| Tören Dediğin Böyle Olur |
|
|
| Taha Kıvanç, Zaman | |
| 12.06.1995 | |
|
Şimdiye kadar gördüğüm en kaliteli ve muhteşem spor salonu dıştan görünümü görkemli, ama içerisi daha da göz alıcı... Her taşına özenildiği o kadar belli ki, biraz aykırılık hemen sırıtıyor... Bir yetkili, "Oturulacak yer sayısı bir tarafa bırakılırsa, bu salon büyüklüğünde bir ikinci kapalı spor tesisi ülkemizde yok" bilgisini verdi... Burası İzmir Özel Yamanlar Koleji'nin yeni, açılan spor salonu, Kolejin 1994/1995 yılı mezunları için düzenlediği tören bu salonda yapıldı. Devletlilerin çokluğu sebebiyle ancak 7-8 bin kişi içeriye girebildi, bahçeyi dolduran 10 bin kişi de dışarıya yerleştirilen dev ekranlardan programı izledi... Buraya kadar gelemeyenler için de Samanyolu-TV canlı yayın yaptı... Salih Aydemir, Yamanlar'ın simgesi isimlerinden. Bugüne kadar ülkemizde yapılmış ilmi yarışmalarda ipi hep önde göğüsleyen bir 'süper-genç' o; daha da önemlisi, son üç yıldaki uluslar arası yarışmalarda, bilim olimpiyatlarında altın madalyaları birbiri ardına o topladı... Salih bu yıl okulunu bitirdi; yarışmalara hazırlık vaktinin çoğunu almasına rağmen, üniversite giriş sınavında en başarılı 20 kişi arasına girmeyi başardı... "Altı altın genç..." Yamanlar'ın uluslar arası başarılara imza atmış öğrencilerinin sıfatı bu: Salih Adem, Bayram Yenikaya, Halil Bayram ve Salih Özçubukçu... Başbakan Tansu Çiller, işte bu altı gence birer plaket vermek ve onları yetiştiren kuruma takdirlerini sunmak üzere törene gelmişti. Sanıyorum, gördüğü manzaradan başbakanda, onunla birlikte gelen Devlet Bakanı Ayken Doğan, DYP Genel Başkan Yardımcısı Rıfat Serdar oğlu, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, Işılay Saygın, Ali Rıza Septioğlu, Cengiz Bulut, İlhan Kaya, Mehmet Özkan, Yahya Uslu, gibi çok sayıda milletvekili de etkilendiler… İzmir Belediye Başkanı Burhan Özfatura oradaydı… Melih Gökçek Anakara'dan gelmişti. Bakırköy'den Ali Talip Özdemir ve Eminönü'nden Ahmet Çetinsaya da... İzmir'in çevresinin bütün belediye başkanları ve kaymakamları da oradaydılar... Bazı meslektaşlarımız İstanbul'dan, bazıları da Ankara'dan törene katıldılar. Benim en çok ilgimi çeken ise, kara ve hava kuvvetleri komutanlarının törene çektikleri samimi telgraflar oldu... Mezun olan gençler de, ara sınıflarda olduğu halde ödüle hak kazananlar da bir örnek giyinmişlerdir; uzaktan bakıldığında yakışıklılıklarını artıran göz okşayıcı renkte elbiseler. Zekaları her hallerinden belli oluyordu. Tevazu silahıyla mücehhezdiler, ama konumlarını hakkettiklerinin gururunu da saklamıyorlardı. Biri, "Şimdi ilk hedef ikinci sınavda da başarılı olup iyi birer fakülteye girmek" dedi bana... Hangi alanda yüksek eğitim görmeye karar vermişliğin rahatlığını üstlerinde taşıyor gördüm onları... Mezunların gözlerinin arkada kalması da gerekmiyor. Çok sayıda altın, gümüş ve bronz madalya aldığı için ödüllendirilenlerden Salih Özçubukçu, daha henüz ortaokul son sınıf öğrencisi; ona ikinci Salih" diyorlar, haklı olarak... Başbakan Çiller'in törene katılacağını Kilis'te beraber giderken öğrenmiştim. Gelecekti, tamam ama acaba ne söyleyecekti? Duyduklarım, sanıyorum yalnızca beni değil o salonda toplanan herkesi çok şaşırttı. Tansu Çiller, sadece maddi ilimlerle mücehhez olmanın yetmediğini maneviyatın da şart olduğunu anlattı. Ve "Bir yandan manevi ve milli değerlere bağlı, bir yandan da dünya ile rekabete hazır gençlerimizi kutluyorum" dedi... Onları yetiştiren anne-baba ve öğretmenler ile gönüllerine taht kuran hocalarını da tebrik etmeyi ihmal etmişi. "Türkiye'nin çeşitli yerlerinde ve yurtdışında büyük hizmetler veren, cami kurmanın yanında okul kurmanın da sevabını anlayabilmiş olan bu cemaatin büyüklerini de selâmlıyorum..." Konuşmanın bu noktasında, töreni başından beri yandaki tribünden izleyen Fethullah Gülen Hocaefendi'ye döndü bir çok göz. O arada ben, Hocaefendi'nin yanında oturan yaşlı zatı tanıyıp sergilenen vefa karşısında duygusallığımı gizleyemedim. Fethullah Hocaefendi'nin hemen yanındaki şeref koltuğu, İzmir'deki bütün hayır faaliyetlerinin içinde olmuş Ali Rıza Güven'e ayrılmıştı... Türk Ocakları Genel Merkezi, bu yılki büyük şükran ödülünü Orta Asya'ya hizmetleri sebebiyle Fethulah Gülen Hocaefendi'ye vermeyi uygun buldu. Yamanlar'daki törene katılan Türk Ocağı İzmir Şubesi başkanı, gazetemiz yazarlarından Prof. Adnan Gülerman, duygu yüklü bir konuşmayla sundu ödülü... Törenin bir özelliği de, sergilenen müzik ve piyeslerdeki birleştirici mesajlardı. Tören açılırken, ilk eser, Aşık Veysel'den seçilmişti. Ortaokul korosunun seslendirdiği bir türkü de, İbrahim Tatlıses'in ünlendirdiği "Bugün bize pir geldi" diye başlayan bir Alevi türküsüydü. Biri okulun müdür yardımcısı, diğeri bir televizyon spikeri olan gecenin sunucuları, bunun önemini vurgulamadan edemediler... Bir vefa örneği de, yıllar önce dini-milli tiyatro eserlerinin Anadolu'ya yaygınlaştırılmasını sağlayan Abdullah Kars ile verildi. Sergilenen Yunus Emre oyunun son perdesinde Taptuk Emre rolünü üstlenen Abdullah Kars, bir de Necif Fazıl'ın Sakarya Türküsü' şiirini dramatize etti ve çok alkışlandı... Törenden ben kendi hesabıma çok keyif aldım. Bu tören çok konuşulacak... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|







