| Gülen'in Fikirleri ve Türkiye'de İslam, New York'ta Tartışıldı |
|
|
| Zaman Amerika | |
| 05.11.2007 | |
|
AK Parti Milletvekili Nursuna Memecan'ın da sunum yaptığı iki gün süren konferansı çeşitli ülkelerden 300'ün üzerinde katılımcı izledi. Konferansın ilk gününde "Gülen Hareketi, Bir Analiz" oturumunda Bonn Üniversitesi İslam Çalışmaları Bölümü öğretim görevlilerinden Yard. Doç. Bekim Agai, "Hareketin Başarı Sırrı: Küresel Eğitim Hareketinin Çıkışını Anlama" konulu bir tebliğ sundu. Fethullah Gülen'in İslam anlayışını geniş bir açıdan anlattı. Gülen'in öncülük ettiği Türk-İslam anlayışının dünya için büyük bir fırsat olduğunu ifade eden Agai, "Hocaefendi, hoşgörünün, yalnızca İslam dünyasında değil, diğer din mensuplarına da gösterilebileceğini ispatlayarak bu alanda bir dönüş sağladı." diye konuştu. Oturuma katılan Elmhurst Yüksekokulu Din Bölümü öğretim üyelerinden Paul Parker da dünya genelindeki Türk okullarının global barışa direkt etkisine değinerek, "Eğitim yüzde yüz barışı sağlamaz. Ama Gülen'in okulları gibi okullar kurulmazsa da barış hiçbir şekilde tesis edilemez. Yani eğitim verilmeden barışı sağlamak ancak hayal olur." cevabını verdi. Türk Kültür Merkezi tarafından organize edilen "Türkiye'de bugün İslam" konulu konferansın ikinci günü "AKP'nin 22 Temmuz seçim sonuçları" tartışıldı. Türkiye'de 2007 seçimleri konulu oturumda konuşan konuşmacılar, AKP ve bu partinin 22 Temmuz'daki seçim zaferini analiz etti. Konuşmacılar 2002 yılından son seçimlere kadar AKP'nin dini politikaya alet etmeden ekonomik, demokratik yönden Türkiye'ye reform niteliğinde atılımlar ve de açılımlar sağladığını savundu. Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi ve İstanbul Politika Merkezi Direktörü Prof. Dr. Üstün Ergüder, 22 Temmuz'u Türk demokrasisine olan güvenin bir ifadesi olarak yorumladı. Halkın sandıktaki oyunun Meclis'te çok büyük oranda yansımasına Ergüder, "Bu Türk demokrasisine olan güveni daha da güçlendirdi ve ülkenin geleceği adına umut verdi." diye konuştu. AKP'nin 2007 seçimlerinde kullanılan oy toplamının yarısını almasına karşın 2002'de elde ettiği milletvekili sayısından daha azı ile Meclis'te yer aldığına işaret eden Ergüder, "Ancak, son seçim sistemin daha sağlıklı işleye bilmesi adına büyük bir kazanım oldu." yorumunu yaptı. 22 Temmuz seçim sonuçlarının Türk politika tarihinde bir ilki gerçekleştirdiğini kaydeden Ergüder, bunun da Güneydoğu'da AKP'nin bölge de etnik milliyetçilik üzerine politika yapan partiden daha yüksek oy alması olarak niteledi. Türk seçmeni üzerinde 2002, 2006 ve 2007 yıllarında yapılan anket sonuçlarını katılımcılarla paylaşan Ergüder, Türkiye'nin mevcut sorunlarına en iyi çözümün AKP tarafından sağlanacağına inananların oranının yüzde 39 olduğunu söyledi. Türk insanının özellikle AKP'ye ekonomi, Kürt sorunu, AB, sağlık ve eğitim gibi alanlarda çok güven duyduğuna işaret eden Ergüder, bunun neticesinde de AKP'nin dört yıldan fazla süren iktidarı sonunda oylarını arttırarak tekrar iş başına geldiğine işaret etti. Ergüder, AKP'nin 2002-2007 yılları arasında sağlık ve eğitim konularında devrim niteliğinde değişimlere imza attığını belirterek, "Son seçimlerdeki başarısının altında bence bu iki konu en önemli etkendir." dedi. Anketlerde önem sırasına göre işsizlik, terör ve cumhurbaşkanlığı konusunun son seçimlerde ilk üç sırada yer aldığına vurgu yapan Ergüder, "Cumhurbaşkanı'nın belirlenmesi ilk defa genel seçimleri direkt etki yaptı." şeklinde konuştu. Ergüder ayrıca laiklik ile demokrasi konularının da 22 Temmuz seçimlerinin ana gündem maddelerinden olduğunu kaydetti. AKP'ye oy verenlerin bu partiyi İslami yönünden değil ekonomik ve demokratik alanlarda başarısından dolayı tercih ettiğini anlatan Ergüder, Refah, Fazilet partileri ile AKP'nin bir tutulamayacağını sözlerine ekledi. Türkiye'de AB üyeliğini en çok AKP ve ona oy veren kitlenin istediğine dikkat çeken Ergüder, "AKP merkezde olduğunu bir kez daha ispat etti. Halkın yüzde 50'sine yakınının oyunu alırken dini terminoloji kullanmaması da bunu işaret ediyor." dedi. Prof. Dr. Dağı; "AKP'nin kesinlikle gizli İslam ajandası yok" Batı'nın demokrasi ile İslam'ın bir arada yaşayacağını kabullenmesini isteyen Orta Doğu Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. İhsan Dağı, "Asıl sorun Kemalizm'in demokrasiye uygunluğu konusunda." diye konuştu. Kemalizm'in Türkiye'de demokrasiye ne kadar hazır olduğu sorusuna cevap bulunması gerektiği görüşünü belirten Dağı, ayrıca katı laik kesimin taleplerinin demokratik değerlerle örtüşmediğine vurgu yaptı. AKP'nin hala Amerika ve Avrupa'da bazı çevreler tarafından İslami yönleri ağırlıkta olan parti şeklinde değerlendirmelerini haksızlık olarak kaydeden Prof. Dr. Dağı, ayrıca bu tür yorumlarda bulunanları da iyi niyetli olmadıkları yönünde eleştirdi. AKP'nin demokratik ve sosyal alanlarda Türkiye'de son beş yılda yaptıklarına dikkat çeken Dağı şöyle devam etti: "İslamlaşma adına yapılan somut bir örnek yok. Türkiye'yi AB'ye taşımayı hedefleyen ve de bunu her fırsatta dile getiren AKP'nin gizli İslam ajandası olduğuna ben kesinlikle inanmıyorum. Bu partiyi yıllardır takip eden biriyim ve gizli İslam ajandası olduğuna yönelik benim hiçbir gözlemim veya tespitim olmadı. AKP'nin asla İslami bir parti olacağına inanmıyorum ben. İslami parti liberalizme, var olan ekonomik sisteme karşı olması gerekiyor ama Türkiye'de bugün bu değerleri en çok savunan parti AKP. " Kürt sorununa çözüm için ciddi çaba içinde olan partinin AKP olduğuna işaret eden Prof. Dr. Dağı, buna Kürt halkının da inandığını ve son seçimlerde sandığa yansıdığını kaydetti. Son genel seçim sonuçlarını ilginç bir yaklaşımla değerlendiren Gazeteci Yavuz Baydar, "22 Temmuz seçimleri Türkiye'ye ilerlediği yolda vites yükselttirdi." dedi. Türkiye'nin AB yolunda ilerlemeye devam ettiğine değinen Baydar, AKP ile bu sürecin daha emin adımlarla kat edildiğini dile getirdi. AB'yi, Kıbrıs sorunu, başörtüsü ve bir türlü tartışması bitmeyen Türkiye'nin Avrupa'nın parçası olup olmadığı konularında çifte standart uygulamakla eleştiren Baydar, bunun da Türkiye'deki reformların hızını kestiğine işaret etti. Dondurulan bazı müzakere dosyalarının Türkiye'nin AB yolundaki ilerlemesine olumsuz etki yaptığına dikkat çeken Baydar, Türk halkının eskisi kadar AB'ye üyelik konusunda arzulu olmadığını söyledi. Konuşmasını kuzey Irak ve terör konuları ile sonlandıran Baydar, ABD'ye bu sorunlar karşısında Türkiye'ye daha somut yardımlar yapmasını önerdi. Baydar, Amerika'nın kuzey Irak ve terör konusunda Türkiye'ye ciddi yardımları dokunabileceğini belirterek, "Bu, iki ülkenin geleceği adına çok olumlu sonuçlar verecektir." şeklinde konuştu. "Türkiye'de 2007 seçimleri" konulu oturumun bir başka konuşmacısı da gazeteci Mustafa Akyol'du. Gazeteci Akyol, Türk politika tarihinden söz ederek, liberalleşmenin ilk olarak Cumhuriyet döneminin başlarında görüldüğüne işaret etti. Akyol, Türkiye'nin dünyaya açılması ve entegre olmasını ise rahmetli Turgut Özal ile gerçekleştiğini dile getirdi. Memecan; "Türk kadını politikada her geçen gün daha da aktif" AKP'li milletvekili Nursuna Memecan, Türk kadının politikada ağrılığının her geçen daha da arttığını savundu. Memecan, son seçimlerle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) kadın vekil sayısının 50 kişi olduğunu dile getirerek, sosyal hayatta da bayanların giderek daha aktif hale geldiğini kaydetti. Gönüllü olarak politikaya atılan kadınların kendi aralarında tecrübelerini ziyadesi ile paylaştığını belirten Memecan, bu sayede çok ciddi kazanımlar elde ettiklerini savundu. Kadınların ev ziyaretleri sayesinde halk ile birebir temasta bulunmasına dikkat çeken Memecan, "Ben bunu demokratik değerlerin yerleşmesi ve kadın haklarının daha çok yerleşmesi bakımında harikulade bir hareket olarak görüyorum." dedi. Politikaya gönüllü olarak hizmet eden kadın sayısının binlerle ifade edildiği bilgisini veren Memecan, "Bu insanların fedakarlıkları altında çok önemli bir neden var. O neden de çocukları ve aileleri için daha iyi bir gelecek arzusudur." şeklinde konuştu. AKP'nin kız çocuklarının aileleri tarafından okula gönderilmesi karşısında annenin hesabına direkt para yardımında bulunduğuna dikkat çeken Milletvekili Memecan, kadın hakları konusunda bunun pozitif bir ayrımcılık olduğunu dile getirdi. Memecan, erkek çocukların da okula gönderilmesi karşılığında yine annelere maddi yardım yapıldığını söyleyerek, "Ancak kız çocuğuna eğitim aldıranlar daha fazla para alabiliyor." dedi. "Kadın hakları, insan hakları demektir. Bunu farklı düşünemezsiniz" diyen Memecan, AKP'nin bu bilinç ile hareket ettiğini ileri sürdü. Konferansın konuşmacılarından Boston Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Jenny White'ın "Türkiye'de kadınlar erkek himayesi altında" yönündeki tesbitine katılmadığını belirten Memecan şunları söyledi: "Himaye kelimesini kendim adıma sevmiyorum ve bunu da kabul etmek istemiyorum bir kadın olarak. Demokratik sistemle yönetilen bir ülkede kadının başkasının himayesine gerek duyacağına inanmıyorum. Türkiye, demokrasiyle yönetilen bir ülkedir." Türkiye de kadın hakları konusunda İstanbul'un Ümraniye ilçesinde yaptığı çalışmasını konferansta dile getiren Prof. Dr. Jenny White, erkek himayesinin çok güçlü olduğunu söyledi. "Kadınlar üzerinde erkeğinin baskın bir himayesi var" diyen White, bunu yaparken de dini değerlerin kullanıldığını savundu. Kadını kontrol altına alabilmek adına Türk erkeklerin din olgusu üzerinden kendisine kazanımlar elde etmeye çalışmakla suçlayan White, bunun çalışma ve sosyal hayata etkilerinin gözlenebileceğini nakletti. Türk kadınları için en önemli olguların başında kariyer yapmak ya da ekonomik kazanç elde etmek olmadığı tespitinde bulunan Prof. Dr. White, "Onlar için en önemli konu ahlaktır." değerlendirmesinde bulundu. Çalışma hayatında kadınların uzun süreli olmadığına değinen White, buna gerekçe olarak erkek hemegonyasının neden olduğu tespitinde bulundu. Türkiye'nin son altı yılında kadın hakları konusunda olumlu yönde yasal değişiklikler yapmasını olumlu bulan White, "Ancak, bunun pratik hayata yansıması henüz zaman alacak." diye konuştu. Yeni yasal düzenlemelerle kadınların Türkiye'de hem erkek hem de toplum karşısında daha iyi korunduğunu savunan White, şimdi tek sorunun bu anlayışın topluma yansıması olduğunu kaydetti. Konferans sonunda toplu olarak objektiflere poz veren katılımcılar, Türk Kültür Merkezi'nin (TCC) yaptığı organizasyondan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Yüzlerce öğrenci, akademisyen ve çeşitli meslekten kişilerce takip edilen konferansın tekrarı için TCC'den katılımcılar ricada bulundu. (Sezai Kalaycı, New York) |
|
| Son Güncelleme ( 05.11.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Ekim ayı sonunda Londra'da gerçekleştirilen "Değişen İslam Dünyası: Fethullah Gülen Hareketinin Katkıları" isimli uluslararası konferansın ardından, bu kez New York Columbia Üniversitesi'nin ev sahipliğini yaptığı "Türkiye'de İslam" konulu konferansta Gülen ve fikirleri tartışıldı.



