| Hikmet Gözüyle Mukaddes Beldeler |
|
|
| Hamdi İşcan, fgulen.com | |
| 28.08.2007 | |
|
Bu sebeple biz bu yazımızda muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin hikmet nazarıyla okuyup temâşâ ettiği, sonra da kaleme almak suretiyle bizim istifademize sunduğu mukaddes beldeler hakkındaki bazı tesbitleri üzerinde durmak istiyoruz. Hocaefendi, "Zamanın Altın Dilimi" kitabındaki "Ravza" yazısında "cennet bahçelerinden daha temiz" diye tavsif ettiği Ravza-i Tâhire hakkındaki duygu, düşünce, heyecan ve müşahedelerini dile getirmiştir. Biz burada yazının umumi manada değerlendirme ve tahliline girmeyeceğiz. Sadece yukarıda bahsini ettiğimiz bakış açısı noktasından bir iki hususa dikkat çekmeye çalışacağız. Bilindiği üzere Ravza-i Tâhire'nin pek çok kapısı vardır. Peki bu pek çok kapının ifade ettiği mana ve muhteva nedir? Çok kapının olması metafizik âlemde neye tekabül etmektedir? Hocaefendi bu husus için iki değerlendirmede bulunmaktadır. 1- "Gül yüzlü Güzel"in aşk u hicranıyla pâre pâre olan kalpler vardır. İşte fizikî âlemde yarıklar şeklinde görülen bu kapılar, esasında o Güzeller Güzeli'ne duyulan sevda va kavuşma arzusu ile vuslat ve hasret arasında sürekli gel-git yaşayan, yaşayıp sinesi paramparça hale gelen, çâk çâk olan insanların dışa akseden iç dünyasını yansıtmaktadır. 2- Ravza'nın pek çok kapısının bulunması, Ravza Sahibi'nin (sas) vicdan genişliğine, evrensel rahmetine, herkesi ve herşeyi merhametle kucaklayışına, herkese ve herşeye bağrını açışına hasılı O'nun ruhunun insanlığa açılan menfezlerin (pencerelerin) çokluğuna işaret etmektedir. Yazının ilerleyen kısmında Hocaefendi Kabe'nin ibadet, Ravza'nın ise aşk u hasret kuşağı olduğunu ifade etmektedir. Evet, kadimden beri kulluk şuurunun, emre itaatteki inceliğin zirve noktada Kabe'nin karşısında duyulup hissedildiğine, aşk u vuslat duygularının ise en yüksek seviyede Ravza'da doruk noktasına ulaştığına dikkat çekilmiştir. İşte Hocaefendi Ravza-i Mutahhara'daki kubbeleri, "aşk matkaplarıyla oyulmuş gibi görünen kubbeler" şeklinde tarif ve tavsif etmek suretiyle aşk teması ile fizikî yapı arasındaki münasebeti ortaya koymuş olmaktadır. Hocaefendi'nin mukaddes beldelerle ilgili bir yazısı da yine "Zamanın Altın Dilimi"ndeki Kabe yazısı. Hocaefendi bu yazıda da bahsini ettiğimiz perspektiften bazı değerlendirmelerde bulunmaktadır. Mesela Makam-ı İbrahim için Hocaefendi "ötelere yükselten nurlu bir merdiven" ifadesini kullanmaktadır. Bilindiği gibi Makam-ı İbrahim, İbrahim Aleyhisselam'ın Beytullah'ın binasını yükseltirken üzerine çıktığı ve kendisinde Hz. İbrahim'in ayak izinin bulunduğu mukaddes bir emanettir. İşte nasıl ki Hz. İbrahim (as) bu kutlu vasıta üzerinden ötelere giden yolları açmış, rıza ufkuna seyahat gerçekleştirmiştir. Hocaefendi de bu tarihî emanetin ihtiva ettiği mana ve muhtevayı esas alarak Makam-ı İbrahim'i tatlı ve latîf bir benzetme ile nurlu bir merdiven şeklinde tavsif etmektedir. Aynı yazıda Hocaefendi zemzemin varoluş hikmetini de ifade etmektedir. Şöyle ki Kabe her lahza görünür-görünmez milyarlarca temiz ruhun, harîmine can atıp vuslat aradığı bir aşk meclisidir. Öyle ise bu aşk meclisinin bir sâkisinin olması gerekir. İşte Hocaefendi Kabe'nin hemen yanıbaşında bulunan zemzem kuyusunu güzel ve hoş bir teşbihle, bu aşk meclisinin sâkisi olarak ifade etmektedir. Bahsettiğimiz bakış açısını daha teferruatlı ve bir çok örnekleriyle "Yeşeren Düşünceler"deki "Hac" ve "Işığın Göründüğü Ufuk" kitabındaki "Mülahazalarımızın Yeşil Kubbesi" yazılarında görmemiz mümkündür. Hac ve umre vazifelerini eda edeceklerin, oralara gitmeden önce bu yazıları mütalaa ve müzakere etmeleri, zannediyorum o mukaddes mekanlar ve o mekanlardaki ibadet ve vazifelerin mana, muhteva ve ruhunu okuyup öğrenebilme adına kendilerine zengin bir birikim sunacaktır. Lâyıkıyla istifade edilmesi dilek ve duasıyla... |
|
| Son Güncelleme ( 28.08.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



İrfan geleneğimizde bir şeyin dış yüzü ve perde önü keyfiyetine mülk (fizikî alem), iç kısmı ve perde arkasına ise melekût (metafizik âlem) denilegelmiştir. Bu sebeple mülk ile melekût arasındaki münasebet zarf ile mazruf arasındaki münasebete benzetilmiştir. İşte çok farklı mana tabakaları bulunan hikmet kelimesinin bir manası da fizik ile metafizik arasındaki bu içiçeliği, bu sarmaş-dolaş halini tek bir perspektifte değerlendirmeye tabi tutabilme, her iki alemi de aynı anda nazara alabilme ve böyle bir bakış açısıyla eşya ve hadiseleri yorumlayabilme kabiliyeti olarak ifade edilebilir.



