| Yol Cilveleri |
|
|
| Hamdi İşcan, fgulen.com | |||||||||||||||||||||||||||||||
| 16.05.2007 | |||||||||||||||||||||||||||||||
|
Nedir bu yolun cilveleri? Bu yolun cilveleri kimi zaman sert, haşin, ekşi bir yüzle insanın karşısına çıkar. Mesela bir bakarsın baskı, zulüm, saldırı şeklinde kendini gösterir. Bir bakarsın hakaret, iftira ve tezvirlerle varlığını hissettirir. Öyle ki siz ebedi hayatını kurtarmak için el uzatırsınız muhatabınıza ama o bir cânî gibi size muamelede bulunabilir. Siz milletinize diriliş yollarını göstermek için canhıraş bir gayret içerisinde bulunursunuz ama kötülüğe kilitli ruhlar da başka yapacak hiçbir iş yokmuş gibi sizi ölüme mahkûm edecek yollar araştırır durur. Siz kendinize rağmen bir hayat yaşama anlayışı içinde, dövene elsiz, sövene dilsiz, gönül kırana da gönülsüz olmaya çalışır ve herkese gönül bahçesinden demet demet müsamaha ve hoşgörü çiçekleri sunarsınız ama şeytanın melabesi haline gelmiş bir kısım şer şebekeleri de sabah-akşam sizi engellemek uğruna ağız dolusu küfür ve hakarette bulunur, en ağır ve en çirkin ifadelerle size dil uzatırlar. Ama yol cilveleri sadece mekârih şeklinde yani insanın hoşuna gitmeyen dertler, sıkıntılar, meşakkatler halinde kendini göstermez. Aynı zamanda insanın yüzüne gülen, gamzeler çakan, onu sevinç ve sürura gark eden imtihan televvünlü cilveler de söz konusudur. Bu sebeple lütuflar, ikramlar, teveccühler, takdirler, alkışlar, iltifatlar da bu yolun cilvesi olarak kabul edilmeli, yol cilvesi olarak düşünülmelidir. İşte Hocaefendi'nin piyasaya çıkan son kitabı "Yol Mülahazaları" hem celalî, hem de cemalî tecelli dalga boyunda karşımıza çıkacak/çıkması muhtemel olan yol cilvelerine karşı nasıl bir tavır ve duruş sergilememiz gerektiğine dair hayatî tespit ve değerlendirmeler ihtiva etmektedir. Mesela, önümüzü kesen sıkıntı ve meşakkatler karşısında "işler yolunda gitmedi, gökten varidat inmedi" diye çocuklar gibi küsmek yerine yapılması gerekenleri Hocaefendi şöyle sıralıyor: "1. Hizmet kahramanları, sadece hizmet etmekle mükelleftirler. Hizmet ettikten sonra başarının tahakkuku onlara değil, Allah'a aittir. 2. Dinine, insanlığa hizmet edenler, hayatın her safhasında olduğu gibi hizmette de imtihanda olduklarını kat'iyen akıllarından çıkarmamalıdırlar. 3. Kulluk vazifesi ile mükellef olanların, gönüllerini neticeye bağlamaları, ihlâsa münafidir. Bu itibarla kendisini hizmet-i imaniye ve Kur'âniyeye adayan bir fert, yapması gerekenleri yapmalı ve netice beklentisi içinde bulunmamalıdır." Takdir, beğeni ve alkış şeklinde göz kırpan yol cilveleri karşısında takınılması gereken tavrı ise Hocaefendi şöyle ifade etmektedir: "Başkalarının takdirkâr sözlerini, yerinde Cenab-ı Hakk'ın bir nimeti, yerinde de bir ibtilâ olarak görmek lazımdır. Başkaları bizleri farklı görebilir. Ve bunu ifade etmek için nefsimizi okşayıcı sözler söyleyebilir. Ama asıl olan, insanın kendini nasıl görmesi gerekiyorsa öyle görmesidir. Haddimizi bilme mevzuunda Cenab-ı Hakk'ın yapmış olduğu en önemli ihtarlardan biri, "İnsan, atılan bir sudan yaratıldı" âyetidir ki, buna göre o, daima kendi yaratılışına bakmalı ve asla fahre ve gurura girmemelidir." Diriliş yolu uzun ve zorlu. Daha katedilecek o kadar mesafe, yürünecek o kadar yol var ki.. Rabbim, bu yolda bulunurken, bizlerin, yaşanmış, tecrübe edilmiş, Kur'an ve Sünnet filtresinden geçirilmiş "Yol Mülahazaları"ndaki prensiplerle yolumuza devam etmemizi, takılıp yollarda kalmadan visal koyuna ulaşmamızı nasip eylesin! Amin.
3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved." |
|||||||||||||||||||||||||||||||
| Son Güncelleme ( 16.05.2007 ) | |||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Sağa-sola sapmadan, mesafelere yenik düşmeden, dökülüp yollarda kalmadan sürekli vuslat ufkuna doğru ilerleyebilmek için yol boyunca karşılaşılacak cilvelerin doğru okunup doğru yorumlanması çok önemli olsa gerek.



