|
Fethullah Gülen zaman zaman medya sahipliği tartışmaları çerçevesinde ele alınıyor. Değerlendirmeleri yapan zevata bakarsanız Türkiye'de Gülen'in hemen her muhafazakâr medya grubuyla dolaylı veya dolaysız bir münasebeti olduğunu, medyadaki el değiştirmelerden O'nun sorumlu olduğunu düşünebilirsiniz.
Son Sabah-ATV satışı da yine bu meyanda ele alınıyor ve Çalık Grubu'nun ticarî kaygılarla girdiği bir ihale "Gülen'in basını fethi" olarak değerlendiriliyor. Halbuki gazetecilik dürtüsüyle hareket edenlerin öncelikle Fethullah Gülen'e sonra da Çalık Grubu'na sorduktan sonra vermek mecburiyetindelerse hükümlerini vermeleri gerekmez mi? Çalık Grubu'nun hukuk müşaviri ihale sonrası yaptığı açıklamada grubun ticarî kaygılarla hareket ettiğini söylemişti. 1 milyar doların üstünde bir rakamı Gülen istediği için vermiş olamaz Çalık Grubu. Hatırlayacaksınız Gülen'in uzaktan yakından bir ilgisinin olmadığı Star gazetesine de "Fethullahçı" yakıştırması yapılmıştı ve yapılıyor. "İslam dinini kabul edip onun emirlerini uygulamaya çalışan herkes –kalbleri sadece Allah bilir– Kitap ve Sünnet açısından mü'min, müslüman ve dindardır. Onları, bundan başka herhangi bir isimle ya da unvanla anmak ise, en hafif ifadesiyle saygısızlıktır. Bu itibarla, bazı dinî vecibelerini yerine getirmeyen kimselere "küfürcü", "dalâletçi", "fıskçı"... demek münasebetsiz olduğu gibi, dini bütünüyle yaşamak isteyene "İslâmcı" veya "dinci" demek de en az o kadar saygısızca bir ifadedir." (Fethullah Gülen) Bir rahatsızlık konusu da Türkiye adına yurt dışında yapılan diyalog faaliyetleri. Bu çalışmalarda işin tabiatı gereği Fethullah Gülen'in adı geçiyor. O'nun kredisiyle hareket eden insanlar bir vefa borcu olarak bunu yapıyorlar. Yoksa ne O'nu yüceltmek, ne de başka birisinin yerine oturtmak derdindeler. Gülen'in de dünyada bilinmek, tanınmak, saygı duyulmak gibi bir derdi yok. O gibi şeylerden fersah fersah kaçtığını herkes biliyor. Uzun zamandır yaşadığı ABD'deki durumu da buna şahit. Kaldığı odasından bile nadiren çıkan bir insanı tanıyanlar O'nun Mevlânâ'yla, Yunus'la bir tutulamayacağının zaten farkındalar. "Fethullah Gülen Mevlânâ ile bir tutuldu" diyenler haksızlık yapıyorlar. "Bence millilik de, ulusalcılık da ancak böyle olur; meselenin hikâyesini yaparak değil. Türkiye'nin davası büyük bir davadır. Ona topyekûn bir milletin, milli mücadelede olduğu gibi sahip çıkması lazımdır, demeye devam edeceğim. Bu hususta sesimi kesecek ve bana bunları söyletmeyecek bir kanun da bilmiyorum. Milletime karşı bir vefa borcu olarak bunları söylemeye devam edeceğim." (Fethullah Gülen) Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır. İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.
|