Lafzullah ve Tedâî Ettikleri Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
27.09.2001

'Allah (cc), esmasıyla malum, sıfatlarıyla muhat, zâtıyla mevcud u meçhuldur.' sözünü açar mısınız?

Lâfz-ı Celâle olan Allah' kelimesi, Cenâb-ı Hakk'ın zâtının ismidir ve bu isim, O'nun bütün esma-i hüsnasını ihtiva etmektedir. Üstad'ın ifadesiyle, 'Allah (c.c), esmasıyla malum, sıfatlarıyla muhat, zâtıyla mevcud-u meçhuldür.'

Hakâik-i eşyâ, Cenâb-ı Hakk'ın isimlerinin birer tecellisidir. Kâinattaki o büyüleyen ışık ve renk kuşağı, o nakış ve sanat eserleri, hâsılı eşya adına ortada bulunan her şey, hakâik-i esmâ-i İlâhiyedir. Bu tecelliler, bir sinema perdesinde kare kare alınan değişik resimlerin peşi peşine gelmesi sebebiyle kopukluğun hissedilmemesi gibi, herhangi bir inkıtaa ve inkisara uğramadan, peşi peşine ve sürekli devam eder durur. Evet varlık, esmâ-i İlâhî sağanağı karşısında, melekût regülasyonlarından geçerek, kendine has bir şekillenme içinde belli bir tecelli odaklaşmasıdır.

Allahu Teala'nın isimlerinin dışında bir de sıfatları vardır ki, bu sıfatlar, O'nun isimlerinin kaynağını teşkil etmektedir. Mesela Cenâb-ı Hakk'ın 'Mükevvin', 'Mukaddir', 'Musavvir' gibi isimleri, 'Tekvin' sıfatından, kendi hayatını ifade eden 'Hayy' ismi de 'Hayat' sıfatından nebaan etmektedir.

Evet bu, bir yönüyle Cenâb-ı Allah'ın kendisiyle muhat olması demektir. Çünkü zatında Allah muhittir ve aslâ muhat değildir. Yani O, bütün eşyayı çepeçevre kuşatmıştır. O'nu aşkın ve hâriç hiçbir yer yoktur. O, her yerde hâzır ve nâzırdır. 'O'nun kürsîsi bütün gökleri ve yeri kuşatmıştır.' Evet O, muhittir, kuşatandır; dolayısıyla da kuşatılamaz. O'nun emir ve fermanları belli bir kürsîden gelmektedir. Allah Resûlü (s.a.s.)'nün nurlu beyanları içinde, ışık hızıyla trilyon sene ötelerde bulunan galaksiler ve galaksiler.. O'nun kürsîsine nisbeten çöle atılmış bir halka mesabesindedir.

Allah (c.c) zâtı ile de mevcûd-u meçhuldür. O'nun vücûdu kabul edilmeden mevcudattan bahsedilemez. Zira kâinatta mevcut bulunan başdöndürücü nizam ve ölçüler, O'nun ihtiyar ve takdirine delâlet ettiği gibi, bütün varlık da heyet-i mecmuasıyla, O'nun vücûduna delâlet etmektedir. Esasen, Hz. Vücûd'un kendine has ve enfes yorumları da vardır ama, ben meseleyi dağıtmak istemediğimden, müsaadenizle o konuya girmeyeceğim.

Mesnevi-i Nuriye'de de ifade edildiği gibi, Lâfz-ı Celâle, Cenâb-ı Hakk'ın bazı isimlerini 'bi'l-mutabaka', bazılarını 'bi'l-iltizam' ve bazılarını da 'bi't-tazammun' ifade etmektedir. Meselâ 'Hâlık' ve 'Rahmân' isimleri, 'Allah' lâfzını bi'l-mutabaka ifade etmektedir. Hâlık, 'Allah'tan başka yaratıcı yoktur'; Rahmân ise, 'dünya ve ukbada insanları rahmetiyle kucaklayan' demektir. Bazı isimler de vardır ki, Allah lâfzı, o isimleri bi'l-iltizam ifade eder. Allah lâfzının bütünleştiği o isimler söylenmezse, O'na bir nakise isnad edilmiş olunur. Oysaki Allah (c.c), noksanlıklardan münezzehtir. Cenâb-ı Hakk'ın bazı isimlerinde ise, bir tazammun söz konusudur. Yani Allah ism-i mübareki, Mâbud-u Mutlak ve maksud-u bi'l-istihkak unvanı olduğundan, bunları ihtiva eden bütün isimleri kuşatmaktadır. Öyleyse biz, 'Allah' dediğimizde aynı zamanda bütün esmâ-i İlâhiyeyi de söylemiş oluruz.

Hz. Ebû Hüreyre (r.a), esma-i hüsnâyı 'doksan dokuz' olarak rivayet eden tek ravidir. Daha sonraki asırlarda ise, esma i hüsna doksan dokuz olarak meşhur olmuştur. Aslında Kur'ân-ı Kerim'deki esma-i İlahî sayılacak olsa, doksan dokuzdan çok fazla olduğu görülecektir. İhtimal ki, o zaman Hz. Ebû Hüreyre'ye bildirilen esma-i İlahiye o kadardı veya aklında kalanlar bunlardı. Vakıa, Cevşen'de de, müfret ve mürekkep olarak Cenâb-ı Hakk'ın yüzlerce ismi vardır. Burada Goethe'nin şu enfes sözünü hatırlamak da zannediyorum yerinde olur. 'Seni onlarca, yüzlerce isimle çağırıyorlar. Ey Mevcud-u Meçhul olan Zat! Seni binlerce isimle bile çağırsak, yine de zât-ı ulûhiyetin hakkında ciddi bir şey söylemiş olamayız.'

Evet, Cenâb-ı Hakk'ın zatının ismi olan 'Allah' lâfzı, ism-i hâs olduğu için bütün esma-i İlâhiyeyi tazammun etmektedir. O (c.c), isim ve sıfatlarıyla kâinatta her an tecelli etmekte ve kâinat da o başdöndürücü nizamıyla her dem bu hakikati haykırmaktadır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 27.10.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Mü'min Ufkunda "Çevre"

Seyredin

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

En Önemli Vazife

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Küçük bir şey başarınca her şeyi başaracağını zannetmek şeytanî bir vehimdir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri