| Her An ve Bütün Ameller |
|
|
| Hamdi İşcan, fgulen.com | |
| 18.09.2007 | |
|
Bir önceki yazımızda Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’nin mübarek ramazan ayı ile ilgili yazılarında önemle üzerinde durulan işte bu pek ehemmiyetli hususa dikkat çekmeye çalışmıştık. Şimdi ise yine Hocaefendi’nin ramazan ayı ile ilgili yazılarında ele alınan başka bir önemli husus üzerinde durmak istiyoruz ki o da şudur: Ramazan’ın her anı bereketle dopdolu bir ganimet mevsimi olduğu gibi, Ramazan’daki her türlü hayırlı iş ve amel de, başka zamanlarda olduğundan çok farklı, çok derinlikli, kat be kat daha fazla ücret ve mükafatı içinde barındıran bir keyfiyet ve zenginliktedir. İlk başta bunun zaten herkes tarafından bilinen bir husus olduğu akla gelebilir. Ancak şahsen ben, Ramazan ayında amellerin kat be kat mükafatlandırılacağı mevzuunu nedense hep okunan Kur'an, çekilen tesbih, kılınan namaz gibi şahsî ibadetlerle ilgili olduğunu düşünürdüm. Halbuki Hocaefendi Kırık Testi serisinin dördüncü kitabı olan "Ümit Burcu" adlı kitabında konuya ayrı bir bakış açısı getiriyor ve Ramazan'ın "bir"leri "bin"lere, "milyon"lara çeviren bereketinin bütün salih ve hayırlı amelleri kapsadığına dikkatleri çekiyor. İlgili yazıda Hocaefendi şunu söylüyor: "Hele neslin ıslahı için bir oraya bir buraya koşup duran kudsîlere Ramazan kim bilir ne hediyeler ne hediyeler takdim ediyordur. Dine ve millete hizmet yolunda sahur, iftar demeden seyr u seferler yapan kutlular kim bilir Ramazanda nasıl binlerce senelik semere elde ediyorlardır. Ben kendi nefsimden demiyorum bunları, bakın Übey İbnu Ka’b radıyallahu anh ne diyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah rızası düşüncesiyle Ramazan ayı dışında müslümanlara gelmesi muhtemel tehlikeleri savmak için, sevap umuduyla bir günlük ribât, sevap yönüyle yüz yıllık oruçlu, namazlı ibadetten hayırlıdır. Müslümanların selameti, huzur ve sükunu adına, Ramazan ayında Allah rızası için bir günlük ribât Allah indinde, orucuyla namazıyla bin yıllık ibadetten daha hayırlı, sevapca daha büyüktür. Eğer Allah onu sağ-salim ailesine kavuşturursa, bin yıl ona bir tek günah yazılmaz, sadece haseneleri yazılır ve kendisine Kıyamete kadar ribât sevabı akıtılır. Evet, ribat, din ve milletin başına gelmesi muhtemel bela ve musibetler karşısında tetikte olma, inandığı davanın gereğini eda etme, kısacası “adanmışlık” vasfını ortaya koyma demektir. Adanmış bir insanın hedef ve gayesi uğrunda atacağı her adım ona ribat sevabı kazandıracaktır. Ya bu sevap bir de Ramazan ayının bereketine göre olursa!.." Hocaefendi, yazının devamında 'bu azim, bu büyük, bu başdöndürücü mükafat herkes için sözkonusu mudur' diye akla gelebilecek soruya ise şöyle cevap veriyor: "Herkes elde edebilir mi böyle bir mükafatı? Evet, kalbindeki hulûsa, niyetindeki derinliğe ve Allah’la olan irtibatının seviyesine göre herkes bu mükafattan istifade edebilir. Hadis-i şerifte bir ufuk gösterilmektedir. Sevabı tam kazananın hâli odur, ama herkes onun kadar olmasa da kendi seviyesine göre aynı semereden nasiptar olur." Evet, görüldüğü gibi Ramazan'ın bereketi sadece şahsî ibadetlerle sınırlı değil. O zaman diyebiliriz ki, Ramazan ayı kullukta alabildiğine derinleşme mevsimi olduğu/olması gerektiği gibi, aynı zamanda din ve iman adına da vargücümüzle koşturup duracağımız bir hizmet mevsimidir. Kur'an okuduğumuz gibi bir başkasına Kur'an öğretmeye çalışma.. namaz kıldığımız gibi namaz kılmayan bir yakınımızın gönlünde namaza arzu ve iştiyak uyandırma.. milletimizin en büyük problemlerinden biri olan eğitim meselesinin çözümüne karınca-kararınca katkıda bulunmak için fakir bir talebeye burs verme ama aynı zamanda bir başka fakir talebe için burs bulmaya çalışma.. evet, saydığımız-sayamadığımız bütün salih ve hayırlı ameller göklerin üzerimize bereket boşalttığı bu rahmet ayında katre iken derya olabilecek bir enginliğe ulaşmaktadır. Rabbim'den diler ve dileniriz, Hacet Namazı duasında denildiği gibi her türlü ama her türlü hayırlı ve salih amel yapmayı bize bu kutlu zaman diliminde nasip eylesin. Âmin! |
|
| Son Güncelleme ( 18.09.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Bir ganimet mevsimi ki her anı altın kıymetinde, her anı potansiyel bir eşref saati yüklü. Saatler, dakikalar senenin başka hiçbir vaktinde olmadığı ölçüde göklerden, daha doğrusu gökler ötesinden bereket taşıyor. Yeme-içme gibi tabii ihtiyaçların giderilmesi bile “iftarlar”, “sahurlar” ile farklı bir keyfiyete inkılap ediyor; bu beşeri haller dahi ibadet rengine bürünüyor, ibadet şeklini alıyor. Evet, hiçbir fasıla, hiçbir kesinti olmaksızın başımızdan aşağı sürekli maneviyat boşalıyor, bereket yağıyor. Aralıksız süren ışık yağmuru ruhumuzu parlatıyor, içimizi aydınlatıyor, kalbimizi nurlandırıyor.



