18:15:43

Bu site 26 Mart 2013 tarihinden itibaren güncellenmemektedir. Sitenin güncel hali http://fgulen.com/tr/ adresinde takip edilebilecektir.

Ana Sayfa arrow Haberler arrow 2007 Haberleri arrow Günümüz İnsanına Sünnet Kılavuzu
Günümüz İnsanına Sünnet Kılavuzu Yazdır E-posta
Değerlendirme: / 6
Kötüİyi 
Zaman Kitap   
26.10.2007

Gülen'in Sünnet AnlayışıDinî hayatı bize talim eden Rabbimiz, davranışlarını doğrudan doğruya kontrol altına alıp yönlendirdiği Peygamberimiz aleyhisselatü vesselam'ı, hayatı talim etmek üzere bize göndermiştir.

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir güneş gibi insanlık semasında doğmuş, bütün dünyaya ışıklarını saçmış ve kıyamete kadar da saçmaya devam edecek. O, çok kısa denebilecek bir zaman dilimi içinde bütün çağları aydınlatacak ve insanların problemlerine çareler sunacak bir hayat yaşamıştır.

Hazreti Muhammed aleyhisselatu vesselâm’ın, bütünüyle beşerin hayatına lazım gelen esaslarla zuhuru öylesine harikuladedir ki, insanlık tarihinde eşini göstermeye imkân yoktur. Beşer tarihinde çeşitli icraatçılar, ıslahatçılar vardır. Ancak Kâinatın Efendisi, reformcu değildir. O, Hazreti Adem’le başlayan Allah’ın yegane dini İslam’ın üzerine konan tozu toprağı silmiş, bundan on dört asır evvel onu kendine has saflığıyla yeniden ortaya çıkarmış ve beşere takdim etmiştir. Peygamber Efendimiz reformcular gibi hayatın sadece bir yönüne ait meseleleri ıslah etmeyle, deforme olmuş şeyleri düzeltmekle meşgul olmamıştır. O, bir insanın yatıp kalkmasından uyumasına, hangi tarafı üzerine yatacağına, nasıl yiyeceğine, ibadetlerini yaparken nasıl bir yol izleyeceğine, inandıklarına nasıl inanması gerektiğine, ahlaka.. kısacası hayatın her ânı için yol gösteren bir kılavuzdur.

Sünnet, hayatımıza hayat olmalı

İşte biz, Peygamberimiz’in bu düzenlemelerine, söz, fiil ve takrirlerine sünnet diyoruz. Sünnet, Allah Resulü’nün bütün hayatını kapsar. Bu noktada O’nun bütün hal ve tavırları bizim için örnektir.

Kul, farzlarla Allah’a yaklaşır, fakat farzların üstünde sünnetlerle o hale gelir ki, -kudsî hadiste ifade buyrulduğu üzere- Allah, onun gören gözü, işiten kulağı, konuşan ağzı, tutan eli ve yürüyen ayağı olur. Yani, Allah, gördüğü şeyleri ona hiç yanlış göstermez; yalnız razı olduğu şeyleri gösterir ve gördüğü her şeyi isabetli değerlendirmesine yardımcı olur. Böyle bir mümin güzel sesleri kötülerinden çok iyi ayırt eder, kulağına gelen şeyleri çok isabetli değerlendirir. Aynı zamanda Allah böyle bir insanı konuştururken hakkı söyletir. Allah ona eliyle iş yaptırırken Hak adına işler yaptırtır, ayağıyla bir tarafa doğru giderken de onu hakikat istikametine doğru götürür. O insanı doğrudan doğruya kontrolü altına alır ve rızası istikametinde hareket ettirir. Nitekim Asr-ı Saâdet’te gördüğümüz üzere Cenab-ı Hak, Efendimiz aleyhisselatü vesselam’ı hep razı olacağı daire içinde hareket ettirmiştir. Ve daha sonraları da Allah bir kısım zatların hayatını Efendimiz’in yolu üzerinde kontrol altına alarak, onlara rızası istikametinden başka bir yol göstermeyerek hem asrımızda hem de daha evvelki asırlarda insanlara aydınlık getirmek ve O’nu yeniden insanların nazarına vermek için bütün yolları tıkamış, mecburi tek bir istikamet göstererek böylesi zatlarla sünnet-i seniyye yolunu işlek bir yol haline getirmiştir.

Gülen’in sünnete bakışı

Sünnete ilişkin bir başka önemli nokta da, ümmetin fesadı zamanında sünnet-i seniyyenin ihya edilmesi; ister farz, ister vacip olsun bütün erkân-ı imaniye ve İslamiye ile Efendimiz’in yolunun yeniden işler hale gelmesidir. Birileri bu geniş yolu patika haline getirmeye çalışsa da, onun çok geniş bir cadde halinde, kıyamete kadar devam etmesini temin etmek için çabalayan, Efendimiz’in sünnetini kendine rehber edinmiş yüce kametler her asırda gelmiştir. İşte bu seçkin isimlerden biri de Fethullah Gülen Hocaefendi’dir. O, hayatını sünnete göre programlamış, gerek yazılarında, gerek vaaz ve konuşmalarında hep insanları sünnet yoluna çağırmıştır. Hadis ilmine ömrünü veren, hadisi insanımıza sevdiren Prof. Dr. İbrahim Canan’ın geçtiğimiz günlerde yayımlanan Fethullah Gülen’in Sünnet Anlayışı isimli eseri, Hocaefendi’nin bu yönüne ışık tutuyor.

Fethullah Gülen, konuşma ve yazılarında Kur’an-ı Kerim’den sonra hadisleri ikinci kaynak olarak kabul etmiş ve Efendimiz’i bir “postacı”dan ibaret görüp hadisler hakkında ileri geri konuşanları susturmuştur. Hadisler, İslâmî iffet ve ismeti dorukta temsil eden devasâ âlimler tarafından yazılmış, tespit edilmiş ve çok emin kanallarla Buharî, Müslim gibi bu alanın dâhi imamlarına intikal etmiş ve bu üstün fıtratlar bir kere daha hadisleri, metin ve senet kritiğine tabi tutarak ayıklanması gerekenleri ayıklamışlardır. Buna rağmen günümüzdeki bazı çevrelerin hadis konusundaki olumsuz tavırlarını ‘hüsnü zan’la değerlendirmek elbette mümkün değil.

Aslında, Sünnet hakkında gerek oryantalistlerin, gerekse içimizde bazılarının ortaya attıkları şüphelere karşılık cevap mahiyetinde bugüne kadar bir hayli kitap yazılmış, konuşma yapılmıştır. Ancak Gülen şu noktanın altını ısrarla çiziyor: Hadise ve sünnete yapılan itirazlar, ilk günden beri hadis tarihi açısından defalarca cevaplandırılmış olmasına rağmen, orijinal bir şey gibi bu bayat bilgiler tekrar tekrar ortaya atılmış ve zihinler bulandırılmak istenmiştir. Günümüzde Batılı kaynaklarda gördükleri itirazları yeni zanneden bazı talihsizler, bu eski şeyleri yeni bir şey keşfetmiş gibi kitaplara dökmüş ve sâfi zihinleri yeniden bir kere daha ifsat etmişlerdir. Halbuki, bu itirazların bir kısmı, daha İbn Kuteybe döneminde cevaplandırılmış, kalanları da, henüz ortaya çıktıkları dönemde reddedilmiş, ciddi bir mantığa dayanmayan boş iddialardır.

Sünnete bağlı ve âşık

Bu noktada hemen şunu ifade edelim ki Gülen’in eserleri mütalaa edildiğinde onun “hadiste/sünnette yenilik” veya “hadiste ıslah” şeklinde bir iddiası olmadığı görülecektir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Gülen’in hadis ve sünnet karşısındaki duruşu gelenekçidir. Yani İbrahim Canan Hoca’nın ifadesiyle ashab-ı kiramdan günümüze kadar sünnet deyince ehl-i sünnet uleması, ne anlamış, ne gibi nokta-i nazarlar tespit edip kaideleştirmişse Hocaefendi, onları aynen benimsemiştir. O, sünnete Hz. Abdullah b. Ömer kadar bağlı, İmam Gazali veya İmam Rabbani kadar âşıktır. Gülen, bütün fikriyatını, davasını, hedeflerini, metotlarını sünnet-hadis hazinesinden çıkardığı cevherlerle yol yol işlemiştir.

O, Buhari veya Müslim gibi herhangi bir hadis kitabını baştan sonra şerh eden bir şarih de değildir. Peki, Gülen ne yapmıştır? O, özellikle son asırda cehalet, fakirlik ve ümitsizlik içinde bulanan insanımıza, aşk u heyecan katacak, onların metafizik gerilimlerini muhafaza edecek, onları fakirlikten ve tembellikten kurtarıp dava şuuruna sahip hale getirecek hadisleri şerh etmiştir. Fethullah Gülen’in Sünnet Anlayışı isimli eser, üç bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Hocaefendi’nin şahsiyeti, davası, öncelikleri hakkında bilgiler yer alıyor. İkinci bölüm Hocaefendi ve Hadis başlığını taşıyor. Bu bölümde Gülen’in Peygamberimiz ve ashabına bağlılığı, hadis ilmi noktasında gelenekçi olduğu, hadis bilgisinin ne kadar geniş olduğu, hadislere getirdiği açılımlar üzerinde duruluyor. Son bölümde ise Hocaefendi’nin ayet ve sünnet yörüngeli yetiştirdiği, sahabenin izdüşümü diyebileceğimiz “alperen”lerden, onların ahlakından bahsediliyor. Bu şekilde Hocaefendi’nin davasının esaslarını tespitte ve davasını yürütecek öğrencilerin yetişmesinde hadisten nasıl istifade ettiği gösteriliyor.

Fethullah Gülen’in Sünnet Anlayışı adlı kitap, hayatıyla sünnete bağlılığını her zaman göstermiş bir insanın rehberliğini kavramak kadar, sünneti yeniden düşünmek bakımından da büyük önem taşıyor. (Ali Demirel)

Son Güncelleme ( 26.10.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
Fethullah Gülen Web Siteleri