Mü'min, Zengin de Olsa Mütevazi Olmalı Yazdır E-posta
Fethullah Gülen, Zaman   
23.11.2007

Mü'min, Zengin de Olsa Mütevazi Olmalıİslamiyet'te esas olan, dünyayı kalben terk etmektir, kesben değil. Bu açıdan, bir mü'min, tam bir ehl-i dünya gibi çalışıp kazanabilir ve Karun kadar zengin olabilir.. olabilir, zira o, iktiza ettiği an, elinde-avucunda ne varsa, hepsini Allah'ın rızası istikametinde infak edebilir.

İşte, malî imkânları geniş olan ve helalinden kazanan böyle zengin kimselerin müreffeh yaşamalarına bir şey denilemez. Dinin helal kıldığı çerçevede yeme-içme, rahat etme, Cenâb-ı Hakk'ın lütfettiği nimetlerden meşru dairede faydalanma, cismaniyet ve maddî hayat itibarıyla onları kullanma kula verilmiş bir haktır. Evet, Mevlâ-yı Müteâl, nelerden istifade etmeyi mübah kılmışsa, onlardan yararlanma kulun hakkıdır; bir kul, bu hakkı ister şahsı adına isterse de gelecek nesiller hesabına kullanabilir; bu onun imandaki derinliğine ve himmet ufkuna bağlıdır.

Ne var ki, insan bazı alışkanlıklar edinince, o yolla bir kısım sûiistimallere de kapı aralayabilir. Bu açıdan, mütevazı ve sade bir hayat tarzıyla iktifa edip sonra da Allah'ın ihsanlarını yine O'nun rızasını kazanma istikametinde değerlendirmek inanan zenginler için de önemli bir esas olmalıdır. Çünkü israf bizâtihî çirkindir; dolayısıyla, fakir ya da zengin her mü'min, helallerden ve mübahlardan istifade ederken bile aşırıya kaçıyor ve tehlike sath-ı mâilinde dolaşıyor olma endişesiyle temkinli davranmalıdır.

Rehber-i Ekmel (aleyhi ekmelüttehâyâ) ve Ashab-ı Kiram efendilerimiz, özellikle belli bir dönemden sonra, her türlü ferah-feza yaşama imkânlarına sahip olmalarına rağmen, mütevazı ve zâhidâne bir hayatı tercih etmişler ve buradaki her nimetin hesabının ötede sorulacağı inancıyla hep dünya-ahiret muvazenesini gözeterek yaşamışlardır. Allah'ın helâlinden ihsan ettiği nimetlere karşı şükürle mukabelede bulunup, sonra bu mala terettüp eden bütün hakları yerine getirirken İslâm'ı i'lâ etme ve insanlara faydalı olma mülâhazalarının dışında bir düşünceye girmemişlerdir. Evet, onlar hiç mal biriktirmemiş ve asla tûl-i emele kapılmamış, sürekli ahiretin yamaçlarına müteveccih olmuşlardır.

Nitekim Hazreti Ebu Bekir'in (radıyallahu anh), kendisine takdim edilen bir bardak soğuk su karşısındaki tavrı bu hakikatin en güzel şahitlerinden biridir: Evet, halifeliği döneminde kendisine bir bardak soğuk su verilir. Sıddık-ı Ekber, birkaç yudum içip iftar eder ve ardından gözlerinden damla damla yaş dökmeye başlar. Akabinde öyle hıçkırarak ağlar ki, etrafındakileri de ağlatır. Bir müddet sonra, dostları "Seni bu derece ağlatan nedir?" diye sorarlar. Der ki: Bir gün Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) önündeki bir şeyi eliyle iter gibi yapıyor ve "Benden uzak dur, benden uzak dur!" diyordu. Sordum, "Ya Resûlallah! Birini uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz ama ben kimseyi göremiyorum?!." Buyurdular ki: "Dünya, içindeki bütün debdebesiyle karşımda temessül etti ve bana kendisini kabul ettirmek istedi; ben de ona 'Benden uzak dur!' dedim. Bunun üzerine o, çekip giderken, 'Vallahi sen benden kurtulsan da, senden sonrakiler elimden kurtulamayacaklar. Kendimi sana kabul ettiremedim ama sonrakiler peşimden koşacaklar' dedi." İşte, bu bir bardak soğuk su ile dünya bana kendini kabul ettirmiş olur mu diye endişe ettim ve onun için ağladım.

Adanmış ruhlar gösterişten uzak yaşamalıdırlar

Bir başka gün, Nebiler Serveri, oruç tutmuştu; iftar edeceği zaman kendisine bir bardak süt getirmişlerdi. Sahabe-i güzin efendilerimiz Resûl-i Ekrem'in hoşuna gidebilecek bir şey yapmak için can atarlardı; o gün de ikram edecekleri sütün içine biraz bal koymuşlardı. Peygamber Efendimiz, sütten bir iki yudum alıp balın tadını hisseder hissetmez elindeki kabı mübarek dudaklarından uzaklaştırarak, "Bu nedir?" diye sorunca, "Ya Resûlallah, hoşunuza gideceğini düşünerek süte biraz bal karıştırdık!" cevabını vermişlerdi. Bunun üzerine Beyan Sultanı elindeki kâseyi yere koyarak şöyle buyurdu:

"Dikkat ediniz! Ben bunun içilmesini haram kılmıyorum; fakat bilin ki, kim (yemesinde-içmesinde, giyiminde-kuşamında) Allah için mütevazı olursa, Allah onu yücelttikçe yüceltir; kim de kibirlenir ve büyüklük taslarsa, Cenâb-ı Hak onu da alçalttıkça alçaltır. Kim iktisatlı hareket ederse, Allah onu zengin kılar; kim de israf ederse, Cenâb-ı Hak onu fakr u zarurete mübtela eyler.. ve kim Allah'ı çokça zikrederse, Mevlâ-yı Müteâl ondan hoşnut olur."

Sözün özü; iktisat, insanı kanaatkâr kılar; hadis-i şerifin ifadesiyle "Kanaat, tükenmez bir hazinedir." ve "Kanaat eden aziz yaşar; tamah eden zillete düşer." İktisat, berekete ve izzetli yaşamaya vesile olur. İsraf ise, kanaatsizliğe, sürekli hayattan şikayet etmeye, hırsa, riyaya ve ihlassızlığa sebebiyet verir; insanın izzetini kırar ve onu başkalarına yüz suyu dökmeye mecbur eder. Bütün mü'minler iktisat ve istiğna ruhunu hayatlarının esası yapmalıdırlar; fakat özellikle de adanmış ruhlar, yeme-içme, giyim-kuşam, ev-bark, araba ve eşya gibi bütün ihtiyaçlarını zaruret çizgisine göre ele almaya ve her meselede tevazu kaidesine muvafık davranmaya çalışmalıdırlar.

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.
YERBOLAT  - SLM   |2007-11-27 06:40:30
GUZEL
kc  - fani   |2007-11-24 08:13:11
Bismillahirrahmanirrahim

“Bir maksud ki fenada mahvoluyor, o maksudu istemem. Çünkü faniyim. Fani olanı istemem, neyleyim.”

Dünya
ehlince pek mergup olan, hayatın gayesi olan dünyevi gayeler, er veya geç ulaşacağımız âhiret menzilinde pek geçersizdir. Halbuki
kardeslerimiz cihazatça, kabiliyetleri, algılaması, ruhu, kalbi, aklı ile en mükemmel bir tarzda yaratılmıştır.

Tüm bu güzellikleri
sadece fanilikler için kullanan, dünyevi zenginlik...
m.korhan  - asılmaz bu yollar   |2007-11-24 08:07:47
Bismillahirrahmanirrahim

“Sen hazîneleri bitmeyen zenginlik sahibi Ganî’sin, ben ise Senin ihsanına muhtaç fakr-ı mutlak içinde bir
fakirim.”

Mesnevi-i Nuriye’de ise Rabbini şöyle tarif eder: “ O sonsuz bir zenginlikle gayr-ı mütenahi hazinelere
maliktir.”


İnsan bütün hayatını verircesine peşinden koştuğu zenginliklere rağmen mutlak fakirdir. Aslında bizim olan hiçbir şey
yoktur, her şey verilen ve bir gün bizden geriye alınacak ...
kc  - putlar karsısında egılmemek   |2007-11-24 08:02:17
Bismillahirrahmanirrahim

Asrımızın çarşısında zenginlik Üstadın tabiriyle “en mergup meta” haline gelmiş. Öyle revaç bulmuş ki bu
mal, beşeriyet âleminde tüm rağbetler ona yönelmiş, yüzler, gözler, fikirler ona dönmüş.

Zenginliğin kendisi başlı başına bir put
olurken, bizi bu büyük puta götürecek olan vesileler de birer birer küçük putçuklar haline dönüşmüş. Böylelikle zenginliğin kokusunu
aldığımız her vesilenin karşı...
ayşegülaltın   |2007-11-23 11:15:53
şu zamanda gerçekten çok zor,bencillik hat safhada.Buna rağmen mütevazi olmak ne iyi.Örnek olan hocalarımızdan Allah razı olsun.Bu konuda
öğretmenlere daha çok iş düşüyor,bence.
nesliahn çağlarsu   |2007-11-23 08:41:21
fethullah hocayı ilk kırık testi kitabı ile tesadüfen tabım afırsatı buldum .anlatılanların tam tersi... allah yolunda bi insan ... şimdi
onun yardımıyla llah yolunda ilerliyorum..sonsuz saygılar...
tolgahan ilhan  - genel soru   |2007-11-23 08:12:56
mütevazı derken ne gibi mesela yardım mahiyetindemi? veya mütevazı olalım derken yardımımı kasteddiniz?

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 23.11.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >

Multimedya

Temsil Öncelikli Tebliğ

Seyredin

Sahâbe Efendilerimizin Hizmet Düşüncesi

Seyredin

Hizmet Mâzeret Değil!..

Dinleyin

Kalb Kasveti ve İnşirah Vesileleri

Dinleyin

Altunizade Vaazı - 1980

İndirin

Berlin Konferansı - 1977

İndirin

İnsan, açıklamada bulunmaya lüzum görülen yerlerde kendisine düşeni anlatmalı; boş yere kalbinin kapağını açarak sırlarını fâşetmekten de kat’iyen sakınmalıdır. Öyle, her yerde, ulu orta kalbindeki sırları saçıp gezenlerin, günün birinde hem kendilerini, hem de içinde bulundukları toplumu önünü alamayacakları bir ölüme sürükleyecekleri, kat’iyen hatırdan çıkarılmamalıdır.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri