Tasaffi Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 3
Kötüİyi 
Mehmet Erdoğan, fgulen.com   
12.02.2007

Mehmet ErdoğanBu kelime bana ne kadar senfonik ve musikisi ile manası at başı bir seyir takip eder gelir anlatamam. Sanki kelime bir imbik. Sanki bir süzgeç. Söylerken bile bir billuriyet damlıyor içinden. Adeta kum, kömür, çakıl taşları üst üste dizilmiş bir imbikte. Ve üstten bir su damlıyor. Belki bulanık da olabilir. Lakin bu süzgeç öyle güçlü ki asla bir damla kiri alta geçirmiyor. Yol vermiyor aşağıya geçmesine bir zerre çamurun bile.

Bu kelime bana ne kadar senfonik ve musikisi ile manası at başı bir seyir takip eder gelir anlatamam. Sanki kelime bir imbik. Sanki bir süzgeç. Söylerken bile bir billuriyet damlıyor içinden. Adeta kum, kömür, çakıl taşları üst üste dizilmiş bir imbikte. Ve üstten bir su damlıyor. Belki bulanık da olabilir. Lakin bu süzgeç öyle güçlü ki asla bir damla kiri alta geçirmiyor. Yol vermiyor aşağıya geçmesine bir zerre çamurun bile.

Tasaffi etmek insanda nasıl olur acep. Bir su böyle temizlenirse insan nasıl bir temizliğe ihtiyaç hissediyor. Tertemiz olmanın yolu nedir sizce? Izdırap mı, çile mi, gülmek mi, ağlamak mı, dram mı komedi mi, yoksa bir çınlayan kahkaha mı? Tavandan toz düşüren şuh bir kahkaha...

Elbette hayat bir imbiktir. Ve hayatta dram da trajedi de, üzüntü ve keder de vardır. Bunların hepsi tasaffi etmek için şarttır. Yalnız önce hayatın tasaffisi gerek burada. Yani gerçek hayat imbikten geçirilmeli ve hayata hayat yapılmalıdır. Mesela seralar. Kış günü yaz iklimi taşırlar, ya da bahar. Onlar olmasa minik yeşillikler buruşur, solar. Çiçekler hüzünlü bir şekilde soğuğun peçesinde pörsürler. Kırağının tırnakları kazır onların boyalarını, renkleri zemheriler dişler ve yokluğa savurur gider.

Önce hayat tasaffi etmeli öyleyse. Yani insanı tasaffi ettirecek bir hayat, bir fanus gerekli bize. Bu hayatı oluşturmadan tasaffi mümkün değildir. Bunu evlerimizde yuvalarımızda, okullarımızda oluşturmak mümkündür. Yani insanı insan yapacak ve kalbini ruhunu billur bir su gibi safileştirecek bir iklimi kurmak her yerde mümkündür.

Lakin biraz zaman alır bu tasaffi yuvalarını kurmak. Zira kadro gereklidir bunun için. Bahçıvanlar, kimyagerler, ya da tabipler gereklidir.

Tasaffi edilecek yer, mekân ve zaman hazır olduğunda işte o zaman bulanık ruhlu kişiler bu imbiklere salınır ve bu iklimlerde yüzerler. Ve bir taraftan safi ve pırıl pırıl bir ruh ile çıkarlar. Bu kirlerden arınma onlara mücella bir ayine olma sıfatı kazandırır. Ve hayatın ışıkları, mematın renkleri ve yakamozları onda daha belirgin ve reel parlar. Yani kirler ve paslar realite ışıklarını yutmaz, çizgilerini silmez, yok etmez.

Evet, gönül aynamız tasaffi sayesinde, tahir bir şekil alacak ve tertemiz dokusuyla arz-ı endam edecektir.

Peki, tasaffi için ne gereklidir. Önce bir rehber gereklidir tasaffi için. Kendini arındırmış, bütün günahlardan tasaffi ettirmiş ve bizlere de ışıl ışıl çehresiyle tasaffi yolunu işaret eden bir kılavuz, bir rehber gereklidir.

Gönül aynası pırıl pırıl, kalbi mücella bir rehber olmalıdır bu. Önce kendi tatbik etmiş olmalıdır tasaffi ikliminde süzülmeyi. Çileyi önce kendi bengiliğinde denemelidir. Izdırabın demir tırnaklarını önce kendi kalbine geçirmelidir. Zira tasaffi de çilenin etkisi pek fazladır. Çilekeş olmayan rehber acının en amansızını tatmamış bir kılavuz asla bu yolda öncülük yapamaz ve insanlara tasaffiyi tarif edemez ve onlara billuriyet yolunda örnek bir lider olamaz.

Günahsız olmak geriden geleceklere tesir edecektir. Ve güven verecektir.

Gözyaşları ceyhun olmalıdır. Zira ağlamayan insan kalbine giden yolu kaybetmiş demektir. Adresi yitirmişin ise insanlara adres öğretmesi ve yol göstermesi mümkün değildir. Demek ki her bir damla gözyaşı kalbin adresini taşıyan billurdan mektuplardır, ya da ulaklardır. Çölden vahaya umut imzalı beyanlardır, şiirlerdir.

Peki, sadece gözyaşı mıdır bu kalbin yolunu gösterenler. Hayır, her hareket ve davranış, her söz ve tavır o billuriyeti taşımalıdır ki insanlar gözyaşı ile atbaşı giden keyfiyete bakıp paradokslar yaşamasınlar. Zira zıddiyetler şüphelere vesile olacaktır ve insanı o liderden koparacaktır. Bu da kopanlar adına ebedi hüsrandır.

Tasaffi etmek zor mudur hayır. Ama gerçek rehberini bulduktan sonra zor değildir. Onun rahle- i tedrisine oturmak ve tamamen teslim olmak ve kalbini onun ellerine bırakır gibi bir boyun eğme ve bir bağlılık ve bir merbutiyet ve rabıta şartı vardır. Yoksa bir o yana bir bu yana kaçmalar, bir gelmeler bir gitmeler, bir firarlar, bir yakalanıp zincirlenmeler her seferinde tasaffinin yeniden başlamasına sebep teşkil eder ki 'Benim oğlum bina okur döner döner yine okur' tabirinde olduğu gibi bu işlem asla bitmeyecek kişi asla böyle zikzaklarla ve kaçmalar göçmeler ve yüzmeler ile tasaffi edemeyecek ve ruhunu billur iklime perçinleyemeyecek ve kendini Mustafa iklimine zincirleyemeyecektir.

Tasaffi edenin rehbere teslimiyetinden sonra ruh mimarı manevi bir el olur. Kalbindeki kirleri söküp atacak o billur parmaklar ve ışıktan avuçlar ve nurdan bakışlar ve soluklardır.

Evet, gerçek rehber tasaffi ettiği zata teslim eder bulanık olanları. İçinde billuriyet izleri ve çizgileri, zerreleri bulunanları o rehberin ellerine bırakır. Zira bu bir çağrıdır. Yani Ebu Bekir olmak, Ömer olmak aslında resuller resulünün iklimine çağrıda bulunmak demektir. Zira asıl tasaffinin mimarı, asıl kimyageri ve imbik ustası ve süzgeç rehberi ve kılavuzu Nebiler Nebisidir.

Belki tasaffi için rahleye oturan kişi o rehberin rahlesine oturmuştur. Zira üstadı da bu hususta o rehberin ellerinde tasaffi etmiştir. Ya da onunla bütünleşmiş, onun eli kolu, gözü, kulağı olma payesine ermiştir. Onun gölgesinde seyretmiş ve bir bakıma Muhammedileşmiştir. Bir rehber ki bu kıvama gelmiştir onun giydiği elbiseden, bıyığını kesmesine, yürüyüşünden yemek yiyişine, bakışından bir serv ü revan gibi akışına kadar artık O, O'dur. Başkası değildir. Yani Ahmed-i Mahmud-u Muhammed'dir. Zira kainatın medar- ı iftiharı O'dur. En safi kul O'dur. En billur kalb en temiz sine O'nundur, daima da onun olacaktır. Kim ki tasaffi etti Onun okyanusuna akacaktır. Tasaffi etmeden onun ile bütünleşmek mümkün değildir.

Tasaffinin en güzel yolu sünnet-i seniyedir. Adım atışına kadar O kutlu rehbere uymaktır. Peki, bilmeyenler o rehberin hayatını harfi harfine kalp ve ruhlarına nakşedemeyenler ne yapacaktır. İşte bu anda asrın adamı ufuktan bir güneş gibi doğacaktır ve ey insanlar bana gelin. Sizin gittiğiniz yoldan ben çoktan geçtim ve zirveye taht kurdum. Ama gurur yok. Bana gelin ama gurur yok. Beni izleyin ama gurur yok, diyecektir ve Mustafa yoluna alıp götürecektir tabilerini.

Kur'an iklimi sünnet iklimi, namaz, oruç, hac, zekât imbiklerinden geçirecektir kendine tabi olanları. Gerçek tasaffi ustası kendine göre bir yol ve yöntem uydurmaz. Hafizen Allah. Onun adım adım takip ettiği milim bile sapmadığı bir manifesto vardır bu safileştirme yolunda. O da sünnet-i seniyedir. O da aşk ve sevda yoludur. O da Kur'an iklimidir. Ümittir inançtır. Ama rehber-i ekmelin tarzında bir ümit, bir inanç, bir yol ve yordam gösterme.

Tasaffi de benzemek onun gibi yapmak şarttır. Zira onun yekpareleştiği zata benzemenin tam ve tekmil yolu ve yöntemi milim şaşmadan onunla ruh yönüyle birlik olmak ve yekpareleşmektir.

Aşılanmaktır o ağaca. Safilik ağacına, tasaffi iklimine, Mustafa gövdesine, billuriyet dalına budağına, çiçeğine.

Katkılaşmaktır. Belki de fenaya ermektir o iklimde. Yoksa senden olan her şey bulanıklık izleri ve çizgileri taşıyacaktır. Onun gibi olmak şarttır, şart bila şarttır. O nasıl oturuyorsa öyle oturmak, o nasıl kalkıyorsa öyle kalkmak ve nasıl yemek yiyorsa öyle yemek içmek vesselam. İşte bu günkü gençliğe böyle bir rehber sunmuş Allah.

Mustafa çizgileri ve renkleri taşıyan bir rehber. Said damgası taşıyan bir rehber. Fetih turrası taşıyan bir bedreka, bir kılavuz.

Bu umuttur. Kurtarıcıdır. Bir fetih müjdecisidir. Bizi önce içimizdeki tasaffi işinde muştular sonra billurdan kanatlarımızla uçacağımız menzili ve geçeceğimiz yolu işaret eder.

Evet, Kırık Mızrap böyle bir tasaffinin şiir şeklinde anlatımıdır. Kalbin Zümrüt Tepeleri böyle bir safileşmenin panoramasıdır. Günler Baharı Soluklarken, Yitirilmiş Cennete Doğru böyle bir iklimin tablosudur. Işığın Göründüğü Ufuk böyle bir temizlenmenin plan ve projesidir.

Öyleyse koş o iklime. Tasaffi et. Ve temizlen.

Öyleyse otur o kasetlerin başına o ses ile yun ve yıkan. Başka rehber arama. Zira bu kaçmaktır, göçmektir, zikzak çizmektir. Eğer bu çileye dayanabilirsen. İmbikten geçme eylemine ve ameliyesine dayanabilirsen işte o zaman turnayı gözünden vurdun demektir. Zira buradan hiç endişe etmeden o rehberin eline kendini teslim eden, isyan etmeden tam muti bir şekilde boyun eğen diğer taraftan bir Kevser gibi damlayacak ve akacak ve firdevsleri bulacaktır. Ya da bir nisan yağmuru gibi bu imbik istiridyesinin dudaklarında inciye dönüşecek kevser havzının başına taht kuracaktır. Kovulanlardan olmayacaktır. Belki tas be tas o havuzdaki kevserden içenlerden olacaktır. Safi olanların saf ve temiz kevsere ulaşmasından daha tabii ne vardır. Safi ve mücella taslardan su içmeleri kevser, zemzem, tesnim içmelerinden daha normal ne gösterilebilir.

Tasaffi et ey kabim. Sen de tasaffi et. İmbikten geç ey vicdanım, sen de süzül imbikten geç.

Kendini teslim et o Sultana. Fatih'in fetih dokulu iklimine teslim et. Teslimiyetin bir fetih muştusu, ona bağlaman bir zafer şarkısı, onunla bütünleşmen bir umut meltemi gibi sarsın benliğini.

Yoksa halin yaman olur. Ona teslim olmazsan bu hicran yurdunda parçalanırsın, kurda kuşa yem olursun. Onu sev. Her şeyinle onu sevmeye bak. Onun hayatını kendine rehber kıl. Onun bakışlarındaki şahan uçuşuna göre ayarla kanat vuruşlarını, kalp atışlarını, yürek yürüyüşlerini. Ta ki haşirler geçilsin, mizanlar geçilsin, sıratlar kolaylıkla aşılsın, Rahman'a, Rahim'e, Rıza ve Rıdvan'a ulaşılsın.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
selma   |2007-11-20 10:30:10
fetullah hoca efendiye saygılarımla ve sevgilerimle onu çok seviyorum Allah yardımcısı olsun bu küfürün ortasında onun gibi insanları
bulmak çok zor özürdiliyorum konunuzla alakalı değil ama bunu yazmak istedim teşekkürler
selma   |2007-11-20 10:25:11
aslında ben bu kelimenin anlamını öğrenmek için okumuştum evet iyi amellerin yanında sıkıntı problem ve imtihanlarla da tasaffi ederek
insani ufka ulaşmalıyız

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 12.02.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

Güneydoğu'da Cereyan Eden Hadiseler

Seyredin

O'na El Aç, Kullarına Değil!..

Dinleyin

Cennet'in Etrafındaki Sur

Dinleyin

Uşak Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi durumunu hakikî mü'minlerin halleriyle kıyaslamak suretiyle kimse ye'se düşmemeli fakat dûnhimmetlik de yapmamalıdır. Dûnhimmet olma, Allah'a karşı ayıp, nimetlerine karşı da saygısızlık sayılır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri