| Biz Neyi Unuttuk |
|
|
| Mehmet Erdoğan, fgulen.com | |
| 19.03.2007 | |
|
Belki de hepsini. Belki de tek birini. Ama bu öyle bir bütün ki birini unutsak hepsi de nisyan perdesi arkasında kayboluyor. Sanki her biri toplamının kalbi gibi. Ya da her köşesi birbirine ince kristallerle bağlı bir elmas gibi. Birinin başına gelen darbe diğerlerini de tuz buz ediyor. Gece ibadeti gidince, sabah öğle, ikindi, akşam ve yatsının feri sönüyor... Gece inleyişi yoksa sabah bülbülü kesik kesik ötüyor. Gecenin yanağında şebnem yoksa sabah güllerinin, öğle yasemenlerinin yaprağında jale olmuyor. Kuru ve solgun oluyorlar. Birbirine bağlı bütün bunlar. Birbirinin içinde umut, azim, aşk, iman, ihlâs, sebat gibi iç içe. Birinin diriliği diğerlerini de ihya ediyor. Yokluğu da söndürüyor, solduruyor. Peki, biz neyi unuttuk. Neyi rafa kaldırdık. Aşkı mı, şevki mi? Neyi? Bilmiyorum ama herhalde samimiyet gitti bizden. Yani ihlâs yol vurup gitti elimizden... Kalbimizde hassasiyet de gitti bu yüzden. Ruhumuzda incelik de yok oldu birden. Onunla birlikte nice ışıklar söndü bir bir. Şimdi sanki kalbimiz mukassi bir han. Ne can var ne canan. Karanlık bir uğrak yeri. Peki, onu tekrar ışıklandırmanın imkânı yok mu? Var elbet. İhlâs. Sormadan söyleyeyim. İhlâs ışığı ve cereyanıyla olur bu iş. Yani samimiyetle tekrar döner o kalp sarayı nuristana. Güleç çehreli hisler ve tebessüm eden bakışlar ve ele ele vermiş duygular umut divanlarında oturunca birbirlerine aşk nağmeleri ve sevgi fısıltıları sunarlar. Samimiyeti elde edersek ancak buna ereriz. Yoksa hak unutulur. Nahak gelir tahta oturur... Ve her şey bir bir söner. Huzur ve saadet adına her şey. Öyleyse ey kalbim unutma. Gece bülbülü olmayı unutma. Gözyaşını unutma. Hak için ağlamayı, inlemeyi, kalbini dinlemeyi unutma. Umut etmeyi ve havfı. Yani Hak'tan umudu ve korkuyu asla unutma. Ne sadece cemali isimlere dayanıp şımar. Ne de celalin verdiği ürküntü ile bir kenara çekil. Aşk ve sevda, şefkat zirvelerine uç. Oradan yürü, oradan kanat aç sonsuzluğa, ebedi yuvaya, rahmeti bol Sevgiliye. Le ilahe illahu diye diye... Kevsere Kadar Yol kevsere kadar, kevsere kadar, Dünyayı zincirle, bağ vur nefsine, Şeytanın fendini kır ve parçala, Vur kendini çelik prangalara, Sakın ha yılgınlık gösterme, kalbim, Cemal-i İlahi kevserde parlar, Erersin sabırla yürürsen yolda, Peygamber buyruğu böyledir inan, |
|
| Son Güncelleme ( 19.03.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Biz neyi unuttuk, neyi sildik bilmeden lügatten. Gözyaşını mı, içli düşünceyi mi, otokritiği mi? Yoksa zikr-i hafiyi mi, zikr-i cehriyi mi? Neyi unuttuk biz. Secdede inlemeyi mi, gecede vicdanımızı dinlemeyi mi? Yoksa sevgiyi mi, başkalarını affetmeyi mi? Bu ufukta Allah'tan af dilemeyi mi? Neyi!




