| Cenaze İstismarı Önlenmelidir |
|
|
| Hüseyin Gülerce, Zaman | |
| 09.11.2006 | |
|
Ecevit de her fani gibi aramızdan ayrıldı. Allah rahmet etsin. Başta eşi Rahşan Hanımefendi olmak üzere yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Politika sahnesinde kalıp da yanlış yapmayan, eleştirilmeyen, yıpratılmayan, yıpranmayan kimse yoktur. Ölünce iki defa tartı oluyor. Birincisi yaşayanların vicdan tartısı. Neticede tabutun başında usulen de olsa sorulan "Nasıl bilirdiniz?" sorusunun cevabındaki ortak tartı. Bu soruya ağızla değil, vicdanla verilen cevap önemlidir. Kesin tartı ise kabir sorgulamasından sonra inananların kabullendiği hesap günündeki tartıdır. Ve tartı sonrasında devreye giren Rabb'imizin engin af ve mağfiretidir. Kesin neticeyi bilmediğimiz için inancımız ve insanlığımız gereği bize düşen, ölenin arkasından kötü konuşmamaktır. Beş defa hükümet kurma görevi üstlenmiş olan Bülent Ecevit, her şeyden önce 1974 Kıbrıs Harekâtı'nın sorumluluğunu üstlenen başbakan olarak tarihe mal olmuş milli bir şahsiyettir ve bir devlet adamıdır. Devlet töreni yapılması, Devlet Mezarlığı'na defnedilmesi yerindedir ve AK Parti hükümetinin bu konudaki tavrını takdir etmek gerekir. Ben Ecevit'i üç özelliği ile hatırlayacağım. 1. İnsan Ecevit. Herkesin teslim ettiği gibi, nezaket, hoşgörü, tevazu sahibi, sade bir aile hayatının bireyi dürüst, karakterli Ecevit. 2. İçinde bulunduğu kuşatıcı şartlara ve çevreye rağmen siyasette gerilimleri ve çatışmayı önlemeye çalışan, çok önemli uzlaşma adımlarını cesaretle atan Ecevit. 26 Ocak 1974'te, klasik CHP çizgisine, tek parti mirasına rağmen Erbakan'la 37. TC hükümetini (CHP-MSP Hükümeti), 28 Mayıs 1999'da Bahçeli ile 57. TC hükümetini ( DSP-ANAP-MHP Hükümeti) kurması, bugün altı pek çizilmese de siyasette kan davalarını bitirmeye yönelik adımlardır. CHP tabanının Milli Görüş çizgisi ve Ülkücü camia ile barışması, toplumsal gerilimi azaltma, tansiyonu düşürme adına çok değerlidir. Vefatının ardından her iki kesimden de sıcak mesajların gelmesinin anlattığı da budur. 3. Rahmetli Ecevit, sadece siyasette değil, toplumsal olarak da uzlaşma ve hoşgörü çabalarının sahibi olmuştur. "İnançlara saygılı laiklik" anlayışı ile sol ve sosyal demokrat çizgiye tarihî bir ivme kazandırmıştır. Türkiye'de solun tıkandığı yeri göstermiş, buna samimi milliyetçiliğini de ekleyerek bir sol partinin ilk defa seçim sandığında yüzde 40 oy oranı görmesini sağlamıştır. Hele Sayın Fethullah Gülen ile 20 Mart 1995'te başlayan görüşmeleri, Türkiye'de muhtemel çok büyük bir yanlışı önlemiş, ileride kıymeti çok daha iyi anlaşılacak bir büyük toplumsal mutabakata vesile olmuştur. Türkiye'nin tanıtılması ve Türkçenin bir dünya dili haline gelmesi için büyük hizmetler veren yurtdışındaki Türk okullarına sahip çıkmakla da asla unutulmayacak bir dik duruş sergilemiştir. 28 Şubat sürecinde önüne konan peşin hükümlü dosyalara itibar etmemiş, gerçek devlet adamlığı vasfını bir daha ortaya koymuştur. Bütün bunlara rağmen, toprağa verilmesinin geciktirilmiş olması; cenaze töreninin siyasî ranta çevrilme ya da yeni bir gerilim ve kutuplaşma için kullanılma endişelerini giderek artırmaktadır. Aynı gün AK Parti Genel Kongresi'nin olması, provokasyon ihtimalini güçlendirmektedir. Rahmetli Ecevit'e bundan daha büyük saygısızlık ve Türkiye'ye bundan daha büyük kötülük yapılamaz. Ecevit hayatta iken, hastalığını bahane ederek ölüme doğru gittiğini yayıp, iş göremez raporu ile onu başbakanlıktan uzaklaştırarak yönetimi ele geçirmeye kalkanları hatırlayınca, endişelenmemek elde değil. Acımasız ve insafsız odaklar; bari cenazesine dokunmayın. Ecevit halk adamıydı, son yolculuğunda halkla arasına girmeyin... |
|
| Son Güncelleme ( 09.11.2006 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








