Ana Sayfa
İman ve Küfür Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
06.05.2002

"Birbirine en uzak şeyler nelerdir?" denilirse küfür ve iman diyebilirsiniz; neticeleri itibarıyla böyledir. Fakat, hayat içinde yaşadığınız şeyler itibarıyla; hisleriniz, hevesleriniz veya vicdanınız, şuurunuz ve latîfe-i Rabbaniyeniz açısından bakınca birbirine en yakın şeyler de küfür ve imandır. Aralarında incecik bir perde vardır.

Onun için perdenin öte tarafına yuvarlanıp düşenlerin dedikodusunu edip, "Nasıl oldu da düştüler?" falan deme yerine "Allah bizi düşürmesin." diye Cenâb-ı Hakk'a teveccüh edip yalvarmak lazımdır. Devamlı surette, "Rabbenâ lâ tüziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ - Allah'ım hidayet buyurduktan sonra kalblerimizi kaydırma." (Âl-i İmran, 3/8) demek gerekir.

Bütün kardeşlerimiz için de aynı duayı yapmalıyız. Çünkü hiç umulmadık kimseler kaybedebilir. Vahye katiplik yapan insan vardır ki, kaybetmiştir. İster tahribatın kolay olmasına, ister şeytanî meselelerin insana daha cazip, daha hoş gelmesine, isterseniz de her zaman tetikte yaşayamamaya.. neye verirseniz veriniz, hiç beklenmedik anda kayabilir ve devrilirsiniz.

Bundan dolayı, insan kendine hiç güvenmemeli, O'na tutunmalı ve bu şekilde ayakta durmaya çalışmalı.. kendini çok küçük görmeli.. her gece bin rekat namaz kılsa, başını yerden kaldırmasa da kulluğunu yapamadığı inancında olmalı. Senenin her gününü ibadetle dopdolu yaşayan bir kul "Rabb'ime şu kadar ibadet ettim, şu meselede şöyle bir mazhariyete erdim." şeklinde aklının köşesinden geçirse, kendisini bir paye ve makam sahibi zannetse, onun bu mülahazayla tükettiği o anlar, hayatının en karanlık dilimleridir.

Oysa dikkatli bir kul, mazhariyetlerine bir mekr olabileceği endişesiyle bakmalı ve Allah'ın rızasından başka bütün taleplere kapanmalıdır. "Ben bir köleyim. Kölenin hiç sermayesi olmaz; o ne kazanırsa kazansın kâr efendiye aittir." şuurunda olmalı, ibadet ve hizmetleri karşılığında bir mükafat ve bedel beklememelidir. Kaldı ki Yirmidördüncü Söz'de ifade edildiği gibi: "Ubudiyyet, mukaddeme-i mükâfât-ı lâhika değil, netice-i nimet-i sâbıkadır. Evet biz, mükafatımızı almışız. Ona göre hizmetle ve ubudiyyetle muvazzafız." Öyleyse mesele, makam elde etmek, bir pâyeyle bilinmek değildir; verilmiş bir pâyenin hakkını eda etmek, nimetlere şükürle mukabelede bulunmaktır.

Allah Rasûlü (sav) sabah-akşam "Allahümme eûzü bike mine’l-küfri..." diye dua ediyor. Bunu, Efendimiz'in (sav) talim (öğretme) makamında söylediği bir dua olarak değerlendirmek lazımdır. Zira Peygamberler hem mâsum, hem de masûndurlar; günaha kapalıdırlar ve aynı zamanda Cenâb-ı Hak onları günaha karşı korur. Onlar, başkalarını kurtarmak için gönderilen kimselerdir; kendilerini kurtarmak için gönderilmemişlerdir. Ancak Allah Rasûlü (sav), o engin kulluk şuuru ve tevazuuyla kendi nefsinden de endişe duyup su-i akıbetten korkabilir ve kovulacağından endişe edebilir. Fakat biz terbiyemizin gereği bu türlü mülahazaları talime havale etmeli; bize, herkesin akıbetinden endişe etmesi gerektiğini öğretiyor, şeklinde anlamalıyız. Ama O kendi açısından "illâ enyeteğammedeniya'llahu bi rahmetin minhu" bir rivayette de devamında "ve fadlin" demekte, kendisini her zaman rahmet-i ilahiyeye muhtaç görmektedir. Onunla sarılıp sarmalanmazsa, onunla tutulup bir noktaya konmazsa, O da cennete ulaşamıyacağı kanaatını taşımaktadır.

Rahmeten li'l-âlemîn olan Efendimiz (sav) bile, o rahmette daha ileri yerlere adımını atabilmesi, kadem-i sıdka erebilmesi için.. yine ilahî rahmetten beklentiler içindedir. Öyleyse; biz O'nun dediği şeylerin yüz kat daha fazlasını demeli, küfürden çok korkmalı ve Cenâb-ı Allah'a sığınmalıyız.

Küfrün sebepleri çok sinsi olduğundan dolayı, ibadetiyle göklerde uçan bir insan dahi küfre düşebilir. Öyle biri dahi çok endişe duymalı, inişlerde-çıkışlarda, yaya yürüyüşlerde hep Cenâb-ı Hakk'tan sıyanet aramalı. İşte o tür duaların mânâsı da böyle anlaşılmalı. "Ya Hayy, ya Kayyum, birahmetike esteğîs, eslih lî şe'nî külleh, velâ tekilnî ilâ nefsî tarfete ayn." Hayy ve Kayyum, Âyetü’l Kürsîde lafz-ı celâlden sonra zikredilen iki mübarek isimdir. O'nun varlığı halketmesi yönüyle değil de, bizim açımızdan, hayata mazhar olanlar ve O'nun kayyûmiyetiyle hayatlarını sürdürenler açısından önemli iki isimdir. Onun için bu iki isim, bazılarınca ism-i a'zam olarak zikredilmiş; dualarda "Ferd, Hayy, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddûs" sırasıyla söylenmiştir.

"Birahmetike esteğîsu", "Senin rahmetine sığınıyor, Sana dehalet ediyorum." demektir. Baştaki "Be" harfini ister istiğâse (yardım dileme), ister istiâne (yardım isteme), isterseniz de musâhabe (yakınlık ve söyleşme) mânâsına hamledin, bu "Beni rahmetinin arkadaşlığından uzak etme, yardımından mahrum bırakma, rahmetinle gelecek yardımdan nasipsiz kılma. Sana sığınıyor, Senin merhametini diliyorum. Ve aynı zamanda bir maiyyet istiyorum. Eslih lî şe'nî küllehu - Her hâlimi ıslah buyur, düzelt." demektir. Bu sözde bir tevazu, bir mahviyet, meseleyi bir çökmüşlüğe, çatlamışlığa, bir kırılmışlığa hamletme ve buna inanma vardır.

Sonra "Ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete ayn - Göz açıp kapama ölçüsünde bile olsa beni nefsimle baş başa bırakma." sözü gelmektedir. Bazıları buna "ve lâ ekalle min zâlik - göz kapamadan daha az bir süre için bile beni benimle baş başa bırakma." ifadesini eklemiş; bazıları da bir tavzih için ya bir bedel ya da bir atfı beyan ziyadesiyle "ve lâ ilâ ehadin min ibâdike - nefsimle başbaşa bırakmadığın gibi, başka bir kimseyle de baş başa bırakma." demişlerdir. Yani, "Bana Senden başka biriyle kurtulacağım hissini verme. Öyle bir şirke atma beni. Başkasına güvenip dayanma duygusu hasıl etme gönlümde. Sadece Sana dayanayım, yalnız Sana güveneyim.. Senden istiânede, istiğâsede bulunayım.. bir tek Senin maiyyetini isteyeyim, onun içine hiç bir şey karıştırmayayım.." talebini seslendirmişlerdir.

Demek ki insan bazen yürüdüğü düz bir zeminde bile hiç farkına varmadan ayağı bir yere takılıp kapaklanabilir. Düşmenin hiç farkına varılmaz. Şimdiye kadar devrilmez gibi görünen nice çınarlar yıkılıp gitmiştir. En güçlü insanlar dahi devrilmişlerdir. Allah (cc) bizleri muhafaza buyursun.

 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri