Ortadoğu'da İstikrar, AB Üyesi Türkiye'den Geçer Yazdır E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
Zaman   
16.12.2007

Yeni Bir Abant PlatformuAbant Platformu, 16. toplantısında önde gelen Türk ve Arap akademisyenleri İstanbul'da bir araya getirdi. AB sürecinin masaya yatırıldığı iki günlük toplantının kapanışında, Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolüne dikkat çekildi.

Prof. Dr. Eser Karakaş, bölgedeki kalıcı istikrarın, Türkiye'nin AB üyeliğinden geçtiğini anlattı. Eser'e göre ABD'nin müttefiki olan istikrarlı bir Türkiye, İsrail'in Ortadoğu'daki etkisini azaltacak. Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış da Türkiye'nin katılımıyla Ortadoğu ile sınırdaş olacak AB'nin, bölgedeki sorunların çözümünde daha aktif bir rol oynayacağına işaret etti.

"AB Sürecinde Medeniyetler Köprüsü Türkiye" başlığını taşıyan toplantının ilk oturumunda söz alan Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Samir Salha ise Avrupa'nın, Türkiye'den korkmaması, rahatsızlık duymaması gerektiğini anlattı. Dr. Menar eş-Şorbacı da, son dönemlerde Türkiye'nin bölgedeki gücünün arttığının altını çizdi.

İstanbul Grand Cevahir Otel'de gerçekleştirilen Abant Platformu'nun ikinci ve son gününde "Türkiye'nin Avrupa Birliği Üyeliği: Avrupa ve Bölgesel Açıdan Bakış" ve "Türkiye ve Bölgesel Meseleler: Dengeli Bir Rol Oynamaya Yönelik Çabalar" başlıklı iki oturum gerçekleştirildi.

Türkiye'nin yeni dış politikası ve AB sürecinın tartışıldığı toplantıda yapılan sunumlar özetle şöyle:

Prof. Dr. Pakinam eş-Şarkavi: AB içerisinde sosyal anlamda büyük sıkıntılar var. AB içerisindeki toplumlar da sosyal anlamda sıkıntıları olduğu için bu genişlemeyi istemiyor. AB, Türkiye'ye karşı adaletli davranmıyor. Doğu Avrupa ülkelerine getirmediği şartları Türkiye'ye getiriyor.

Prof. Dr. İbrahim el-Bayoumi Ganem: Avrupa'nın Türkiye'yi tabii ki kamu hizmeti ve güvenlik sebepleriyle dikkate aldığı doğru. Ancak AB'nin başka kazancı olmayacak mı? Türkiye'nin Doğu ile Batı arasındaki kültürler arasında bir rolü olmayacak mı? Eğer Türkiye, AB'ye kabul edilmezse, burada dinin rolü artacaktır deniyor. Bana göre her iki durumda dinin rolü artacak.

Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış: Biz Türkiye'nin AB'ye katılmasını, bölge ülkeleriyle ilgilenmesini birbirinin rakibi olarak görmüyoruz. Ya AB ya da Kafkasya olarak görmüyoruz. Aksine bunlar birbirini tamamlayıcı etkenler. Türkiye, AB'ye girerse bölge ülkeleriyle de arası iyi olacak, bu ülkelerin sorunlarını AB platformunda tartışma imkanı olacaktır. AB ile ilişki, bölge ülkeleriyle ilişkilere alternatif değil, birbirlerini tamamlayıcı unsur olacaktır. Bir de, Türkiye, AB'ye girmemesi halinde, o sırada kendisine en uygun yolu bulacaktır. Piyasa ekonomisinin, temel hak ve özgürlüklerin iyi olduğu, yolsuzlukların olmadığı bir ülke AB'ye girmese de bölge ülkeleri için örnek, laboratuvar işlevi görecektir. Mısır ne kadar yakından takip ediyorsa, Türkiye'nin AB sürecini Malezya da takip ediyor. AB'ye girmek için değil, ilişkilerin sonucu ne olacak diye.

Prof. Dr. Eser Karakaş: AB üyeliği gerçekleşecekse bu, kutsallıktan değil, karşılıklı çıkarlardan olacaktır. 1963'te başlayan süreç sonucunda, hukuki değil, çıkarlara dayanan bir entegrasyon olacaktır. Bölgedeki kalıcı istikrar da, Türkiye'nin AB üyeliğinden geçiyor. ABD, Türkiye'nin AB üyeliği için bildiğimizden daha fazla baskı yapıyor. Türkiye, önümüzdeki yıllarda istikrarlı ve güçlü olacak. Türkiye güçlü ve istikrarlı olursa İsrail'in bölgedeki gücü azalacaktır. Bunu Arap dostlarımızın görmesi gerek.

Dr. Manar eş-Şorbacı: 2002'den sonra, AK Parti iktidarı ile birlikte Türkiye'nin bölgedeki rolü arttı. Bölge sıkıntılı bir durumda ve Türkiye'nin bu sıkıntıların çözümünde aktif olması önemli. Bölgede stratejik bir denge olmakla birlikte AB ile ilişkilerini de devam ettirdi. İran ve İsrail arasında arabuluculuk rolünü üstlendi. Şüphesiz bu kendi çıkarı için; ama bu bize gerçekten Türkiye'nin bölgede önemli bir güce sahip olduğunu gösterdi. Özellikle iç konjonktürdeki değişikliklerin ileride Türkiye'yi daha çok güçlendireceği görüşündeyim. Tabii bu arada önümüzdeki süreçte ordu-sivil ve laiklik-İslam ilişkileri nasıl gelişecek ona bakmalı. (Büşra Erdem)

Yorumlar
Yeni Ekle RSS
+/-
Yorum yaz
Adınız:
E-posta:
 
Başlık:
 
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu giriniz.

3.20 Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme ( 17.12.2007 )
 
< Önceki   Sonraki >
Foreign Policy'de Gülen Röportajı

Multimedya

Fethullah Gülen Belgeseli-1: Ümit Yolcusu

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-2: Sevgi Okulları

Seyredin

Fethullah Gülen Belgeseli-3: Hoşgörü ve Diyalog

Seyredin

İmanda Derinlik

Seyredin

Yıkık Yuvalar ve Ebedî Yetim Çocuklar

Dinleyin

Müzmin Müfteriler ve Müslümanca Mukabele

Dinleyin

Erzurum Vaazı - 19980

İndirin

Altın Nesil Konferansı - 1977

İndirin

İrfan ve asaletten mahrum, devlet işlerinden de anlamayan nasipsizler, şayet yanlışlıkla birer vazife başına getirilmişlerse, hükümetin gücünü kullanmaktan, onun iktidarını istismar etmekten, her yerde kendi çıkarlarını aramaktan ve despot birer kral gibi hüküm sürmekten geri kalmayacaklardır. Böylelerinin iktidarda olduğu bir ülkede sadece zalimlerin “hay-huy”u ve mazlumların iniltisi duyulacaktır ki, bu şeâmetli seslerin yükseldiği hemen her yerde Âd ve Semûd’un âkıbeti kaçınılmaz olagelmiştir.
Advertisement
Fethullah Gülen Web Siteleri