03:10:58

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Ana Sayfa arrow Hayatı arrow O‘nu Tanıyanlardan arrow Kırklareli Günleri: Ayhan Uçan Anlatıyor
Kırklareli Günleri: Ayhan Uçan Anlatıyor Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 53
Kötüİyi 
fgulen.com   
22.11.2005

-Kendiniz hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

1937 yılında Kırklareli'nde doğdum. İlkokulu Ahmet Mithat İlkokulunda bitirdim. 1950 yılında ilkokulu bitirdikten sonra ayakkabıcılığa başladım. 1950 yılından beri ayakkabı ve kundura üzerine çalışıyorum. Ayakkabıcılığı dayımdan öğrendim ve uzun yıllar onun yanında çalıştım. İlk dükkânımız Kadınlar Hamamı denilen yere yakındı. Ondan sonra 1969 yılından sonra Dingiloğlu Parkı sokağındaki dükkâna taşındık. Halen de buradayız.

26 Kasım 1957'de askere gittim. Acemilik dönemini Edremit'te yaptım. Edremit'ten sonra İstanbul Sağmalcılar'a yazıcı olarak geldim. İki senelik askerliğimi burada tamamladım.

1959 yılının Aralık ayında evlendim. İki kızım bir oğlum olmak üzere üç çocuğum oldu. İlk kızım 1961 yılında, oğlum 1962 yılında ve ikinci kızım da 1974 yılında doğdu.

-Fethullah Gülen Hocaefendi Kırklareli'ne gelmeden önce nasıl bir dini yaşantınız vardı?

Fethullah Gülen Hocaefendi gelmeden önce biz Kırklareli'nde Abdülhamit Oruç hocayı tanıdık. Bizim belli bir İslami yaşantımız yoktu. Abdülhamit hoca 1960 ihtilalinden sonra Kırklareli'ne tayin oldu. Onun verdiği vaazlara kulağımız alışmaya başladı. Sonra Cuma namazlarına başladık. Fethullah Gülen Hocaefendi geldikten sonra da beş vakit namazlara başladık. Allah'a çok şükür o günden sonra da namazlarımızı devamlı kıldık ve kılıyoruz.

-Fethullah Gülen Hocaefendi geldikten sonra tanımanız nasıl oldu?

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 1965 yılında yaz aylarında birgün Edirne'den Kırklareli'ne geldiğini duyduk. Vaazları ve hutbeleri çok değişikti. Hem ağlar hem de ağlatırdı. Günlük sohbetler olurdu. Dükkanlarımıza gelirdi, halimizi hatırımızı sorar, çayımızı içer her türlü sohbet ederdi. Girip çıkmadığı dükkan yoktu adeta. Burada küçük bir esnaf kahvesi vardı. Abdülhamit hoca ile beraber gelirlerdi. Evine de giderdik sohbet dinlemeye. O zaman evi Kocahıdır Mahallesi'nde, Paşaçeşme Sokak'ta idi. O ev hâlâ duruyor. Şimdilerde sahibi değişmiş. O zamanlar İstanbul Otel'in sahibi Hasan Akkaynak ve Helvacı Sabri ağabeyler o evi Hocaefendi için bulmuş ve kiralamışlar.

-Hocaefendi'nin vaaz veya sohbetleri nasıl bir etki uyandırdı Kırklareli'nde?

Camide, evde ve dükkanlarımızda yaptığı sohbetlerle çok kişilerin düşüncesini değiştirdi. Burada azılı diyebileceğim din karşıtı insanlar vardı. Onlar da dinlerdi Hocaefendi'yi. Namaz kılmazlardı ama caminin etrafına gelir, bu hafta neden bahsedecek diye onu dinlerlerdi. Gömlekçi bir esnaf arkadaşımız vardı. Sol görüşlü ve dine diyanete karşı idi. Terzi Bekir Filiz ağabeyimiz

-şimdi huzurevinde kalıyor- ve Hasan Oruç vardı. Bunlar Hocaefendi'yi dinledikçe ağlarlardı.

-Hocaefendi Kırklareli'nde nasıl karşılandı? Esnaf veya halk onu kabullendi mi?

Hocaefendi vaaz ve sohbetleriyle kısa zamanda duyuldu ve tanındı. Esnaf ağabeylerimiz tarafından burada kalması isteniyordu. Hatta kendisine bir kız bulalım, burada kalsın diye ısrar edenler olmuş. Fakat o kabul etmedi. Birgün bir sohbet esnasında evlilik tekliflerine cevap olarak "ben anamdan doğduğum gibiyim" dedi. Ondan sonra da üstüne gidilmedi artık.

-Hocaefendi sizin dükkânınıza geldi mi?

Geldi tabii. Hocaefendi esnafı dolaşırdı. Benim dükkânıma da geldi. Onun mestlerini tamir ederdim. Ayakkabının içine mest giyerdi. Mestin üzerine de çorap giyerdi. Giyimi kuşamı çok düzgün ve uyumlu idi. Aşırılığı sevmez ve sade idi. Uzaktan bakınca tam bir beyefendi görünümünde idi.

Dükkanımızda 17-18 kişi şu küçücük yerde toplanırdık. Esnaf, köylü, talebe, memur kim varsa gelirlerdi Hocaefendi'yi dinlemek için. Sade benim dükkanıma değil diğer arkadaşların dükkanlarına ve evlerine gider oralarda da sohbet ederdi. Mesela Hasan Oruç, saatçi Mümin abi, kaynakçı Selahattin ağabeylerin yerlerinde, esnaf kahvesinde, eski halin orada Hacı Recep Yapar'ın evinde olurdu. Yaylada Ali başçavuşumuz vardı. Bayındırlıkta Mustafa Toros vardı. Bunların ya evlerinde ya da dükkanlarında sohbetler olurdu. Çoğunun ismini de unutmuş olabilirim.

-Hocaefendi'nin Kırklareli'nde başından geçen hadiseler oldu mu?

Ben tam olarak başına kötü bir hadisenin geldiğini hatırlamıyorum. Fakat sıkı bir dönem olduğu için takip vardı. Hocaefendi'yi takip ederlerdi. Emniyet Hocaefendi'nin peşindeydi. Bir defasında evinde sohbette bulunuyorduk. Kapı ve pencereleri sıkıca kapatmış ve açık bırakılmamasını söylemişti. Sonra öğrendik ki kötü bir hadiseye sebebiyet vermemek için öyle yapıyormuş. Hocaefendi bekar olduğundan dolayı etrafta laf uyandırmak isteyen insanlar tarafından bazı kadınları içeriye sokup ortalığı velveleye verebilirler endişesini taşıyordu. Yine kaldığı eve baskın düzenletmek amacıyla deli insanları eve sokup bağırtıp çağırtabilirler diye işi sıkıya alıyor ve bizleri tembihliyordu. "Kadın olsun, deli olsun sokulur kapıya başlar bağırmaya, zaten sokağın başında sivil polisler bekliyor, evi basmak için fırsat kolluyorlar" derdi.

-Hocaefendi Kırklareli'nde ne kadar kaldı? Buradan ayrılışı nasıl oldu?

Hocaefendi Kırklareli'nde 8-9 ay kadar kaldı. Sonra İzmir'e tayini çıktı. Kestanepazarı'na gitti. Ondan sonra bir daha da görüşemedik. Ama selamını hep alırdık. Vaaz kasetlerinden elimize geçenleri dinlerdik. Hatta dayım hacdan dönerken Hocaefendi'nin bir vaazını getirmişti bize. Burada tenekeci Recep ağabeyimiz vardı. Birgün İzmir'e vaaza gitmiş. Vaazdan sonra Hocaefendi ile görüşmüş. Selamını getirdi bize. O zaman tek tek bizleri sormuş. Beni bile "Ayhan abi ne yapıyor, nasıldır" diye sormuş.

-Hocaefendi'yle görüşmeyeli 40 yıl olmuş. Hocaefendi'nin hizmetlerini ve düşüncesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Hocaefendi şimdilerde Amerika'da. Onun oralara gideceği aklımıza gelmezdi. Fakat çok idealist ve mücadeleci idi. Müslümanlığın yaşanmadığı bir dönemde çok insanın Allah'a inanmasına vesile olmuştur. Bu nedenle sevenleri olduğu kadar onun karşısında olan insanlar da vardı. Onu rahat bırakmayacakları her dönemde belliydi zaten. Allah'tan ona sağlık ve huzurlar diliyorum. Allah ona uzun ömürler versin, o da milletimizi irşad etsin. Kendisine selamlarımızı gönderiyoruz.

Kırklareli valisi Nail Memik, 25 Mart 1966 günü İçişleri Bakanı Faruk Sükan'a gönderdiği bir yazıyla Fethullah Gülen'in 21 Mart 1966 tarihinde ilden ayrıldığını bildirdi. Ayrıca Yeşilyurt gazetesinde Fethullah Gülen Hocaefendi'nin Kırklareli'nden ayrılışına dair 28 Mart 1966'da haber yayınlandı. Haberde şöyle deniyordu:

"Bir yıla yakın süredir şehrimizde vaizlik görevinde bulunan genç vaizlerimizden Fethullah Gülen, İzmir Merkez Vaizliğine atanmıştır. Verdiği vaazlarla aydınların dikkatini üzerine çeken Fethullah Gülen'e yeni görevinden başarılar dileriz."

Son Güncelleme ( 17.05.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri