Bamteli Sohbetleri İçin Daha Kaliteli Görüntü

Bamteli Sohbetleri İçin Daha Kaliteli Görüntü

Dünyanın dört bir yanından ilgiyle izlenen internet sitesi Herkul.org yenilenen yüzüyle tekrar yayında. Ramazan sebebiyle ara verilen Bamteli sohbetleri de yeniden başladı.

Livaneli, Türkiye, Gülen ve Cahil Aydınlarımız

Livaneli, Türkiye, Gülen ve Cahil Aydınlarımız

Bu hafta Türkiye'nin misafir ülke olarak katıldığı dünyanın en büyük kitap fuarı Frankfurt'ta açılıyor. Misafir ülke olunca Türkiye'den birçok sanatçı, fikir adamı ve aydının da çeşitli etkinlikler çe...

Evrensel Gerçeklerin Dini

Evrensel Gerçeklerin Dini

Güney Afrika'da İbrahim Jerome ile tanıştık. Bu efendi, kibar ve mütevâzı Müslüman'ın hâli bana tesir etmişti.

Gönüllüler Hareketi ve Avrupa

Gönüllüler Hareketi ve Avrupa

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin teşvikiyle bütün dünyaya yayılan eğitim hizmetleri adından söz ettirmeye başladı. Gönüllüler Hareketi olarak farklı coğrafyaların ilgisini çekiyor. İşin ucu Avrupa ülkelerin...

Alman Gazetesi, Gülen'i ve Fikirlerini Anlattı

Alman Gazetesi, Gülen'i ve Fikirlerini Anlattı

Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine, Fethullah Gülen'i sayfalarına taşıdı. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin diyalog ve barış mesajları bütün Dünya'da geniş yankı bulmaya devam ediyor. ...

"Hükmü Sen Ver"

İnsanlığın İftihar Tablosu'nun (aleyhi ekmelüttehaya) Kur'an'dan uzak yaşayanlar hakkındaki şu tehditkâr beyanı ne kadar da ibretâmizdir:

Bangladeş'teki Türk Kolejinden Büyük Başarı

Bangladeş'teki Türk Kolejinden Büyük Başarı

Dünyanın okuma yazma oranı en düşük ülkelerinden Bangladeş'teki Türk okulu öğrencileri, inanılması güç uluslararası bir başarıya imza attı.

Buhranlı Günler ve Ümit Atlasımız

Buhranlı Günler ve Ümit Atlasımız

Bugünlere gelinceye dek insanlık pek çok güzel şeyler ortaya koydu ve pek çok harika buluşlara imza attı. Bir mânâda onun bu gayretleri sayesindedir ki günümüzün insanı, hiçbir dönemde olmadığı kadar geni...

Terör Ayrılık Tohumları Ekmeyi Amaçlıyor

Terör Ayrılık Tohumları Ekmeyi Amaçlıyor

Fethullah Gülen Aktütün Jandarma Sınır Birliği'ne yapılan saldırıda hayatını kaybeden Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarıyla ilgili olarak taziyede bulundu.

Koskoca Bir Ömr-ü Heder Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
01.11.1989

Hayatlarını cismâniyetin dar mahbesinde yaşayanlar, dünyâdan kâm alıp, dünyâ nimetlerinden tam istifâde ettikleri gençlik dönemlerinde, bir kısım geçici zevkler duyup tatsalar bile, hemen her zaman hicrânlı ve içiçe burkuntularla kıvrım kıvrımdırlar. Hele yaşlanıp da cismânî hazlardan faydalanamaz hale geldikleri veya dünyâ nimetlerinden bütün bütün mahrum edildikleri zaman öyle sefilleşirler ki, doğrusu, bu halleriyle onlara acımamak elden gelmez.

Vaktiyle, binbir füsunla başlarını döndüren o pırıl pırıl dünyevî güzellikler ve bu güzellikler içindeki bedenî hazlar, şu hicrân döneminde, yer yer gelip hayallerini sardıkça ölür ölür dirilir ve kendilerini âdetâ, birer enkâz yığını olarak hissederler.

O çakırkeyf günler, o tülpembe akşamlar, o büyüleyici geceler, o şen ve şakrak toplanmalar ve o rengârenk halvetlerden en küçük bir eser, en küçük bir emârenin kalmadığı ve her yanı garipliklerin sardığı şu tükeniş döneminde bunlar, hasretle oturur-kalkar, hicrânla inler ve ümitsizlik içinde yutkunup dururlar.

Hususiyle, bütün bir hayat boyu hep zirvelerde yaşamış olanlar için, o istikbâller, o şa'şalı merâsimler, o riyâkârca iltifâtlar, o yüksek değer atıfları, o elpençe dîvân durmalar, o inim inim etrafı inleten alkışların birdenbire kesilmesi, onların beyinlerinde inip kalkan öylesine öldürücü darbelerdir ki, böyleleri için ölüm çok defa yolu gözlenen bir sevgili haline gelir.

Hayatboyu hep aldanmış ve dünyâ hayatını sâbit zannetmiş bu müflis ruhlar için her şey bir rüyâ gibi gelip geçer; gelip geçer de, hiçbir şey duymamış, yaşamamış gibi, arkalarında hicrânlı ve esefli bir hülyâ bırakır ve silinir giderler.

Evet, bütün o aldatan görkemler, o şımartan gösterişler, o âlâyişlerle şişip köpüren törenler-kabuller, maskaralığa varan teveccühler, hâkimâne tavırlar, işveli edâlar, şuh kahkahalar; yerlerini, hazanla savrulan yapraklara, tirtir titreten poyrazlara, renklere küskün gözlere ve neşeye kapalı sînelere bırakıp öyle giderler.

Gözlerindeki ışıkların yavaş yavaş sönmesi, aşklarını, heyecanlarını söyleyen ağızlarının zamanla bütün bütün susması, neş'e ve sevince açık duygularının birer birer ölmesi, yaşama zevk ve hazzıyla çarpan kalplerinin kasvete boğulması, eski günlerin neş'e ve sevincini paylaştıkları kimselerin ölüp toprağa gömülmesi, gömülüp çürümeye terkedilmesiyle sarsılmış bu hayatzede tâlisizler, ya müsekkinlerle hislerini iptâl ederek başka varlıklar gibi yaşarlar veya her dakika ruhlarının derinliklerinde bir ebedî yokluğu duyar ve ölüp ölüp dirilirler.

Hele, bütün fırsatları kaçırıp, geriye dönülmez o son noktaya ulaştıkları zaman, hasretleri âdetâ sonsuzlaşır ve hicrânları da öldürecek seviyeye ulaşır.. işte o zaman "keşke!" der, iki büklüm olurlar; ama, artık, iş işten geçmiştir.

Evet, bu esnada, "Keşke, daha önceden varolmanın sırlarını kavrayıp en yüce hakîkata uyanabilseydik! Keşke, cismâniyetin karanlık iklîminden ve bedenin öldürücü tutkularından kurtularak, biraz da ruhun ferahfezâ dünyâlarında kanat çırpıp pervâz edebilseydik! Keşke, millet için yararlı olabilme imkânlarını elde ettiğimiz ve bilhassa, onun kaderine hâkim olduğumuz günlerde, ona, kendi-olma, özüyle bütünleşme mevzuunda ışık, burak ve rehber olabilseydik! Keşke, başkalarının oyuncağı ve âleti olarak, o utandırıcı hayatı yaşamaktansa, izzetle ölmeyi zilletli hayata tercih ederek, vicdânlarımızın dupduru ve tertemiz iklimine yükselebilseydik! Keşke, ülke insanı ve nesillerin çeşit çeşit erozyonlarla yozlaştırıldığı, soysuzlaştırıldığı o karanlık günlerde, 'yeter bu târihî yanlışlık!' deyip gürleyebilseydik! Keşke, ilerici görünme hevesiyle, Kurân'la gelen ilâhî mesajlara sataşıp durduğumuz o hezeyân dönemlerinde, dillerimiz tutulsaydı da, câhil kitlelere şeytan ve şeytana da maskara olmasaydık..!" deyip inleyecekler ama beyhûde...

Evet, bu ülke insanının gerçek mutluluk ve saadetini arzu etmeyen bu tâlisizler, bütün bir hayat boyu, bir kerecik olsun târihî hakîkatleri görmeye, onlarla yüzyüze gelmeye cesâret edemediler. Hele, zirveleri tutup o çalıma boğulanlar, hiç mi hiç bâtıl vehimlerden, modern hurâfelerden, fikirleri felç eden tabulardan kurtulamadılar. Daha acısı da, bu alîl ruhlar, kendilerini küçük düşüren bu kabil hastalıklarını bir türlü idrâk edemediler.. edemediler de Moliere'in dediği gibi; hastalığını hissetmeyen hastalar gibi hep şifâya kapalı kaldılar.

Kendi hastalıklarını sezemedikleri gibi, milleti hasta, aldanmış, aklı ermez ve câhil gördüler. Sonra da kendilerine tabasbus yapmayan herkese ve her şeye ilân-ı harp ettiler. İnsanlığın süratle yeni biri çağa doğru kaydığını; bu yeni çağın yeni politikalar istediğini bir türlü hissedemediler. O kadar edemediler ki, süratle akan bir nehrin üzerinde, bir meçhûle doğru sürüklendikleri halde, nehrin sağında ve solundaki çer-çöpe takılıp kalanlar gibi, bunlar da birkısım köhne düşüncelere takılıp kaldılar ve bir türlü ileriyi göremediler.

Keşke, son demlerinde olsun, çevrelerindeki karakurulardan bütün bütün sıyrılıp târihî hataları milletin gözünün önüne sererek, "Ey necip millet, işte sahte ve münâfıkça fazîletler, işte bu âlî kavmi sefîl eden düşünceler ve işte asırlık kâbuslu rüyâların iç yüzü..!" deyip haykırabilselerdi! İhtimal ki, bu arslanca sayhalar, onların günâhlarına keffâret, vatan evlâdının da gözünü açmasına vesîle olacaktı...

Çok yazık, bu kadarcık olsun erkekçe davranamadılar! Sus ey sersem! Allah onları affetmek istemiyorsa davranamazlardı ki..!

Sızıntı, Kasım 1989, Cilt 11, Sayı 130

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >

Sükûtun Çığlıkları

Işık Karanlık Devr-i DaimiIşık Karanlık Devr-i Daimi

Dünya var olduğu günden beri nur, zulmetin peşinde, ışık, karanlıkla yan yana, gündüzler geceleri takip etmekte ve güzel çirkin iç içe. Okuyun

Kürsü

Kur'an'a Cefa EtmeyinKur'an-ı Kerim'e Cefa Etmeyin

Hakiki "Kur'an talebesi", sadece onu yüzünden, ezbere veya belli makamlara riayet ederek okumayı bilen değil, aynı zamanda... Okuyun

Bamteli

İş Ahlakı ve Ekonomik Krizİş Ahlakı ve Ekonomik Kriz

Dünyayı sarsan ekonomik krizi nasıl değerlendiriyorsunuz; bu sarsıntıdan selametle kurtulabilmeleri için özellikle...Seyredin

Asrın Getirdiği Tereddütler



Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) çok kadınla evlenmesinin hikmeti nedir?                Okuyun...

Buhranlı Günler ve Ümit Atlasımız

Buhranlı Günler ve Ümit Atlasımız

Bugünlere gelinceye dek insanlık pek çok güzel şeyler ortaya koydu ve pek çok harika buluşlara imza attı.Okuyun...

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendimizi başkalarına sevdirme gayreti şeytanın bir oyunudur. Önemli olan Hakk’ın sevmesi ve hoşnut olmasıdır. Bir kimse sadece hilâf-ı vâkî bir beyanda bulunuyorsa o basit bir yalan; söylediği yalana kendisi de inanıyorsa o mürekkep bir yalan, başkalarını da inandırmak için propaganda yapıyorsa o da mük'ap (katlamalı) bir yalandır.
Fethullah Gülen Web Siteleri