| Kitap Fuarları |
|
|
| Abdullah Aymaz, Zaman | |
| 07.05.2007 | |
|
Daha önce şunları anlatmıştı: Birisi standımıza geldi. Bazı kitaplara şöyle biraz göz attıktan sonra Hocaefendi'nin kitaplarından on bir tanesini seçip götürdü. Öbür gün tekrar geldi ve o on bir kitabı istedi. Biz de on bir kitabı hazırlayıp verdik. Bize "Hayır... Ben bunların her birinden on birer takım istiyorum." dedi. Sebebini sorduğumda dedi ki: "Ben yayınlar kurulunun başındayım. Tam on bir tane birim var. Her birinin başındaki arkadaşımıza bir takım hediye etmek istiyorum. Ufuk açıcı yepyeni fikirler var bu kitaplarda. Onların bunlardan istifade etmelerini istiyorum." Mehmet Bey bu sene de bazı müşahedelerini yazıp göndermiş: "Bu sene Riyad Fuarı'nda tarih kitaplarına ilgi dikkat çekici derecede fazla idi. Tarih kitabı derken daha çok Osmanlı tarihi soruluyordu. Bazısı sadece kendi bölgesindeki Osmanlı tarihi ile ilgili kitapları soruyordu. Riyad halkının tarih merakı gerçekten ilginçti. Biz hiç bu kadar tarihe meraklarının olacağını tahmin etmiyorduk. Küçük çocuklar dahi tarih kitabı soruyorlardı. 'Yok' deyince 'Türkiye'den gönderemez misiniz?' diyorlardı. Olgun bir zat, standın önünde herkesin 'Sultan Abdülhamid Han'ın kitabına ilgi duyduğunu görünce 'Kaça satıyorsunuz bu kitabı?' diye sordu. Fiyatını öğrenince de "Ucuza satıyorsunuz; bunu pahalı satın ki, gerçek değerini bulsun. Bu Sultan'ın kitabı ucuza satılmamalı." dedi. Oldukça temiz ve düzgün giyimli bir zât stanttan içeri girdi. Rafları süzdü ve Sultan Abdülhamid'in kitabının sergilendiği rafın önünde durarak bir kitabı eline aldı Abdülhamid'in resmini öptü öptü başına koydu. Onun bu hali beni derinden etkiledi. Hemen yanına gittim. 'Ben bir Osmanlı'yım' dedi ve uzun uzun Abdülhamid'in hayatından bahsetti. Bazıları Abdülhamid'in resmini hiç görmemişlerdi, ilk defa kitabın kapağında fotoğrafını görünce 'Filistin'i para karşılığı satmayan bu sultan mı?' diye soruyorlardı. Olgun bir zat, Abdülhamid'in kitabını eline alarak sallayıp bize doğru uzatarak, 'Bu bizim sultanımızdır.' dedi. Sonra 'Buna dil uzatanlar var, çok zoruma gidiyor. Bu insana söz söyleyenlere çok sert cevaplar vermek istiyorum. Osmanlı 600 sene dine ve insanlığa hizmet etti, onlar gittikten sonra bölgede istikrar kalmadı.' dedi. Hayretlere mucip bir konuyu da hâlâ anlayabilmiş değilim. Çünkü dünyada Kur'an-ı Kerim basan en büyük matbaa Suudî Arabistan'da Medine'dedir. Fakat herkes Hattat Hamid'in yazdığı Kur'an-ı Kerim'i soruyor. Hem de büyük bir ısrarla. Bir müşteriye kalmadığını söylediğimde neredeyse ağlayacaktı. Her gün gelip 'Belki bir kenarda kendiniz için falan saklamışsınızdır, bir bakın hele!' diye soruyordu. Son gün de gelip sordu. "Allah yardımcın olsun, seneye kadar sabredeceksin." dediğimde "Ben seneye kadar bekleyemem, ne olur bana postayla olsun gönderin, olmaz mı?" diye rica etti. Bunlara şâhit olduktan sonra, bizim hâlâ hat yani Kur'an-ı Kerim'i yazma konusunda maharetimizin başka milletler tarafından kabul edildiğini iyice anladım. Standımızda Arapça Hirâ dergimizi yaşlı bir bayan görünce, hakkında bilgi istedi. 'Bu dergi Türkiye'de çıkıyor.' dediğimde manalı bir şekilde içini çekerek 'Ah Türkler! Ah bu Türkler!' diyerek içeri girdi ve 'Hemen iki adet abone yap.' dedi." Bu güzel gelişmelerin inşaallah gelecek sene daha güzelleriyle karşılaşılır. |
|
| Son Güncelleme ( 08.05.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Sağ olsun Mehmet Altan arkadaşımız birkaç senedir Suudî Arabistan'ın Riyad ve Cidde şehirlerindeki kitap fuarlarında olup bitenlerden bizleri haberdar ediyor.