|
Ne kadar enteresan!
Fethullah Gülen'in Türkiye'ye dönmesini kendisine en büyük dert edinenlerin bulunduğu bir ülkedeyiz.
Bütün entelektüel birikimlerini O'nun niçin dönmediği problemi üzerine yoğunlaştıran bir kesim var. Ülkemizin devasa meseleleri bunun yanında hiç kalacak derecede beyin sancısı çekiliyor bu noktada. Bu soru soruluyor: Niçin dönmüyor? Dönersem kendim gibi, Ramiz Efendi'nin Üçşerefeli Cami'de imamlık yapan oğlu gibi dönerim. Size komik gelebilir ama döndüğüm zaman acaba bana yine o camide imamlık verirler mi, yine aynı pencerede kalsam; ya da Kestane Pazarı'nda idarecilik vermeseler bile, tahta kulübem gibi bir kulübede kalmama müsaade ederler mi diye düşünüyorum. Bir diğer düşüncem de, bütün samimiyetimle ifade edeyim, köyümde, dedelerimin arsası üzerinde yapılmış bir misafirhane var, gitsem orada kalsam diyorum. Doğduğum, büyüdüğüm köyde bir köylü gibi ölsem. (Fethullah Gülen) Sonra 'son günlerde Fethullah Gülen'in dönmesine ortam hazırlayacak bazı hareketler olduğunu görüyorum. ' diyor ve sıralamaya başlıyor. Anlıyorsunuz ki dert Gülen'i ülkesine döndürmemek. Başından beri böyle konuştular, yazdılar aslında. 'ABD çıkarsın O'nu kaldığı yerden, Türkiye'ye de sokmayalım'. Bir şakiye yaptıkları gibi 'Dolaşsın dursun dünyayı. Dışarıda bir yerde ölsün. Cenazesi bile gelmesin.' Dert buysa tamamen kendisi dışında gelişen ve kötü niyetli insanların başlattığı tartışmaya 'Yeni Türkiye'nin yeni başrol oyuncusu: Fethullah Gülen, Sabah'ın cemaate yakın Çalık Grubu'na satılması... Jinekolog Alp Nuhoğlu'nun açıklamaları... Hakan Şükür ile G.Saray arasındaki kriz... Özcan'ın YÖK Başkanı olması... Bütün bu olayların ortasında tek bir kişi var: Fethullah Gülen!' diyerek girmek saygısızlıktan başka bir şey değil. Ayrıca bu hadiselerde Gülen'in rolüyle ilgili müşahhas bir bilgi var mı elinizde? Çünkü Fethullah Gülen kendisini 'düz bir insan' olarak tanımlıyor. Kendi köşesinde, inzivada yaşayan, yerli-yabancı gazete ve televizyonlardan gelen bütün görüşme tekliflerini geri çeviren bir insan. Bu noktadan 'bunları konuşmamız gerekiyor çünkü bugün Türkiye'nin bir numaralı maddesi, kabul edelim ya da etmeyelim, Fethullah Gülen' demek de yanlış. O, kendisini öyle görmüyorsa sizin yakıştırmanızsa tek taraflı bu tartışma kör dövüşünden ileri gitmez. Ne Gülen, ne de O'nu sevenler böyle bir tartışmanın içinde olmazlar, olmadılar da. Bu yaşananlar, "Aslında dünya çapında din diktatörlüğü kurmak istiyorlar; niyetlerini gizliyorlar" gibi sevimsiz yakıştırmalarla karalanabilecek şeyler değildir. Eğer bir milletin fertleri tarafından benimsenmiş bir şey varsa ortada, o insanların hissiyatına saygılı olmak lazımdır; milletin samimane gayretlerini fütursuzca karalamaya kalkmak doğru bir şey midir? Öyle bir diktatörlük iddiası bir delile dayanmıyorsa nasıl söylenebilir; kimden duyulmuş, nerede ifade edilmiş, bu tür niyetleri olan insanlar ağızlarından kaçırmazlar mı? Siz bu insanları dünyayı idare edecek çapta dâhiler olarak mı görüyorsunuz; kaldı ki dâhi bile olsalar içlerindekini yer yer sızdırırlar. Bu iddialar mantıksız geliyor bana. (Fethullah Gülen) Hem Fethullah Gülen'in kalp damarlarına stent takılması, şekerinin kontrol altında olması O'nun sağlığının düzeldiğine işaret etmiyor ki. Fethullah Gülen hasta. Gidip ziyaret edenler görüyorlar durumunu. Ama O, sadece sağlık problemi sebebiyle ABD'de olmadığını değişik vesilelerle anlattı. 'Niçin dönmüyor' etrafında neredeyse düşünce kuruluşu kurmayı teklif edecek insanların başlattığı her tartışmaya dalıp 'şu şu sebepten dönmüyorum, siz uygun görürseniz şu zamanda dönebilirim' diyemez ki! Fethullah Gülen'in ABD'de bulunması kendisine ait bir tercih ve insan hakkı-hukuku diye bir şey varsa buna saygı duyulması gerekir. Yani temcit pilavı gibi 'dön artık, niye dönmüyorsun' sıkıntısına girmesin kimse. 'Herkesin konumuna saygı' prensibini şiar edinmiş ve etrafına bunu telkin eden bir insana bu kadarcık saygıyı da çok görmeyin artık. Asıl mesele, arkasında gördükleri kimselerden dolayı hareketi mahkûm etmek isteğidir. Birisi açıktan açığa, "Keşke böyle bir işin arkasında dindarlar olmasaydı" dedi. Daha açık konuşayım: Kendi adıma bu meseleye sahip çıkmam hem saygısızlık, hem de kibir ve gururdur. Ben bu hizmetlerin milyonda birine bile sahip çıksam haddimi bilmemezlik yapmış olurum. Yine de deniliyor ki, "Keşke bu meselenin arkasında bir imam parçası olmasaydı." Zaten o meselenin arkasında destanlar ortaya koymuş bir millet var, imam parçası yok. İşte onun için savaşmakla da başa çıkılamaz bu mesele ile çünkü millet ile savaşılmaz. (Fethullah Gülen)Ayrıca Fethullah Gülen ABD'de oranın mer'î kanunlarına göre vizeyle oturuyor. Vize uzatması gerektiğinde uyması gereken hususlara da riayet ederek. Özel izinle, korumayla değil. Öyle bir korumaya ihtiyacı da yok ve bunu da tabiatı gereği büyük bir zül sayıyor. Buralarda tanınan, bilinen bir insan değilim. Zaten nezaketen kabul etmek durumunda kaldığım birkaç kişi dışında kimseyle görüşmedim. (Fethullah Gülen) Fethullah Gülen, Türkiye'ye dönme kararını kendisi verecek. 'Döneyim mi dönmeyeyim mi' diye kimseye sormayacak. Artık bu derdi bırakalım ve ülkemizin problemlerine yapıcı çözümler üretmek için beyin sancısı çekelim. Azıcık dine saygısı olan insanları da 'şucu-bucu' diye yaftalamaktan vazgeçelim. Bu sayfadaki görüşler yazarın kendi düşünceleri olup Fethullah Gülen tarafından yazılmamaktadır. İktibaslar ise Fethullah Gülen'in daha önce yaptığı açıklamalardan alınmaktadır.
|