Dönüşüm Sürecindeki İslam Dünyası ve Gülen Hareketi'nin Katkıları Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 20
Kötüİyi 
Musa Hûb, fgulen.com   
01.11.2007

Musa Hûb"Gülen Hareketi" Üzerine Uluslararası Konferanslar, Amerika'dan sonra Avrupa'da da arz-ı endam etti. İngiltere'nin başkenti Londra üç gün süren bu büyük konferansa ev sahipliği yaptı (Ekim 2007). Sunumların tamamen İngilizce yapıldığı konferansın üst başlığı "Muslim World in Transition: Contributions of The Gülen Movement" idi. "Dönüşüm Geçiren İslam Dünyası: Gülen Hareketi'nin Katkıları" üzerine hazırlanan seri oturumların ilk açılışı, 25 Ekim'de House of Lords'da (Lordlar Kamarası) yapıldı ve bu programa sadece ismen davetliler katılabildi.

Müteakip konferanslar ise 26'sında SOAS'ta (School of Oriental and African Studies: Londra Üniversitesi Afrika ve Şarkiyat Araştırmaları Okulu); 27'sinde de LSE'de (London School of Economics: Londra Ekonomi Okulu) olmak üzere, ayrı ayrı ikişer salonda, sabah 09:00'da başlayıp ikindi vakti 16:30'da bitti. Her iki salonda iki gün boyunca toplam 4 panel, 3'erli fasılalarla 12 oturum halinde gerçekleştirilmiş oldu. Panellerden birinde 13, diğerlerinde ise 12'şer konuşmacı vardı. Sadece kayıtlı olarak yaka kartıyla giriş yapılabilen salonlar gün boyunca giren-çıkanlara rağmen, çoğunlukla dolu idi.

Dünyanın muhtelif kıt'alarından farklı ülke ve üniversitelerinden seçkin bir akademisyenler topluluğu kaleme aldıkları 49 ilmî çalışmanın ancak 20 dakikayla sınırlı özetlerini seyircilerle paylaştılar. Bütün konuşmaların asıl yazılı nüshaları ise "International Conference/Proceedings" üst başlığı altında, Leeds Metropolition Üniversitesi Yayınları tarafından 754 sayfa halinde basıldı (London, Ekim 2007). Programa katılanlara kaliteli bir çanta içinde bu kitapla birlikte, kitabın CD'si, "Peace Through Education & Dialogue" CD'si, "Akademic Resources on the Gülen Movement" CD'si, ayrıca "Abstracts & Biographies" kitapçığı ücretsiz olarak hediye edildi. Ayrıca bu bilgilerin PDF dosyaları www.GulenConference.org.uk adresine konulmak suretiyle umumun istifadesine arz edilmiş. SOAS İslam Çalışmaları Merkezi Direktörü Prof. Muhammed Abdulhalim'in de "kıskanmadan edemiyorum" dediği organizasyon ekibi gerçekten takdire şayan bir işe imza atmış.

Başında Dr. İ. Yılmaz'ın bulunduğu "Organize Heyeti"; Dialogue Society, SOAS University of London, Üniversity of Birmingham, Irish School of Ecumenics, Leeds Metropolition University, London Middle East Institute ve Middle East Institute'den oluşmuş; ve bunların isim, logo ve web adresleri kitap ve broşürlere konulmuş olan bu konferanslar hakkında daha detaylı bilgi alabilmek için mezkur siteye bakılabilir. Programın "Editör Heyeti"ni ise şu ilim adamları oluşturmuş: Prof. Eileen Barker OBE, FBA, Prof Henri J. Barkey, Prof. Muhammed Abdul Haleem, Prof. George S. Harris, Prof. Thomas Michel, Prof. Rev. Simon Robinson, Prof. Zeki Sarıtoprak, Prof. David Thomas, Prof. Paul Weller, Prof. Ian G. Williams, Dr. Alan Godlas, Dr. Asaf Hussain, Rev. Dr. Jonhston McMaster, Dr. Colin Turner, Dr Tim Winter ve Dr. İhsan Yılmaz.

Konuşmacılar kadar dinleyiciler de seçkin ve saygın zevattan oluşuyordu. Eski Dışişleri Bakanımız Yaşar Yakış Bey'in o güzel İngilizcesi ile "Discussion/Tartışma" fasıllarında yönelttiği soruları ve getirdiği açıklamaları ise takdire şayan oldu. Hele "M. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin belki de en az tanındığı yerlerden birisi Türkiye'dir. Biz buraya Gülen'i tanımaya geldik." demesi, pek manidar düştü. Dr. Turan Kayaoğlu'nun: "Gülen hakkında bir makale veya sunum hazırlamak, dış dünyada vesile-i itibar olsa da, henüz Türkiye'de öyle değildir. Şahsen ben Gülen hakkındaki bu konferansa katılmakla kendi ülkemde üniversite camiası tarafından alkışlanmak bir tarafa, akademik kariyerimi tehlikeye atmayı göze almış olduğumu da belirtmek isterim." meâlindeki sözleri de alkış aldı.

Panelistler Presentation'larına genellikle bir fıkra veya nükteli sözlerle başlamayı ihmal etmediler. Hatta konuşmasının ortasında meramını bir fıkraya yükleyerek ortamı rahatlatanlar da var idi. Bunlardan herkesi güldüren bir tanesini almış olayım: Ahiret âlemidir. Cennetlikler Cennet'e giriyorlardır. Herkese dünyadaki ameline göre Cennet'ten bir arazi ve anahtar verilmektedir. Ömrünü İstanbul'da şoförlük yaparak geçirmiş birisine gelir sıra, ona derler ki: "Al şu altın anahtarı! Şu gözünün görebildiği kadar büyük arazi senin, içindeki saraylar, köşkler ve huriler de senin!" Sıra arkadaki papaza gelince ona ise: "Al şu gümüş anahtarı! Şu arazi ve içindekiler senin!" denilir. Papaz buna itiraz eder: "Nasıl olur, ben ömür boyu papazlık yaptım, bana bu kadar az veriyorsunuz, o şoföre bile benden çok daha fazlasını verdiniz!" der. Bunun üzerine ona denir ki: "Sana az, ona çok; çünkü o direksiyona geçip arabayı sürmeye başladığında içerdeki yolcular can ü gönülden duaya başlıyorlardı, adrese varıncaya kadar da dualarına devam ediyorlardı. Sen ise kilisende konuşmaya veya duaya başlayınca oradakiler gafilâne amin diyorlardı veya uyuyorlardı. O duaya uyandırıyordu, sen ise duada uyutuyordun!"

Birbirinden kıymetli sunumlarını dinleyiciler ile paylaşan konuşmacıların kendilerine verilen 20 dakikalık zamanı gayet iktisatlı kullanmaya çalışmaları ve ellerinden geldiğince özetleyerek en önemli vurgu noktalarını paylaşmaya gayret etmeleri dikkatlerden kaçmadı. Hatta bazılarının mümkün mertebe süratli telaffuzlarla nefes nefese halleri, yarım nefes alırcasına koşturarak konuşmaları, hadiseye mahrutî bakan nazarları tebessüm ettirdi. Prof. Dr. Paul Heck'in "Hira Dergisi" üzerine yaptığı enfes tanıtım, tespit ve analizler karşısında bir okul müdürünün "Hira diye Arapça bir dergimiz de mi varmış? Vay be! Ben ilk defa bir yabancıdan duydum." şeklindeki sözlerini, "dergimiz" diyen birinden duymak şaşırtıcı oldu doğrusu. Hira Dergisi yayın yönetmeni, yayın heyeti ihtimal ki bu yazıyı ve Arap dünyası ile ilgili sair konuşmalardaki tespitleri birer iktibas buketi halinde bir sonraki sayılarında yayınlamayı ihmal etmeyeceklerdir.

Tartışma faslında birisinin: "Gülen hareketinde bayanlara gereğince yer verilmiyor. Bayanlar ön planda değiller." diyerek getirdiği eleştiriye, yine dinleyici sıralarından, İngiliz Müslümanlarından Ruth Hanımefendinin verdiği cevap gayet veciz oldu: "Bu bir tercih meselesidir. Yıllardır Gülen Hareketi içinde bizzat bulunan ve onları yakînen tanıyan birisiyim. Mesela şahsen ben, (feminist anlayıştakileri kastederek) birileri istiyor diye, sahneye çıkmak veya erkeklerin önüne atılmak mecburiyetinde değilim. Kendimi göstermek istemiyorsam, aksiyonumu ve sosyalliğimi perde arkasında yerine getiriyorsam, bu benim özel tercihimdir. Birileri istiyor diye tercihimden vazgeçemem." Haddizatında erkeklerin fıtraten daha meyyal olduğu sahaları onlara bırakmak ve bir kadın olarak fıtraten daha yatkın olunan yerlerde arz-ı endam etmekten daha doğal ne olabilirdi ki?

Sahalarında söz sahibi sosyal bilimcilerin değişik yönleriyle incelediği, irdelediği, tenkit ettiği ve neticede tanıttığı Gülen Konferanslarını dinleyince, yanımdaki arkadaşlara nükte yollu bir hakikat olarak dedim ki: "Arkadaşlar! Yapmakta olduğunuz hizmetin ne kadar değerli olduğunu şimdi daha iyi öğrenmiş bulunuyorsunuz. Artık bundan sonra mızmızlanmak yok, işim çıktı yok, yapamam, edemem yok, var gücünüzle ne gerekiyorsa onu yapmaya devam!" Evet bu işi yapanların yaparken hiç akıllarına bile getirmediği manidar tespitler ve ilginç yorumlar karşısında "Vay be! Ne kadar mühim bir iş yapıyormuşuz!" diyesi geliyor insanın ve garip bir duyguyla kendisini yaptığı işin cahili imiş gibi hissediyor. Fakat burada şunu da ifade edeyim:

Bu hareketin ilmî, zihnî, felsefî ve içtimâî tarafları hakkında akademisyenler bir ansiklopedi çapına ulaşacağı görülen araştırmalara imza atadursunlar; eğitim hizmetinin bu cihetlerini hiç bilmemekle beraber, gecelerini-gündüzlerini bu işe seferber eden ensâr ruhlu esnafımız için bunların genel bir manası olsa da, detaylarda ihtiyaç duyulmayan hususlar gibi geliyor bana. Hani bir yaşlı kadına: "Nine! Falan medresede İmam Gazali Hazretleri Allah'ı yüz delille ispat ediyormuş. Haydi sen de oraya git, niye buralarda eğleşiyorsun!" denildiği zaman, o kadının cevabı şu olur: "Demek Gazali'nin Allah hakkında yüz şüphesi varmış ki, yüz delille onu ispat etmeye ihtiyaç duymuş. Benim Allah hakkında hiç şüphem yok ki, o delillere ihtiyaç duyayım." İşin künhüne vakıf fedâkâr esnafımızın bu haricî bakış açısıyla yapılan detaylı tespitlere ne kadar ihtiyacı var? Hiç haberleri yok denilmeyecek kadar olsa yeter, gerisi ihtiyaç sahiplerinin rızkı.

Üç günlük konferansın bitiminde, Discussion faslının da sonunda, Mr. Özcan Keleş'in ve Dr. İhsan Yılmaz Beylerin bitiş konuşmaları ile son bulacağı anda gelen, "Bu panelde Gülen Hareketi'nin yeterince ve gereğince eleştirilmediği, bu noktada bir eksiklik bulunduğu" şeklindeki itirazvâri bir soru üzerine kürsüye çıkan değerli konuşmacı (Prof. Simon Robinson) önce espriler ve nükteli sözler ile ortamı yumuşattı, gerekli açıklamalarda bulundu ve ardından da sözlerini "Gülen Hocaefendi, bugün İslam dünyasının Einstein'ıdır!" diyerek taçlandırdı. Bu sözler, tam bir hitam-ı misk oldu. Aslında sadece onun şahsî sözlerinin değil, belki bütün bir programın da başına konulan muhteşem bir tâç niteliğindeki bu ifadeleri dinleyiciler büyük bir alkış seli ile karşıladılar ve böylece program layık-ı veçhiyle zirvede nihayete ermiş oldu.

Hafızamda kalan bazı notları da böylece kaydederek paylaşmış oldum. Türkiye'ye dönüşün ardından bir yılı aşkın bir ayrılığı müteakip vefa ziyaretimi kaderî bir tevafukla Londra Gülen Konferansları ile aynı zamana denk getirerek, bu iman ve amel fakirini de iştirakle teşrif eden Mukaddir-i Hakîm'e sonsuz hamd ü senalar ediyor, bu vesileyle istikbalin gülen yüzündeki "Medeniyetlerin Buluşması" ideali adına daha bir ümit, azim, aşk ü şevk ve iştiyakla baktığımı, bir kere daha itiraf ediyorum ve ediyoruz…

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
Bülent Geboloğlu  - Ben de ordaki baht-ı muhteremlerdendim !   |2007-11-01 12:30:36
Ben şahidim. Ne bir abartma, ne de bir yanlış var hocamın yorumlarında. Hatta, eksikler var desek yeridir ki, hristiyan aleminin lider vasfında
olan insanların, Hoca Efendiye olan hayranlıklarını yazmamıştır hocam.
Aslında son gün katıldım konferansa, ama ona rağmen yetti bana 1
günde aldıklarım, gördüklerim. Sağolun Musa hocam, heralde ancak bukadar güzel tasvir edilebilinirdi.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 03.11.2007 )
 
< Önceki

Multimedya

Temsil Öncelikli Tebliğ

Seyredin

Sahâbe Efendilerimizin Hizmet Düşüncesi

Seyredin

Hizmet Mâzeret Değil!..

Dinleyin

Kalb Kasveti ve İnşirah Vesileleri

Dinleyin

Altunizade Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

İnsan vardır, zamanı kendi hesabına yontar; insan da vardır, bir ömür boyu zaman onu yontar durur...
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri