Allah'ım, O Gün Benim de Yüzümü Ağart! Yazdır E-posta
Fethullah Gülen, Zaman   
02.02.2007

Allah'ım, O Gün Benim de Yüzümü Ağart!Abdest dualarını okumak, abdestin âdâbına (edeplerine) dahildir. Fıkıh ıstılahında edep; işlenmesine sevap terettüp eden ve dînen matlup kabul edilen ama terkine zemm taalluk etmeyen amel demektir.

Yani, yapılması sevap olan, fakat yapılmaması da günah sayılmayan amele 'edep' denir. Aslında, abdest duaları, bizzat Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'den rivayet edilen dualar değildir ama öz itibarıyla O'nun mübarek sözlerine varıp dayanmaktadır. Bunlar, selef-i salihînin bazen ilavelerde bulunarak bazen de biraz kısaltarak, zaman zaman daha farklı ifadelerle seslendirdikleri dualardır. Fakat şu muhakkaktır ki, Hak dostlarının dilinden dökülen ve onların engin mülahazalarının seslendirilmesinden ibaret olan bu içli niyazlar, okuyan kimseleri çok farklı iklimlere çeker götürür, gönüllerini en samimi hislerle doldurur ve içlerini ibadet aşk u şevkiyle donatır.

Samimi bir kul, abdeste başlarken, dergâh-ı İlâhî'den kovulmuş ve sonsuz rahmetten nasipsiz kalmış şeytandan Allah'a sığınır; her zaman olduğu gibi abdeste de, engin rahmet sahibi ve yegâne merhametli Rahmân ü Rahîm'in adıyla başlar. Sonra, suya temas ederken, İslam nimetinin büyüklüğünü düşünür, onu bir ışık kaynağı ve manevî lekelerden kurtulma vesilesi kılan ve suyu da maddî kirlerden arınmak için tertemiz bir nezafet vasıtası yapan Allah'a şükreder. Mazmaza (ağıza su verme) anında, 'Allah'ım, Kur'ân-ı Kerim'i okuma, Seni her zaman gönülden anma, Sana layıkıyla hamd ü senâda bulunma ve en güzel şekilde kulluk yapma hususlarında yardımını istirham ederim. Allah'ım, bana Resûl-i Ekrem'in havzından kana kana içmek nasip eyle; öyle içeyim ki bir daha da ebediyyen susamayayım.' der, avuç avuç Kevser yudumlayacağı bir güne erişme ümidiyle dolar. İstinşak (buruna su verme) sırasında, daha dünyadayken ötelerin râyihâsını duymayı diler, ahirette de Cennet'in kokusunu koklamak ve onun nimetlerinden rızıklanmak için dua eder. Yüzünü yıkarken, 'Allah'ım, dostlarının yüzlerini ağartıp nurlandırdığın, hasımlarının çehrelerinin ise kapkara olduğu gün yüzümü ağart, beni de nurlandır.' diyerek bir kere daha nazarlarını cuma yamaçlarına diker.

Ondan sonra yıkadığı ya da meshettği her uzuvla beraber ayrı bir isteğini daha dile getirir: Hesap gününde muhasebesinin kolaylaştırılmasını, amel defterinin sağ taraftan verilmesini, saçının ve cildinin ateşten korunmasını, Cenâb-ı Hakk'ın arşının gölgesinden başka sığınılacak bir yer bulunmayan mahşer gününde Arş-ı A'lâ'nın himayesine alınmayı, hayat boyunca sadece faydalı sözleri dinleyip en güzeline uyanlardan olmayı, cehennem ateşinden âzâde kılınmayı, ayakların kaydığı o gün sırat köprüsünde ayaklarının kaymamasını ve cennete yürürken yolda kalmamayı talep eder. Abdesti tamamlarken, 'Allah'ım, sa'y ü gayretimi bol bol ihsanlarla mükafatlandır; günahlarımı mağfur eyle, beni bağışla; amellerimi makbul kıl, bana kârlı bir ticaret lütuf buyur ve hiç zarar ettirme.' der; sürekli tevbe eden ve temizliği tabiatının bir yanı haline getirip günahlarından arınan kullardan olmayı diler.. ve böylece, abdestin her safhasında bu mülahazalara bağlı kalan bir insan adım adım tam bir konsantrasyona yürür.

Abdest suyuyla beraber günahlarının da döküldüğüne inanan mü'min, abdestle kazandığı metafizik gerilimi ezân-ı Muhammedî'yi dinlerken de devam ettirir, hatta daha da artırır.. ezanı müteakiben bir de sünnet namaz kılarak derinlik içre derinliğe ulaşır. Madem, sünnet ve nafile namazlar 'cebren linnoksan'dır; yani, farz namazlardaki noksanları tamamlar, eksiği gediği giderir.. ve madem Cenâb-ı Hak nafileleri edâya ekstradan bir yakınlık va'dinde bulunmuş; 'Kulum Bana, kendisine farz kıldığım ibadetlerden daha sevgili olan bir amelle yaklaşamaz. Farzları eda eden kulum nâfilelerle Bana yaklaşmaya devam eder. Öyle ki, nihayet Ben onu severim. Ben kulumu sevince de artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli... olurum.' demiş.. işte o, bunları düşünerek ve sürpriz bir yakınlık talebini haliyle seslendirerek sünnet namazı tamamlar. Böylece, konsantrasyon adına çok önemli bir adım daha atmış, namazla bütünleşme yolunda son mesafeyi de katetmiş ve farzı kılmaya hazır hâle gelmiş olur.

Böyle dikkatli ve hassas bir kul için, namazı bekletme hiç söz konusu değildir, her zaman namazı bekleme esastır. O, namazdan, hatta ezandan evvel abdestini alıp 'Tam tekmil hazırım Allah'ım! Sen bana teveccüh buyurduğun an, nazarlarımın Sana müteveccih olduğunu göreceksin.' duygusuyla gerilmiş olarak 'Haydi, şimdi huzuruma çıkabilirsin' komutunu bekler; bekler ve bir dizi hazırlıktan sonra iyice heyecana gelmiş vicdanıyla adeta 'Seccadem neredesin!' der. Zaten, abdest öncesinden başlayıp ezan ve sünnet namaza kadar sürüp giden hazırlıklar silsilesinde insan böyle bir metafizik gerilimi yakalayamamışsa, o işte bir eksiklik var demektir. Fakat öyle olsa da, farzdan önce kâmet getiren müezzin, insanı ibadet düşüncesinden alıkoyup mâsivâullaha çeken her şeye son darbeyi indirir ve böylece konsantrasyonunu tamamlayan kul, en derin mülâhazalarla 'Allahü Ekber' deyip namaza durur.

Meselenin bir diğer yanı şudur: Asr-ı saadette, yüce dinimiz İslam'ın emirleri birer semavî mâide (sofra) gibi ter ü tâze iniyordu. Sahabe efendilerimiz her gün farklı farklı ibadetlerle tanışıyorlardı. Mesela, bir gün namazı öğreniyor, ertesi gün ezanı duyuyorlardı. Ezan kulaklarında tın tın edip içlerine bambaşka bir ürperti ve heyecan salınca, namazı da işte o huzurla kılıyorlardı. O dönemin Müslümanları, duyup öğrendikleri her meseleyi çok süslü ve pek câzip buluyor; bu göz alıcı güzelliklerin cazibesine kapılıyor ve adeta büyüleniyorlardı. Onlar, her an gökler ötesinden haber alıyor, her gün yeni bir sürprizle karşılaşıyor ve bir nevi kesintisiz sürprizler kuşağında yaşıyorlardı. Sürekli yeni bir sûre ya da ayet duyuyor, dinliyor; onunla yunuyor, yıkanıyor ve böylece ulvî hislerle donanıyorlardı. İşte, o semavî ve ilahî donanımla da Allah'ın huzuruna çıkıyorlardı. Dolayısıyla, onlar, metafizik gerilim elde etmek, gereken konsantrasyonu yakalamak ve ibadete hazır hale gelmek için ziyade bir cehd ve gayrete ihtiyaç duymuyorlardı. Sürekli maiyyet solukladıkları için farkına varmasalar da gayr-i irâdî olarak sürekli öteler düşüncesiyle ve manevî duygularla dolu bulunuyorlardı; 'Şimdi huzura varma zamanı!' dedikleri an bütün hislerini ve latifelerini ibadet üzerine yoğunlaştırabiliyorlardı. Bundan dolayıdır ki, daha abdeste yönelirken Hazreti Ali Efendimiz'de bet beniz kalmıyor, yüzü sapsarı kesiliyordu. Kendisine 'Yâ İmam! Bu ne hal?' diye soranlara 'Daha ne olsun ki, biraz sonra Rabb' imin huzuruna çıkacağım!' cevabını veriyordu.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
tolgahan  - acil sifalar   |2007-07-12 16:36:09
insanlıga yaptıklarınızdan dolayı ALLAH razı olsun dualarımızdasınız sizde bizleri dualarınızda unutmayin ALLAH acil sifa versin
hüseyin  - tam bir gönül takva insanı   |2007-03-23 11:59:46
kendisine saygım sevgim sonsuz sohbetlerini vaazlarını severek dinlerim tam bir mütvazi takva ve gönül insanı
ruxsare  - NAMAZA CAGIRIS   |2007-03-17 12:14:42
Ne mutlu bizlere ki,biz muselmanik, ne mutlu bizlere ki momun qullarik,ne mutlu bizlere ki,biz MUHAMMED(SAS)ummetiyik.bunu iyi
deyerlendirmeliyik.yerlere koklere sigmayan ALLAH(cc)bir momunun kalbine sigir.bizi severek yaradan,bize sah damarimizdanda yaxin olan ALLAHA(CC)yaxin
olmanin en iyi yolu saglam imandan ve NAMAZDAN baslayir.men bele bir "NAMAZA CAGIRIS" adli suarla(davetle) her yerde adimlayiram.yani biz eger
NAMAZ kila bilirikse ne mutllu.ama tek kendimizi dusu...
sgultekin  - imtihan anında kul hakkı   |2007-03-14 17:29:40
Editörün Notu: Muhterem Hocaefendi ile ilgisi olmayan bir meseleden dolayı hak helalliği hususu ziyaretçimiz tarafından tekrar
değerlendirilmelidir.
Ajda  - ibadet   |2007-03-13 09:40:35
Dinde şekilcilik , bence insanlar içlerindeki kalplerindeki allah sevgisi olmazsa zaten istediği ibadeti yapsın hayır gelmez ben çok 5 vakit
namazını kılan gördüm insan olmayan yalancı hilekar düzenbaz ben içinde insan sevgisi vicdan olmayan kişilerin yaptığı ibadeti samimi
görmüyorum. Bir arkadaş yazmış namaz kılmayanlara çok üzülüyorum ağlıyorum diye bu ne kadar saçma bir tabir kaç yaşındasınız
bilemiyorum ama okuduğumda güldüm elimden b...
Erdem  - gg   |2007-03-13 07:37:22
ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN. hocamızla nasıl sohbet edebiliriz. acaba.. mail adresi varmı
musa  - dinin direği   |2007-03-08 19:09:15
rabbim namaz kılmayı herkese nasip etsin.çevremde çok kılmayan var bunlar için üzülüyorum bazen ağladıım oluyor.elimdende bişey gelmiyor.
nurefsan  - namaz vuslata son sevgiliye kavuşma anıd   |2007-03-04 21:12:54
namaz benim gözümde ALLAH'a kavuşma onunla dertleşme anıdır hani bir derdin vardır kimselere söyleyemezsin ve paylaşamadığın için
bunalırsın işte dertlerimi anlattığım ve derman bulduğum dostumdur.Huzur bulduğum andır namaz başımın tacıdır benim için yemek içmek
gibidir yemek yemediğin zaman rahatsız olursun ya işte namaz kılmadığım zaman bende huzursuz olurum ve diğer vakit namazıma kadar bu
huzursuzluğum geçmez
Buket   |2007-03-03 16:33:38
Allahim bu güzel güclü duygularla bizede Islamiyeti yasama firsati versin Allah sizden razi olsun
Gürol  - Hazreti Ali Efendimiz   |2007-02-22 21:00:40
"Yâ İmam! Bu ne hal?" diye soranlara "Daha ne olsun ki, biraz sonra Rabbimin huzuruna çıkacağım!" cevabını veriyordu.
Gerçekten bunu ilk okuduğumda tüylerim ürperdi,keşke ben de böyle olabilsem.Defalarca okudum yazının bu bölümünü, inanılmaz güzel bir
şey
Hatice  - Allahım O Gün ...   |2007-02-22 10:22:19
Allah sizden razı olsun.Allahu Teala yeni çalışmalarınızda yar ve yardımcınız olsun.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 03.02.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi milletlerine iyi birer rükün olmaya azmetmiş fertler, bu düşüncelerinde eğer samimî iseler, kendilerine ait menfaatlerini unuttukları olacaktır ama, milleti ilgilendiren hususların en küçüğünü dahi, bir an olsun hatırdan çıkarmayacaklardır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri