| Sükunet Diyarı |
|
|
| Hamdi İşcan, fgulen.com | |
| 22.02.2007 | |
|
Sessizlik ortamı henüz müracaat kapısında iken sizi karşılar ve yavaşlayan otomobiliniz usulca içeri süzülürken, sanki bir daha bu muhit içerisinde gürültü yapmayacağına söz vermiş gibidir. Zira 10 mil hız sınırını gösteren trafik levhaları aynı zamanda "sakın terk-i edepten" diyerek size temkin ve teyakkuz tembihinde bulunmaktadır. Geceleyin oraya ulaşmış iseniz, müsait bir mahalle yerleştirildikten sonra vaktinizi zayi etmeden, dünyevi bir meşgale ve söze dalmadan kulluk vazifenizi yerine getirip hemen istirahata çekilmeyi düşünürsünüz. Çünkü bilmektesiniz ki, hayat burada çok erken başlamakta, hayatın nabzı gecenin koynunda atmaktadır. Gerçi hem bu mekana layık olamamanın endişesi, hem de bir sürü günah ve isyana rağmen bu nurlu atmosfere yeniden kavuşabilmenin hasıl etmiş olduğu sevinç ve şükran hisleri içten içe size "acaba acele mi davrandım" sorusunu sordurtur. Ama neden sonra uykuya daldığınızı ve sizden önce burada bulunan "leyli[1]"lerin abdest hazırlıkları ile yeni bir sabaha, yeni bir hayata uyandığınızı fark edersiniz. Şu an heyecanınız daha bir artmış, kalbiniz daha bir "pır pır hale" gelmiştir. Ürkek duygularla mekana asıl değerini kazandıran zatın bulunduğu yere doğru adım adım yaklaşırsınız. Binanın giriş kısmında, sağ tarafta çay kazanının yanında "iki göz vardır ki, cehennem onlara dokun(a)maz; Allah haşyetinden ağlayan göz ve Allah yolunda teyakkuzda bulunup uyumayan göz" müjdesine mazhar bir çift gözle karşılaşırsınız. Bu gözler hem görevini yerine getirmekte hem de evrad u ezkarını okumaktadır. Daha sonra merdivenlere açılan kapı karşılar sizi. Manevi bir aleme açılıyor olma duygu ve düşüncesiyle içeriye adımınızı atarsınız. Ahşap merdivenlerde ayaklarınızın çıkaracağı sesten endişe ederek usulca ve yavaşça birer birer basamakları çıkarsınız. Sekiz basamak çıktıktan sonra, bir tablo halinde, Efendiler Efendisi'nin (sallallahu aleyhi ve sellem) haşyetle alakalı bir sözü ile yüz yüze gelirsiniz. Bu, hüşyar gönüller için yürekleri hoplatacak, kalplerde ürperti hâsıl edecek kutsi bir beyandır. Tablo size bakar ve der ki; "Eğer kalbinde haşyet olsaydı, mutlaka tavır ve davranışlarına da aksederdi." Mıhlanıp kalmışsınızdır orada. Geçmiş, kare kare gözünüzün önünden geçer. Günahlarınız, hatalarınız, laubalilikleriniz, lakaytlıklarınız birer birer resmi geçit yapar. O zaman acı da olsa içten içe itiraf eder ve dersiniz ki, 'demek ki Müslümanlığım suri, şekli bir kültür Müslümanlığıymış.. demek ki ömrüm dinin ruhuna nüfuz etmeden kışırda, kabukta geçmiş-gidiyor.. demek ki içte haşyet olmadan suni tavır ve davranışlarla, riya ve süm'alarla kendimi aldatmış, kendime yazık etmişim.' O noktada ileri adım atma cesaretiniz kırılmıştır sanki. Zira muhasebe duygusu dile gelmiş, şunu söylemektedir size; 'burası haşyetin, ihsan şuurunun, "huzur"un soluklandığı bir mekan. Senin gibi gayr-i ciddi bir insanın burada ne işi olabilir ki!' Ama geriye de dönemezsiniz. Zira çok iyi bilirsiniz ki, dağlar kadar cürmünüz de olsa gidecek başka bir kapı yok. Hem geriye dönme bu işin çaresi değil, bu azim problemi çözmüyor. Onun için en iyisi bu imkânı bir fırsat bilip bir kez daha arınma kurnasının altına girmek, bir kez daha rehabilite için kendini emin ellerin emniyetine bırakmak. İşte korku-ümit arası gelgitler yaşarken bir sekiz basamak daha mesafe almış olduğunuzu fark edersiniz. Sekizinci basamağa ulaştığınızda ise sağ taraftaki tablonun tam da o anki duygularınıza tercüman olduğunu, içinizden tam da buna benzer bir duayı geçirdiğinizi hayretle müşahede edersiniz. Zira tablo halis bir davetle sizi tevbeye çağırmaktadır: "Tevbe ya Rabbi hata rahına[2] gittiklerime Evet, bu mekândan, bu mekândaki zattan istifade edebilmek için önce bir tahliye[3] ameliyesinin gerektiğini; yani kalbin, dışardaki kirden-pastan arındırılmasından sonra ancak buradaki güzelliklere, varidat ve mevhibelere açık hale geleceğinin idraki içerisinde bilmem kaç kez lisanınızın bu duayı tekrar edip durduğunu görürsünüz. Tabii bu ara katı hemen atlayıp diğer basamaklara geçemezsiniz. Çünkü karşıda küçük bir pencerenin iki yanında bir çift kanat gibi iki veciz söz size göz kırpmaktadır. Sağ taraftaki tabloda Anadolu'nun duru sesi Aşık Yunus'un bir beyti yer almaktadır: "Erenlerin sohbeti Diğer tarafta ise sahabe mesleğinin diğer kanadını ifade eden beyit bulunmaktadır: "Şayet hizmet varsa değer az daha yaşamak Evet, bu iki beyit insana sahabe mesleğinin iki kanadını hatırlatmaktadır. Şöyle ki, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) mucizesi o altın nesil, sohbetin insibağıyla yeniden dirilmiş, yeniden varolmuş, tabir caizse karanlık geçmişini bütünüyle silerek yeni bir vücud-u enver kazanmış ve sonra da mazhar olduğu bu en büyük nimeti başkalarına da duyurabilmek adına yollara dökülmüş, kendini imana, Kur'an'a, insanlığa hizmete adamıştır. İşte insan, sahabeyi sahabe yapan sohbet ve hizmet vasıflarını iki tablo halinde karşısında görünce bu yolun bir sahabe mesleği olduğunu, bu mekânın ruhunun bu dinamikler üzerine kurulduğunu, ikinci dirilişin içinde yer alabilmek için de bu esaslar doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini idrak etmiş olmaktadır. Ve o zaman daha iyi anlar ki, yedi iklim dört bucağa oluk oluk huzur, sevgi, hoşgörü, ahlak ve erdem taşıyan çağın kara sevdalıları sohbetle dolup hizmetle boşalıyor, hizmetle gerilip sohbete koşuyorlar ve böylece Allah'ın izniyle bu iki mekik arasında gidip gelerek bize yeni bir dirilişin, yeni bir baharın müjdesini veriyorlar. Peki bu iki mekik arasında gelip-giderken yol adap ve erkanı nasıl olmalıdır? Eğer yazımızın istiab haddi dolmamış olsaydı, bir sekiz basamak daha kat edip yol adap ve erkanına dair kriterlere giriş yapmış olacaktık. Ümit eder ve dilerim bir sonraki yazıda, deneme çerçevesinde dahi olsa, o ölçülerden bir kısmını sizlerle paylaşmak nasip olur! [1] Geceyi ihya eden, değerlendiren |
|
| Son Güncelleme ( 22.02.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



O mekân, öncelikle bir sükunet diyarıdır. İnsanın kendisini, içinin sesini, kalbinin atışlarını, ruhunun soluklarını dinleyebildiği/duyabildiği bir sükunet diyarı...



