|
1986 Miraç Kandili Vaazı |
|
|
|
Nil Production
|
|
05.04.1986 |
|
6 Nisan 1986, İstanbul Büyük Çamlıca Camii - Cenab-ı Allah (cc), Efendimiz'i (sas) tanıtırken "kulu ve elçisi" ifadesini kullanarak onun kul sıfatını nazarlara veriyor.
- Vefatın üzerinden on dört asır geçmiş olmasına rağmen Efendimiz (sas) hâlâ sinelerimizde taptaze ve dipdiri.
- Allah Resulü'nün on dört asır öncesinden 'kardeşlerim' diyerek göndermiş olduğu selam ve bu talihlerin misyonu...
- İslam'da mabedin ehemmiyeti ve fonksiyonları...
- Yirminci asra gelinceye kadar İslam aleminin geçirmiş olduğu dönüşümler ve hadiseler.. kendi öz değerlerinden uzaklaşan nesiller...
- Taassubu bırakan Batı dünyası Kur'ân-ı Kerim'i tetkik etme gereği duymaya başladı. Eğer bilinçli bir İslam dünyası olsaydı, yıllar önce insanlar fevc fevc İslam'a girecekti.
- Bu gün Kur'ân'a ve Resulullah'a dilbeste olmuş, yüzlerce binlerce sevdalıları görünce insan istikbale ümitle bakıyor, yeniden bir gül devrinin yaşanacağı hissine kapılıyor.
- Hakk yolunda sıkıntı ve ızdırabın en büyüğünü, İslam'ı omuzlarında ilk defa yükseltenler çekmişlerdir. Değişen hiçbir şey yoktur.. sıkıntı ve ızdırabın en büyüğünü yine O'nun davasına omuz verenler çekmektedir.
- İçten çöküş ve bozulma olmadığı müddetçe Allah bir kavmi değiştirmez.
- Gelecek adına maddi manevi hiçbir beklentisi olmayan günümüz nesli, Efendimiz'in (sas) emanetinin kıyamete kadar bekçileridir ve sonuna kadar da bu emaneti götürmeye kararlıdır.
- Allah Resulü (sas) aşkıyla yanan bir gönlün ravzaya vardığı zamanki hissiyati ve ahd ü peymanı...
- Miraçta O (sas), bütün göz kamaştırıcı alemleri perde perde aştı, Cebrail'in bile "Ben bir adım daha atsam yanarım." dediği mekanları geçti ve bambaşka bir aleme ulaştı. Fakat bu kadar cazibedar nimetler içinden, ümmetini de o alemlere çıkarmak için geri döndü.
- Samimiyetle kalkan eller arasında, kalbi mahzun ve kederli bir simanın içli ve samimi yakarışı...
Bu dosyayı indirmek için tıklayın...
|
|
Son Güncelleme ( 24.03.2008 )
|
|
İnsan, çok söz söylemekle değil, söylediği sözlerin yerinde ve faydalı olmasıyla kadrini, kıymetini yükseltir. Aksine, her yerde ulu orta konuşan kimse, hele konuştuğu şeyler de yüce mefhumlara ve uzmanlık isteyen mevzulara dairse, hem bir sürü hatalara düşer, hem de kendi değerini düşürmüş olur. “Çok konuşanın çok sakatatı olur” sözü ne kadar yerinde ve kıymetli bir sözdür.
|