| Hocaefendi'nin İslamî İdealleri |
|
|
| Abdullah Aymaz, Zaman | |
| 26.11.2007 | |
|
"2004 Aralık'ta Houston'daki Dinlerarası Diyalog Enstitüsü'nün davetlisi olarak akademisyen ve din adamlarından oluşan yaklaşık yirmi kişilik bir grupla Türkiye gezisi yaptık. Önceden geziyle ilgili neyle karşılaşacağımızı beklemiyorduk. Türkiye gezisi sırasında öğrendik ki; geziyi düzenleyen kurumun kurucuları ve gönüllüleri ile Türkiye'de bize ev sahipliği yapanlar Fethullah Gülen'in fikirlerinden etkilenerek ortaya çıkmış milletlerarası bir hareketin üyeleriydi. Gezi sırasında Gülen hareketinin mensupları tarafından kurulmuş olan okulları ziyaret ettik, bir hastane ve dinlerarası diyalog müessesesi gördük, Türk aileleriyle beraber evlerinde yemekler yedik. Texas'a geri döndükten sonra Houston'daki Dinlerarası Diyalog Enstitüsü ile ilişkilerim daha da arttı. Houston'daki aktiviteler ve daha sonra Türkiye'ye yaptığım gezilerden sonra Gülen'in fikirleri ve etkisi üzerinde daha fazla bilgi sahibi oldum. Bir dinler tarihi hocası olarak dünya dinleri ve hümanistik düşünceler üzerine çalışmalarım oldu. Gülen'in fikirleri, Türkiye tarihi veya sufism konularında uzmanlaşmış biri değilim; ama şu ana kadar Gülen'in birçok çalışmasını okudum ve bilen insanlarla fikirlerini mütalaa ettim. Bu eserleri okudukça ve konuştukça Gülen'le dünyanın entelektüel büyük mütefekkirleri ve filozofları arasındaki derin bağlantıları görmeye başladım. Bu kitapta da gayem Fethullah Gülen'in fikirlerini hümaniter ilimler çerçevesinde tahlil etmek. Özellikle yapmak istediğim şey; Fethullah Gülen'i tarihin önde gelen bazı mütefekkirleri ile fikir bazında bir diyaloğa yerleştirmek. Bu isimler Konfüçyüs, Eflatun, Kant, John Stuart Mill ve Jean Paul Sartre'den oluşmaktadır." Prof. Dr. Jill Caroll, kitabının son sözünde de şunları söylüyor: "Bu kitabın yazımı esnasında, Sayın Gülen ile buluşma ve onunla, yaşadığı inziva mekânında iki defa yemek yeme özel fırsatını buldum. Bize karşı çok nazikti ve çok hasta olmasına rağmen bizimle hayli vakit geçirdi. Bazı sorularıma cevap verdi ve orada hazır bulunanlar kendisiyle güncel meseleleri tartıştı ve heyecanla onun görüşlerini dinledi. Elbette bu kitabın yazımı esnasında Gülen'le metin formunda birlikte "yaşadım". Onun fikirlerinden ilham aldım; ama asıl onunla buluştuktan sonra, yaklaşık üç nesildir Türk kadınları ve erkeklerine nasıl yeni bir dünya kurma ve oluşturma ilhamı verdiğini anladım. O derin bir maneviyat, onur ve şefkat adamı ve bu durum eserleri ve şahsında açıkça görünüyor." Prof. Dr. Jill Caroll, ideal insan konusunda ise şöyle diyor: "Üç mütefekkir (Konfüçyüs, Eflatun ve Hocaefendi) değişik renk ve tonlarda bir ideal insan arayışı içindedir. Bu ideal insanlar geniş insan yığınlarının arasından yüksek düşünceleriyle ve farklı yaşayışlarıyla temayüz ederler. Gözleri hikmete, hizmete ve onurlu bir hayata dönmüş olarak yaşayan bu asil insanlar, diğer insanlardan çok farklı bir çizgidedirler. Konfüçyüs'te asil düşünceli insanlar ve Eflatun'da hikmet sahibi idareciler, ideal insan tiplemesinin örnekleridir. Gülen'de ise ideal topluluk veya ideal insan, yeryüzü mirasçıları, ideallerin insanı gibi isimlerle adlandırılır. Özelde Türkiye'nin, genelde bütün dünyanın yeni bir dirilişe ve yenilenmeye ulaşması; ancak bu ideal insanlar sayesinde olabilecektir. Her ne kadar Gülen'in ideal insan anlayışında İslamî düşünce esas olsa bile, Gülen'in kasdı bütün insanlığı kucaklayan ve varlığın manasına ulaşmaya çalışan bir ideal insan tiplemesidir. Değişik eserlerinde ideal insan üzerine söylediği sözler vardır; ama Gülen'de ideal insanın en geniş manada ele alındığı eser onun "Ruhumuzun Heykelini Dikerken" kitabıdır. Gülen'de yeryüzü mirasçıları, aklî ve ahlakî faziletleriyle diğerlerinin çok üstünde olan ve gerçek insanlığı yakalayan fertlerdir ve ancak bu fertler toplumu yönlendirirse doğruya ve iyiliğe ulaşılmış olur. Burada bilinmesi gereken temel bir husus, Gülen'in yeryüzü mirasçılarının önderliğindeki diriliş kavramının herhangi bir siyasî aktiviteyi ima etmediği noktasıdır. Gülen, siyasal bir teorisyen değildir ve onu Plato ile Konfüçyüs'ten ayıran farklardan birisi budur. Gülen'in kastettiği diriliş, fazilet ve hizmet insanları olarak yaşayan; ama sıradan insanlar gibi görünen bir topluluk vesilesiyle ortaya çıkacak yeni bir kültürel, entelektüel ve insanî anlayış ve bu anlayışın getirdiği yenilenmedir. Gülen'in üzerinde durduğu hakimiyet, seçkin bir siyasî liderler topluluğunun hakimiyeti değil, aksine barış, ilim, maneviyat, sevgi ve hoşgörüyle donanmış bir hayat felsefesinin üstünlüğüdür." Bu mukayeseli analizi, tafsilatıyla bu değerli düşünürün kaleminden okumanın zevkinden mahrum kalmayalım... |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Dinler tarihi hocası Prof. Dr. Jill Carol, yazdığı "Bir Medeniyetlerarası Diyalog Örneği: Gülen'in İslâmî İdealleri ve Humanistik Düşünce" isimli kitabında diyor ki:



