| Türkiyemiz İçin Çok İyi Oldu... |
|
|
| Cemal Uşşak, Bugün | |
| 25.08.2007 | |
|
Kısa bir süre sonra ziyaret saati geliyor ve dezenfekte olduktan sonra, acı içinde kıvranan diğer hastaların arasından ilgili odaya geçiyoruz. Şimdiye kadar hiç rastlamadığım bir manzara. Hasta'nın vücudunu ahtapot kolları gibi saran alet-edevatı saymakta zorluk çekiyorum. Makine desteği de olsa, bir hayli zor nefes alıyor. Heyecanımı ve duygularımı olabildiğince bastırarak, on beş yıllık hukuku geride bıraktığımız Hasta'nın boşta kalan elini tutup kendisine hitap etmeye başlıyorum:" Haydi Monsenyor ! Kalk seni çok sevdiğin İstanbul'a, dostlarının yanına götürmeye geldim." Sonra, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak'ın ve İstanbul'daki diğer dostlarının selamlarını ve şifa dualarını iletiyorum. Derken, bir hayli güçlükle göz kapakları aralanıyor ve zor anlaşılır bir sesle, "Hoş geldin Cemal Bey ! İnşallah İstanbul'a gideceğiz, ama daha sonra" diyor. Ve göz kapakları tekrar kapanıyor. Kısa süren derin bir sessizlik. Daha sonra ikinci cümle işitiliyor Monsenyor'den: "Cemal Bey ! Seçim sonuçları Türkiye'miz için çok iyi oldu. Çok iyi oldu". Vefalı yeğen Mario Ebcim, "manevi evlad" diğer Mario ve Hasta'nın yakın dostu, Türkiye'de de bir hayli tanınan "soprano" ve org sanatçısı Elisabetta çok şaşkın. "Cemal Bey, biliyor musun Monsenyör iki haftadan bu yana ilk defa sizinle konuştu" diyorlar. Bu sözler, 24 Temmuz'da, Roma'da tren altında kalarak ağır bir kazaya maruz kalan, Vatikan Büyükelçiliği İstanbul Temsilcisi, kamuoyunda "Cevşen dağıtan papaz" olarak bilinen ve gerçekten de Cevşen dağıtma rekorunun sahibi Monsenyor Georges Marovitch'e ait. Yanında bulunuşumdan heyecanlandığını, bir şeyler söylemek istediğini ama daha fazla konuşmakta zorlanacağını görerek ayrılıyorum. Ayaklarım, bu "sıra dışı" şahsiyeti bırakıp gitmemek için adeta direniyor. Dua dua ayrılıyorum odadan. Dışarıya çıktığımızda Büyükelçilik Müsteşarı Deniz Kılıçer Hanımefendi ile karşılaşıyoruz. Türkiye'den kimi üst düzey yetkililerin sık sık araması üzerine, hasta hakkında bilgi edinmek üzere Monsenyor'un ziyaretine geldiğini söylüyor. Marovitch'in adeta bir mucize eseri olarak hayatta kaldığı tren kazası esrarengiz mahiyetini halen koruyor. İnanıyorum ki, Georges Marovitch iyileşir iyileşmez, malum sempatik kişiliğiyle diyalog ve barış için çalışmaya ve "Cevşen Duası" dağıtmaya devam edecek. Bu arada, ne garip değil mi sevgili dostlar, İstanbul'da doğup büyümesine rağmen, daha üç yıl öncesinde Türk vatandaşlığına geçmiş olan, 76 yaşındaki Georges Marovitch, 22 temmuz seçim sonuçları için, acılar içinde kıvranırken bile "Türkiye'miz için çok iyi oldu" derken, kimileri bunu bir "felaketin miladı" olarak algılayıp tepki vermeye devam ediyor. Kim bilir, belki de o "felaketin miladı", halktan uzaklaşanlar ve halkı tanımayanlar için olsa gerek. Her ne ise. Georges Marovitch'in sağlık durumu hassasiyetini koruyor ve sevenlerinden şifa duası bekliyor. |
|
| Son Güncelleme ( 25.08.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Gemelli'nin koridorlarında, iki güzel dostla birlikte heyecanla ilerliyoruz. Burası, "Papaların tercihi" Roma'nın en itibarlı hastanesi. "Reanimasyone" bölümüne ulaştığımızda kapı önünde bekleşen tedirgin yüzlerle karşılaşıyoruz.



