Mezheplerde Büyük Bir Rahmet Vardır Yazdır E-posta
Fethullah Gülen, Zaman   
11.05.2007

Mezheplerde Büyük Bir Rahmet VardırMezhep, tutulup gidilen yol, yöntem demektir. Mezhep, dinin, bazı noktalarda yorum ve te'vil farkları bulunan kollarından her birine denir.

Her şeyden önce şunu ifade etmeliyim ki, mezhep imamları mezhep kurmak için uğraşmamışlardır. Mesela bunların ilki Ebu Hanife, hicri 80'de dünyayı şereflendirmiş, 150'de vefat etmiştir. Ebu Hanife, Sahabi ve Tabiinden (radiyallâhu anhüm) Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ahval ü etvar ve davranışlarına dair meseleleri tespit edip toplamıştır. Bunu yaparken örfün tesirleri de olmuştur. Kendi anlayış, yorum ve te'villerinde Ebu Hanife, "Ben mezhep kuruyorum" iddiasında bulunmamış, "Sünnet ve hadislerden, teferruata dair benim anladığım meseleler bunlardır" demiştir.

Daha sonra zuhur eden İmam Malik, yetiştiği şartlar içinde teferruata dair meseleleri değerlendirirken müracaat ettiği şahıslara, kendi kültür ortamına göre çok cüz'i de olsa bazı farklarla kendi ulaştığı kaynaklardan, hadis kitabı Muvatta'yı meydana getirmiş ve fetvalarını da onun içinde toplamıştır.

Onun talebesi İmam Şafii, İmam Malik'e harfiyen bağlı olmakla beraber pek çok meselede hocasının anladığı meselelere saygısının yanında, bir kısım farklı yorumlar ortaya koymuştur ama o da bir mezhep kurma sevdasına düşmemiştir. Kendinden evvel yaşamış imamlara hürmetli olmakla beraber teferruata dair meselelerde kendi kanaatlerinin doğru olduğu fikrine varmıştır; varmış ve ulaştığı bilgileri, "el-Ümm" isimli kitabında toplamıştır.

İmam Ahmed b. Hanbel, İmam Şafii'den sonra gelmiş, meseleyi hadislere isnat ederek kırk bin hadis ihtiva eden "el-Müsned"ini meydana getirmiştir. O da bir mezhep kurmayı düşünmemiş, ayet ve hadisler çerçevesinde kendi anlayışını ortaya koymuş; böylece kendi kendine arkasında toplananlar için bir mezhep teşekkül etmiştir.

Mezhepler ayrıntıda ihtilaf etmişlerdir

Binaenaleyh, hiçbir mezhep imamı, parti kurar gibi mezhep kurma sevdasıyla ortaya çıkmamış ve anlayışlarını kitaplaştırmamıştır. (Anlayış farkının usulde değil, teferruatta olduğunu bir kere daha hatırlatalım.) Anlayışlarını kitaplarda tefrik edince bu anlayış farklarını parlak ve cazip bulanlar onun arkasından yürümüşler ve böylece zamanla mezhepler teşekkül etmiştir. Esasında bu büyük insanların arasında ciddi bir muhalefet olmamıştır. Mesela İmam Şafii, İmam Azam'ın medfun bulunduğu Bağdat'ta sabah namazı kılarken kunut duasını okumayı terk etmiş, bunun sebebi sorulduğunda ise, "Ebu Hanife'nin huzurunda ona muhalefet etmekten haya ederim" demiştir. Evet onlar bu kadar hakperest ve kadirşinastılar.

Diğer bir konu, aslında mezheplerde büyük bir rahmet vardır. Vâkıa, Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bütün hayatını tek başına bir insanın yaşaması mümkün değildir. Allah mezhep imamlarına lütfetmiş ve ihsanda bulunmuş, her biri ona ait farklı derinlikleri temsil etmiştir ki o derinliklerden herhangi birini yaşayan kurtulur. Mezheplerin tevhidi olsaydı, her imamın söylediği şeyi yaşama mecburiyetinde kalacaktık.

Bir de bunlar çeşitli meşreplere göre çok hoş ve latiftir. Farklı coğrafyalar, farklı mizaçlar bunlardan herhangi birine daha yatkın olabilir ve mükellefiyetlerini belli ölçüde de olsa daha rahat yerine getirebilir. Bütün insanların meşreplerini, mizaçlarını birleştiremeyeceğimize göre mezhepleri birleştirme veya bunların ayrı ayrı olmalarını hor görüp yadırgama yanlıştır. Beşer o kadar çeşitli tabakalardadır ki, bunları birleştirmek mümkün değildir.

İmamların meseleleri farklı anlamalarına gelince, İmam Şafii, insan vücudundan kan çıkınca abdestin bozulmayacağına, insanın elinin kendisine nikah düşen birine değdiğinde abdestin bozulacağına hükmeder. Ebu Hanife ise bunların tam tersi bir hükme varır. Bunların kendilerien göre delilleri de vardır. İmam Şafii şöyle der: Allah Resûlü ve Sahabe harb ederlerdi, çok defa yara alırlardı. Sonra kılıçları, kabzaları ve vücutları kanlı olarak Allah'ın huzurunda elpençe divan durur ve namaz kılarlardı. Eğer kan, abdesti bozsaydı Allah Resûlü onları ikaz ederdi. Ebu Hanife taraftarları ise şöyle derler: "İmam, sen doğru söylüyorsun ama bu, harp zamanı gibi bir zarurete mebnidir. Her zaman böyle olmaz. Sair zaman insanın vücudundan kan çıksa onu yıkaması gerekir."

Zayıf da olsa her iki imamın farklı yorumladıkları şöyle bir hadise de söz konusudur: Hz. Aişe, Efendimiz'in yüzünde kanayan bir sivilce kanını siler. Yüzünden kanın silindiğini gören Resûlullah, kalkar abdest alıverir. Bu mesele kapalı bir zarf içinde imamların önüne getirilir. Ebu Hanife, "Efendimiz abdest aldı, çünkü sivilceden çıkan kan abdestini bozdu" der. İmam Şafii ise konuyu, "Allah Resûlü yüzüne kadın eli değdiği için abdest aldı" şeklinde değerlendirir. Buna benzer meseleler çoğaltılabilir.

İşte teferruata ait bazı meselelerde bu türlü farklı anlayışlar, imamları farklı mütalaalara götürmüş ve bunlardan birini daha makul bulan Ebu Hanife'nin arkasında, diğerini cazip bulan da İmam Şafii'nin arkasında yerini almıştır. Mezheplerin bütün ihtilafları böyle tâlî ihtilaflardır. Ben Allah'a çok şükrediyorum ki, mezhepleri böyle ihtilaf ettirmiş ve meseleye vüs'at (genişlik) kazandırmıştır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
ceren  - canım hocam   |2007-12-16 04:43:16
RABBİM HOCAEFENDİDEN RAZI VE MEMNUN OLSUN İNŞALLAH.HOCAMIZA DUA ETMEYİ UNUTMAYALIM
FİKRET   |2007-07-14 12:13:12
Allah sizin gibi sırf ALLAH RIZASI İÇİN insanlara hizmet eden kullarını çoğaltsın.ayrıca takıldığım bir konuydu aydınlattığınız
için teşekkür ederim.ALLAH DAİMA YOLUNUZU AÇIK ETSİN.
KENAN Y. -ERZURUM  - HOCAMA HİTABEN   |2007-05-23 20:40:20
SAYIN HOCAM SİZİN SOHBETLERİNİZDE BULUNMAYI NE KADAR İSTERDİM BİLEMEZSİNİZ.CENABI ALLAH SİZİN GİBİ ALİMLERİ HİÇ AMA HİÇ EKSİK
ETMESİN. DUALARINIZI EKSİK ETMEYİNİZ.ALLAH RAZI OLSUN.
selim burak  - Allah Razı olsun   |2007-05-19 23:24:46
Müşkülatlı konularda bizi aydınlattığınız için Alalh Razı olsun Hocama duaya sebeb kılacagım konuları yazsam buraya sığmaz İsabetli
fikirleri ile ülkemizi ve dünyayı nice yıllar aydınlatmak nasip etsin.
Ali Çetin  - dua   |2007-05-17 12:10:39
hocamıza dua edelim inşallah hep beraber...
raziye usaklı  - mezhep   |2007-05-14 23:26:20
değerli hocam kitaplarınızı herzaman okumaya calısıyorum hocam benim nısanlım mezhep tutmadıgını soylıyo ben bunu acıklamaya
calısıyorum ama ıkna edıcı degılım ona ne soylemelıyım sımdıden yardımınız ıcın ALLAH razı olsn ALLAHA emanet olun
yakup   |2007-05-14 10:58:59
güzel
hacı emin güçlü  - selamu aleykum selam   |2007-05-13 17:33:39
merhaba hocam sızı yazılarınızı ve fikirlerinizi 5 sene öncesi abilerin evine giderim orda ögrendim suan kısmet olupta bir gidemiyom cünkü
o abiler mezun oldu sadece internetten takip ediyom hocam su dünyaya sizin gibi bir insan gelirmi sizden ALLAH razı olsun düsüncenizle bizi
aydınlatıyorsunuz mekanız cennet olsun hocam TÜRKİYEDE sohbetlerinize katılmak isterim sizden ALLAH razı olsun ALLAHA emanet olun
MEHMET TURAN   |2007-05-12 15:07:26
Söz sultanının yanında yorum yapmak bize düşmez bize sadece itaat edib ders çıkarmak düşer.Cenab-ı ALLAH Hocamızı anlamayı bize nasip
eylesin.başımızdan eksik etmesin.........duaya muhtaç talebeniz(inşallah talebe oluruz.)

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 11.05.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Temsil Öncelikli Tebliğ

Seyredin

Sahâbe Efendilerimizin Hizmet Düşüncesi

Seyredin

Hizmet Mâzeret Değil!..

Dinleyin

Kalb Kasveti ve İnşirah Vesileleri

Dinleyin

Altunizade Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

İnsan vardır, zamanı kendi hesabına yontar; insan da vardır, bir ömür boyu zaman onu yontar durur...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri