| Kitle Ruh Haleti İle Kolektif Şuur Arasındaki Farklar |
|
|
| Hamdi İşcan, fgulen.com | |
| 27.06.2007 | |
|
Peki o zaman "toplu" şekilde gerçekleştirilen bir iş ve icraatın bir kitle, bir yığın hareketi mi yoksa kolektif şuurun bir ürünü mü olduğunu nasıl anlayacağız? Bu mevzuda ölçü ve kriterlerimiz ne olmalıdır? İşte bu soruların cevabını muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin "Yeşeren Düşünceler" adlı kitabındaki "Kolektif Şuur" yazısında buldum. Bu yazının girişinde Hocaefendi bilhassa ictimaî değişim ve dönüşümlerin yaşandığı, yeni tekevvünlerin sözkonusu olduğu devrelerde toplumların daha bir hareketli, daha çalkantılı ve heyecanlı bir süreç içerisine girdikleri ve bunun tabiî bir sonucu olarak da bu tür dönemlerde toplumlar üzerinde kitle psikolojisinin daha fazla hükümferma olduğu tesbitinde bulunuyor. Bu durumun sebeplerini ise Hocaefendi sosyo-psikolojik bir perspektifden şu şekilde tahlil ediyor: Değişim ve inkılap dönemlerinde, fertler normal zamanlardaki durumlardan daha farklı bir hal alır, kitlenin ayrılmaz bir parçası olarak tamamen ferdîlikten sıyrılıp maşerî bir varlık haline gelir ve artık belli bir noktadan sonra, akıllı-uslu fert mantığıyla değil de, kitle mantığının tesirinde hareket edip onun direktifleriyle oturup kalkar. Zamanımızın şahs-ı manevi zamanı olduğuna şüphe yok. Bugün bir insan ferd-i ferid (eşi-benzeri bulunmayan nadide şahsiyet) dahi olsa, dehalar üstü dehaya da sahip bulunsa ancak bir heyet, bir şahs-ı manevî içinde müsbet, kalıcı, uzun soluklu bir iş ve icraatta bulunabilir. Bu sebeple zamanımızda tek başına ferdin hiçbir mana ifade etmediği/edemeyeceği herkes tarafından müsellem bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır. Ayrıca doğru ve isabetli karara en yakın bulunan, yanılma ihtimali en az olan şahs-ı manevi/heyet olsa da, bu durum, 'heyetler, şahs-ı maneviler yanılmaz, isabetsiz kararlar almaz' demek değildir. Zira heyetleri teşkil eden fertler de beşerdir ve beşer için "mutlak yanılmazlık" sözkonusu değildir. Bu sebeple kolektif şuurla başlayan bir cereyan dahi disiplin ve prensiplere riayet edilmezse kitle hareketine dönüşebilir. Bu noktada Hocaefendi "kolektif şuur"un sağlam bir esas ve temele bağlanması gerektiğini ifade ediyor ki, bu da yazıda da dikkat çekildiği üzere hiç şüphesiz vahyin yanılmaz ve yanıltmaz ölçü ve tesbitleridir. Şimdi isterseniz mezkur makaleden hareketle kitle psikolojisiyle kolektif şuur arasındaki farkları sıralamaya çalışalım:
Bütün bunları aktardıktan sonra, isterseniz, son söz olarak yazıda dile getirilen tarihî ikaza hep beraber kulak verelim: "Şimdilerde, ülkemiz, bağlı bulunduğumuz dünya ile beraber bir kısım değişim ve dönüşümler sath-ı mailine girmiş sayılır. Peşi peşine inkılâpların yaşanacağı böyle bir geleceğe yürürken, millet ruhunun muhafaza edilmesi, ferdin de kitlenin de tedbir ve temkin eksenli bir anlayışa getirilmesi, yığınları feveran ve provokasyonlara sürükleyecek düşünce, eğilim ve davranışlara meydan verilmemesi, varsa, mevcut tahrik odaklarının üzerine gidilmesi en az irşad ve cihad kadar belki ondan da önemlidir." |
|
| Son Güncelleme ( 27.08.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Zahirde kitle ruh haleti ile kolektif şuur arasında pek bir fark görülmeyebilir. Zira her ikisi de dış görünüşü itibariyle ferdi aşan ve ancak topluluk ve heyetlerle meydana gelen bir oluşumu ifade etmektedir. Ancak her iki yapının icraat ve faaliyetlerinin "toplu bir hareket"e dayanıyor olmasına, evet bu zahirî benzerlik durumuna rağmen bu iki ictimaî oluşum arasında ciddi farklılıklar sözkonusudur.



