Şefkatin Gücü ve Global Barış Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 10
Kötüİyi 
Hamdi İşcan, fgulen.com   
19.12.2006

Hamdi İşcanBir önceki yazımızda sayıları az, imkanları sınırlı olmakla birlikte gönüllüler hareketi tarafından gerçekleştirilen mütevazi diyalog ve barış teşebbüslerinin beklenmedik çap ve güzellikte âfâk-ı alemde samimi bir yankı bulduğuna dikkatleri çekmiş ve bu durumu netice veren temel dinamikleri madde madde ele almaya başlamıştık. Şimdi bu mevzuda önemli gördüğümüz ayrı bir dinamik üzerinde durmak istiyoruz:

Şefkat veya Toplumun Bütün Katmanlarını Kucaklayan Engin Bir Ufuk

İnsan unsuru açısından gönüllüler hareketinin sosyolojik fotoğrafı çekildiğinde, onun sadece tek bir sınıfa, tek bir sosyal tabakaya dayanan, yaslanan bir hareket olmadığı görülecektir.

Mesela, kendini bu mefkûreye adamış bir hayli servet ve imkân sahibi zengin ve varlıklı kişi sözkonusu olduğu gibi, hayat standartları açısından toplumun en alt tabakasından sayılabileceği halde bu işi hayatının gayesi bilip karınca-kararınca bu uğurda koşturan nice fedakâr ve diğergam insan da bulunmaktadır. Evet, bu açıdan bakıldığında hareketin bir aristokrat, elit, burjuva hareketi olmadığı gibi bir işçi ve köylü hareketi de olmadığı görülecektir.

Aynı şekilde sadece belli bir yaş tabakasına, mesleğe ve cinsiyete bağlı bir hareket de değildir. Genç-yaşlı, kadın-erkek, işçi-işveren, zengin-fakir, yüksek tahsil sahibi-okuma-yazması dahi olmayan, aydın-halk, amir-memur, kentli-köylü. Bir toplumu teşkil bütün sınıf ve tabakalardan renk ve sesin var olduğu bir armoninin sözkonusu olduğu aşikârdır.

Zannediyorum bu durum global çapta sosyal barışı sağlama, barış düşüncesini mayalama adına hayatî önemi haiz bulunmaktadır.

Çünkü bilindiği üzere bilhassa son bir-iki asır içinde önce bölgesel çapta başlayıp sonra bütün bir yeryüzünü bir baştan bir başa kasıp kavuran sınıf kavgaları, gençlik hareketleri, kuşaklararası çatışmalar hala güncelliğini korumakta ve dünya barışını tehdit etmektedir. Zira sanayi ve endüstri toplumlarına geçişle birlikte zengin-fakir, işçi-patron, amir-memur arasındaki farklılıklar dengesiz ve ölçüsüz tepki hareketleriyle birlikte iyice işin içinden çıkılmaz hale getirilmiş ve farklı ekonomik ve sınıfsal tabakalar arasında derin uçurumlar oluşturulmuştur. Tabiî, güç ve servetini kargaşa ve savaş ortamından elde eden silah tüccarları ve savaş baronlarının, toplumların bu zayıf ve kırılgan noktalarını istismar edip kendi hesaplarına kullanmaya çalışmaları da bu mevzuda önemli bir tahrik unsuru olmuştur.

Bu noktada konunun daha iyi anlaşılması adına şu soruyu sorabiliriz: Bir hareketin insan unsuru açısından tek bir sosyal sınıftan beslenmemesi, tek bir sosyal tabakaya dayanmaması barış adına ne gibi bir avantaj sunmaktadır?

Öncelikle o hareketin aksiyon ve hamlesinin, dengeli ve ölçülü bir çerçeve içinde kalmasını sağlayacaktır. Zira geçmiş asırdaki acı tecrübelerden biliyoruz ki, haklı olduğu hususlar bulunsa dahi, sadece tek bir sınıfın, tek bir tabakanın haklarını müdafaa adına başlatılan hamleler, reaksiyoner ve tepkisel hareket ettiklerinden dengeyi muhafaza edememiş, ifratkar ve tahripkar yol ve yöntemler içerisine girmiş, bir haksızlığı giderilim derken nice zulüm ve cinayetlere yol açmışlardır.

Mesela işçi ve köylülere yapılan haksızlık ve zulümleri engelleme adına toplum suni kamplara bölünmüş, muayyen bir sınıf ve tabaka dışında kalan herkes toptancı bir yaklaşımla ortadan kaldırılması, imha edilmesi gereken "düşman" kategorisine yerleştirilmiş, böylece bazı yönleri itibarıyla haklı bir dava olsa dahi, o dava en büyük haksızlıklara zemin teşkil etmiş ve neticede terör ve anarşi meşru bir yol kabul edilerek beşer çapında bir yangının, bir fitnenin her yeri kasıp kavurmasına sebebiyet verilmiştir.

Aynı şekilde ferdî kabiliyet ve dehayı, bireysel teşebbüs ve inşa gücünü güdükleştirmeme, onun rantabl bir şekilde inkişaf ettirilmesi adına zekayı, aklı, kurnazlığı, tek ölçü olarak kabul eden, bunlar neticesinde elde edilen başarıyı, parayı, serveti, zenginliği putlaştıran, bu gaye doğrultusunda yapılacak her şeyi mübah gören ve neticede kast sistemindeki gibi kendilerini toplum pramitinin en tepesinde yarı-ilah (!) seçkin bir zümre telakki eden elitist/burjuva kaynaklı sınıfsal bir hareket de, aksiyon adına, güçlerine güç, servetlerine servet katmayı biricik hedef bilmiş, güya daha müreffeh ve konforlu yaşanabilir bir dünya için hırsla daha çok işçiyi, fakir-fukarayı örtülü bir köle haline getirmiş, zulmü sistemleştirmiş ve neticede insanlık çapında toplumsal infilak ve kaoslara yol açmıştır.

İşte gönüllüler hareketinin "insan"ı merkeze alarak, toplumun bütün tabakalarından beslenen ve bütün tabakalarına açık duran, herkesi ve herşeyi şefkatle kucaklayan aksiyon felsefesi, -kendilerinin öyle bir iddiası bulunmasa da- küresel vizyona sahip bir toplumsal barış projesi olarak kendini göstermekte ve çok çeşitli ve farklı toplumlardan hüsn-ü kabul görmektedir. Zira mikro planda dahi olsa farklı sınıf ve tabakadan insanların beraberce huzur ve asayiş içinde yaşadığı, sınıf kavgalarının, nesiller arası çatışmaların yaşanmadığı bir topluluk, bu işin "olabilirliği"ni, bir hayal, bir ütopya olarak görülmemesi gerektiğini fiilen ispat etmekte ve son tahlilde başka toplumlar tarafından örnek alınmasını, taklit edilmesini netice vermektedir.

Bu sebeple rahatlıkla diyebiliriz ki, "insan" odaklı bu şefkat hareketi nasıl ki, gittiği her yerde herhangi bir ırk, renk, dil, din, kültür vb. ayrımcılığına düşmeksizin, herkesi kucaklayarak ahenk ve uyum içerisinde insanların bir arada yaşayabileceğini fiilen gösterdiği ve bunun neticesinde küresel çaptaki ideolojik ve siyasî çatışma unsurlarına karşı alternatif bir barış çözüm önerisi sunduğu/sunabildiği gibi, farklı sosyal tabakalara mensup olan kişilerin bir arada insicam ve huzur içerisinde yaşayabileceğini göstermek suretiyle de ekonomik ve sınıfsal çatışmaların olmadığı/olmayabileceği bir toplumsal yaşamın mümkün olduğunu pratikte göstermektedir.

Hiç şüphesiz bu durum global barışın zihni ve kültürel altyapısını tesis adına az bir kazanç olmayacaktır. Zira fertteki iyi ve güzel vasıflar ne kadar parlak olsa da tesiri fertlerle sınırlı kalır ama eğer güzel bir vasıf, davranış ve hayat tarzı toplum çapında temsil ediliyor ise bu durum o zaman o güzelliklerin diğer toplumlar tarafından da kabul edilip benimsenmesine vesile olur. İşte kanaatimizce barış, hoşgörü ve diyalog adına böyle bir sosyolojik süreç yaşanmaktadır. Bu noktada son söz olarak biz şunu söylemek istiyoruz: Umuyor ve ümit ediyoruz ki, bu süreç hiçbir engele takılmaksızın kesintisiz ve en parlak bir şekilde yoluna devam eder.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 08.03.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Temsil Öncelikli Tebliğ

Seyredin

Sahâbe Efendilerimizin Hizmet Düşüncesi

Seyredin

Hizmet Mâzeret Değil!..

Dinleyin

Kalb Kasveti ve İnşirah Vesileleri

Dinleyin

Altunizade Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

İnsan vardır, zamanı kendi hesabına yontar; insan da vardır, bir ömür boyu zaman onu yontar durur...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri