CHP'nin Açmazı Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Tamer Korkmaz, Zaman   
22.06.1995

Bazı CHP'li milletvekilleri, Hikmet Çetin-Fethullah Gülen Hocaefendi görüşmesine oldukça hamasi sözlerle tepki gösterdiler.

Bu tepkiyi öncelikle seslendiren İbrahim Gürsoy, Mehmet Kerimoğlu gibi isimler; milletin benimsediği, farklı kesimlerin tanıdıkça büyük ilgi gösterdiği Hocaefendi'yi ve fikirlerini hiç mi hiç bilmiyorlar. Din konusunda inanılmaz bir önyargıyla hareket edip, kendilerini toplumun gerçeklerinden soyutluyorlar.

Böyle davranmakla partilerini iyice küçültüyorlar. "Onunla görüşme, o filancıdır; bununla görüşme o dincidir.." tavrı sadece partilerini belli bir kesimin küçük partisi yapmakla kalmıyor, toplumdaki zıtlıkları keskinleştiriyor. Diyalog köprülerini, henüz sağlamlaşmadan ortadan kaldırıyorlar.

Din konusunda en ufak olumlu bir tavırları bulunmayan bağnaz CHP'liler (aklıselim ve objektif CHP'lileri tenzih ediyoruz) Türkiye'ye ciddi kötülük yaptıklarının farkında değiller. Ünlü bir TV yorumcusunun "Ilımlı ve kriz çözücü" diye andığı Hocaefendi'nin toplumun her kesimini samimiyetle kucaklayan tavrını, görmek istemiyorlar. Elbette istisna da olsa, görenler var: CHP'li Abdülkerim Zilan, tepki gösteren CHP'li arkadaşlarına tepki gösteriyor. CHP'li bir bakan "Keşke bütün hocalar, Fethullah Hoca gibi olsa..." diyor.

Hikmet Çetin de, kendisine kalsa, partisini farklı kesimlere daha fazla açma yolunu gerçekten deneyecek gibi görünüyor. Ama, bir teşekkür ziyaretine; partisinin "tribünlere selam" alışkanlığını asla bırakmak istemeyen örgüt başkanları ve milletvekilleri tepki gösteriyor. Tabii, kurultay hesapları içinde, Çetin'e yönelik bir yıpratma taktiği de akıllara geliyor. Önceki günkü kapalı CHP Grubu'nda "görüşme meselesi"nin hiç konuşulmaması yanlışın en azından şimdilik genişlemediğini gösteriyor.

CHP'nin dinî konular veya dindar şahsiyetlerle ilgili her hadisede gösterdiği tepki, bu partinin toplumun büyük çoğunluğu tarafından neden benimsenmediğini ortaya koyan temel göstergelerin başında geliyor.

Bu oy avcılığı uğruna prensiplerden, ilkelerden vazgeçme değildir.

Yanlışları ısrarla sürdürmekle ilgilidir. CHP, zihniyet devrimi yapamadığı müddetçe, toplumun gerisinde kalmaya devam edecek. "Laikliğin en büyük savunucusuyuz" derken, laikliğin kâğıt üzerindeki manasını hayata geçirmek yerine, "Din ve vicdan hürriyeti"ni tesis etmek yerine; baskısı laiklik anlayışını daha ileri boyutlara götürmek istiyorlar.

CHP'nin son iki yıl içindeki bazı konulardaki tavrına bakalım.

Terörle Mücadele Kanunu'nda, dua teklifinde, 24. madde meselesinde hep katı davrandılar. Bu onların ilkeli davranışlar çerçevesinde hareket ettiğinin işareti olsaydı, onlara itiraz etmezdik. Ancak, CHP'lilerin davranışı, "düşünce özgürlüğü konusunda çifte standart" ile "kendisinden farklı düşünen kesimlere müthiş katı hoşgörüsüzlük" şeklinde tezahür etti, ediyor.

Eski genel başkanları Karayalçın'ın "Biz katı laikiz" dediğini hatırlayın. Bunun çevirisi, "Biz hoşgörüsüz" biçimindedir. Eğer gerçekten "katı laik" olsalardı, Meclis'in dua ile açılması teklifi, 24. maddede hem laikliği sağlayan, hem dinî özgürlüklere imkan veren değişiklik teklifleri kendilerinden gelirdi! Ancak onlar bu tür davranışları taviz olarak görüyorlar. Çünkü, insan hakları, barış içinde birarada yaşama ve demokrasi, onların herkes -ama her kes- için hayata geçirmeye niyetli olduğu kavramlar değil!..

Bakınız, CHP'nin Grup Başkanvekili Mehmet Kerimoğlu, Çetin-Fethullah Gülen Hocaefendi görüşmesi için ne diyor.

"Kimliği, inancı bilinen bir kimseyi tanrı misafiri diye kabul edemeyiz. Siyaset konuşulmadığını söylemek yeterli değildir."

Mehmet Kerimoğlu, bu ifadeleriyle hoşgörüsüzlüğün simgesi haline geliyor. Dinî inancı sebebiyle insanları hor gören bu CHP'li milletvekili, düşününüz bu ülkeyi yönetme fırsatını yakaladığında, ülkesindeki vatandaşlara hangi ayrımcı gözle bakacak? Çok yazık!

Hikmet Çetin, Kurban Bayramı'nda sadece Fethullah Gülen Hocaefendi ile görüşmedi. Alevî yurttaşların bulunduğu Hacı Bektaş-ı veli Derneği'ni de ziyaret etti. Nasıl bu derneği ziyaret etmesi çok güzel bir hadise ise, ülkemizin en önemli dinî şahsiyetlerinden biriyle görüşmesi de yerinde ve güzel bir davranıştır. Ama alevî derneği ile görüştüğünde, bazı CHP'liler "Laiklik elden gidiyor. Bu, dinin siyasileştirilmesidir" demedi. O zaman, herhangi bir şey söylememeleri ne kadar doğruysa, Hocaefendi görüşmesinden sonra tepki göstermeleri de o derece yanlıştır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
selamet   |2008-03-01 07:48:03
hocam iyi ki varsın.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İyi bir san’at eseri, onu meydana getiren unsurların mükemmeliyetiyle, unsurların mükemmeliyeti de onları teşkil eden cüz’ifertlerin mükemmeliyetiyle yakından alâkalıdır. Özün sağlam olmadığı bir yerde temiz bir duygu, temiz bir duygunun bulunmadığı bir yerde de hep canlı kalabilecek “kor” gibi eserlerin ve alevden ifadelerin meydana getirilmesi imkânsızdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri