| Gelişmeye Açık Evrensel Düşüncenin Değişmezliği |
|
|
| Abdullah Fakiroğlu, fgulen.com | |
| 16.11.2007 | |
|
Değişmek ve gelişmek birbirine bağlı sayılabilecek iki kavram olsa da birbirinden tamamen bağımsızdırlar da. Her değişen gelişemeyebilir ama her gelişen aynı zamanda değişiyor demektir. Meselenin bir de zahiren olmasıyla özde gerçekleşmesi açısından farkı vardır ki, bunu da hemen bir çırpıda anlamak ve yorumlamak zordur. Bu son açıdan, her değişiyor gibi görünen, özde ve asılda değişmiyor olabilir. Her gelişen de zahiren değişiyor görünse de özünü değiştirmeden gelişme kaydediyor olabilir. Nitekim tarihten tanıdığımız bazı mümtaz şahsiyetler ve nadir hareketlerde bunu açıkça görürüz. Aslında değişmezlere bağlı kalındığı sürece insanın gelişirken değişmeden gelişmesi de mümkündür. Hayatlarına dikkatle eğilip baktığımız büyük şahsiyetlerin ve bu zatlara bağlı hareket ve misyonların da böyle bir sıfatla donanmış olduklarını görürüz. Değişmez şeyler vardır. Kur'an gibi, sünnet-i seniyye gibi.. Kur'an'dan ve Sünnetten süzülen prensipler gibi. İnsan tabiatından kaynaklanan kaide ve kriterler gibi.. Kainatin kanunları gibi.. Dinlenmek için ihtiyaç ölçüsünde uyumak şarttır gibi.. arayan bulur tecrübî kaidesi gibi..Mesela her insan, ilgi ister. Herkes, mutlu olmayı arzu eder. İşte hem Kur'an'a ve sünnete hem de Kur'an ve Sünnet'in birer tefsircisi olduğu kainattaki kanunlara bağlı kalındığı sürece, insanın da bir hayat boyu değişmemesi mümkündür. Ancak, yukarıda da bahsettiğimiz gibi, değişmemeyle gelişmeyi birbirine karıştırmamak lazım. Nitekim, zamana, mekana, insan tabiatına ve meydana gelen hadiselere göre gelişmek, metod değişikliğine gitmek de kainatın değişmezlerinden biridir ve gayet fıtrîdir. Gelmek istediğimiz nokta şurasıdır: İlmini, irfanını ilk yaşından itibaren alıp, hareket tarzını, Kur'an, Sünnet, kainat ve insan'a göre daha baştan ayarlamasını bilen (daha doğrusu bu yönde ilahî bir özel sevke mazhar olan) şahsiyetlerde, temelde değişmezlere dayandıklarından dolayı değişme yoktur. Onlar, yirmi yaşlarında ne ise yetmişlerinde de odur. Hatta denebilir ki, daha yirmi-yirmi beş yaşlarında belki de pek çok meseleyi halletmişlerdir. Bilgi, marifet, kalp hayatı, hayatı tanıma, insan psikolojisini çözme, toplumu anlama gibi açılardan onlar çok erken dönemlerde hem kitabî hem de tecrübî yönden doymuşlar/doyurulmuşlardır. Evvela, iman, marifet, muhabbet ve bu birikimlerden hasıl olan; bizler için yetmiş yılda elde etsek çok büyük bir nimet ve kâr sayacağımız "bakış açısı", büyük şahsiyetlerin bir ömür boyu değişmeden yaşamalarını ve fikirlerini tereddütsüz icraata dökmelerini sağlar. İşte Fethullah Gülen Hocaefendi de bahsini yaptığımız zatlardan biridir. Hayatı, eserleri ve icraatlarıyla; yukarıda bahsini ettiğimiz şahsiyetlerin bugün en canlı misali olarak gördüğümüz bu zat, yetmiş yıllık hayatı boyunca, zamana ve şartlara göre hareket ve üslup tarzını değiştirse de, fikirde ve özde değişmemiştir/değişmez de. Bu söylediklerimizden akla gelmesi muhtemel bazı şüphelerin seslendirildiğini duyuyor gibi olsak da gelecek günlerde müzakeresini yapacağımız bu meselenin iyi anlaşılması gerektiği kanaatini taşıyorum. Sevgi, diyalog, dini en hassas bir kulluk anlayışı içinde yaşama gibi hususiyetler sizce değişmeli mi yoksa gelişmeli mi? Ve Fethullah Gülen Hocaefendi hangisini yapmıştır? |
|
| Son Güncelleme ( 24.03.2008 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Değişmek, dönüşmek, ikinci bir tabiat kazanmak, yorumlarla şekillenmek, bir insanın en tabiî özelliklerindendir. İnsan, bu vasıflarıyla kat edeceği mesafeleri kat eder, öğreneceklerini öğrenir, hayatı değişik yönleriyle tanır ve manalandırır. Böylece, insan olmanın en bariz farklarını ortaya koymaya çalışır.



