Oruçluyken Dikkatli Olmak Lazım Yazdır E-posta
Fethullah Gülen   
12.09.2007

İnsan çoğu zaman üzerinde durulmaması gereken, kâle alınmaması gereken şeylere takılıyor ve kaybediyor. Mesela bir insan namaz, oruç, hac ve zekat ile yükseliyor, yükseliyor. Fakat kendisini çileden çıkartan bir hâdise karşısında takılıyor ve bütün kinini, gayzını bir anda ortaya koyuyor. Halbuki o hâdise karşısında gayzını tutabilseydi namaz, oruc, hac ve zekatla elde ettiği yüksekliklerden daha yükseklere çıkabilirdi.

Evet insan dişini sıkabilirse, kendindeki negatif enerjiyi pozitif yapabilirse, elde edeceği güçle füze süratinden daha aşkın bir hızla evc-i kemale vasıl olabilir. Aklı çok ileri bir dialektiğe, cerbezeye sahip olan birisi, aklını arkadaşlarına galebe çalmak için değil de hak ve hakikat adına kullanabilirse, kendisi için bir anlamda şerr-i cüz'î olan o aklını iradesiyle hayr-ı küllîye çevirmiş demektir.

İşlerin En Hayırlısı Orta Olanıdır

Meseleye şöyle de yaklaşılabilir. İsm-i Zâhir, eşyanın dış yüzünün -Allah tarafından- tanzim edilmesine, dengelenmesine, prensiplere bağlanmasına ve bir kısım mükellefiyetlerimizin ilahi kanunlar şeklinde vazedilmesine bakar. Bir insanın, namaz kılıp, oruç tutup, hacca gitmesi, ism-i Zâhir itibarıyla yapması mecburi olan şeylerdendir. Çünkü insana Allah yolunda olmayı tâlim eden Zât, bu türlü zâhirî şeyleri yerine getirmeyi aynı zamanda emretmiştir. Ne var ki, namaz kılmak, oruç tutmak ve Kâbe'yi tavaf etmek, mutlak manada insanın kurtulması manasına gelmemektedir. Zira bunlar yerine getirilirken, bâtın itibariyle bazı şeylere takılma ihtimali söz konusudur.

Evet! Hakikate ulaşılacağı ana kadar eşya denen tabuya takılıp kalma her zaman mukadderdir. Ancak, ism-i Zâhir'in gereklerini, ister tefekkür cihetiyle, isterse bizim amel ve muamelelerimize esas teşkil etmesi açısından, bütün bütün bırakıp "Sadece Allah'a uyanacağım ve O'nu duyacağım" diye varlığı ve onun ifade ettiğini görmezlikten gelmek de doğru değildir. Zira o zaman da, yine muvâzene korunamamış olur. İhtimal böyleleri, bazen monist, bazen de panteist olabilir veya vahdet-i vücûda girebilirler. Bu itibarla da dinin ruhundaki denge korunamamış olur ki, bu da diğeri kadar tehlikelidir. Sırât-ı müstakim erbabı, bu ikisini de dengeli götürmüşlerdir. Diğer bir tabirle, ikisini birden dengeli götürmeye sırât-ı müstakim erbabı muvaffak olmuştur. Evet ne sadece o, ne de beriki; ikisi birden bir vâhidin iki yüzü olarak değerlendirilmelidir ki, doğru olan da budur. Yoksa, bazen ifrata girip hep "delil, delil" demek ve delillerin delisi olmak ki, böyleleri sonucunda bazen asla medlûla ulaşamayabilir. Bu, namaz, zekât ve hac gibi ibâdet u taatle medlûla ulaşılmaz manasına gelmez. Bunları değerlendirmeye almayan insan muvâzeneyi yine bozar. "İşlerin en hayırlısı orta olanıdır." fehvâsınca ifrat ve tefrite girilmeden orta yolu bulmak en doğru olanıdır.

İbadetin Neşvesini Tadamayanın Hali

Acz ve zilletini idrâk edemeyen, rahmetin ve ümidin, ne kadar kıymetli olduğunu bilmeyen kimse kem talih, ve ibadetin neşvesini kavrayamamış kimsedir. Evet, ibadetin ruhunda hem yüzü yere sürme, Allah'ın rahmetine bel bağlama, ümitlenme, hem de ümitlerini kaybetme endişesiyle tir tir titreme vardır. Hem büyük bir endişe hem de yanında alabildiğine neşe iç-içedir. Endişeyle neşeyi biraraya getirdiğiniz zaman, Mevlâ'nın huzurunda olduğunuza inanabilir, havf ve recâ muâdelesini yapmış sayılabilirsiniz. Ama bir tarafta burnunu dikip gezen mütekebbirler, korku nedir bilmeyen nikbinler, herşeyi Bektaşi iyimserliği içinde görenler, kuruntulara bağlananlar, diğer yandan da ümitsizlik içinde yaşayan me'yûslar, kulluk şerefindeki ulviyetin ne demek olduğunu idrâk edemeyen zavallılar hiçbir zaman bu neşve ve bu huzuru duyamazlar. Allah'a karşı yapılan kullukta dengeli, ölçülü, O'nun tayin buyurduğu kıstaslarla hareket etmek şart olduğu gibi, niyet de şarttır. Niyetsiz yatıp kalkmak namaz değildir.

Allah Resûlü: "Nice ayakta duranlar vardır ki ayakta durmaları kendilerine yorgunluktan başka birşey kazandırmaz ve nice aç duran, oruç tutanlar vardır ki orucundan yanına kalan sadece açlık ve susuzluktur" der. Demek gönlün sadece ve sadece O'na teveccüh etmesi gerekir. O düşünülmeden verilen zekât, zekât; sadaka da sadaka değil, bir tebzîr ve Kur'ân'ın diliyle şeytana arkadaş ve yâr olmaktır. O'nun maksûd olmadığı emr-i bi'l-ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker, diyalektik yapmak ve insanları demagoji ile aldatmak demektir. O'nun maksûd olmadığı bir cihad gösteriş ve âlâyişten ibaret, servet ve zamanı heder etmek demektir. Demek ki ibadetin ruhunda gaye Ma'bûd olacak ve abd, Ma'bûd'a teveccüh edecek, kulluk Ma'-bûd'a yapılacak. Aslında aynı kökten gelen bu kelimeler birbirinden ayrılmaması esasına göre hareket edilecek.

Ötede Meşakkat Çekmemek İçin

"Rahata düşkünlüğün sebep olduğu en büyük sefalet ve rezalet ise, tembelliğin, insana bu dünyada acı ve ızdırap çektirdikten sonra onu bir de ahirette azaba dûçar etmesidir. Burada "Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Rasûlullah" hakikatine sığınmayan ve ruhlar aleminden mahşer meydanına, oradan da daha ötesine kadar uzanan yolculuk için azık edinmeyen tembel kimseler zâhiren bazı yüklerden kurtulmuş olacaklar ama her durakta önlerine çıkan tehlikeler karşısında tir tir titreyecek ve sürekli bin bir türlü ihtiyaç içinde kıvranıp duracaklardır. Tembellik ve tenperverlikten dolayı burada namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerden kaçanlar, görünüşte onların yükünden kurtulmuş olacaklar; fakat, daha sonra her köşe başında kendilerini bekleyen şeytanî tuzaklara hazırlıksız yakalanacak ve dünyada razı olmadıkları azıcık meşakkate karşılık her durakta çok büyük zahmetler çekeceklerdir. Allah'a iman eden ve kulluk görevini yerine getiren kimseler ise, dünyadaki az bir meşakkate bedel, hem burada Cenâb-ı Hakk'a tevekkül ederek rahat bir ömür sürecek, hem de hayatta iken biriktirdikleri namaz, oruç, hac gibi sermayeleriyle ötede de yol boyu önlerine çıkabilecek tehlikelere ve ihtiyaçlara karşı azık hazırlamış olacaklardır.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
asya   |2008-07-04 17:04:25
sizin birçok kitabinizi okudum çaga işik tutuyosunuz ufkum genişledi vesilenizle....
RAMAZAN  - ORUÇ   |2007-11-20 15:24:54
ramazanda bilerek orocumu yedim sonra 61 gün tutuyorum. Tutarken bir gün daha yersem cezam kaç gün olur.
seda  - ne haçı ne işareti?   |2007-09-21 02:58:52
erol bey o işareti nasıl görebildiniz ben yarım saat baktım bildiğimiz tireden baska bişey göremedim başka şeyler araştırın bu
tutmadı...
erol önal  - 5. paragraf 3.cümle   |2007-09-16 10:24:20
bu paragrafta cümle sonunda iç içedeir yazılan yerde küçük bir + ya da haç gibi bir görüntü var. Bilgilerinize.
barış aral  - size hasret yüzler   |2007-09-15 18:09:34
O kadar güzel şeylerden
bahsediyorsunuzki yazmış olduğunuz kitaplar ve yorumlar insanların bakış açısını değiştiriyor.inşallah
bizlerde yukarda bahsettiğiniz o sırat-ı müstakim erbablarından oluruz.emr-i bil maruf nehy-i anil münker vazifesini sizin irşad ekseni
kitabınızda en güzel biçimde anlattığız gibi bizlerde birilerine anlatabiliriz.iyiki varsınız.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 18.09.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İktisadın Lüzûmu

Seyredin

Bizi Birbirimizden Koparamazlar!..

Dinleyin

His Felcinin Sebepleri

Dinleyin

Denizli Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

Kendi yaptığı işi beğenme bir münafıklık alâmetidir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri