünmüyorsunuz. Tıpkı başkaları gibi içinde bulunduğunuz zamandan tatmin olamamaktan ötürü ya maziye sığınmak istiyorsunuz ya da kendinize göre bir hülyalar dünyası kuruyor ve onunla teselli olmaya çalışıyorsunuz.' diyebilirsiniz. Bence böyle bir mülâhaza ve düşüncede herhangi bir zarar yoktur. Çünkü insanın, kendi geçmişi ile alâkasını devam ettirmesi, âdeta, geleceği var edebilecek bir çekirdeği, bir tohumu muhafaza etmesi gibidir; zira kutlu bir gelecek, geçmişin tohumlarında neşv ü nema bulup varlığa erecektir.

Evet insanın mes'ut ve mutlu yaşadığı takdirde, gelecek adına bir yönüyle tam realize edemediği hülyalara kendisini salmasında bir mahzur yoktur. Çünkü bir atasözümüzde dendiği gibi, 'İnsan hayal ettiği sürece yaşar.' Şayet insanın bir gaye-i hayali olmazsa o insan nefis ve bedenine takılabilir. Bu da insanı esfel-i safilîne sürükler götürür. Bu sebeple bence, bu tür mülâhazaların zarardan daha çok faydaları vardır. Zira geleceğin plânlanması adına evvela, bazı fertlerin ve fikirlerin idealize edilmesi gerekir. Güçlü iradeler, yüksek ferasetler, muhteşem kiyasetler geleceği, sosyolojinin prensipleri içinde veya Cenâb-ı Hakk'ın basiretlerini açıp onlara göstermesi sayesinde görecek, 'acaba geleceği hayal ettiğimiz ve plânladığımız gibi nasıl tahakkuk ettiririz?' diyerek, geleceğin plân ve programlarını hazırlayacaklardır. Bundan sonra, sebeplere geçme, sebepleri değerlendirme gibi bir durum bahis mevzuudur ki, buna da, 'bu plânları realize etmek' diyebiliriz. İdeal insanlar, master plânda ideal âleminden, realite âlemine inerek düşündüklerini realize etmeye çalışırlar. Zira realizenin yolu yine idealler âleminden geçmektedir. Eğer böyle düşünmeyip bu türlü beklentilere girilmezse, geçmiş adına hiçbir tasavvur, plân ve projeden söz edilemediği gibi, içte ve dışta cereyan eden hadiselerle de toplumda hep bir kaos ortamı yaşanır. Cereyan eden bu hâdiselerin şokundan kurtulacağı ana kadar da o toplum bünyesinde onulmaz yaralar açılır. Bu sebeple insan, her zaman geleceği adına değişik plân ve programların hazırlığı içinde olmalıdır. Bu plân ve programlarından bazıları bile tutsa, toplum en azından o tutanlar açısından sağlama alınmış olur.

Diğer taraftan, geçmişi saygıyla karşılayıp bağrımıza basmak, Allah'ın bizden istediği ve Kur'ân'ın da bize emrettiği bir hakikattir. Geçmişten kasdettiğim 'zaman'dır. Zaman ise herkesin bildiği gibi itibarî bir hattan ibarettir. Onun hakikî bir varlığı yoktur. O, mekânın bir buududur. Zaman, mazrufu ile zamandır ve içindekilerle bir değer ifade eder. Zaten bunun için Asr-ı Saadete 'Zamanın Altın Dilimi' diyoruz.. Müslümanlar için altın çağ ve zamanın altın dilimi... Evet bu çağ, 'Altın İnsan'ın yaşadığı altın asırdır. Bu açıdan da bir çağ altınlaşıyorsa mazrufu ile altınlaşmakta ve değerler üstü değerlere yükselmektedir. Öyleyse zamanın değerlendirilmesi adına ortaya atılacak tasarı ve tasavvurlar, çok büyük önem arz etmektedir. Aynı zamanda zamanı değerlendirmeye matuf, her türlü beklenti, istek ve gaye-i hayaller de Cenâb-ı Hakk'a sunulmuş birer duadır.

Bir insan, bunaldığı veya sıkıldığı zamanlarda, içinde bulunduğu zaman fanusundan sıyrılarak, ferahfezâ bir iklimde mazi ve müstakbeli düşünerek ayrı bir atmosferi soluklaması, olumlu bir nefes almanın ve çok önemli bir kısım idealleri gerçekleştirmenin yoludur. Bu duygu ve düşünce, Hz. Âdem'den beri devam edegelmiştir. Bu sebeple insanlar, iradeleri ile gelecek adına emniyet, huzur ve sükûn vadeden bir dünya için, şimdiden ne yapılması gerekli ise, onun plân ve programını ihmal etmemelidirler.

Evet, idealler güzeldir ve insan ideallerle yaşar. Ancak bu gaye ve hedefler mutlaka realize edilmeli, realize edilirken de mevcut esbaba göre, işin mantık, muhakeme yanı ile imanî his ve heyecanlarla alâkalı yönleri kat'iyen ihmal edilmemelidir.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 27.10.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Küçük bir şey başarınca her şeyi başaracağını zannetmek şeytanî bir vehimdir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri