Vech ve Âhiret'te Allah'ı Görme Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
25.10.2001
Kur'an'da Vech kelimesinin bu şekilde kullanılması, Âhiret'te Cenab-ı Allah'ın görüleceğine bir işaret de olabilir mi? Allah, Zâtıyla idrak edilmez; O, müdriktir. Kur'an-ı Kerim'in, Gözler O'nu idrak edemez; O, gözleri idrak eder" buyurması, dünya için de, Âhiret için de geçerlidir. Hattâ, Hz. Urve, Hz. Aişe vâlidemizin yanında, mü'minlerin Cennet'te Cenab-ı Allah'ı göreceğinden bahsedince, vâlidemiz, "Yeğenim, o ne söz? Hiç Allah görülür mü?" der ve bu âyeti okur. İhtimal, vâlidemiz, onca hadis rivayet etmiş olmasına rağmen, ya bu konuda şeref-südur olan hadis-i şerifi duymamıştır; ya da, bir takım felsefî cereyanların, İslâm'ın içine girmeye başlamış olmasından, monist, gnostik, hermetik düşünceler Müslümanlar arasında yayılma istidadı göstermesinden dolayı bunlara kapı açmamak ve Zât-ı Ulûhiyet hakkında yanlış inançların önünü almak için böyle söylemişti.

Hz. Âişe validemiz, zekâsı, firaseti ve idrakiyle, gelmiş-geçmiş kadınların en zekîsi, müçtehidlerin de en büyüklerindendi. Hattâ Efendimiz'in (sav) onunla izdivacına da bu noktadan bakmak lâzım. Aksi halde, bilhassa kadınlık halleriyle ilgili ahkâm sonraki nesillere nasıl aktarılır ve bize nasıl gelirdi? Hz. Ebû Hüreyre'den sonra en fazla hadisi de, yine bu mübarek vâlidemiz rivayet etmiştir. Rivayet ettiği hadislerin sayısı 4000'den fazladır.

Hadis-i şerifte; mü'minlerin Cennet'te Cenab-ı Allah'ı kemiyetsiz, keyfiyetsiz ve bulutsuz bir günde dolunayı görür gibi görecekleri buyurulmaktadır. Bu, Ehl-i Sünnet'in inancı olarak, böylece akidemizin içine girmiştir. Aliyyü'l-Karî, Bed'ül-Amâlî'sinde bunu bilhassa zikreder. Fakat, burada, Cenab-ı Allah'ın – hâşâ – bir dolunay gibi görüleceğini anlamamak lâzım. Dolunay benzetmesi, görmenin açık ve net olacağını ifade içindir.

Dolunay denmesi, bu görünmenin aslî değil de, bir tecelli olacağı manâsına da gelir mi?

Ayın ışığı, malûm, kendinden değildir; güneştendir. Bu manâ da melhuz olabilir. Zaten, Zât-ı Ulûhiyet, hiçbir şekilde dünyada da Âhiret'te de idrak edilemez. Bundandır ki, kelâmcılar, "Zât-ı Ulûhiyet adına kalbinize ne gelirse, Allah, ondan farklıdır" demişlerdir. İmam-ı Rabbânî hazretleri bunu biraz değiştirerek, "Zât-ı Ulûhiyet hakkında kalbinize ne ki gelir; Allah, onun ötesinin, ötesinin, ötesinin … ötesindedir" buyurmuştur. Buradaki "ötesinin…" kelimesi, nâmütenâhî devamı ifade eder.

Cennet'te Allah'ı müşahede, biraz da herkesin mir'ât-ı rûhuna göre olacaktır. Bazısı buğulu, perdeli, sisli, dumanlı diyebileceğimiz şekilde olacaktır.. evet Allah Rasûlü'nün (sav) müşahedesiyle bizim müşahedemiz elbette ki aynı olmaz..."

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 26.05.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Hicret, Ric'at ve Mukaddes Hüzün

Seyredin

Efendimizin Din'e Hizmet Edenlere Alakası

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!

Dinleyin

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Salihli Vaazı - 1979

İndirin

Kur'ân ve İlim Konferansı - 1976

İndirin

Kuvvetin hakimiyeti gelip geçicidir; bâki olan, hak ve adaletin hakimiyetidir. Bunlar, bugün olmasa bile, çok yakın bir gelecekte mutlaka galip geleceklerdir. Onun içindir ki, en büyük siyaset, hak ve adalet taraftarlığında aranmalıdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri