| Gülen'in Diyalog Anlayışı Hollandalıları Büyüledi |
|
|
| Zaman Avrupa | |
| 28.11.2007 | |
|
Erasmus Üniversitesi'nde 2 gün süren konferansı gazetemize değerlendiren Çelik, programın editör heyetinde yer alan ve programa dinleyici ve konuşmacı olarak katılan bilim adamlarının Gülen'i fikirlerini tartışmaktan duydukları memnuniyeti aktardı. Çelik programa "Barış içinde bir arada yaşamak: Fethullah Gülen'in günümüz dünyasında barış teşebbüsleri" şeklinde bir başlık seçmelerinin sebebini de anlattı. 11 Eylül'deki saldırı akabinde patlak veren bloklar arası gerginliğe karşı diyaloğu ve barışı incelemek istediklerini söyleyen Çelik, "Avrupa'da gündemden düşmeyen göçmenlerin ve özellikle Müslümanların uyumu konusuna, birlikte ve barış içinde yaşama konseptine, Gülen'in düşünceleri ışığında, uzmanların gözüyle bakmak istedik. Mevcut Hollanda hükümetinin sloganı olan "Birlikte Çalışma ve Birlikte Yaşama" temasıyla da çok ilgili bir konu bu aynı zamanda." dedi. Konferansın iki gün boyunca 400'ün üzerinde kayıt yaptıran öğrenci, akademisyen, siyasetçi, gazeteci ve yazar tarafından ziyaret edildiğini söyleyen Çelik, 32 tebliğ sunulduğunu ifade etti. Konferans süresince Gülen'in düşünceleri ve hareketin sosyal konulara olan yaklaşımlarını akademik bir ortamda tartışma imkanı bulduklarını belirten Çelik, editör heyetinde bulunan Prof. Andreas Kinneging, Prof. Anton Wessels, Prof. Karel Steenbrink, Prof. Ton Notten ve Dr. Pim Valkenberg'in böyle dolu dolu bir programın ülkelerinde gerçekleştirilmiş olmasından çok memnun olduklarını ifade ettiklerini aktardı. Katılımcıların konferansın Hollanda için Gülen'i ve Gülen Hareketi'ni tanıma adına büyük bir fırsat yakaladığını söylediklerini de belirten Çelik, "Gülen'in Kur'an'daki, 'Aslolan barıştır' mealindeki ayetini diyalog anlayışı ve çalışmaları için temel esas aldığını ifade eden bazı konuşmacılar, Gülen'in Uygarlıklar Diyaloğu yönündeki çağrısının fanatizme, marjinalleşmeye, savaşlara ve şiddete karşı çıkmasını öngördüğünü söylediler." dedi. Diyaloğun alternatifinin karşılıklı imha ve kültürlerarası çatışma olduğunu belirten Çelik, Gülen'in diyaloğa yaklaşımın pek çok ilim adamı, düşünürü ve insani etkilediğini ifade etti. Özellikle Hollanda'da işlenen Pim Fortuyn ve Teo van Gogh cinayetlerinden sonra kutuplaşmanın artığına işaret eden Çelik, konferansın bu tür bir hareketin ve yaklaşımın kitlelere daha iyi duyurulması için önemli bir fırsat olduğunu ifade etti. Konferansı iki kurumun birlikte organize ettiğini aktaran Çelik, "Teklif ve teşebbüs Diyalog Akademi tarafından yapıldı. Diğer organizatör kurum ise, kökü 1824 yılına kadar dayanan Leeds Metropolitan Üniversitesi" dedi. Çok kısa bir süre içinde teklifleri istemiş olmalarına ve pek de reklam yapmamalarına rağmen, 150'den fazla kişiden tebliğ teklifi aldıklarını belirten çelik, "Bu tekliflerin 90 kadarı doğrudan Gülen Hareketi ile ilgili idi. Tebliğlerin seçilmesi ve akademik kriterlere göre değerlendirilmesi için 9 ayrı ülkeden 17 kişilik bir akademik seçici kurul oluşturuldu. Gelen yazıları birbirlerinden bağımsız olarak değerlendiren heyet, konferansa katılacak tebliğleri objektif kriterlerle belirledi. 17 kişilik editör heyetimiz 100 kadar tebliğ teklifini değerlendirdi ve hepsine 1-5 arası not verdi. Başlangıçta, 16 tebliğ planlamış olmamıza rağmen bunu 32'ye çıkarmayı kararlaştırdık." dedi. Kraliçe'den başlayarak en üst düzey yetkilileri ve bürokratları konferansa davet ettiklerini belirten Çelik, "2 bine yakın davetiye gönderildi. Ayrıca 2 bin e-mail ile diğer kişi ve kuruluşlar da davet edildi. Kraliçenin ve prenslerin sekreterleri tarafından imzalanmış iki mektup aldık. Mektupta davet için teşekkür ettikleri, konunun ilgi çekici olduğu, ancak daha önce kararlaştırdıkları programlar sebebiyle konferansa katılamayacakları ifade ettiler." şeklinde konuştu. (Basri Doğan, Amsterdam) |
|
| Son Güncelleme ( 28.11.2007 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



Hollanda'da gerçekleşen Fethullah Gülen Konferansı'nı düzenleyen Diyalog Akademi Vakfı'nın Başkanı Gürkan Çelik, konferansta dile getirilen diyalog anlayışının Hollandalı akademisyenleri derinden etkilediğini belirtti.



