Hz. Muhammed (sav) İns ve Cinnin Peygamberidir Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
22.05.2006

Peygamber Efendimiz (sav), hem insanlara, hem de cinlere gönderilmiş son peygamberdir. O'nunla peygamberlik kapısı bir daha açılmamak üzere ebediyyen kapanmıştır. O'nun bu manada âlemşümûl bir peygamber olduğunu ifade eden pekçok ayet ve hadis vardır. Bunlar teker teker ele alınıp incelendiğinde, Efendimiz'in bu özelliği çok daha bariz bir şekilde ortaya çıkacaktır.

O ki, peygamberlik şiirinin kafiyesidir. Kendisinden önce peygamberlikle alakalı söylenen sözleri, O bağlayıp vahdete irca etmiştir. Öyle olması yönüyle de, eşsiz bir söz sultanıdır; O konuşurken herkes susacak, O'nu dinleyecektir. Nitekim öyle de olmuştur; insanlar, cinler hatta bütün ruhaniler, O'nun getirmiş olduğu, her biri bîhemta altın kıymetinde olan hakikatleri dinlemiş.. dinlemiş ve tasdik etmişlerdir. Cin Sûresi, baştan başa bu hakikatı anlatan bir destandır. Bu destan, O'nun eşsiz üslubunun ruhaniler arasında da dinlenip o fem-i güher'den çıkan fermanların tasdik edildiğinin destanıdır... Fakat biz, bu konuyla alakalı örnekleri bir sonraki bölüme bırakıyor, burada Efendimiz'in, kendi hususiyetleriyle alakalı ifade buyurdukları bir hadis-i şerifi zikretmek istiyoruz.

O, 'Bana benden evvel, hiç kimseye verilmedik beş şey verilmiştir: Bir aylık (gibi uzun) bir mesafeden (düşmanın kalbine) korku salmakla (İlahî) nusrete mazhar oldum. Yeryüzü bana namazgâh ve sebeb-i taharet kılındı. Bu itibarla, ümmetimden namaz vaktini idrak eden herkes (bulunduğu yerde) namaz kılsın! Ganimet, benden evvel kimseye helal sayılmadığı halde bana helal kılındı. Ve bana şefaat (hakkı da) verildi. (Yine benden evvel) her peygamber sadece kendi kavmine gönderiliyordu; ben ise bütün insanlığa elçi olarak gönderildim' [1] buyurmaktadır.

Allah'ın küllî manada herkese, hususî manada da her ümmet ve her nebiye ayrı bir lütfu, ayrı bir ihsanı olmuştur; Hz. Adem ve evladına safvet ve esmâya (isimler) mazhariyet; Hz. Nuh'a, mücadele, kararlılık ve azimet; Hz. İbrahim'e, pekçok nebiye baba olma mazhariyeti, tevhid aşkı ve hillet; Hz. Musa'ya talim, terbiye, içtimâi ilimler ve içtimâiyatta dirâyet; Hz. İsa'ya beşerî münasebetlerde yumuşaklık, sabr u tahammül, müsamaha, şefkat ve muhabbet; zaman ve mekanın efendisi Hz. Muhammed (sav)'e ve O'nun şahsında ümmetine ise, enbiyâ-i sâlifeye lutfedilen hususlara ilave olarak irade, hikmet, muvâzene, te'lif, terkip gibi mükemmellik ve cihanşümûl olmanın özellikleri bahşedilmişti. Bu itibarla O'nun getirmiş olduğu mesajın, diğerlerine nisbeten daha külfetli, daha mes'uliyetli olmasına karşılık, daha latif, daha yüksek, daha bereketli ve daha beşerî olduğu söylenebilir. Bu da Efendimiz'in cihanşümûl hususiyetlerinden biri sayılır.

Ayrıca bu hadis-i şeriften, herhangi bir tekellüfe girmeden O'na ait şu hususiyetlerin istinbat edilmesi de mümkündür:

  • Bu beş hususiyet, tamamen mazhariyet-i Muhammediye'dir. O'ndan başka hiçbir peygamber, bu vasıflarla serfiraz kılınmamıştır.
  • İbadetlerin mâbetlere ve din adamlarına bağlı olmayışı, O'nun getirmiş olduğu mesajın cihanşümûl bir buudunu teşkil ettiği gibi, her yerde, her zaman, Hâlik-mahluk alakasıyla, Mâbud'la münasebete geçme kolaylığını da ifade etmektedir.
  • Ganimetler, zatında haram olmadığı, o mevzudaki yasağın zamanla alakalı bir imtihan olduğu, Efendimiz döneminde ise, yasağa esas teşkil edecek hususların aşıldığı veya ortadan kalktığı anlatılmaktadır.
  • Şefaatin hak olduğu ancak, şümûlü, ihatası ve keyfiyeti itibariyle bir ölçüde herkesi alakadar eden şefaat-i uzmanın (ahiretteki büyük şefaat) sadece Efendimize (sav) lutfedildiği açıklanmaktadır.
  • Önceki peygamberlerin dar dairede, kavim ve kabilelerine, Peygamberler Sultanı'nın ise, topyekün insanlığa, hatta bütün varlığa elçi olarak gönderilmesi, dolayısıyla da değişik cemaat ve kabilelere gönderilen peygamberlerin elçiliklerinin, o cemaat ve kabilelerin devamıyla kayıtlı olmasına karşılık, bütün varlığı alakadar eden bu büyük risaletin dünya durdukça sürüp gideceğine işaret buyurulmaktadır. Yine bu hususla alakalı başka bir hadis-i şeriflerinde ise Efendimizin, 'diğer peygamberler sadece kendi kavim ve kabilelerine gönderildiği halde ben, cin ve insanlara gönderildim' ifadesi, O'nun bu özelliğini daha açık bir şekilde ifade etmektedir. Kur'an ise, başka hiçbir açıklamaya ihtiyaç bırakmayacak derecede kısa ve net bir ifadeyle; 'Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.' (Enbiya, 21/107) buyurmakta ve O'nun bütün hususiyetlerini farklı bir buuddan tek cümleyle ifade etmektedir.

[1] Buhari, Teyemmüm 1; Salat 56; Cihad 122; Tabir 11; İ'tisam 1; Müslim, Mesacid 3, 5-8; Tirmizi, Siyer 5; Nesei, Gusül 26
Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 27.10.2006 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi zararları mevzuubahis olsa bile, başkalarını düşünme, onlar için yaşama, onların acılarını ve zevklerini paylaşma gibi, her biri başlı başına birer değer ifade eden hasletlerin bir insanda bulunması, ondaki ruhânî hissin güçlü olmasından ileri gelir. Böyle bir histen bütün bütün mahrum olan kimselerde ise, değil bu hasletlerin bütününü, onlardan bir tekini dahi görüp göstermek mümkün değildir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri