Köşe Yazıları
1995 Köşe Yazıları
Fethullah Hoca'ya Üç Soru | Fethullah Hoca'ya Üç Soru |
|
|
| Ali Bulaç, Zaman | |
| 11.07.1995 | |
|
Fethullah Hoca, esas olarak iki nokta üzerinde durdu. Türkiye'nin önüne çıkan tarihi fırsatlar ve farklı gruplar arasında sürdürülmesi gereken diyalog Hocaefendi'ye göre son yıllarda değişen konjonktürü Türkiye'nin önüne tarihi fırsatlar çıkarmış bulunmaktadır. Eğer Türkiye yerinde, zamanında ve doğru politikalarla bu fırsatları kullanmasını bilirse bundan istifade edecek ve ma'kus talihini yenebilecektir. Bunun için öncelikle Türkiye'de belli bir barış ve istikrarın tesis edilmesi gerekir. Sosyal barış ve istikrar herkesin lehindedir. Öncelikle Müslümanlar buna önem vermelidirler. Zira zaten İslâm dininde hareket noktasını "Sulh hayırlıdır" prensibi teşkil etmektedir. İslâmiyet ve Müslümanlar barış ve istikrar ortamında gelişir, dinin güzelliklerini gösterme fırsatını bulur. Son aylarda kendisinin meydanda daha sık görünmesinin sebebi budur. Çeşitli siyasilerle yaptığı görüşmelerde de esas olarak bu konular gündeme gelmiş, sivil bir vatandaş olarak ülke sorunlarıyla ilgili görüşlerini onlara iletme fırsatını bulmuştur. Ben ilk defa Hocaefendi'yi görüyorum. Konuşmasına bilhassa dikkat ettim. Cemaat üzerinde belli bir karizması var. Mahçup bir kişiliğe sahip; sık sık kendisinin çok da önemli bir kişi olmadığını zikrediyor. Sanki zihni ilgisinin büyük bir bölümü kendi iç dünyasıyla ilgili. Beliğ bir Türkçe kullanıyor. Konuşmasında yeri geldikçe âyet, hadîs ve fıkıh usulünden deliller getiriyor. Hikmetli söz ve vecizelere atıflarda bulunuyor. "Sulh hayırlıdır" ayetini delil olarak gösterirken; bu hükmün siyak ve sibakını teşkil eden genel bağlamına dikkat çekmeyi ihmal etmiyor, bunun yanında aynı ayetten şimdi izlediği hatt-ı hareketine bir delil çıkabileceğini söylüyor. Dikkatimi çeken bir başka husus, görüşünü beyan ettiği her seferinde "Bu benim içtihadımdır, görüşüm bu yöndedir, hatalı olabilir, eğer hocalarım bunun aksini ispat ederlerse vazgeçmeye hazırım" demesidir. Bu tür konuşma tarzının geleneksel usule uygun olduğunda şüphe yok. Bu da Hocaefendi ile rahat bir hasbihalde bulunma imkânını vermesi bakımından iyidir. Ben de acizane kendisine üç sual yönelttim. Bunlardan ilk ikisi sipariş, üçüncüsü şahsıma aitti: 1. Son zamanlarda Mustafa Kemal'le ilgili beyan ettiğiniz görüşler sizin gerçek düşünceleriniz mi, yoksa belli bir zorunluluk dolayısıyla mı? Hocaefendi'nin ilk suale verdiği cevabı şöyle özetlemek mümkün: "Ben Mustafa Kemal'in siyasî ve idarî alanlarda bir dahi olduğunu söyledim. Bu da bir durum tespitidir ve zannederim onun söz konusu alanlarda bir dahi olduğunu hemen hemen herkes kabul eder. Geçen geçmiştir, bizim şimdi yapacağımız şeyler var. Kur'ân geçmiş kavimler için "Onlar bir ümmetti." der. Biz şimdi ne yapacağımıza bakmalıyız, çünkü biz de bir süre sonra "geçmiş bir ümmet" durumunda olacağız. Herkesin Mustafa Kemal'e koştuğu bir zamanda bana bu zatı istismar ettirmeyin." |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|








